11 Ocak 2026 Pazar

[Lazca- Türkçe Masallar-10]: “Dev”

 


 

 

 [Lazca- Türkçe Masallar-10]: “Dev”

 

 

Eski zamanlarda köyde yaşayan bir adamın üç erkek çocuğu varmış. Ölüm yatağındayken büyük oğlunu çağırmış:

--Evladım, her yıl elma ağacımıza bir şey zarar veriyor; yiyip bitiriyor. Bahçede bekçilik et! Zarar veren neyse onu yok et!

Adam, daha sonra ikinci oğlunu çağırmış:

--Evladım, her sene elma ağacımdaki meyveleri bir şey yiyor. O şey neyse, saklanıp onu öldür!

Küçük kardeşlerini hiç kimse adamdan saymıyormuş. Onun için de babası ona hiçbir şey söylememiş.

Bir süre sonra adam vefat etmiş.

Elma zamanı gelince, bir dev elma ağacına musallat olmuş. Gelip gelip durmadan elmaları yiyormuş. 

Büyük ağabey, akşamleyin elma ağacını beklemeye gitmiş. Ne var ki hiçbir şeye rastlamayıp eve dönmüş.  Sabahleyin ağaca bakınca elmaların yenmiş olduğunu görmüşler.

İkinci akşam, ikinci erkek kardeş elma ağacını beklemeye gitmiş. O da bir şeye rastlamayıp eve dönmüş. Sabahleyin bakmışlar ki elmalar yine yenmiş.

Üçüncü akşam, adamdan saymadıkları küçük kardeş, eline baltayı alıp elma ağacını beklemeye gitmiş. Gece geç saatlere kadar beklemiş. Uykusu gelmiş ama küçük kardeş olduğu için sağlam bir yürek taşıyormuş. Serçe parmağını kesip onun acısıyla o gece hiç uyumamış. Derken irice bir şey gelip elmaları yemeye başlamış. Delikanlı, o şeye iyice yaklaşıp bakmış.

Kendi kendine şöyle demiş:

--Bu da ne böyle? Babama benzemiyor! Ağabeylerime benzemiyor! Bu nasıl bir yaratık böyle? Ben onun için serçe parmağımı bile kestim!

Gidip o yaratığın sırtına baltasını kuvvetlice vurmuş. Ama kafasını kesmemiş. O dev yaratık yaralı hâlde kaçıp gitmiş.

Ertesi gün sabah delikanlı, ağabeylerini o elma ağacına götürmüş. Gittiklerinde yerde kan damlaları görmüşler. Kan damlalarını izleye izleye gitmişler. Kan damlaları oradaki bir kuyunun içine kadar iniyormuş. Kuyunun içine inmeye ağabeylerinin aklı pek kesmemiş.

Küçük kardeş şöyle demiş:

--Kuyunun içine ben ineyim bari!

Kuyunun dibine inince bir kapı görmüş. O kapıyı açmış. Odada genç bir kız görmüş.

Genç kız, delikanlıya sormuş:

--Sen kimsin?

--Ben insanım! Ya sen kimsin? Bahçemizdeki elmaları sen mi yiyordun?

--Bahçenizdeki elmaları ben yemiyordum ama elmaları bana dev getiriyordu. Dev, yandaki diğer odada oturuyor. Kapıyı açarsan, onu görürsün.

Delikanlı, yandaki diğer kapıyı açmış. O odada güzel genç bir kız oturuyormuş.

Delikanlı yandaki üçüncü kapıyı da açmış. Orada da bir başka kız oturuyormuş.

Daha sonra delikanlı dördüncü kapıyı açmış. Dev işte orada oturuyormuş. Delikanlı, baltasını indirdiği gibi devin kafasını kopartmış. 

Daha sonra bu kardeşler, genç kızları devin kuyusundan kurtarmış.

Küçük kardeş, genç kızlardan yaşça büyük olanı büyük ağabeyiyle evlendirmiş. Ortanca genç kızı, ortanca ağabeyiyle evlendirmiş. Küçük genç kızla da kendisi evlenmiş.

Böylece küçük kardeş hem babasının elmaları kurtarmış hem ağabeylerini evlendirmiş hem de kendi evlenmiş. […]


https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/10/lazca-turkce-masallar-1-tebdili-kyafet.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-2-tovbekar-eskya.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-3-akl-ile-kader.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-4-kardesin.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-5-ay-ile.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-6-ylan-ile-adam.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masal-7-kotu-niyet.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-8-iki-arkadas.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-9-iki-kardes-biri.html

 


“Divi”

 

Ar k̆̆oçis sum bere kuyonut̆u, do muk ğuru-şi, didi biç̆i muşis ucoxu:

 

--Biç̆i çkimi, uşkuri çkuni k̆̆at̆a ǯanas muntxanik ipxos, haya çvi do doili!

Ok̆̆açxe majurani biç̆is ucoxu do uǯu ki baba muşik:

--Biç̆i çkimi, uşkuri çkimi k̆̆at̆a ǯanas muntxani ipxos, he muntxani moxta-şi, nont̆k̆̆obi do doili!

