16 Mayıs 2026 Cumartesi

[Lazca- Türkçe Anılar/ Anlatımlar- 3]: "Erkek Çocuğun Evlendirilmesi"

 

 

 


 


[Lazca- Türkçe Anılar/ Anlatımlar- 3]: "Erkek Çocuğun Evlendirilmesi"

 

 

Erkek çocuğunu evlendirmek isteyen anne, âdet olduğu üzere elbise veya hırkasını ters giyip gelin namzeti kızın evine gider. Hoşbeşten sonra kızın annesine şöyle der:

--Gelincağızım, ben bugün buraya elbisemi ters giyerek kızımız için geldim.

Kızın annesi Zeliha Hanım da şöyle karşılık verir:

--Elbiseni ters giydiğinin farkına ilk anda fark etmiştim!

İkisi birden gülüşmeye başlarlar.

Oğlanın annesi şöyle der:

-- Allah için iyi yaşıyoruz. Sulak arazimiz var. Ağzına kadar dolu kilerimiz, hayvanlarımız, ahırımız, tahıl ve erzakla dolu ambarımız var. Bir de koca bir evimiz var. Çok şükür hiçbir şeye muhtaç değiliz. Biliyorsun, bizim oğlan Rüştü de artık büyüdü. Onu evlendirmeyi düşünüyoruz. Sizinle akraba olmak bizlerin hoşuna pek giderdi.

Kızın annesi şöyle karşılık verir:

-- Gelincağızım, onu anladım da! Şimdi ben sana ne diyeyim ki? Sen de çok iyi bilirsin ki bu işler palas pandıras olmaz. Hele bir akşam olsun, benim ihtiyar gelince ona bu konuyu açarım. Sen üç gün sonra yine gel. Ama âdet olduğu gibi yanında erkeğinle gel! Kocalarımız bu işi erkek erkeğe konuşsunlar.

Kızın annesi, oğlanın annesine uzun uzun anlattı.

Akşamleyin kızın babası eve geldi.

Zeliha hanım, kocasına konuyu açmaya çalışıyor:

--İhtiyar, farkında mısın bizim artık kız büyüdü, serpildi, kapılardan sığmıyor. Evlenecek çağa gelmiş. Günde üç- dört defa da aynaya bakıp duruyor.

--Kadın, sen deli misin? Eğer bizim kız deliyse, ortadan kaldıralım!

--Hayır, ihtiyar, hayır! Mesele dediğin gibi değil. Kız çocuk büyüyünce evlendirilir.

--Kadın, sen deli misin, yoksa ben mi?

--Hayır, ihtiyar, hayır! Ben deli değilim. Sen de akıllısın, bizim kız da akıllı!

--Kadın, sen neler dönüyor böyle?

--İhtiyar, bak, çok akıllı, hâli vakti yerinde insanlar. Sulak arazileri, ağzına kadar dolu kilerleri, hayvanları, ahırları, tahıl ve erzakla dolu ambarları var. Bir de koca bir evleri var. Rüştü akıllı oğlan. Babası Hasan da çok iyi bir insan. Lütfi adlı küçük bir erkek kardeşi var. Lütfi’nin hatırına, Hasan’ın hatırına bizim kızı Rüştü’yle baş göz edelim.

--Kadın, mesele öyleyse, âdet olduğu üzere hele bir elçi gelsin de bir konuşalım! Hayırlısıyla kızı verelim!

Üç gün sonra Rüştü’nün annesi, kocası Hasan’ı yanına alarak kız evine geldi. Oğlanın babası ile kızın babası çocukların baş göz edilmesi meselesini güzelce konuştular. Nihayetinde kızı, Rüştü ile baş göz etme kararı verdiler. Dört gün sonra Hocaefendi ile gelip âdet olduğu üzere nikâh kıydılar.

 Eğlenceler yapıldı; âdet olduğu üzere pek çok şişe ve tahta kaşık kırdılar. Oyunlar oynadılar, eğlendiler.

Zeliha, damadı Rüştü’ye üç- dört günlük bir düğün düzenledi. 

Rüştü, yanında on kişiyle düğüne gelirken, komşu delikanlılar yolda âdet olduğu üzere saklandılar, ama Rüştü diğer yoldan giderek onları atlattı, yolunu kesip yakalayamadılar.

Rüştü, nişanlısının evine yanındakilerle ulaştığında baldızları karşıladı. Baldızları, komşu kızlarla beraber sabaha kadar âdet olduğu üzere Rüştü’ye damatlık yaptırıyorlardı, eğleniyorlardı.

Rüştü’ye akşam yemeği, baklava ve tavuk butları ikram ettiler. Gel gör ki zavallı damat henüz pek genç olduğu için utancından yemek bile yiyemiyordu.

O gece şafak vaktine kadar âdet olduğu üzere Rüştü’ye böyle damatlık ettirdiler, eğlendiler. Şafak vaktinden sonra baldızları ve komşu kızlar, Rüştü’nün yanına nişanlısını getirip odadan ayrıldılar. Nişanlı iki genç odada yalnız kaldılar. Bol bol konuştular. Bir daha ne zaman geleceğini de kararlaştırdılar. Gün tam aydınlanmadan Rüştü, nişanlısının yanından ayrılıp kendi evine gitti.

Üç ay sonra nişanlı kızın, baba evinden damadın evine getirildiği gün büyük bir düğün yaptılar.

Âdet öyle olduğu için on- on beş kadar silahlı genç, nişanlı kızın evine gitti. Orada lezzetli yemekler yiyip sonra da kızı, baba evinden Rüştü’nün evine götürdüler.

Nişanlı kızın, damat Rüştü’nün evine getirilmesinden sonra, gençler damadın evinde yine âdet olduğu üzere pek çok bardağı kırıp, havluyu da paraladılar, eğlendiler. Üç horoz, dört tavuk, iki de kuluçka tavuğunu sözde aşırıp kendi evlerine götürdüler. Vaktizamanında Lazlar düğünlerde işte böyle eğlenceler yapıyorlardı.

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/04/lazca-turkce-anlar-anlatmlar-1-nodar.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/05/lazca-turkce-anlar-anlatmlar-2-dedeme.html

 

 

 

Biç̆işi oçilu

 

Biç̆i oçilamt̆am-şi, biç̆işi nanak porça vana xirk̆a gamakteri dolikunams do bozoşi oxoşa mendulu do bozoşi nanas uǯumes-ki:

“Gelini! Ma handğa gamakteri porça dolokuneri komopti bozoşa”.

Nana Zelixak uǯu-ki:

“Ma si komekʒadi: Porça gamakteri dologokuns”.

