10 Nisan 2026 Cuma

[Lazca-Türkçe Masallar-23]: “Kral ile Çoban”

 

 

 




 

[Lazca-Türkçe Masallar-23]: “Kral ile Çoban”

 

Bir Kral vardı; altınları hazineye sığmıyordu. Ama, eli öyle sıkıydı ki, kimseye bir tek altın bile vermiyordu. Bir gün Kral, Vezirlerini çağırarak, şöyle dedi:

-Yarından tezi yok dolaşın ve insanlara şu haberi yayın: “Kim bana gelip de dünyada şimdiye dek duyulmamış üç yalan söylerse, ona çok altın vereceğim!”

Vezirler, hemen yola çıktılar, dünyayı dolaştılar ve Kralın sözlerini herkese söylediler:

 - Kim Kralımıza gider, dünyada duyulmamış üç yalan söyleyebilirse, Kralımız ona çok altın verecek!

Aradan bir ay geçti. Kralın huzuruna çıkan yoktu. Herkes düşünüyordu:

- Krala, şimdiye dek kimsenin duymadığı ne yalan söyleyebiliriz?”

Bir yandan da korkuyorlardı:

 - Kral’a yalan söylediğimizde, ya başımıza bir şey gelirse!

Kral’ın saldığı haberi duyan bir Çoban, Kral’a şöyle haber gönderdi:

 -Yalanları, üç günde söyleyeceğim. Her gün bir yalan söyleyeceğim!

Vezirler, bu sözleri Kral’a ilettiler. Kral gülerek:

- O zavallı Çoban, benim bilmediğim ne yalan söyleyebilir ki?

Kral Bir yandan da heyecanlandı, yüreği sıkıştı. Düşünüyordu:

-Ya Çoban, bana gerçekten de duyulmamış üç yalan söylerse!

Kral, Vezirlerini çağırdı:

 - Ey Vezirler, düşünün! Dünyada şimdiye kadar söylenmemiş ne kadar yalan varsa, sabahleyin bana söyleyin!

Vezirler, o gece gözlerini kırpmadan sabaha kadar, söylenmemiş yalanları hatırlamaya çalıştılar. Ertesi gün, erkenden Kral’a gittiler. Kral divandaydı. Vezirler, tüm yalanları söylediler.

Bir gün sonra, Çoban, üstü başı yırtık, çamurlar içinde gelip Kral’ın kalesine dayandı. Çarığını çıkardı ve ince çoraplarıyla Kral’ın huzuruna çıktı. Kral’ın etrafında yirmi Vezir vardı. Kral, Çobanı görünce gülümsedi:

- Ne yalan söyleyeceksin?

Çoban, Kral’a:

-Dedemin iki tarlası vardı. Bir tarlaya ektiği buğday, bütün dünyaya yetiyordu!

Kral, Vezirlerine sordu:

- Böyle bir yalanı, duymuşluğunuz var mı?

-Hayır!

 Dedi Vezirler.

Çoban, başka bir söz söylemeden dışarıya çıktı. Çarığını giydi, sopasını aldı ve koyunlarını otlatmaya çıktı.

İkinci gün Çoban yine Kral’ın huzuruna çıktı. Kral, tahtında oturuyordu, etrafında da Vezirler.

Kral, bir şey söylemeden Çoban:

- Öteki tarlaya dedem yumurta ekiyordu ve yumurtadan çıkan civcivler, on kente sığmıyordu!

            Kral çok şaşırmıştı. Vezirlerine sordu:

- Böyle bir yalanı duymuşluğunuz var mı? - Hayır, duymadık!

 Dedi Vezirler.

Çoban, kalkarak yırtık- pırtık şapkasını giydi ve çıkıp gitti.

Kral’ın ne kadar cimri olduğunu, kimseye tek bile altın vermediğini çok iyi biliyordu. Çarığını giymek üzereyken bir taraftan Kral ve Vezirler ne diyorlar diye dinliyordu.

Kral:

-Vezirler, görüyor musunuz, Çoban hazinedeki altınları benden alacak. Yarın da böyle duyulmamış yalan söylerse, siz, sakın duymadık demeyin, duymuşluğumuz var, ‘biliyoruz’ deyin!

            Kral’ın bu sözlerini duyan Çoban gitti. Akşama kadar koyunlarını otlatıp, kaval çaldı.

Çoban, üçüncü gün yine huzuruna çıkınca, Kral:

- Bugün, duyulmamış hangi yalanı söyleyeceksin bakalım?

Çoban:

-Babanızın çok düşmanı varmış. Yedi yıl düşmanlarıyla savaşmış. Bu savaşta gördüğü zararla babanızın hazinesi boşalmış. İşte o zaman benim babam, babanıza yüz altın ödünç vermiş. Gel gör ki babanız tam da o yıl ölmüş ve yüz altını da geri verememiş!

Vezirlerden biri fırlayarak:

- Bunu duymuşluğumuz var, bu yalanı biliyoruz!

Öbür Vezir de:

-Bunu biliyoruz!