Ç̆ut̆a bere-na t̆u, k̆̆oçi’stey va şinomt̆es. Ç̆ut̆a bere, k̆̆oçi’steri-na var şinomt̆es-şeni, baba

muşik-ti mutu var çinadu do baba muşi-ti hem oras doğuru.

Uşkurişi ora moxtu-şi, ar divi moxtu do uşkuri oç̆k̆̆omu. Didi cuma muşi uşkurişi oçuşe igzalu, ama mutu var ažiru do komoxtu. Ç̆umandele uşkuris mendoǯk̆edu-şi, uşkuri ç̆k̆omeri t̆u.

Majurani lumcis, majurani cuma-na t̆u, uşkurişi oçuşa igzalu. Hemus-ti mutu va axenu do komoxtu.

Ç̆umandele mendoǯk̆̆edu-şi, uşkuri xolo ç̆k̆̆omeri t̆u.  Masumani lumcis, unk̆̆ilaşe-na t̆u cuma, k̆oçi-na var şinomt̆es, hemuk burç̆uli dikaçu do uşkurişi oçumaluşa igzalu. Dido serişa-kis çu-şi, nciri komacinu, ama ç̆ut̆a cuma-na t̆u-şeni, guri k̆ap̆et̆i kyužit̆u do hem seriş k̆iti mç̆k̆oni nik̆vatu do hemuşi ç̆vinite bere var inciru. Hem oras ar didi mutxani moxtu do uşkuri ipxort̆u-şi, hem bere konaxolu do berek tku ki:

--Haya mu oren? Babas var nungams! Cumalepe çkimis var nugams! Haya mu moç̆k̆̆vaderi muntxani ren? Hamuşeni ma hamseri k̆iti mç̆k̆oni-ti mebik̆vati!

Bere idu do cinikis ar zori burç̆uli kodoludgu, ama ti var nak̆̆vatu. Divi imt̆u.

Ç̆umanişe ç̆umandele didi cumalepe muşi elik̆̆atu do uşkurişa mendayonu. İdes-şk̆̆ule hek diʒxiri kožires. Diʒxiris nantxozes do ok̆ule diʒxiri ar k̆uis kodoloxtu. Didi cumaleps k̆uis doloxtimus ğnosi var nuk̆̆vates. Ç̆ut̆a cuma muşik: “Ma dolopta”-ya do k̆̆uis geylu. Tude geylu-şi, ar nek̆na kogonǯk̆u biç̆ik.

Nek̆̆na gonǯk̆̆u-şi, ar bozok k̆̆itxu:

--Si min ore?

Biç̆ik uǯu-ki:

--Ma k̆̆oçi bore! Si min ore? Uşkuri si ipxort̆i-r-i?

Bozok uǯu-ki:

--Ma uşkuri var bibxort̆i, ama divik komomiğu. Majua nek̆̆na gonǯk̆̆a-na, divi hek molaxen.

Ha biç̆ik majurani nek̆̆na gonǯk̆̆u-şi, hek-ti ar mskva bozo molaxet̆u. Masumani nek̆̆na gonǯk̆u-şi, hek-ti a’çkva bozo molaxet̆u. Maotxani nek̆na gonǯk̆uşi, divi hek molaxet̆u. Divis burç̆uli gyocinu do ti nok̆vatu.

Didi bozo-na t̆u didi cuma muşis komeçu. Ortani bozo-na t̆u ortani cuma muşis komeçu. Ç̆ut̆a-na t̆u, muk keç̆opu.

Divi doilu, uşkuri muşletinu, cumalepe muşi doçilu, muk-ti diçilu. […]



[Kaynak kitap: Sergi Jğent̆i, “Ç̆anuri T̆ekst̆ebi/ Arkabuli K̆ilok̆avi”, S S R K̆ Meʒnierebata Ak̆ademiis Sakartvelos Piliali, Ak̆ad N. Maris Sax. Enis, İst̆oriasa da Mat̆er. K̆ult̆uris İnst̆it̆ut̆i, T̆pilisi, 1938, (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Lazcadan Türkçeye çeviri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 1999)]

aksamaz@gmail.com

 

 

https://www.ozgurcerkes.com/?Syf=22&Mkl=1298876&pt=Ali%20%C4%B0hsan%20Aksamaz&-[Lazca--T%C3%BCrk%C3%A7e-Masallar-10]:-%E2%80%9CDev%E2%80%9D

 

 

9 Ocak 2026 Cuma

[Lazca- Türkçe Masallar-9]: “İki kardeş; biri akıllı, diğeri deli”

 

 

 


[Lazca- Türkçe Masallar-9]: “İki kardeş; biri akıllı, diğeri deli”

 

Bir zamanlar bir köyde iki erkek kardeş yaşıyormuş. Bu kardeşlerden biri akıllı, diğeri tam deliymiş. Hayvan sürüleri varmış. O sürülerinden elde ettikleri kazançla geçiniyorlarmış. Uzun zamandır arazide hayvanları otlatan deli kardeş, bir gün evi hatırlamış. Bütün sürüyü önüne katıp evlerine götürmüş. Kardeşine şöyle demiş:

--Çabuk bana bir inek ver!