Jurikti ižiʒines:

“Ha, ha, ha…”

Biç̆işi nana uǯu-ki:

“Çkun biç̆i kelemardes, k̆ai bskidurt, ǯk̆ari gexunerizeni miğunan. Bağu, mandre, nalya do oxori-ti miğunan do hemuşeni biç̆i oçilu guris dolomangones do, tkvanik̆ala mzaxaloba-na p̆ate, k̆ai domaǯones”.

Bozoşi nanak uǯu-ki:

“Heya ho gelini! Ama ma haǯi si mu giǯva? Si-ti kogiçkin eǯak̆ap̆ineri dulya var iven. Olumcyaşe badi moxtasen do hemus ma koxoboǯonapam. Si sum ndğa-ş-kule moxti, ama a’çkva komoli kelik̆ati; muç̆o numsku. Komolik komolis up̆aramitas!”

Haşo mç̆ipaşaşi koxoǯonapu biç̆işi nanas. Olumciaşe bozoşi baba komoxtu do oxorca muşik oxoǯonapams:

“Badi, bozo domardes, nek̆nape montxams. Bozo gamatxuşi divudoren, şkape golonk̆anams. Ndğas xut-otxo fara yalis gyoǯk̆edams”.

-Kçini, si deli yeri? Bozo deli ren-na, dop̆ilat!

--Var, badi, var! Dulya heşo va ren! Bozo elirda-şi, gamotxvaman.

--Kçini, ʒanʒa deli ren-i, vana ma deli bore-i?

--Var, badi, çkimi, var! Si-ti ğnosari do bozo-ti ğnosari!

--Kçini, kyerki ho! Mt̆k̆eʒi vana mun ore?

--Badi, şalapişi dido ğnosari do, k̆ai-na skidunan, k̆oçepe renan. Zenis ǯk̆ari gyuxenan. Nalya, bağu, mandres do didi oxori-ti gyudginan. Ruşdi ğnosari biç̆i ren. Baba muşi Xasani-ti dido k̆ai k̆oçi ren, ama ar ç̆ut̆a cuma uyonun, Lutvi coxons. He Lutvişi xat̆irişeni do Xasanişi xat̆irişeni Ruşdis bozo çkuni komepçat.

--Xçini, dulya heşo ren-na, elçi moxta-şi, bozo komebçat!

Ruşdişi nana Must̆afa elak̆ateri moxtu do k̆ai dup̆aramites do imaneti komeçes. Ontxo ndğa-ş-k̆ule xoca elak̆ateri moxtes do ningyaxi doves do dido şuşepe k̆uzepe kogoit̆axes. Hek dido osterupe-ti divu. Sum- otxo dğaşi damtiek sicas ç̆anda duxenu do sica a vit k̆oçik̆ala sica moit̆u-şi, marteşi biç̆epe sicas gzas kogelut̆k̆obes, ama sica majurani gzate igzalu do sica var aç̆opes.

Sica noğamisaşi oxorişa idu-şi, oxrasurepek sica oç̆opes do oxrasurepek martepeşi bozopek̆ala moselaşa-kis sicas sicalik̆oba oxenapamt̆es. Sicas olumcyaneri gyari, bak̆lava do kotumeşi t̆rik̆epe, kogoǯucines. Sica ağne na t̆u şeni Memed (Memedi sivişi k̆azancoğli, Omerişi Cuma na-t̆u.) sivişi’steri tolepe patxumt̆u do gyari var aç̆k̆omu.

Hem seris moselaşa-kis sicalik̆oba doxenapes. Mosela-ş-k̆ule noğamisa kodulut̆k̆oçes do majura bozope igzales. Noğame do noğamisa komolaskides. Hem seriş dido isinapes do noğame mundees moxtat̆u-ti koniaces. Hem seriş te var gextu-şakis sica gamaxtu do igzalu. Sum tutaşi noğamisaşi moyonuşi didi ç̆anda doves: Vit, vitoxut k̆oçi gosilaxeri noğamisaşi oxorişa mextes do hek ar k̆ai gyari oç̆k̆omes do noğamisa komoyones. Noğamisa-ş-k̆ule na moxtes, biç̆epek sicaşi oxoris dido st̆ak̆ani, k̆uzi do peşkirepe goyxares do kogoit̆axes. Sum mamuli, otxo kotume, jur çkva monç̆va nixires, oxo mutepeşişa mendiyones. Osteruşeni hamk̆ata dulyape ikoman Lazepek ç̆andepes.

 


[Kaynak kitap: Sergi Jiğent̆i, “Ç̆anuri T̆ekst̆ebi (Arkabuli K̆ilok̆avi), SSRK̆ Meʒnierebata Ak̆ademiis Sakartvelos Pilialis Gamomʒemloba, T̆pilisi, 1938, (Tablo: Hasan Helimişi), (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Lazcadan Türkçeye çeviri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 1999)]

 

https://www.ozgurcerkes.com/?Syf=22&Mkl=1303032&pt=Ali%20%C4%B0hsan%20Aksamaz&[Lazca--T%C3%BCrk%C3%A7e-An%C4%B1lar/-Anlat%C4%B1mlar--3]:-Erkek-%C3%87ocu%C4%9Fun-Evlendirilmesi

 

aksamaz@gmail.com

 

 

 

 

 

 

5 Mayıs 2026 Salı

[Lazca- Türkçe Anılar/ Anlatımlar-2]: “Dedeme yüz bir yıl hapis cezası vermişler”

 

 

 


 

 

[Lazca- Türkçe Anılar/ Anlatımlar-2]: “Dedeme yüz bir yıl hapis cezası vermişler”

 


Dedem, yani annemin babası, çok aksi bir adammış. Bir gün Hemşinli bir çoban, koyunlarını ormandaki otlağa salmış otlatıyormuş. Dedem, Hemşinli çobana tembih etmiş:

--Artık burada koyunlarını otlatma!

Hemşinli çoban, dedeme kulak asmamış, yine koyunlarını oraya salmış. Bunun üzerine dedem tüfeğini almış kovalayıp koyunları öldürmüş.

Hemşinli çoban, ağaya gidip bu olup bitenleri anlatmış. Ağa, dedemden tüfeğini almış. Kızan dedem, Hemşinli çobanın evine gitmiş. Hemşinli çoban o sırada evde değil, bahçenin bir kenarındaki ahşap kenefte ihtiyacını görüyormuş.  

Dedem, bir halatı ahşap o kenefe bağlayıp çekmeye başlamış. İpi çeke çeke ahşap kenefi devirmiş. Hemşinli çobanın aklı yerinden oynamış. Çok korkmuş.

Tabii nihayetinde de zamanın yetkilisi, dedemi yakalayıp hapishaneye götürmüş.

[Rus Çarlığı mahkemesi,] dedeme yüz bir yıl hapis cezası vermiş, Sibirya’ya sürmüşler.  Sibirya’ya giderken ağaya şöyle demiş:

Ben ya bir ya da iki yıl sonra Sibirya’dan gelip o tüfeğimi senden alacağım.