 Kral:

-Bunu bilmeyen kim olabilir, benim de duymuşluğum var!

            Çoban hemen:

-Madem duydunuz ve biliyorsunuz, başka sözüm yok. Babanız borçlu olarak öldüğüne ve siz de onun oğlu olarak tahta sahip olduğunuza göre, o yüz altını siz vereceksiniz!

Kral, bu söz üzerine bir şey diyemedi. Sonra Vezirlerine döndü:

-Yüz altın böyle bir Çobana helâldir. Hemen verin!

Altınları alan Çoban, koynuna koydu. Hem kendisi harcadı hem de başkalarına kullandırdı.

 


https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/10/lazca-turkce-masallar-1-tebdili-kyafet.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-2-tovbekar-eskya.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-3-akl-ile-kader.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-4-kardesin.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-5-ay-ile.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-6-ylan-ile-adam.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masal-7-kotu-niyet.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-8-iki-arkadas.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-9-iki-kardes-biri.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-10-dev.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-11-haram-yemeyen.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-12-kral-ile-coban.html

 https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/02/lazca-turkce-masallar-13-kolkh-medea.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/02/lazca-turkce-masallar-14-uc-erkek.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/02/lazca-turkce-masallar-15-padisah-ile.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/02/lazca-turkce-masallar-16-coban.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-17-kedi-ile-cakal.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-18-uc-erkek-kardes.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-19-padisahn-oglu.html

 https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-20-uvey-evlat.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-21-genc-kz-ile.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/04/lazca-turkce-masallar-22-kral-ile-bagc.html 




“Mapa do Mç̆k̆eşi”


Ar mapa kort̆u. Emus na uğut̆u okro xazinas var ant̆rinet̆u, (1) mara dido xezdimeri na rt̆u şeni, (2) ar okro mitişa var amet̆et̆u.

Ar dğas mapak ducoxu vezirepe muşis (3) do uʒ̆u:

- Andğaşen goylit do k̆oçepes uʒ̆vit mi çkimda malen do aʒ̆işa kianas uşignapu sum mʒudi atkven, (4) emus dido okro mepçap! (5)

Vezirepe em dğaşen igzales, kiana goyles do mapaşi notkvame iris duʒ̆ves: (6)

- Mitxani mapa çkinişa nalen do kianas uşignapu sum mʒudi atkven, emus dido okro meçaps mapakya.

Ar tuta mek̆ilu. Mapaşa miti var nuxtimun. K̆oçepek isimadept̆es:

 - Eşo mu mʒudi vuʒ̆vat mapas aʒ̆işa mitis na var ugnapunya. (7)

Ark̆ele aşo isimadept̆es do majurak̆ele aşkurinet̆es:

- Mapas mʒudi muç̆o vuʒ̆vatya.

Mʒika oraşk̆ule am ambai ar mç̆k̆eşik kognu do mapas aşo numçinu:

- Ar mʒudiş otkvaluşa sum dğas domçvi do ek̆ule iri dğas tito-tito mʒudi giʒ̆umerya.

Am ambai mapas konuğes. (8) Ažiʒinu mapas do tku:

- Em bedigoç̆veri mç̆k̆eşis mu mʒudi atkven, ma na var miçkit̆asya.

Mek̆ilu ar dğa. Mapas guri damonk̆anu (9) do nisimadu:

“Soti mç̆k̆eşik mtiniti domiʒ̆umers sum uşignapu mʒudi” yado ducoxu vezirepes:

- E, vezirepe, uʒ̆umers mapak, isimadit do goyşinit, mu mʒudi itku andğaşa kianas mu na giçkinan, (10) gogaşinan, ç̆umanis ma miʒ̆vaten.

Vezirepes em dğas do em seris toli var udverenan, ç̆umanişakis notkvame mʒudepe goişinapt̆es. (11) Majurani dğas ç̆umanişi ordo mapaşa na mextes, mapa mʒxodaris t̆u. Vezirepek mu na uçkit̆es, duʒ̆ves. (12)

Masuma dğas gobriʒ̆eri, got̆alaxeri mç̆k̆eşi mapaş cixas konodgitu, moiʒ̆k̆u kalamani do k̆uçxes na možit̆u titxu ʒ̆inek̆epeten kamaxtu mapaşi odaşa. Mapa t̆axtis xet̆u do ekole- akole eçi veziri eluxet̆u. Gobriʒ̆eri mç̆k̆eşi žiruşi, mapas ažiʒinu. (13)

- Mu mʒudi ambai momiği?

K̆itxu mapak mç̆k̆eşis do xolo ar k̆ai kogamižiʒu.

Mç̆k̆eşi çkar var goyç̆imoşu do uʒ̆u mapas:

- P̆ap̆uli çkimis jur qona uğut̆u. Ar qonas na xaçkupt̆u dik̆a, (14) mteli kianas dubağut̆u.

- Şegignapunani amk̆ata mʒudi? (15)

K̆itxu vezirepes mapak.

- Var!

Uʒ̆ves vezirepek.