Akıllı kardeş sormuş:

--Bir ineği ne yapacaksın?

--Benim payıma bir inek düşüyor!

İneği alıp ormana gitmiş. Deli kardeş, ormanda bir ağaç görüp sormuş:

--İnek ister misin? Bu ineği sana vereyim mi?

Rüzgârlı bir günmüş. Ağacın dalları sallanıyormuş.

Ağacın, dallarını sallayıp ona “evet” verdiğini düşünmüş:

 --“Evet,” dedi! Demek ağaç, ineği istiyormuş!

Sonra ağaca şöyle demiş:

--İneği veririm ama bir hafta içinde paramı vereceksin!

Rüzgâr estiği için ağacın dalları sallanıyormuş.

Deli kardeş, ağacın “evet” dediğini düşünmüş yine:

--Bak, bak, bak; demek parası da varmış!

Deli kardeş, ineği ağaca bağlamış. Sonra da köyüne gitmiş.

Aradan bir hafta geçmiş. Deli kardeş yine o ağaca gitmiş:

--Geldim! Hadi paramı ver!

O sırada rüzgâr esmiyormuş. Rüzgâr esmediği için de ağacın dalları sallanmıyormuş. Ağaçtan cevap alamamış! Yine sormuş. Ağaçtan yine cevap alamayınca söylenmiş.

Ağaca bakarken yerde kemik parçaları görmüş:

--İneğimi yedin! Param nerede? İneği yerken iyiydi, değil mi? Etini yemişsin, kemikleri atmışsın! Paramı neden vermiyorsun?

Deli kardeş, çok kızıp ağacı kesmiş.

Koca ağaç yere devrilirken köküyle birlikte bir testi de ortaya çıkmış. İçi para doluymuş:

--Oy, oy, oy! Seni kâfir oğlu, kâfir ağaç! Azıcık para vermedin ama, bak, ben şimdi senin bütün paranı aldım!

Deli kardeş, güle oynaya bir testi parayı eve götürmüş.

Akıllı kardeşine tembih etmiş:

--Sakın ha, bu paraya elini sürme!

O da korkup paraya elini hiç sürmemiş.

Deli kardeş, Camiye gidip Hocaya şöyle demiş:

--Hem yağmur yağsın hem de cuma günü olsun; işte o zaman gel de paramı seninle bölüşelim!

 Hoca durmadan dua ediyormuş:

--Ne olur Allah’ım, cuma günü yağmur yağsın!

Delinin, Hocayı davetinin üzerinden tam üç cuma günü geçmiş. Ama o cuma günleri de hiç yağmur yağmamış. Nihayet dördüncü cuma günü yağmur yağmış. Hoca koştura koştura delinin evine gitmiş. Deliye şöyle demiş:

--İşte geldim! Hem yağmur yağıyor hem de cuma günü! Hadi artık şu parayı getir de bölüşelim!

Deli, parayla dolu o testiyi getirip ortaya koymuş. Oturup parayı bölüşmeye başlamışlar. Hoca, parayı üçe bölüyormuş:

--Bir senin, bir benim, bir onun! Bir senin, bir benim, bir onun!

Hoca, parayı böyle bölüştürüyormuş.

Deli bir süre düşünmüş. Sonra da Hocaya şöyle demiş:

--Hele, bir dur bakalım!

--Bu testi benimdi; ağzına kadar para doluydu. Şimdi bir bakayım! Testi yine dolacak mı?

Bakmış testinin yarısının yarısı bile parayla dolmamış. Hocaya şöyle demiş:

--Hocasın diye, parayı artırman için seni buraya getirdim. Sen buraya gelmiş beni soyuyorsun!

Baltayı kaptığı gibi Hocayı öldürmüş. Sonra da düşünmüş:

--Ben şimdi bu Hocayı nereye götüreyim? Öldürdüğün gibi, ortalığı temizle bakalım!

Deli, Hocayı sırtlayıp götürmüş. Sonra da bir kuyunun içine atmış.

Vakit namazlarına gitmeyen Hocayı cemaat aramaya başlamış.

Deli, sokaklarda cemaati aranırken görüp sormuş:

--Ey cemaat, buralarda ne arıyorsunuz böyle?

--Hocayı arıyoruz! Camiye gelmiyor!

--A, sizin haberiniz yok mu? Ben, Hocanızı öldürdüm!

Köylüler sormuş:

--Nereye götürdün?

--Falanca kuyunun içine attım!

Köylüler, deliyi yakalamış.

Akıllı kardeş daha önce kendi kendine şöyle düşünmüş:

--Kardeşim, Hocayı öldürdüğü başkalarına mutlaka söyler!