Ağa gülmüş. Sonra da şöyle demiş:

-- Eğer sen Sibirya’dan tekrar buraya gelebilirsen, ben de bu bıyıklarımı keserim!

Gerçekten de dedem nasıl yapıp ettiyse bir yıl sonra Sibirya’dan kaçıp gelmiş.

Burada, [Sarpi’de,] akrabaları varmış. Üç dört gün sonra da çarşafa bürünüp akraba yaşlı bir kadınla beraber [Köprücü’deki] evine ulaşmış. Kente ağanın evine gitmiş. Merdiven dayayıp ağanın evinden çıkmış.

Ağa, dedemi karşısında görünce şaşırmış.

Ağaya şöyle demiş:

--Sen, benim tüfeğimi elimden aldın, elbet burada asılı duruyordur.

Ağanın önceden sözü varmış:

--Eğer sen bu tüfeği bir daha görebilirsen, ben de bu bıyıklarımı keseceğim!

Bu sözünden dolayı ağanın rengi kaçmış. Fakat dedem şöyle demiş:

--Bıyık, erkeğin onurudur. Sen bıyıklarını kesme! Seni insanlık anlayışımla affediyorum.

Artık Köprücü’de duramamış, Adapazarı’na gitmiş, bir kız çocuğunu da götürmüş. O zamanlar annem çok küçükmüş o sebeple de babasını çok fazla tanıyamamış. Şimdi de Adapazarı’nda, Düzce’de akrabalarımız var. Fakat tanımıyoruz.

xxx

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/04/lazca-turkce-anlar-anlatmlar-1-nodar.html

 

 

“P̆ap̆ulis Oş Ar Ǯana Ceza Komeçeenan”

 

Nana- çkimişi baba, p̆ap̆uli, dido terʒi k̆oçi t̆een. Ar ndğas Hemşilik mçxuepe amuçkveen muşi dağepunas do ocvinapt̆een.

Çinadu-ki: Çkva var ocvinaya. Hemşilik var nusimineen, xolo kamuçkveen. P̆ap̆ulik yezdeen t̆ofeği do gyatxozeen, mçxuepe doqvileen.

Hemşili ağaşa igzaleen do duǯveeen. Ağak p̆ap̆ulis t̆ofeği kaguǯuğeen. Gui- moxtimei p̆ap̆uli Hemşilişi oxoişa igzaleen. Hemşili oxois var t̆een, çeçmes t̆een.

P̆ap̆ulik tok̆i mudveen çeçmes do çeçme gyokteen. Hemşili nosis mejoleen. Hemşilis aşkurineen. Ağak koç̆opeen p̆ap̆uli do xapisişa mindiqoneen.

P̆ap̆ulis oş ar ǯana ceza komeçeenan do Sibiaşa minduçkveenan. Nit̆uşi, ağas uǯveen-ki: Ma ya ar ya jur ǯanaşi komouluya do t̆ofeği viğaminonya.

Ağas ažiʒinu. Ağak aşo uǯveen: Si komogalu-na, ma buyuğepe vibğaminonya.

Mtini ar ǯanaşk̆ule komexteen.

Ak ak̆rabape uqount̆een. Sum-otxo ndğaşk̆ule çarçapi guik̆ieleen do ek̆raba muşik̆ala xçinik̆ala oxoi-muşişa igzaleen. Noğaşa ağaşa komexteen. Ağak na žieleen, gaak̆vieleen.

Ağas uǯveen-ki: Si çkimi t̆ofeği goǯamiği, ak elomobunya.

(Skele nodveen do ağaşi oxoişen gamiğeen).

Ağas notkvale uğut̆een: Sin aya t̆ofeği çkva gažiu-na, man buyuğepe vibğaminonya.

Aya notkvale na uğut̆u, ağas rengi minduxteen. P̆ap̆ulik uǯveen, buyuği k̆oçişi namusi ren, var ibğa, api gogodapya çkimi k̆oçobatenya.

Kyopricis va dodgiteen do Ada-bazarişa igzaleen do ar k̆ulani-muşi mindiqoneen. Em vakitis nana ç̆it̆a t̆een, edo baba-muşi var içinopt̆een. Aǯiti çkini ek̆rabape Ada- bazaris, Durçes, renan. Çkin va viçinopt.

 

 


[Kaynak kişi: Mamula Osmanis že Tandilava, 1931 doğumlu, Sarpi köyü, (Tea Ǩalandia, “Lazuri T‌̌ekst‌̌ebi”, Gamomʒemloba Art‌̌anuci”, Tbilisi, 2008), (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Lazcadan Türkçeye çeviri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 2017)]

 

aksamaz@gmil.com

 

 

29 Nisan 2026 Çarşamba

[Lazca- Türkçe Anılar/ Anlatımlar-1]: “Nodar Dumbadze Sarpi Köyünde”

 

 

 



 

[Lazca- Türkçe Anılar/ Anlatımlar-1]: “Nodar Dumbadze Sarpi Köyünde”

 

 

Hangi yıl olduğunu hatırlamıyorum. Ünlü yazar Nodar Dumbadze [1928-1984], yöredeki Sovyet askerlerinin günlük hayatlarını kayıt altına almak için Sarpi köyüne geldi. Bu çalışmaları sırasında Nodar Dumbadze de subay üniforması giyiyor ve diğer askerler gibi o da kışla da kalıyordu. Askerlerle birlikte yiyor, uyuyordu. Nodar Dumbadze’nin yayınlanmış bir eseri var: “Korkmayasın, anne!” İşte bu eseri bahsettiğim zamana ait.

Kente indiğimiz zaman orada bir araya geliyorduk. Nodar Dumbadze de geliyordu, sohbet ediyorduk. Khorava ailesinden Ali, Nodar Dumbadze’ye sordu:

--Sizin elbet birçok yeri gezmişliğiniz var. Sizce en güzel yer neresi?

 Nodar Dumbadze şöyle karşılık verdi:

--En güzel yer şimdi bulunduğumuz yer.

Sovyet askerlerinin günlük hayatlarına ilişkin o film Kvariati’de çekildi.

Bir gün bir Sovyet generali teftişe gelmiş. Tabii bütün subaylar selam vermeden geçmiyorlarmış; esas duruş gösterip tekmil de veriyorlarmış. Nodar Dumbadze, generale selam vermiş ama esas duruş göstermemiş, tekmil vermemiş. Generalin fena hâlde canı sıkılmış. Hemen oranın komutanını çağırıp şöyle demiş:

--Senin ne biçim subayın var öyle; bana yalnızca selam verip geçip gitti, esas duruş gösterip tekmil vermedi.

Oranın askerî komutanı, generale şöyle demiş:

--O subay değil, yalnızca subay üniforması giymiş bir yazar. Buradaki Sovyet askerlerinin günlük hayatlarına ilişkin gözlemlerde bulunup yazıyor.