Mç̆k̆eşik çkva nena var eşiğu, kiselu, gamaxtu gale, moidu kalamani, biga muşi kodikaçu do mçxurişa igzalu.

Majura dğas mç̆k̆eşi xolo komoxtu mapaşa, moiʒ̆k̆u kalamani do kamaxtu. Mapa koxen t̆axt̆i muşis do ekole- akole vezirepe eluxenan. Mç̆k̆eşi na amaxtu steri, (16) mapak mutxani uʒ̆vasunt̆u, mara mç̆k̆eşik nena goʒ̆uncubalu do uʒ̆u:

- Majura qonas p̆ap̆uli çkimik markvali xaçkupt̆u do iri ʒ̆anas na aqvet̆u ç̆uç̆uli (17) vit noğas var int̆rinet̆u.

Gaak̆viru mapas do vezirepes k̆itxu:

- Şegignepunani amk̆ata mʒudi?

- Var şemignepunan!

 Uʒ̆ves vezirepek.

Mç̆k̆eşi kiselu, xolo muşi briʒ̆eri kudi kogeitu do gale kagamaxtu. Am mapa dido xezdimeri na rt̆u (18) do çkar mitis okro var meçapt̆u (19) eyati k̆aixeşa kuçkit̆u, amuşeni mç̆k̆eşik onç̆inapt̆u kalamaniş modvalu do ark̆eleti usimint̆u:

 - Mu tkvasunonan mapa do vezirepekya.

Mç̆k̆eşi na gamaxtu steri, mapa keʒxont̆u t̆axt̆işen do vezirepes uʒ̆u:

- Vezirepe, žiropti mç̆k̆eşik xazinaşi okro goʒ̆amiğasen. Ç̆umenti mç̆k̆eşik amk̆ata uşignapu mʒudi dotkuna, (20) tkvan var şemignapunanya var tkvat, şemignapunanşo, miçkinanşo, tkvit! (21)

Mç̆k̆eşik koşignu mapaşi notkvame do igzalu.

Em dğas mç̆k̆eşik limcişa mçxuri ocvinapt̆u do p̆ilili gelaçapt̆u.

Masuma dğas xolo komextu mapaşa.

- Muperi uşignapu mʒudi tkvaginon am dğa?

Žiʒineri uʒ̆umers mapak.

- Baba skanis dido mt̆eri uqonut̆eren (22) do şkvit ʒ̆anas ok̆ok̆idinu uğut̆eren entepe k̆ala, (23) uʒ̆umers mç̆k̆eşik, am ok̆ok̆idinupes na mulurt̆u zianiten (24) baba skanişi xazina komoiçoderen. Em oras baba çkimik noʒxut̆eren baba skanis oşi okro. Baba skani em ʒ̆anas doğuru do oşi okroti kodoskideren.

Mç̆keşik aşo na tku steri, (25) ar veziri keʒxont̆u do:

- Aya mignapunan, miçkinanya!

- Aya komiçkinanya!

Tku majura vezirik.

- Aya na var uçkin, mi iqven, (26) manti şemignapunya!

Tku mapak.

- Şegignepunan do kogiçkinanşi, çkva mutu otkvaluşi var miğun. (27) Baba skanişi bere si re do t̆axt̆i muşiti si giğun. Emuşeni em oşi okro si momçaginonya!

Uʒ̆u mç̆k̆eşik mapas.

Mapas mʒika oras nena var atku, ek̆ule vezirepes uʒ̆u:

- Xalali ren amk̆ata mç̆k̆eşi şeni oşi okro, komeçit!

Komeçes oşi okro. Mç̆k̆eşik ubas komeşidu, igzalu do mukti ixmaru do çkvasti oxmarapu. (28)


Nenapuna / Sözlük/ Dictionary


Lazuri / Türkçe / English

A a
ambai / haber / news
amet̆et̆u / kıyabiliyordu / s/he’d spend...
ant̆rinet̆u / sığdırabiliyordu / it; s/he could fit into...
ar/ti / bir / one
ar k̆ele / bir yan(dan) / on one hand...
ar k̆eleti / bir yan(dan) da / on other hand... too
aşkurinet̆es / korkuyorlardı / they were afraid of...
atkven / söyleyebilir / s/he can say
atku / söyleyebildi / s/he could say
aqvet̆u / sahip oldu / s/he had...
ažiʒinu / gülebildi / s/he could laugh
a(m) / bu / this
am k̆ata / böylesi / this kind...
andğa / bugün / today
andğaşa / bugüne kadar / till today
andğaşen / bugünden itibaren / begining from today
amuşeni / çünkü / because...
aşo / böyle / like this...
aya / bu/nu / this one
aʒ̆i / şimdi / now
aʒ̆işa / şimdiye kadar / till now
ekole - akole / o yan(d)a - bu yan(d)a / there and here
e(m) / şu / that
entepe / şunlar / those
entepe k̆ala /onlarla beraber / together with those
emus / şu(nd)a / in/to that
emuşeni / çünkü / because...
eşo / öyle / so