Akıllı kardeş, kuyudan Hocayı çıkartmış. Bir yerlere gömmüş. Sonra da bir keçiyi kuyuya atmış.

Köylüler, deliyi, tarif ettiği kuyuya götürmüşler:

--Hadi bakalım, şimdi de kuyuya inip Hocayı yukarı çıkar!

Deli, kuyuya inmiş. Bakınmış. Ama kuyunun dibindeki Hocaya hiç benzemiyormuş. Kuyunun başındakilere seslenmiş:

--Hocanızın kaç ayağı vardı?

Yukarıdan cevaplamış:

--İki!

--İyi ama bunun dört ayağı var!

Sonra kuyunun dibinden yine seslenmiş:

--Hocanızın boynuzları var mıydı?

Kuyunun başındakiler dayanamamış:

--Kuyudan çıkar da bir bakalım nasıl bir Hocaymış o!

Deli, keçiyi ipe başlamış. Yukarıdakiler çekmiş.

Bir de bakmışlar ki büyükçe bir keçi!

Köylüler kendilerine kızmışlar:

--Böyle delinin aklıyla hareket ediyorsak, demek biz de onun gibi deliyiz! Bu deli, Hocayı öldürebilir mi hiç?

Cemaat, deliyi serbest bırakmış. Sonunda deli kurtulup evine gitmiş!


https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/10/lazca-turkce-masallar-1-tebdili-kyafet.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-2-tovbekar-eskya.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-3-akl-ile-kader.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-4-kardesin.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-5-ay-ile.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-6-ylan-ile-adam.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masal-7-kotu-niyet.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-8-iki-arkadas.html

 

++

 “Jur Cumalepe- Ay Ğnosai, Ay Unose!”

Hemtepes uyonunan dido cogi, germas oǯk̆̆en hemtepes. Hamus a’ndğas kogaşinu oxoi. Mteli cogi moyuonu oxoşa. Cumas muşis uǯu-ki:

--Ar puci komomci-a.

K̆̆itxu ğnosaik:

--Ar puci mu ğodare-a?

Uğnosek uǯu:

--Ma ar puci emonç̆un-ya.

Puci eç̆opu do igzalu germaşa. Kožiru nca. Ncas k̆̆itxu:

--Puci ginoni-a?

İxi bart̆u, t̆ot̆i ink̆̆anu:

 --Aha, hamus unt̆udoren-ya! Ar dolonis doloxe para momça-ya!

İxi bart̆u, t̆ot̆i ink̆̆anu:

--Ha, hamus para uğut̆udore-a.

Puci konok̆̆ou, igzalu.

Ar doloniş-k̆̆ule komextu he ncaşa.

K̆̆itxu:

--Para momçi-a!

İxi va bars, t̆ot̆i va ink̆̆ans. Xolo k̆̆itxu. Ncas oǯk̆̆esu, mutu var ognu.

--Puci oç̆k̆̆omi, para so ren-ya.

Goyǯk̆̆edu iliş parça kožiru.

--Xorʒi na oç̆k̆̆omi-a, ili-na doskidu-ya, para çkimi muda momçam-ya.

Kogyoç̆k̆̆u ncaşi ok̆̆vatus. Didi nca gyoktu. K̆vanʒate para moşalu:

--Oy, kyafiroğli, kyafiroğli, ç̆uta var do teli kebzdi!

Mediğu oxoişa. Cuma muşis uǯu-ki:

--Ha paras xe mo mentxim-ya!

Hemus-ti aşkurinu. Xe var mentxu.

Uğnose mendaxtu a’ndğas Cameşa, Xocas uǯu:

--Hem ç̆ima do hem P̆arask̆̆eşi ndğas moxti do para ok̆̆obirtat-ya!

Xocak ixvamen:

--P̆arask̆̆eşi ndğas mç̆ima moxtas-ya.

Sum P̆arask̆̆e golilu. Maotxanis mç̆ima moxtu. Xoca gedgitu, oxorişa komoxtu. Uğnoses uǯu:

--Moyli para, ok̆̆obirtat-ya!

Uğnosek komoydu k̆̆vanʒate para. Doxedes, ok̆̆irtaman. Xocak sumis ok̆̆urtams. Haşote:

--Ar skani, ar çkimi, ar hemuşi. Kok̆ortu haşote.

Uğnosek uǯu:

--dodgim/ti-a!- Niduşunu:

--Çkimi xvala t̆u-ş-k̆ule k̆vanʒa yopşa t̆u-ya. Haǯi goboǯk̆eda, haǯ oypşaşen-i-a?!

Muşi xete muktu k̆vanʒa. Gverdişi gverdi va ivu. Xocas uǯu:

--Xoca re do monžinuşa mogoyoni-a, si ak moxti do gomçvi-a.

Nuk̆̆ap̆u nacağis do Xoca doylu.

Ğnosiaik iduşunu:

--Xoca so bionat-ya! Uğnoses uǯu:

--Na ili’stei mendyoni, dopaği-a!

Uğnosek moyk̆̆idu do menoyonu. K̆̆uis kodolot̆k̆oçu.