Nodar Dumbadze’nin bir eseri var; sinemalarda da televizyonda da gösterildi. Adı şöyleydi: “Köpek”. Nodar bu eserini benim köpeğimden esinlenerek yazdı.

 

İkinci Dünya Savaşından sonra diğer askerlerden bazıları gibi, askerliğini sınır boylarında yapan Sovyet vatandaşları da terhis edildi. Köydeki yerleri boş kaldı. Köyümüzden terhis edilen o askerler bana bir köpek verdiler. Çoban köpeğiydi. Diğer köpeklerini kimseye vermeyip dağda terk ettiler. O köpek dağ tepe gezmiş, sonra da kuduz olmuş.

Derken o kuduz köpek dağdan köyümüze indi, tavuklara musallat oldu. İnsanları ısırmıyordu ama köyün diğer köpekleriyle durmadan dalaşıyordu. Hangi köpeğin kuduz, hangisinin kuduz olmadığını bilmedikleri için köyün bütün köpeklerini öldürdüler. Benim köpeğim gece gündüz bağlı olduğu için o kuduz köpeğin benim köpeğimle hiçbir teması yoktu.

xxx

 

“Nodar Dumbaže Sarpis”

 

Ǯana naa t‌̌u, va mşuns. Nodar Dumbaže moxtu Sarpişa askeepeşi oskedinuşi oç̌auşeni. Nodar Dumbažesti opiʒerişi dolokunu dolokunt‌̌u, edo entepestei mukti “zast‌̌avas” skidut‌̌u. Askeepeǩala oçǩomusti ‌rt‌̌u, ek cant‌̌u. Amǩata motxroba uğun ç̌aeli: “Mo gaşkuinet‌̌as, nana!” İa em vakitişi en. Noğaşa na geit‌̌it, ek uǩoibğet‌̌it. Mukti komuit‌̌u do bğağalap‌̌it. Xorava Alik Nodar Dumbažes uǯu-ki:

--Si dido gogixtimunya do hem ǩai yeri nam yenya?

Nodarik uǯu-ki:

--Hem ǩai yeri, çkin aǯi bdgit, ia renya.

Muşi ǩino Ǩvariatis gamiğes, ia askeepeşi oskedinuşeni.

Ar ndğas generali komoxtu. Mteli opiʒerepe, salami va meçap̌t‌̌aşi, va miǩites, edo hem smirnas dudgitasint‌̌es generalis. Nodarik salami komeçu hama smirnas xe elansvaeli va dodgitu. Generalis gui komuxtu, Nodarik na va dodgitu, edo didiş ducoxu do aşo uǯu:

--Si mupei opiʒeri giqounya, smirnas va dodgitu, edo ma na bžiuya, xvala salami momçu do miǩiluya.

Em vaxtis ia didik uǯu-ki:

--İa mç̌au yenya, opiʒeri va yenya. Opiʒerişi porma dolokuns xvalaya. Askeepeşi oskedinu ç̌aupsya.

Noderis ar ç̌aeli uğun, ǩinosti, ‌t‌̌elevizoristi naşkves. Amǩata coxo uğut‌̌u “Coğoi”. İa Nodaris çkimi coğoişen uğun ç̌aeli.

Muarebeşǩule bazi askeepe, sinoiǩala mi na dgi‌u, naşkves çoği do mutepeşi oskedinuşi yerepe boşi kodoskidu. Ar tei askerepek coğoi ma komomçes, avçarǩa t‌̌u. Majvaa mitis va meçes do dağis naşkves. Goxtu, goxtu ia coğoik do laşai dvağodu.

Eǩule ia laşaoni coğori gextu ak kyoişa, kotumepes gyaztxozu. Ǩoçişa va gyaǩibinu, hama coğoepeǩala oǩvaǩides. Aǯi naya coğois omç̌ut‌̌u, naya va, va uçkit‌̌es do mteli coğoepe doqviles. Man ser- ndğalei memiǩirt‌̌u, çkimi coğoişa va muxtimun.


 

[Kaynak kişi: Mamula Osmanis že Tandilava, 1931 doğumlu, Sarpi köyü, (Tea Ǩalandia, “Lazuri T‌̌ekst‌̌ebi”, Gamomʒemloba Art‌̌anuci”, Tbilisi, 2008), (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Lazcadan Türkçeye çeviri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 2017)]


aksamaz@gmil.com

 

https://www.ozgurcerkes.com/?Syf=22&Mkl=1301588&pt=Ali%20%C4%B0hsan%20Aksamaz&[Lazca--T%C3%BCrk%C3%A7e-An%C4%B1lar/-Anlat%C4%B1mlar-1]:-%E2%80%9CNodar-Dumbadze-Sarpi-K%C3%B6y%C3%BCnde%E2%80%9D

 

 

24 Nisan 2026 Cuma

[Lazca-Türkçe Masallar-25]: “Keçi ile Kurt”

 

 

 


 

[Lazca-Türkçe Masallar-25]: “Keçi ile Kurt”




Bir Keçi vardı. Üç Kuzusu vardı. Eski bir değirmende yaşıyorlardı.

Anne Keçi her sabah gidiyor kuzularına yiyecek getiriyordu. Kuzular kapıyı çengelliyor, anneleri gelmeden kimseye açmıyorlardı.

Anneleri geldiğinde şöyle sesleniyordu:

-Kapıyı açın, atsatsa batsatsa, annenizim, memem sütle dolu!

Bu sözleri duyun Kuzular, yaprak yüklü annelerine kapıyı açıyorlardı. Önce annelerinin memesini emiyorlar, sonra da yaprakları yiyorlardı. Böylece büyüyorlardı Keçinin Kuzuları.   

Bir Kurt bunu duydu. Biri gün sabaha karşı Keçi ve Kuzuları yatarken değirmenin altına inip saklandı.

Gün ağardı. Keçi gitmek üzere hazırlanıp Kuzularını şöyle tembihledi:

-Ben seslenmeden, kapıyı kimseye açmayın!

Keçi gidince Kuzular, kapıyı çengellediler. Bir süre sonra, Kurt çeperden çıktı. Kapıya dayanarak seslendi:

-Kapıyı açın, atsatsa batsatsa, annenizim, memem sütle doludur!

Kuzular şaşırdılar:

 -Annemiz böyle erken dönmezdi!

 Kuzulardan biri, kapının deliğinden dışarıya baktı ve gelenin anneleri olmadığını anladı:

-Annemizin yüzü ve saçları beyaz, seninki değil, açmayız!

Kurt dönüp gitti. Bir derenin ağzında büyük bir sepet gördü. Sepetin içine bakınca yumurtaları ve deriden bir tulumu gördü. Tulumu açtı. İçinde kaymak vardı.

Bunu gören Kurt çok sevindi. Düşündü:

-Bu kaymak ve yumurtalar, işime çok yarar!