B b
baba / baba / father
bedi / talih / fate
bedigoç̆veri / talihsiz (bahtıyanık) / unlucky
bere / çocuk / child
biga / değnek / cane
briʒ̆eri / yırtık / torn

C c
cixa / kale; hapishane / fortress; prison
cixas / kalede / in fortress

Ç ç
çxuri / koyun /sheep
çxurişa / koyuna / to sheep
çkar / hiç; sıfır / nothing; zero
çkimde / bana / to me
çkimi / benim/ki / my; mine
çkimik / benim(ki) (+ e. ek) / my/mine (+ e. particle)
çkimis / benimkinde(ne) / in/to mine
çkini / bizim/ki / our/s
çkinişa / bizimkine / to ours
çkva / başka / other
çkvas / başkasına/da / to/in other one
çkvasti / başkasın(d)a da / to/in other one too

Ç̆ ç̆
ç̆uç̆uli / civciv / chick
ç̆umani / sabah / morning
ç̆umanis / sabahleyin / in morning
ç̆umani şakis / sabaha kadar / till morning
ç̆umanişi / sabahleyin / in morning
ç̆umen /yarın / tomorrow
ç̆umenti / yarın da / tomorrow too

D d
damonk̆anu / ağırlaştı / it became heavy
dğa / gün / day
dğas / gün(de) /(on) day
dğaşen / günden / from... day...
dido / çok / much; many
dik̆a / buğday / wheat
do / ve / and
doğuru / öldü / s/he died
domçvi / bekle!(beni bekle) / wait for...!
domiʒ̆umers / bana söylüyor / s/he’s saying to me...
dubağut̆u / yetiyordu / it was becoming enough
ducoxu / çağırdı / s/he called
duʒ̆ves / söylediler / they said

E e
eçi / yirmi / twenty
eluxenan / oturuyorlar / they are sitting...
eluxet̆u / oturuyordu / s/he was sitting
kiselu / kalktı / s/he stood up
keʒxont̆u / zıpladı / s/he jumped...
ek̆ule / sonra / after; then

F f
fara / defa /... time...

G g
gaak̆viru / şaşırdı / s/he was confused
gale / dışarı(da)ya / outside
gamaxtu / çıktı / s/he went out
gelaçapt̆u / çalıyordu / she was playing
giçkinan / biliyorsunuz / you know
giğun / sende... var / you have...
giʒ̆umer / söylüyorum / I am saying...
giʒ̆umerya / söylüyorum diye / saying I am saying
gobriʒ̆eri / yırtık - pırtık / torn one...
goişinapt̆es / hatırlıyorlardı / they were remembering
got̆alaxeri / çamurlanmış / muddy
goyiles / dolaştılar / they went round
goyilit / dolaşın ! / go round ! (pl.)
goyşinit / hatırlayın ! / remember ! (pl.)
goʒ̆amiğasen / elimden alacak / s/he’ll take...
goʒ̆uncubalu / kaptı / s/he took...
guri / kalp / heart

Ğ ğ
ğormoti / tanrı / god

H h
hemti / şu da / that too

X x

xaçkupt̆u / ekiyordu / s/he was coltivating
xazina / hazine / treasure
xazinas / hazinede / in/to treature
xazinaşi / hazinenin / treature’s
xet̆u / oturuyordu / s/he was sitting down
xezdimeri / elisıkı / miser
xolo / yine; yakın / again; near
xalali / helâl / lawfully earned

İ i
igzales / gittiler / they went
igzalu / gitti / s/he went
ixmaru / kullandı / s/he used
iri / her/kes;hep / every;all
iris / herkes(d)e / in/to all
isimadit / düşünün ! / think ! (pl.)
isimadupt̆es / düşünüyorlardı / they were thinking
itku / söylendi / it was said
iqven / olu(yo)r / it; s/he becomes

J j
jur/i / iki / two

K k
-k / ergatif ek / ergative particle
kagamaxtu / çıktı / s/he went out...
kalamani / çarık / rawhide sandal
kalamanişi / çarığın / rawhide sandal’s
kamaxtu / girdi / s/he entered...
kiana / dünya / world
kianas / dünyada / in world
kogamižiʒu / güldü / s/he grinned
kogitu / örttü / s/he covered
kognu / duydu / s/he heard
koxen / oturuyor / s/he is sitting down
kodikaçu / tuttu / s/he held
kodoskidu / kaldı / s/he remained
kodoskideren / kalmış / s/he had remained
kogiçkinan / biliyorsunuz / you know
kogiçkinanşi / madem biliyorsunuz / as you know (pl.)
komeçes / verdiler / they gave
komeçit / verin! / give! (pl.)
komeşidu / koydu / s/he put (p.)
komextu / gitti / s/he went
komiçkinan / biliyoruz / we know
komiçkinanya / biliyoruz diye / saying we know
komoiçodu / boşaldı / it emptied itself
komoiçoderen / boşalmıştı / it had emptied itself
komoxtu / geldi / s/he came
konodgitu / dayandı / s/he arrived...
konuğes / götürdüler / they took away...
kort̆u / vardı / there was...
koşignu / duydu / s/he heard
kuçkit̆u / biliyordu / s/he knew...
kudi / şapka / hat
kogoişaşu / şaştı; çarpıldı / s/he was surprised