Hekoni oput̆arepek Xoca mutepeşi gorumt̆es. Uğnosek kožiru hemtepe, k̆̆itxu:

--Mu gorumthak-ya?!

Oput̆arepek uǯves:

--Xoca bgorumt-ya!

--Xoca tkvani-a dido ora’n, ma dop̆ili-a- uǯu uğnosek.

Oput̆arepek “so iği”-a do k̆̆itxes.

Uğnosek:

--Hastei k̆̆uis kodolobt̆k̆̆oçi-a,- uǯu.

Oç̆opes. Ğnosaik iduşundort̆u. Hamuk-na ilu’stei tkvas-ya do kuçkit̆u: K̆uis xoca keşiğu do ntxa kodolot̆k̆oçu.

Oput̆arepek uğnose komoyones k̆̆uişa:

--Gexti do kemoyoni Xoca-ya,-uǯves.

Uğnose kogextu. Mendaǯk̆̆edu-s- Xocas var nugams. Ducoxu:

--Xoca tkvanis nak̆̆o k̆̆uçxe uğut̆u-ya?

Jinişen uǯves:

--Jur-ya.

Hemuk uǯu:

--Hamus otxo k̆̆uçxe uğun-ya.

Xolo ducoxu k̆̆uişen:

--Xoca tkvanis krape uğun-ya!

Uǯves:

--Keşiği, muperi Xoca ren, bžirat!

Gyudu tok̆̆i, keşiğes. Mendaǯk̆̆ede-şi, ar didi kçe ntxa!

--Hamuşi hamk̆̆ata uğnoseşi ğnosite-na gobulut, çku-ti hamusteri boret-ya. Hamus Xoca dailen-i-a? do oxuşkves. Uğnose muçitu do igzalu oxoişa.

 

 


 

[Kaynak kitap: Sergi Jğent̆i, “Ç̆anuri T̆ekst̆ebi/ Arkabuli K̆ilok̆avi”, S S R K̆ Meʒnierebata Ak̆ademiis Sakartvelos Piliali, Ak̆ad N. Maris Sax. Enis, İst̆oriasa da Mat̆er. K̆ult̆uris İnst̆it̆ut̆i, T̆pilisi, 1938, (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Lazcadan Türkçeye çeviri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 1999)]

aksamaz@gmail.com

 

https://www.ozgurcerkes.com/?Syf=22&Mkl=1298664&pt=Ali%20%C4%B0hsan%20Aksamaz&[Lazca--T%C3%BCrk%C3%A7e-Masallar-9]:-%E2%80%9C%C4%B0ki-karde%C5%9F;-biri-ak%C4%B1ll%C4%B1,-di%C4%9Feri-deli%E2%80%9D

 

28 Aralık 2025 Pazar

[Lazca- Türkçe Masallar-8]: “İki Arkadaş”

 

 

 


[Lazca- Türkçe Masallar-8]: “İki Arkadaş”


Çok eski zamanlarda bir köyde iki genç çok yakın arkadaşmış. Bir gün birbirlerine şöyle demişler:

--Kötü hâldeyiz; paramız yok! Biz en iyisi gurbete gidip çalışalım! Orada biraz para kazanalım!

Azıklarını omuzlarına atıp yola çıkmışlar. Bir günlük yolu güle oynaya gitmişler. Sonra karşılarına iki yol çıkmış:

--Şimdi sen bu yoldan git! Ben de bu yoldan gideyim! Bir yıl sonra tam da burada buluşalım! Sen erken gelirsen, beni bekle; ben erken gelirsem, seni bekleyeceğim!

Böyle sözleşip yollarına gitmişler.

Bir yıl boyunca gurbette çalışmışlar.

Bu arkadaşlardan biri, bulduğu her işte çalışmış. Beş kapik yevmiyeye de çalışmış, üç kapik yevmiyeye de çalışmış. Böylece zamanına göre çok para kazanmış.   

Diğer arkadaş burnu büyüklük yapıyormuş:

--Benim yevmiyem on manat! Ondan aşağı yevmiyeyle asla çalışmam!

Tabi böyle olunca da bu burnu arkadaşa, istediği yevmiyeyi kimse vermemiş. Sonunda da gurbet ellerde sersefil olmuş. Doğru dürüst beslenemiyormuş bile. Zayıflıktan, giydiği pantolon belinden kayıp düşüyormuş. Üzerindeki gömlek de artık ona çok büyük geliyormuş. O kadar bakımsız ve perişan bir hâldeymiş.

Gurbette bir yıl geçince arkadaşı yola koyulmuş. Ayrıldıkları o yola gidip bir gün boyunca beklemiş. Arkadaşı gelmemiş. Arkadaşının gittiği taraftaki yola koyulmuş. Arkadaşını aramış. Arayıp, arayıp sonunda da arkadaşını bulmuş. Bir de bakmış ki arkadaşının üzerinde neredeyse ne gömlek ne pantolon kalmış. Üstü başı yırtık pırtıkmış.  Şöyle demiş:

--Arkadaşım, yıl bitti. Ben köye, evime gidiyorum. Sen evine gitmiyor musun?