Kurt, bir parmak kadar kaymağı alarak yüzüne, saçlarına sürdü. Yumurta akı ile vücudunu beyazlattı.

Sonra dişlerini bileyledi. Yine değirmene giderek seslendi:

-Kapıyı açın atsatsa batsatsa, annenizim, memem sütle doludur!

Kuzulardan diğeri kapının deliğinden dışarıya baktı:

-Annemizin memeleri de beyaz, seninkiler değil, açmıyoruz!

Kurt gidip, kaymakla memelerini de beyazlattı ve yine seslendi:

-Yüzüm de beyazdır, memem de beyazdır. Kapıyı açın atsatsa batsatsa, annenizim, memem sütle doludur.

Kuzular dışarıyı gözetledi. Kurdu annelerine benzetip kapıyı açtılar.

Kurt, değirmene daldı. Kuzuları sırtladığı gibi mağarasına doğru yola çıktı.

Üçüncü kuzunun da olduğundan Kurt bilmiyordu. Üçüncü Kuzu karanlık bir köşede saklanmıştı.

Biraz sonra Anne Keçi geldi ve uzaktan değirmenin kapısını açık görünce koştu. Fakat kimsecikler yoktu.

-Atsatsa batsatsa!

Seslendi fakat kimse karşılık vermedi.

Neden sonra saklanan kuzu ortaya çıktı. Annesine olanları anlattı.

Keçi bir kenara çöküp ağladı. Başka ne yapsaydı ki! Kuzusunu büyütüyordu.

Keçi Kurdu görmeyi çok istiyordu.

Değirmenin önünde büyük bir kuyu kazdı. Onun üstüne tarladan kesilmiş mısır saplarını döktü. Üstüne de dallar ve mısır yaprakları yığdı, toprakla da örttü.

O günden sonra yiyecek getirmeye giderken, kuzuyu değirmende bırakmıyor, yanında götürüyordu.

Bir gün Keçi, köprüden geçerken Kurda rastladı ve uzaktan seslendi:

-Gel kurt, gel! Yemeği beraber yiyelim. Senin için bir tavuğum, bir horozum var! Gel, tüyünü yol da ye!

Kurt şaşırdı fakat keçiyi sevinçli görünce düşündü:

-Kuzularını benim götürdüğümü bilmiyor olmalı. Gideyim tavuklarını da kendisini de yiyeyim.

Kurt, değirmene yaklaştığında kuyuya düştü. Keçi, kuru odunları yığdı. Yanan odun kırıntısıyla tutuşturdu. Ateş alevlendi. Duman yayıldı.

Kurt böğürmeye başladı. Az sonra orada kömür ve külden başka bir şey kalmadı.

 


https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/10/lazca-turkce-masallar-1-tebdili-kyafet.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-2-tovbekar-eskya.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-3-akl-ile-kader.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-4-kardesin.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-5-ay-ile.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-6-ylan-ile-adam.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masal-7-kotu-niyet.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-8-iki-arkadas.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-9-iki-kardes-biri.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-10-dev.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-11-haram-yemeyen.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-12-kral-ile-coban.html

 https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/02/lazca-turkce-masallar-13-kolkh-medea.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/02/lazca-turkce-masallar-14-uc-erkek.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/02/lazca-turkce-masallar-15-padisah-ile.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/02/lazca-turkce-masallar-16-coban.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-17-kedi-ile-cakal.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-18-uc-erkek-kardes.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-19-padisahn-oglu.html

 https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-20-uvey-evlat.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-21-genc-kz-ile.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/04/lazca-turkce-masallar-22-kral-ile-bagc.html 

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/04/lazca-turkce-masallar-23-kral-ile-coban.html

 https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/04/lazca-turkce-masallar-24-cad-okhai.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/04/lazca-turkce-masallar-25-keci-ile-kurt.html

 

  



Txa do Mgeri”


Ar txa kort̆u. Sum tik̆ani uqonut̆u do ar mcveşi mskibus skidut̆es. (1)

Nana txa iri ç̆umanis nulut̆u do tik̆anepes oç̆k̆omale mumert̆u. (2) Tik̆anepek nek̆nas kodolumert̆es (3) do nana mutepeşi var moxtat̆uşa (4) mitis nek̆na var gunʒ̆k̆ipt̆es.

Nana mutepeşi na moxtat̆u (5) ducoxupt̆u:

-Nek̆na gominʒ̆k̆it, aʒaʒa- baʒaʒa! Nana tkvani vore, buži yopşa miğun mjaten!

Am nenape na şignat̆es tik̆anepek (6) but̆k̆amok̆ideri nana mutepeşis nek̆na gunʒ̆k̆ipt̆es. ʒ̆oxle buži duʒ̆up̆t̆es do ek̆uleti but̆k̆a imxort̆es. Aşoten irdet̆es txaş tik̆anepe.

Ar mgerik kognu am ambai. Ar dğas, ç̆umanik̆ele, txa do tik̆anepe cant̆esşa, (7) mgeri mskibuş tude gextu (8) do dont̆k̆obu.

Dotanu. Ç̆umanis txa dixaziru oxtimu şeni do tik̆anepes doçinadu:

- Ma var dogicoxatşa mitis nek̆na var gunʒ̆k̆at! (9)

Aşo doçinadu do igzalu. Tik̆anepek nek̆nas kodoluğes. Mʒika ora na mek̆ilu, (10) mgerik ğoberişen gamaxtu, nek̆nas nodgitu do ducoxu:

-Nek̆na gominʒ̆k̆it aʒaʒa baʒaʒa, nana tkvani vore. Buži yopşa miğun mjaten!

Tik̆anepes gaak̆vires:

- Nana çkini aşo ordo var goyktet̆uya!

Ar tik̆anik ğormaşen gamixosaru do nana mutepeşi na va rt̆u (11) koxoʒ̆onu:

- Nana çkinis p̆ici do toma xçe uğun, sin var giğun. Var goginʒ̆k̆ipt!

Aşo uʒ̆u txaş tik̆anik mgeris.

Mgerik uk̆uniktu do igzalu. Ar ğalişi p̆icis didi k̆alati kožiru. Mgerik k̆alatis doloʒ̆k̆eduşi, (12) markvalepe do t̆k̆ebişi guda kožiru. (13) Guda gonʒ̆k̆u do ek mjaş mojonome kort̆u.

Aya na žiru, mgeris dido axelu (14) do tku:

- Am mjaş mojonome do markvalepe ma dido domaç̆irenya.

Mgerik ezdu do ar k̆iti k̆onari mjaş mojonome p̆ici do tomas disu. Markvaliş ʒilaten t̆ani dixçanu.

Ek̆ule k̆ibirepe dilasiru do xolo mskibuşa komextu do ducoxu:

- Nek̆na gominʒ̆k̆it aʒaʒa baʒaʒa, nana tkvani vore. Buži yopşa miğun mjaten!