K̆ k̆
k̆ai / iyi / good; well
k̆ai xeşa / iyicene / carefuly
-k̆ele / -taraf(t)a / on/to side
k̆itxu / sordu / s/he asked
k̆oçepe / adamlar / men
k̆oçepek / adamlar (+ e. ek) / men (+ e. particle)
k̆oçepes / adamlar(d)a / in/to men
k̆oçi / adam / man
k̆uçxe / ayak / foot
k̆uçxes / ayağa / onto foot

Q q
qona / tarla / field
qonas / tarlada / in field

L l
limci / akşam / evening
limcişa / akşama kadar / till evening


M m
ma / ben / I
malen / gelebilir / s/he can come...
ma(n) ti / ben de / me too
majura / ikinci; diğer / second
majurani / ikincisi / second one
majura k̆ele / diğer yan(d)a(n) / on other hand...
mapa / kral / king
mapak / kral (+ ergatif ek) / king (+ e. particle)
mapakya / kral diye / saying king...
mapas / kralda / in king
mapaşa / krala / to king
mapaşi / kralın / king’s
mara / ama / but
markvali / yumurta / egg
masuma / öteki; üçüncü / other; third
mç̆k̆eşi / çoban / shepherd
mç̆k̆eşik / çoban (+ ergatif ek) / shepherd (e. particle)
mç̆k̆eşis / çoban(d)a / in/to shepherd
mç̆k̆eşi şeni / çoban için / for shepherd
mepçap / veriyorum / I am giving
meçaps / veriyor / s/he is giving
meçapt̆u / veriyordu / s/he was giving
mek̆ilu /... geçti / it passed...
mextes / gittiler / they went...
mi / kim / who
miçkinan / biliyoruz / we know
miçkinanya / biliyoruz diye / saying we know
miğun / bende... var / I have...
mitxani / her kim / whoever...
miti / kimse / anyone
mitis / kimsede / in anyone
mitişa / kimseye / to anyone
miʒ̆vaten / bana söyleyeceksiniz / you’ll say to me
moiʒ̆k̆u / çıkardı / s/he put off
momiği / getirdin;getir ! / you brought; bring ! (sg.)
momçaginon /... vereceksin / you’ll give
momçaginonya /... vereceksin diye / saying you’ll...
moidu / giydi / s/he put on... (p.)
moiʒ̆k̆u / çıkardı / s/he put off... (p.)
možit̆u / giyiyordu / s/he was putting on
mteli / büs/bütün; herşey / all
mt̆eri / düşman / enemy
mtini / gerçek / real
mtiniti / gerçekte de / in fact
mu / ne / what
muç̆o / nasıl / how
muk / kendisi; o / s/he
mukti / o da / s/he too
muperi / ne gibi / what sort of...
muşi / onun / its; her; his
muşis / onunkin(d)e / in/to hers; his
muşiti / onunki de / hers; his too
mutxani / nesne; bir şey / something
mutu / bir şey / anything
mʒxodari / sedir / sofa
mʒxodaris / sedirde / in sofa
mʒika / bir/az / a little/few
mʒudi / yalan / lie
mʒudiya / yalan diye / saying lie
mʒudepe / yalanlar / lies

N n
nalen / gidebilir / s/he can go
nena / dil; lisan; söz / language; tongue;word
nisimadu / düşündü / s/he thought
noğa / şehir / city
noğari / şehirli / citizen
noğas / şehirde / in city
notkvame /... dediği / what s/he said...
nulurt̆u / geliyordu / it was following
noʒxu / ödünç verdi / s/he lent
noʒxut̆eren / ödünç vermiş / she had lent...
nuxtimun / geliyor / s/he is coming...
numçinu / haber saldı / s/he sent news to...

O o
ocvinapt̆u / otlatıyordu / s/he was pasturing
oxmarapu / kullandırdı / s/he had smb. use...
ok̆ok̆idinu / muharebe / battle
ok̆ok̆idinupe / harb / war
ok̆ok̆idinupes / harbte / in war
okro / altın / gold
okro ti / altın da / gold too
onç̆inapt̆u / geciktiriyordu / s/he was delaying...
ora / zaman / time
oras / zamanda / in time
oraş k̆ule / zaman sonra / after... time
ordo / erken / early
(or)t̆u / var/dı / there/was...
oşi / yüz / (a) hundred
otkvalu / demek / to say


P p
pukiroba (purkinora) / ilkbahar / spring

P̆ p̆
p̆ap̆uli / dede / grandfather
p̆ilili / kaval / shepherd’s pipe

R r
re / sen... sın / you are... (sg.)
ren / o... dır / s/he is...
(r)t̆u /... (var)dı / (there) was...