--Param yok ki! Nasıl gideyim?

--Ben para verip sana yeni elbiseler diktireceğim! Sen sıkıntı etme! Hadi, arkadaşım gidelim!

--İyi ya!

Köylerine gitmek üzere yine beraber yola koyulmuşlar.

Derken zaman geçmiş. Akşam olmuş. Yolları üzerindeki ormanda geceyi geçireceklermiş.

Bir kenarda yatmışlar. Parası olan arkadaş uyumuş. Arkadaşı oturup etrafa bakınıyormuş. Birden içinden şöyle geçirmiş:

--Arkadaşım onca para kazanmış! Ben hiçbir şey kazanamadım. Şimdi onu öldüreyim! Parasını da alıp köye öyle gideyim!

Yerinden kalkmış. Bıçağını çekmiş. Arkadaşının üzerine abanıp gırtlağını kesmeye çalışmış.  Arkadaşı uyanmış:

--Arkadaşım neden beni öldürmeye çalışıyorsun?

--Kafanı keseceğim!

--Gün gelir bir şahit çıkar! Öyle söylerler.

--Bu dağlık ıssız yerde senden ve benden başka kimse yok! Ne şahidi?

--Ben, şu yeşil yaprakları şahit tutuyorum!

--Kimi istiyorsan, neyi istiyorsan, kendine onu şahit tut!

Bıçağı vurduğu gibi arkadaşını öldürmüş. Üzerindeki parasını da alıp köyüne doğru yola çıkmış.

Köye varınca arkadaşının karısı sormuş:

--Kocam nerede?

--Öldü! Kurtlar parçaladı!

Aradan epey zaman geçmiş. Öldürdüğü arkadaşının karısıyla da evlenmiş. İki de çocukları olmuş. Üç yıl kadar beraber yaşamışlar. 

Bir gün odun kesmek için ormana gitmişler. Adam, bir ağacın altına uzanmış. Karısı da gelip yanına oturmuş. Rüzgâr esince ağacın yaprakları kıpırdamış. Kıpırdayan yaprakları gören adam gülmüş.

Karısı sormuş:

--Durduk yere niye güldün?

--Öylesine kendi kendime güldüm işte!

Kadın ısrar etmiş:

--Eğer kocamsan, neden güldüğünü bana mutlaka söyleyeceksin!

--Önceki kocanla yolda gidiyorduk. Köye dönerken onu öldürdüm. “Beni öldürme!” demişti.

“Yeşil yaprakları şahit tutuyorum,” demişti. Şimdi de yeşil yapraklar kıpırdadı. Kocanın dediklerini hatırladım da onun için güldüm!

Bu sözleri duyan kadın yerinden kalkıp oradan hemen kaçıp gitmiş. Yedi erkek kardeşi varmış. Doğruca onların evine gitmiş:

--Kardeşlerim, kocam olacak o adamı bulup hemen öldürün!

Sormuşlar:

--Neden?

--Siz onu öldürene kadar sebebini söylemem!

Erkek kardeşleri gidip kadının kocasını öldürmüşler. Sonra da evlerine dönüp kız kardeşlerine sormuşlar:

--Kız kardeşimiz, kocanı bize neden öldürttün?

--Gurbetten köye dönerken ilk kocamı parasına tamah edip öldürmüş. Bugün ormana odun kesmeye gittiğimizde bana bu suçunu itiraf etti. Ben de o sebeple size onu öldürttüm!

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/10/lazca-turkce-masallar-1-tebdili-kyafet.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-2-tovbekar-eskya.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-3-akl-ile-kader.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-4-kardesin.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-5-ay-ile.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-6-ylan-ile-adam.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masal-7-kotu-niyet.html

 

“Jur Arkadaşi K̆̆oçi”

Jur k̆̆oçi arkadaşi divesdoren. “Çkun-ya bigzalat do biçalişat k̆̆urbetis,- artik̆̆artis tkves do gyarepe kek̆ik̆ides. A‘ndğaşi gza mendaxtes. Jur gza kožires:

--Haǯi si ham gzas mendaxti, ma ham gzas mendaptare. Ar ǯana-ş-k̆̆ule ham yeriş ok̆̆obik̆̆atat! Si ordo moxti-na, si mçvi, ma ordo mopti-na, ma kçvare.

Ar ǯanas diçalişes. Xuti žiru-na-ti diçalişu ndğauli, sum k̆̆ap̆ik̆̆ žiru-na, diçalişu. Komogu dido para.

Majuranik:

--Çkimi ndğaleuli-a vit manati ren-ya. Hemuşi ǯale va biçalişam-ya.