Aʒ̆i majura tik̆anik gamixosaru:

- Nana çkinis bužepeti xçe uğun, si var giğun. Var goginʒ̆k̆ipt.

Aşo uʒ̆u majura tik̆anik.

Mgeri igzalu, mjaş mojonometen bužepe dixçanu do xolo ducoxu:

- P̆iciti xçe miğun, bužiti xçe miğun. (15) Nek̆na gominʒ̆k̆it, aʒaʒa-baʒaʒa! Nana tkvani vore, buži yopşa miğun mjaten!

Gamixosares tik̆anepek, mgeri nana mutepeşis nangapines (16) do nek̆na kogunʒ̆k̆es.

Mgeri kamat̆k̆vaʒu mskibus, jur tik̆ani muyk̆idu do mağara muşik̆ele igzalu.

Mgeris masuma tik̆ani na rt̆u, var uçkit̆u. (17) Masuma tik̆ani ar mʒ̆k̆upi ğocis kelant̆k̆oberet̆u.

Mʒika çkvatiş k̆ule (18) nana txa komoxtu. Mendraşen mskibuşi nek̆na gonʒ̆k̆imeri na žiru, unk̆ap̆u, mara mskibus miti va rt̆u.

- Aʒaʒa baʒaʒa!

 Ucoxu txak, mara mitik nena var meçu. (19)

Ek̆ule mendaʒ̆k̆eduşi, ar tik̆ani kagamaxtu do nana muşis duʒ̆u mteli ambai. (20)

Txa doxedu do imgaru. İri dğas imgart̆u, dido isimadept̆u. Çkva mu qvat̆u, ar tik̆ani ordapt̆u do kort̆u.

Txas mgeriş ožiramu dido unt̆u.

Mskibuşi xolos txak ar didi k̆ui keşantxoru, (21) jin qonas k̆vateri ğerepe kogyobğu, emus jin qape, ʒxink̆epe do çalati komotu do dixati komojobğu.

Em dğaş k̆ule txak oç̆k̆omale momaluşa na idat̆u, (22) tik̆ani mskibus var naşkumert̆u, muşi k̆ala niqonupt̆u.

Ar dğas mgeri xincis mik̆it̆uşi, txak kožiru do mendraşen ducoxu:

- Moxti mgeri, moxti, ç̆umaneri oç̆k̆omale arto p̆ç̆k̆omat. (23) Skani şeni xolo ar daduli do ar k̆varuli miğun, moxti, bundğa kagoʒ̆k̆i do ç̆k̆omi!

Mgeris mʒika gaak̆viru, mara txa xeleberi žiruşi nisimadu:

-Amus mutu var uçkin tik̆anepe ma na viqoni, (24) mepta, kotumepe kovuç̆k̆oma do mukti op̆ç̆k̆omaya.

Mgeri mskibuk̆ele nit̆uşi, (25) k̆uis kodololu. Txak dok̆orobu xomula dişka, dolobğu k̆uis, nok̆ançxuleten konunʒ̆u do daçxiris kvak̆limu. K̆oma kododgitu.

Mgerik omğorus kogyoç̆k̆u. Mʒika çkvatiş k̆ule ek noşkeri do mt̆veriş met̆a mutu var doskidu. (26)


Nenapuna / Sözlük / Dictionary

Lazuri / Türkçe / English

A a
axelu / sevindi / it, s/ he was pleased
ambai / haber / news
ar/ti / bir / one
artot / beraber / together
aʒaʒa baʒaʒa / hu! / hey!
ak / burada / here
a(m) / bu / this
amus / bunda / in this
aya / bunu / this one...
aşo / böyle / like this...
aşote / böylece/ so...
aʒ̆i / şimdi / now
ek / orada / there
e(m) / şu; (o) / that; it
emus / onda / in it

B b
bundğa / tüy / feather
but̆k̆a / yaprak / leaf
bužepe / memeler / breats
bužepe ti / memeler de / breats too
buži / meme / breast

C c
cant̆es / yatıyorlardı / they were sleeping
cant̆esşa / yatıyorlarken / while they were sleeping

Ç ç
çala / saman / cut straw
çalati / saman da / cut straw too
çinadu / tembih etti / s/he warned
çkini / bizim/ki / our/s
çkinis / bizimkinde / in ours
çkva / başka / other

Ç̆ ç̆
ç̆k̆omi / ye! / eat!
ç̆umaneri / sabahki / morning’s...
ç̆umani / sabah / morning
ç̆umani k̆ele / sabaha karşı / toward morning
ç̆umanis / sabah(leyin) / in morning

D d

daçxiri / ateş / fire
daduli / tavuk / hen
dğa / gün / day
dğas / gün(de) / (on) day
dğaş k̆ule / gün sonra / after... day...
didi / büyük / big; great
dido / çok / much; many
dixaziru / hazırlandı / s/he got ready
dixçanu / beyazlattı / s/he whitened
dilasiru / bileyledi / s/he sharpened
disu / sürdü / s/he smeared
dişka / odun / firewood
do / ve / and
doçinadu / tembih etti / s/he warned
doxedu / oturdu / s/he sat down
dogicoxatşa / çağırıncaya kadar / till I call...
dok̆orobu / topladı / s/he collected
dolobğu / içine döktü / s/he poured...
doloʒ̆k̆edu / içine baktı / s/he looked inside...
doloʒ̆k̆eduşi / içine bakınca / when s/he looked inside
domaç̆iren / işime yarar / it serves me
domaç̆irenya / işime yarar diye / saying it serves me
doskidu / kaldı / it remained
dotanu / gün ışıdı / it dawned
dont̆k̆obu / saklandı / s/he hid... self
ducoxu / çağırdı / s/he called
ducoxupt̆u / çağırıyordu / s/he was calling
duʒ̆u / söyledi / s/he said


E e
ek̆ule / sonra / after; then
ezdu / aldı / s/he took
-eri /... ki (nin)... /... al...

F f
fara / defa /....time...