S s
-s /... ya; ...da / to; in...
seri / gece / night
seris / geceleyin / at night
si / sen / you
skani / senin/ki / your/s (sg.)
skanis / seninkinde / in yours
skanişi / seninkinin /... of yours...
soti / bir yer(d)e / (in) anywhere
-steri /... gibi / like...
sum/i / üç / three

Ş ş
-şa /... ya; kadar / to...; till...
-şakis /... ya kadar / till...
-şen /... dan / from...
-şeni /... için; about / for; about
-şi /... nın; ca; (madem) /... of... (... ‘s... ); when; while
şkvit/i / yedi / seven

T t
-te(n) /... ile / with...
-ti /... de; da; dahi / also; too
titxu / ince / thin
tito tito / birer - birer / one by one
toli / göz / eye
tku / dedi / s/he said
tkva / siz / you (pl.)
tkvani / sizin/ki / your/s (pl.)
tkvaginon / diyeceksin / you’ll say (sg.)
tkvasenan / diyecekler / they’ll say
tkvit / deyin! / say! (pl.)
tuta / ay / moon; month
troni / sandalye / chair
tronis / sandalyede / on chair

T̆ t̆
t̆axt̆i / taht / throne
t̆axt̆işen / tahttan / from throne

U u
uba / koyun; sine / bosom
ubas / koynuna / to... bosom
uçkin / bili(yo)r / s/he knows
uçkit̆es / biliyorlardı / they knew...
udvalupan / (göz)kırpıyorlar / they are closing...
uğut̆u / onda... vardı / s/he had...
usimint̆u / dinliyordu / s/he was listening
uşegnapu / duyulmamış / unheard
uqonut̆u / onda (canlı)... vardı / they had (animate)...
uqonut̆eren / onda... varmış / she had had...
uʒ̆u / dedi / s/he said
uʒ̆umers / diyor / s/he is saying
uʒ̆vasunt̆u / diyecekti / s/he would say...
uʒ̆ves / dediler / they said
uʒ̆vit / deyin! / say! (pl.)

V v
vuʒ̆vat / söyleyelim! / let̆s say!
vuʒ̆vatya / söyleyelim diye / saying let̆s say
var / olumsuzluk eki / no/t
vezirepe / vezirler / ministers
vezirepek / vezirler (+ ergatif ek) / ministers (+ e. particle)
vezirepes / vezirler(d)e / in/to ministers
veziri / vezir / minister
vit/i / on / ten

Y y
-ya /... diye; dığı... / saying...; ... that...

Z z
ziani / ziyan / damage
zianiten / ziyanla / with damage

Ž ž
žiropt i / görüyor musunuz ? / do you see ?
žiruşi / görünce / when s/he saw
žiʒineri / gülerek /... laughing...

ʒ ʒ
ʒa / gökyüzü / sky

ʒ̆ ʒ̆
ʒ̆ana / yıl / year
ʒ̆anas / yılda / in year
ʒ̆inek̆epe / çoraplar / stockings; socks
ʒ̆inek̆epeten / çoraplarla / with stockings



Nenaçkina / Gramer / Grammar

Lazuri / Türkçe / English

1. Emus na uğut̆u okro xazinas var ant̆rinet̆u...
Onda olan altını hazineye sığdıramıyordu...
The gold that s/he had wasn’t fitting into the treasure.

2... dido xezdimeri na rt̆u şeni...
... eli çok sıkı olduğu için...
... as s/he was miser...

3... mapak ducoxu vezirepe muşis...
... kral, vezirlerini çağırdı...
... the king called his ministers...

4... mi çkimde malen do aʒ̆işa kianas uşegnapu sum mʒudi atkven...
... kim bana gelebilir ve şimdiye kadar dünyada duyulmamış üç yalan söyleyebilir (se)...
... who(ever) can come to me and tell unheard three lies in the world so far...

5... emus dido okro mepçap!
... ona çok altın veririm !
... I give her/him much gold !

6... mapaşi notkvamepe iris duʒ̆ves...
... kralın dediklerini herkese söylediler...
... they said, what the king said, to everybody...

7... mitis na var ugnapunya...
... kimsenin duymadığı...
... that noone heard...

8. Am ambai mapas konuğes.
Bu haberi krala götürdüler.
They brought this news to the king.

9. Mapas guri damonk̆anu...
Kralın yüreği sıkıştı...
The king was moved with great compassion...

10... mu mʒudi itku andğaşa kianas mu na giçkinan...
... bugüne kadar dünyada söylenmiş, bildiğiniz yalan...
... the lie that you know, that was told in the world so far...

11... ç̆umani şakis notkvame mʒudepe goişinapt̆es.
... sabaha kadar, söylenmiş (tüm) yalanları hatırlıyorlardı...
... till morning they were remembering the told lies...

12. Vezirepek mu na uçkit̆es, duʒ̆ves.
Vezirler, (tüm) bildiklerini söylediler.
The ministers said that they knew.

13. Gobriʒeri mç̆k̆eşi ziruşi, mapas ažiʒinu.
Üstü başı yırtık - pırtık çobanı görünce, kral gülebildi.
When he saw the shepherd in rags, he could laugh.