Mitik var meçu, muk-na gorumt̆u ndğauli do avara kodoskidu. Na-možitu şarvali do bluzepe gamostu. Hekoleni majura arkadaşis ǯana apşu, gedgitudoren, arkadaşi muşik̆ala na-ok̆iǯk̆u-gzaşe komoxtu. Komoxtu do a’ndğas doçu. Arkadaşi muşi var žiru. Gedgitu he gzas. Arkadaşi muşi dogoru. Dogoru do kožiru. Mendaǯk̆edu-ş-k̆ule, çkar mutu var dolokuns.

--Arkadaşi çkimi-a, ǯana oypşu-ya. Ma mebulur-ya oxorişe, hayde, si var ulur-r-i?- duǯu.

Hemuk tku:

--Ma para var miğun do so bida?

Majurak uǯu:

--Ma dogixarcare-a. Dolokunite dogiç̆ar-ya. Hayde, bigzalat, arkadaşi çkimi!

“K̆̆ai”-a, -duǯu majurak-ti.

Ok̆ik̆ates do do nulunan oxorişe.

Ar yeriş dulumces do germas dincires.

Para-na uğut̆u arkadaşi dinciru, majua xen do iǯk̆̆en. Guris kodolangonu:

--Arkadaşi çkimik hak̆̆o para komogu do ma nutu varmomagu-ya Haǯi-a hamus ti mebok̆̆vata-ya do para-ya goǯobuğa do ma oxorişe bigzala-ya.

Eyselu do eliǯk̆̆u xami do koyacinu do ti nok̆vatems. Arkadaşi muşi gok̆uʒxu:

--Arkadaşi çkimi-a, ti mo mek̆̆vatem”-ya.

Majurak uǯu:

--Megok̆vatare-ya!

--Şayet̆i diven do dozop̆onan-ya.

Majurak uǯu:

--Dağis ar si do ar ma, başka mi-ti va ren-ya.

Eşili but̆k̆̆ape şayet̆i dopkaçum-ya, -uǯu.

--Mintxa ginon, dokaçi-a, -majurak uǯu.

Geçu xami do doylu. Parana uğut̆u, goǯuğu do oxorişe komoxtu.

Oxorcak kitxu:

--Komoli çkimi so ren-ya?

Hemuk uǯu ki:

--Doğuru-ya.

Haǯi-a ma mendemani-a do keç̆opu. Skidunan baraberi. Jur bre daves. Sum ǯanas baraberi doskides.

Ari ndğas ok̆̆ik̆̆ates do dişkaşi ok̆̆vatuşe mendaxtes. Komoli kelinciru dağis. Oxorca kodoxedu do calepeşi but̆k̆as ixi elobaru-şi, but̆k̆ape oxink̆anes. Komolis ažiʒinu. Hemindos oxorcak k̆̆itxu-ki:

--Mot gažiʒinu-ya?

--Heşo mažiʒinu-ya, çkimebura-ya! -uǯu komolik.

Haǯi oxorcak uǯu-ki:

--Muşeni gažiʒinu-ya, ma miǯvare-a egere komoli çkimi re-na do konaçkinu.

Hemindos komolik-ti duǯu:

--İptineri-a komoli skani-a gzas bulurt̆it-şi-a dop̆ili-a ma-ya. Mot mp̆ilom! Miǯu-ya. Eşili but̆k̆ape şayet̆i kodopkaçum-ya do haǯi he but̆k̆a oxink̆anu-şi, hemuşeni mažiʒinu-ya!.

Hemindoras oxorcak eyselu do imt̆u.

Komoxtu cumalepe muşişe. Şkit Cuma kuyonut̆udoren:

--Cumalepe çkimi-a idit do komoli çkimi doylit-ya.

--Muşenia-a,- k̆̆itxes cumalepek.

--Var ila-şakis var giǯumert-ya.

Cumalepe muşi ides do doyles. Goyktes do komoxtes.

K̆itxes:

--Da çkuni-a, komoli skani-a mot moylapit-ya?

Haǯi da mutepeşik tku:

--Hemuk-ya paraşi gurişeni-a iptineri-a komoli çkimi-a, gzas mulun-şi doylu-ya. A’ndğaşi-a dişkaşe bidit-ş-k̆ule-a hek domiǯu-ya. Hemuş istone ma-ti dogoilapit hea.

 


 

[Kaynak kitap: Sergi Jğent̆i, “Ç̆anuri T̆ekst̆ebi/ Arkabuli K̆ilok̆avi”, S S R K̆ Meʒnierebata Ak̆ademiis Sakartvelos Piliali, Ak̆ad N. Maris Sax. Enis, İst̆oriasa da Mat̆er. K̆ult̆uris İnst̆it̆ut̆i, T̆pilisi, 1938, (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Lazcadan Türkçeye çeviri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 1999)]

aksamaz@gmail.com

 

https://www.ozgurcerkes.com/?Syf=22&Mkl=1298433&pt=Ali%20%C4%B0hsan%20Aksamaz&[Lazca--T%C3%BCrk%C3%A7e-Masallar-8]:-%E2%80%9C%C4%B0ki-Arkada%C5%9F%E2%80%9D

 

20 Aralık 2025 Cumartesi

[Lazca-Türkçe Masal- 7]: “Kötü Niyet”