G g
gaak̆viru / tuhafına gitti / s/he was confused
gaak̆vires / tuhaflarına gitti / they were confused
gamaxtu / çıktı / s/he went out
gamixosaru / dışarıyı süzdü / s/he examined outside
gamixosares / dışarıyı süzdüler / they examined outside
gextu / indi / s/he went down
giğun / sende (cansız)... var / I have...
goginʒ̆k̆ipt / sana açıyoruz / we are opening...
gominʒ̆k̆it / bana açın ! / open...!
gonʒ̆k̆imeri /açık / open
gonʒ̆k̆u / açtı / s/he opened
goyiktet̆u / dönüyordu / s/he was turning
goyiktet̆uya / dönüyordu diye / saying s/he was turning
guda / tulum / bagpipe
gunʒ̆k̆it / açın ! / open !
gunʒ̆k̆ipt̆es / açıyorlardı / they were opening
gyari / yiyecek / food

Ğ ğ
ğali / dere / river
ğalişi / derenin / river’s
ğerepe / mısır sapları / corn’s stalks
ğeri / mısır sapı / corn’s stalk
ğoci / köşe / corner
ğocis / köşede / at corner
ğoberi / çit / fence
ğoberişen / çitten / from fence
ğorma / in / hole; cave
ğormaşen / inden / from cave

H h
hemti / o da / it too

X x
xeleberi / sevinerek / joyfuly
xinci / köprü / bridge
xincis / köprüde(n) / in/(from) bridge
xolo / yine; yakın / again; near
xolos / yakın(ın)da / near
xomula / kuru / dried

İ i
imgaru / ağladı / s/he cried
imgart̆u / ağlıyordu / s/he was crying
idat̆u / gidecekti / s/he’d go
igzalu /gitti / s/he went
imxort̆es / yiyorlardı / they were eating
irdet̆es / büyüyorlardı / they were growing
iri / her, hep, herkes / all; everybody
isimadept̆u / düşünüyordu / s/he was thinking

J j
jur/i / iki / two
jin / üst(ün)e / on; over

K k
-k / ergatif ek / ergative particle
kagamaxtu / ortaya çıktı / s/he appeared
kagoʒ̆k̆i / yol! /strip!
kamat̆k̆vaʒu /... daldı / s/he entered
xçe / beyaz / white
kelant̆k̆obu / saklandı / s/he hid ...self
kelant̆k̆beret̆u / saklanmıştı / s/he had hid... self
kexaçku / kazdı; açtı / s/he dug
kovuç̆k̆oma / yiyeyim! / let me eat !
kododgitu / yayıldı / it spread
kodololu / düştü / s/he fell down
kodolumert̆es / sürgülüyorlardı / they were bolting
kognu / duydu / s/he heard
kogunʒ̆k̆es / açtılar / they opened
kogyobğu / döktü / s/he poured...
kogyoç̆k̆u / başladı / s/he began...
koxoʒ̆onu / anladı / s/he understood
komextu / geldi / s/he came
komoxtu / geldi / s/he came
komojobğu / döktü / s/he poured...
komotu / örttü / s/he covered
konunʒ̆u / yaktı / s/he burned
kotume / tavuk / chicken
kotumepe / tavuklar / chickens
kort̆u /... vardı / there was...
kožiru / gördü / s/he saw
kvak̆limu / alevlendi / it caught fire


K̆ k̆
-k̆ala /... ile beraber;yanında / together with...; near
k̆alati / sepet / basket
k̆alatis / sepette / in basket
-k̆ele /... ya doğru; taraf(ına) / towards... side
k̆ibiri / diş / tooth
k̆ibirepe / dişler / teeth
k̆iti / parmak / finger
k̆iti k̆onari / parmak kadar / not much
-k̆onari /... kadar / as much/many as
k̆ui / kuyu / well; pit
k̆uis / kuyuya(da) / in/to well
-k̆ule /... sonra / after...
k̆oma / duman / smoke
k̆vateri / kesilmiş / cut one...
k̆varuli / kısır horoz / barren cock

Q q
qona / tarla / field
qonas / tarlada / in field
qa / dal / branch
qape / dallar / branches

L l
let̆a / toprak / soil; earth
let̆a ti / toprak da / soil too

M m
ma / ben / I
mağara / mağara / cave
mara / ama / but
mja / süt / milk
mjaten / sütle / with milk
mjaş mojonome / kaymak / cream
mjaş mojonometen / kaymakla / with cream
majura / diğer(i) / other
majurani / ikinci(si) / second one
masuma / öbürü / third
masumani / üçüncü(sü) / third one
markvali / yumurta / egg
markvalepe / yumurtalar / eggs
mcveşi / eski / old
meçu / verdi / s/he gave
mendra / uzak / far away
mendraşen / uzaktan / from far away
mek̆ilu / geçti / it passed
mendaʒ̆k̆edu /... baktı / s/he looked...
mendaʒ̆k̆eduşi /... bakınca / when she looked...
mepta / gideyim! / let me go!
met̆a /... dan başka /... except...
mgeri / kurt / wolf
mgerik / kurt (+ ergatif ek) / wolf (+ ergative particle)
mgeris / kurt(t/a) / in/to wolf
mgerişi / kurtun / wolf’s
miğun / bende...var / I have...
mik̆it̆u / geçiyordu / it was passing...
mik̆it̆uşi / geçiyorduyken / while it was passing
miti / kimse / anyone
mitik / kimse (+ ergatif ek) / anyone (+ ergative p.)
mitis / kimsede(ye) / in/to anyone
moxti / gel! / come !
mok̆ideri / yüklü / loaded one
momalu / getirme / (to) bring
momaluşa / getirmeye / to bring...
mskibu / değirmen / mill
mskibu k̆ele / değirmene doğru / towards mill
mskibus / değirmende / in mill
mskibuşa / değirmene / to mill
mskibuş(i) / değirmenin / mill’s
mteli / büs/bütün; herşey / all
mt̆veri / toz / dust
mu / ne / what
muk / kendisi / s/he
mukti / kendisi de / s/he too
mumet̆u / getiriyordu / s/he was bringing...
muşi / kendisinin; onun / its; his; her
muşi k̆ala / kendisi ile; yanında / near / with it... / him/herself
muşi k̆ele / onun tarafı(na) / towards... side
muşis / on(d)a / in/to it/her/him...
mutepeşi / onların / their
mutepeşis / onlar(d)a / in/to them
mutu / bir şey / anything
muyik̆idu / sırtladı / s/he shouldered
mʒika / biraz; az / a little/few
mʒ̆k̆upi / karanlık / dark

N n
nana / anne /mother
nangapines / benzettiler / they thought as if...
naşkumert̆u / bırakıyordu / s/he was leaving
nek̆na / kapı / door
nek̆nas / kapıda / at door
nena / dil; lisan; söz / language; tongue; word
nisimadu / düşündü / s/he thought
nit̆u / gitti / s/he went
niqonupt̆u / götürüyordu / s/he was taking away
nodgitu /dayandı / s/he forced
noxap̆ule / yanan odun (, odun kırıntısı) / torch
noxap̆uleten / yanan odunla (, odun kırıntısıylan) / with torch
noşkeri / kömür / coal
nulut̆u / gidiyordu / s/he was going

O o
op̆ç̆k̆oma / yiyeyim! / let me eat!
op̆ç̆k̆omaya / yiyeyim diye / saying let me eat
oç̆k̆omale / yiyecek / food
oxtimu / gitmek / (to) go
oxtimu şeni / gitmek için / to go...
omğoru / böğürmek / (to)bellow
omğorus / böğürmeye / to bellow...
ora / zaman / time
ordapt̆u / büyütüyordu / s/he was bringing up
ordo / erken / early
ožiramu / görmek; bulmak / to see; find

P p
paʒxi / tırmık / rake

P̆ p̆
p̆ç̆k̆omat /yiyelim !/ let’s eat!
p̆ici / ağız / mouth
p̆icis / ağız(d)a / in/to mouth
p̆ici ti / ağızı da / mouth too

R r
re / sen... sın / you are... (sg.)