14. Ar qonas na xaçkupt̆u dik̆a...
Bir tarlaya ektiği buğday...
The wheat that he was cultivating...

15. Şegignapunan-i am k̆ata mʒudi?
Böylesi (bir) yalan duydunuz mu ?
Have you ever heard such a lie ?

16. Mç̆k̆eşi na amaxtu steri...
Çoban, girer girmez...
As soon as the shepherd came in...

17... iri ʒ̆anas na aqvet̆u ç̆uç̆uli...
... her yıl sahip olduğu civciv...
... the chick that he had every year...

18. Am mapa dido xezdimeri na rt̆u...
Bu kralın eliçok sıkı olduğunu...
That this king was a very one...

19... çkar mitis okro var meçapt̆u...
... hiç kimseye altın vermediğini...
... that he wasn’t giving any golds to any one...

20... am k̆ata uşegnapu mʒudi dotku na...
... (eğer) böylesi duyulmadık (bir) yalan söylerse...
... if he had told such an unheard lie...

21... şemignapunanşo, miçkinanşo, tkvit!
... duymuşluğumuz var, biliyoruz, deyin !
...say ‘we heard’; ‘we know’ !

22. Baba skanis dido mt̆eri uqonut̆eren...
Babanın çok düşmanı varmış...
Your father had had a lot of enemies...

23... şkvit ʒ̆anas ok̆ok̆idinu uğut̆eren entepe k̆ala...
... onlarla, yedi yıl (boyunca) muharebesi varmış...
... he had had a seven - year battle with them...

24... am ok̆ok̆idinupes na mulurt̆u zianiten...
... bu harbten gelen ziyanla...
... with the damage that that war caused...

25. Mç̆k̆eşik aşo na tku steri...
Çobanın böyle demesiyle...
As soon as the shepherd said. .

26. Aya na var uçkin, mi iqven...
Bunu bilmeyen, kim olur (ki)...
Who can’t know this...

27... çkva mutu otkvaluşi var miğun.
... (söylenecek) başka sözüm yok.
... I have no other word.

28... mukti ixmaru do çkvas ti oxmarapu.
... kendisi de kullandı (ve) başkasına da kullandırdı.
... he used, too and he had the others use.

 


 

[Kaynak kitap: (Lazuri [Lit̆erat̆uli] P̆aramitepe”, Gürcistan S. S. C., Tbilisi, 1982, (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, Lazcadan Türkçeye çeviri, Lazca- Türkçe- İngilizce Sözlük ve gramer analizleri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 1999)].

aksamaz@gmail.com

 

 

 

4 Nisan 2026 Cumartesi

[Lazca-Türkçe Masallar-22]: “Kral ile Bağcı”

 

 


 

[Lazca-Türkçe Masallar-22]: “Kral ile Bağcı”

 

Üçü kız, altısı erkek dokuz çocuğuyla bir karı- koca, eski bir kulübede yaşıyordu. Bahçeleri ve küçücük tarlalarına lahana, pırasa, turp, hıyar ve diğer sebzeleri ekiyorlardı. Adam ilkbaharda tarlayı hazırlıyor, tohum ekiyor, gece- gündüz toprağıyla ilgileniyor ve böylece çocuklarına bakıyordu.

Karısı:

-Adamım, evimiz eskidi. Yağmur ve kardan kapı ve duvarlar çürüdü; kızılağaç tahtaları ufalandı, dağılıyor; çatı ve tavan başımıza dökülüyor, yağmur ve karda çocuklar soğuktan titriyorlar, öksürüyorlar. Ormana git de ev için ağaç kes!

Adam, karısının dediklerini dinledi sonra da düşündü:

-Dokuz çocuğum var, bu küçük kulübeye sığmıyorlar. Ormana gideyim de büyük bir ev yapabilmek için ağaç keseyim de tahta yapayım. Ambara da üç dört depo yaparım. Birine mısır ve buğday, ikincisine fasulye, üçüncüsüne un doldurup kış için saklarım.

Ertesi gün karısına:

-Yarın ormana gidiyorum, bana yemek yapıver!

Kadın, sabah erkenden kalktı. İneği sağdı, sütü süzüp kaynattı. Sonra un eledi, hamuru ahşap teknede yoğurdu ekmek pişirmek için. Hamsili ekmek pişirdi. Buğday ekmeğini, hamsili ekmeği, peyniri zembile koydu. Sonra bunları yol için kocasına verdi.

Kocası da erkenden kalktı. Yeni ev yapmak istediği yeri sopayla ölçtü. Sonra da nacak, balta, ay balta ve testereyi alıp yola koyuldu.

Adam, ormana geldi. Ormanda her ağaç vardı: Meşe, kestane, ıhlamur, gürgen, ceviz, fındık, dut, armut, yaban gülü ve diğerleri.

Bunca ağacı görünce adam düşündü:

-Meşe ve kestane ağacı keserim, tahta biçerim. Fındık filizlerini örerim. İncir yaprağını çakarım, çeperim de olur.