 

 

 


 

[Lazca-Türkçe Masal- 7]: “Kötü Niyet”

 

[…] Bir gün iki kardeş bir araya gelip ormana ava gitmiş. Öğlene kadar çok dolaşmalarına rağmen, bir türlü hiçbir şey avlayamamışlar. Dinlenmek için bir gürgen ağacının altında oturmuşlar. Nereden çıkıp gelmişse, bir ihtiyar adam gelip kardeşlere şöyle demiş:

--Çocuklar, buradan çok uzak olmayan bir yerde ben çokça altın buldum. Taşıyabileceğim kadar altını oradan aldım. Siz de gidip diğer altınları alın! Belki o altınlarla bir ihtiyacınızı görürsünüz.

Sonra o ihtiyar adam, iki kardeşi altının bulduğu yere götürmüş. Kendisi hemen onların yanından ayrılıp yoluna gitmiş. İki kardeş de o altınları alıp geri dönmüşler. Bir süre sonra yorulup acıkmışlar. Ağabey, küçük kardeşine şöyle demiş:

--Ben gidip ormanda dolanayım. Belki de bir şeyler avlarım. Sen de çantanda ne varsa, hazırla, ben avdan dönünce beraber yeriz.

Ağabey bunları söyledikten sonra yola koyulmuş. Hem gidiyor hem de kendi şöyle diyormuş:

--Ben ormandaki her yeri avucumun içi gibi biliyorum. Kardeşimi öldürüp altınları saklarım. Sonra da gelip sakladığım yerden çıkarırım. Böylece bütün altınlar benim olur.

Ağabey, bu sinsi planı düşünüp kardeşinin olduğu yere dönmüş.

Küçük kardeş de çantasındaki azığı çıkartıp ağabeyinin yiyeceğine zehir katmış.

Ağabey gelince küçük kardeşine şöyle demiş:

--Yiyecekleri getir de yiyelim!

Yiyeceği getirmek için arkasını dönünce de bıçağını çekip hemen kardeşini öldürmüş. Sonra da kardeşinin zehir kattığından habersiz o yiyeceği yiyip ölmüş. […]

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/10/lazca-turkce-masallar-1-tebdili-kyafet.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-2-tovbekar-eskya.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-3-akl-ile-kader.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-4-kardesin.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-5-ay-ile.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-6-ylan-ile-adam.html

 

 

P̆at̆i Nieti

 

[…] Ar dğas, jur cuma uk̆̆uik̆̆at̆es do germaşa igzales. Ondğeişakis kogoxtestina, çkar mutu var aqviles.  Moşvacinuşeni ar mǯipurişi tude kodoxedes, solen moşaxtuna ar badi kamoşaxtu do berepes uǯu:

--Berepe çkimi, akolen dido mendra va ren, ar svas man dido okro bžiri. Man, naemazapet̆u k̆onai kebzdi, tkvanti idit do majuranepe kezdit. Beki ar soti dogaxmarenan ia.

Ok̆̆ule, berepe okro na ren svaşa mindiqonu do mukti ordo xolo kak̆̆uniktu. Cumalepekti okrope kezdes do kak̆uniktes. Mʒika çkvaşi dvaç̆k̆indes do gyari amşkironesşi, didi cumak:

--Man vida do beki mutu domaqvilen. Sinti mutxani giğuna, ar ç̆it̆a gyari doxaziri do goviktaşi, ovimxortya uǯu do gzas kogedgit̆u.

Aǯi eia hem nulun, hemti muşeburot:

--Akoni svape man k̆̆ai komiçkin, cuma çkimi dop̆ila do okrope dompulana man xolo komovulu do okrope kebzdip,- ia tku do kak̆uniktu. Didi cuma moxtimapaşa, ç̆it̆a cumak na rt̆u şeepeten gyari doǯipxu do ağu duk̆atu.

Didi cuma na moxtuşi, ç̆it̆as uǯu:

--Gyari komuği do op̆ç̆k̆̆omatia.

Ç̆it̆a cuma uk̆̆uniktuşi, didik astolu do doqvilu. Ok̆̆uleti giari gedu oç̆k̆̆omuşi, mukti  doğuru.[…]

 

 


[Kaynak kitap: Ʒiala Narak̆iže, “Lazuri T̆ekst̆ebi”, (Kaynak kişi: Nalan Çakiri, 1968 doğumlu, Sarp Köyü), Gamomʒemloba “Batumis Şota Rustavelis Saxelmʒ̆ipo Universit̆et̆i, Batumi, 2015, (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Lazcadan Türkçeye çeviri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 2020)]

 

 

 

 

aksamaz@gmail.com

https://www.ozgurcerkes.com/?Syf=22&Mkl=1298229&pt=Ali%20%C4%B0hsan%20Aksamaz&[Lazca-T%C3%BCrk%C3%A7e-Masal--7]:-%E2%80%9CK%C3%B6t%C3%BC-Niyet%E2%80%9D