S s
-s /... da; ... ya /... in; at; to
skani / senin /your/s
skani şeni / senin için / for you
si / sen / you
skidut̆es / yaşıyorlardı / they were living
sum/i / üç / three

Ş ş
-şa /... ya; ... ya kadar / to...; till...
-ş(i) /...  nın; ... nca; ... ken; ... dan /... ’s... ; when; while
-şen /...  dan / from...
-şeni / için; hakkında / for...; about...

T t
-ten /... ile; ... la / with...; ...of...
-ti / de; da; dahi / too; also
txa / keçi / goat
txaş / keçinin / goat̆s
tik̆anepe / kuzular / kids
tik̆anepek / kuzular (+ ergatif ek) / kids ( + e. particle)
tik̆anepes / kuzular(d)a / in/to kids
tik̆anepeş / kuzuların / kids’
tik̆ani / kuzu / kid
tik̆anik / kuzu ( + ergatif ek) / kid ( + e.particle)
tkvan / siz / you (pl.)
tkvani / sizin / your
tku / dedi / s/he said
toma / saç / hair
tomas / saç(t)a / in/to hair
tude / alt/ın(d)a / under; below...

T̆ t̆
t̆ani / gövde / body
t̆k̆ebi / deri / skin
t̆k̆ebişi / deriden / of skin
t̆u /... dı; ... vardı/... was; there was...

U u
uk̆uniktu / döndü / s/he turned
ucoxu / çağırdı / s/he called
uçkin / bili(yo)r / s/he knows
uçkit̆u / biliyordu / s/he knew...
uğun / onda... var / s/he has...
unk̆ap̆u / koştu / s/he ran
unt̆u / istiyordu / s/he wanted
uqonut̆u / onda (canlı)... vardı / s/he had (animate)...

V v
var / olumsuzluk eki / no/t
viqoni / götürdüm / I took away
vore / ben... yım / I am...

Y y
-ya /... diye; ... dığı... / saying...; ... that...
yopşa / dolu / full

Z z
zuğa / deniz / sea

Ž ž
žiru / gördü; buldu / s/he saw / found

ʒ ʒ
ʒxik̆i / çalı - çırpı / brushwood
ʒxik̆epe / çalı - çırpılar / brushwoods
ʒila / yumurta akı / white of egg
ʒilaten / yumurta akıyla / with white of egg

ʒ̆ ʒ̆
ʒ̆oxle / ön/ce / before
ʒ̆uʒ̆onuptes / emiyorlardı / they were sucking


Nenaçkina / Gramer / Grammar
Lazuri / Türkçe/ English

1... ar mcveşi mskibus skidut̆es.
... eski bir değirmende yaşıyorlardı.
... they were living in an old mill.

2... tik̆anepes oç̆k̆omale mumet̆u.
... kuzulara yiyecek getiriyordu.
... it was bringing food to the kids.

3. Tik̆anepek nek̆nas kodolumert̆es...
Kuzular kapıyı sürgülüyorlardı...
The kids were bolting the door...

4... nana mutepeşi var moxtat̆uşa...
... anneleri gelmeden...
... unless their mother came...

5. Nana mutepeşi na moxtat̆u...
Anneleri geldiğinde...
When their mother came...

6. Am nenape na şignat̆es tik̆anepek...
Bu sözleri duyan kuzular...
The kids that heard these words...

7... txa do tik̆anepe cant̆esşa...
... keçi ve kuzular yatarken...
... while the goat and the kids were sleeping...

8... mskibuş tude gextu...
... değirmenin altına indi...
... it went down the mill...

9. Ma var dogicoxatşa mitis nek̆na var gunʒ̆k̆at!
Ben, sizi çağırmadan kimseye kapıyı açmayın!
Don’t open the door to anybody before I call you !

10. Mʒika ora na mek̆ilu...
Biraz zaman geçince...
When a little time passed...

11... nana mutepeşi na va rt̆u...
... anneleri olmadığını...
... that their mother wasn’t...

12. Mgerik k̆alatis doloʒ̆k̆eduşi...
Kurt, sepete bakınca...
When the wolf looked into the basket...

13...t̆k̆ebişi guda kožiru...
... deriden (bir) tulum buldu...
... it found the bagpipe...

14. Aya na žiru mgeris dido axelu...
Bunu bulan kurt çok sevindi...
The wolf that found this was pleased...

15. P̆iciti xçe miğun, bužiti xçe miğun...
Yüzüm de beyazdır, memem de beyazdır...
I have white face too, I have white breast too...

16... mgeri nana mutepeşis nangapines...
... kurdu, annelerine benzettiler...
... they thought that the was their mother...

17. Mgeris masuma tik̆ani na rt̆u var uçkit̆u...
Kurt, diğer kuzunun var olduğunu bilmiyordu...
The wolf didn’t know that there was another kid...

18. Mʒika çkvaş k̆ule...
Biraz sonra...
A little time later...

19... mara mskibus miti va rt̆u.
... ama değirmende kimse yoktu.
... but there was noone in the mill.

20... nana muşis duʒ̆u mteli ambai.
... annesine bütün olup biteni söyledi.
... it told all the news to its mother.

21. Mskibuşi xolos txak ar didi k̆ui kexaçku...
Değirmenin yakınına, keçi büyük bir kuyu açtı...
The goat dug a big well near the mill...

22... oç̆k̆omale momaluşa na idat̆u...
... (ne zaman) yiyecek gidecek olsa...
... Whenever it went to bring food...

23... ç̆umaneri gyari artot p̆ç̆k̆omat!
... yarınki yemeği beraber yiyelim !
... let̆s eat tomorrow’s food together !

24... tik̆anepe ma na viqoni...
... kuzuları benim götürdüğümü...
... that I took away the kids...

25. Mgeri mskibu k̆ele nit̆uşi...
Kurt, değirmene doğru giderken...
While it was going towards the mill...

26... mt̆veriş met̆a mutu var doskidu.
... külden başka bir şey kalmadı.
... nothing remained except the ash.





[Kaynak kitap: (Lazuri [Lit̆erat̆uli] P̆aramitepe”, Gürcistan S.S.C., Tbilisi, 1982, (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, Lazcadan Türkçeye çeviri, Lazca- Türkçe- İngilizce Sözlük ve gramer analizleri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 1999)].

aksamaz@gmail.com