Adam, nacağı sallayıp meşe ağacına indirince meşe inledi, insan diliyle şöyle dedi:

- Ben bu ormandaki en eski ağacım. Sekiz yüz yıl önce doğdum. Başımdan çok şey geçti: Yağmur yağdı, kar yağdı, rüzgâr esti; dallarım eğildi, kabuğum pul- pul oldu, ama köküm ve dibim yine de sağlam. Beni kesersen, bak, nice kuşların yuvası yere dökülür, onlara kim yardım etsin?

Adam acıdı, kesmedi. Sonra ıhlamur ağacına gitti, fakat ıhlamur ağacı da insan diliyle şöyle dedi:

- Beni kesme, çiçeklerimle arılar doyuyor ve bal yapıyor.

Adam, ona da acıyıp kesmedi. Kestane ağacına yanaştı. Kestane ağacı da insan diliyle yalvardı:

- Beni kesme, ben ve kardeşlerim; gürgen, armut, elma, erik, şeftali, incir, kiraz, nar, dut, bizi keserseniz bu ormanda yaşayan ayı, domuz, zerdava, çakal, tilki ve onların yavruları, hepsi aç kalır.

Adam, ormanda böyle gezdikten sonra, kendi kendine şöyle dedi:

-Ağaç kesmedim, bari yaban mürveri, çalı falan keseyim de eve odun için götüreyim.

 Fakat yaban mürveri de yalvarınca kesmekten vazgeçti.

Evine dönerken yolda Orman Adamına rastladı. Orman adamı seslendi:

- Ağaçları kesmediğin, için sana iyi bir şey öğreteceğim. Ormanda gördüğün yabani bütün ağaçlar; armut, elma, incir, kiraz, asma meyve veriyor, ne var ki küçük ve ekşidir. Sana bu ağaçların fidanlarını vereceğim, sen de göz kulak ol, çeperle, sabah akşam su dök, göreceksin nasıl iyi meyve verecekler.

Adam:

- Anladım, lâkin evsiz kaldım.

- Evini taştan ör. Kışın ısıtacak, yazın sıcak olmayacak. Ne çürür ne de yıkılır.

Adam, ona inandı, fidanları evine getirdi ve dikti. Kendisi ve çocukları gece- gündüz tırmıkla eşelediler. Kesekleri kazma ile kırıp parçalıyorlardı.

Dört-beş yıl geçti. Diktikleri ağaçlar büyüdü. Asma, yüksek ağaçlara sarıldı. Bağda çok tatlı elma, armut, incir, kiraz ve şeftali yetişti.

Her yıl adamın oğulları uzun sepetlerle üzüm topluyor, çiğniyor ve şarap yapıyorlardı.

Bütün bunlar Kral’ın kulağına gitti.

Vezirleri Kral’a şöyle dedi:

Sen Kralsın, böyle bağ sende yok da bu adamın nasıl olur? Bizi gönder de O adamı buraya getirelim!

Vezirler, adama haber saldı:

- Kral, seni çağırıyor.

Adam, Krala eli boş gitmemek için, üzümü çiğnedi; tuluma doldurdu. Sepetlere de şeftali, elma, armut, incir, inek gözü ve iri gözlü üzüm doldurdu. Sepetleri çocuklara yükledi, tulumu kendi sırtladı; yola koyuldular.

Az gittiler, çok gittiler Kral’a vardılar.

Kral, tahtında oturuyordu. Adam, Kralı görünce tulumdan içeceği boynuza doldurdu. Kral’a uzun ömürlü olması için dua etti:

- Tanrı, yüz gününü bir gün saysın. Hep dualı ve yenilmez ol!

Önce kendisi içti, sonra yine boynuzu doldurup Kral’a verdi. Kral da içti. Çok hoşuna gitti. Sordu:

-Bu içecek, başka içeceklere benzemiyor, bunu nereden buldun?

-Bu içeceği, bağımın üzümünden kendim yaptım.

Kral sordu:

- Benim böyle bağım yok da sen nasıl sahip oldun?

-Bu bağı ellerimle diktim. Hepsini kendim yaptım.

Bu sözleri söyledikten sonra adam, “Bu sözleri nasıl söyledim” diye dilini ısırdı.

Kral şöyle dedi:

-Madem sen her şeyi yapabilirsin, ben sana üç şey söyleyeceğim. Onları yapmazsan bağını senden alacağım. Yapabilirsen, bağın senin olsun!

-Dinliyorum Kralım, diyeceğini de!

-Tarlaya buğday ektik. Sen, bir gece içinde ektiğimiz bütün tohumu çıkaracaksın, öyle ki bir daha çıkmasın!

Adam kalkıp ormana gitti. Meşe ağacının altında oturdu ve Kralın sözlerini meşeye söyledi. Meşe, dallarında yuva yapan kırlangıçları, guguk kuşlarını, sarıasma kuşlarını, çavuş kuşlarını, kestane kargalarını çağırdı:

-Bu gece, Kralın tarlasına gidin ve ekili buğday tohumlarının hepsini çıkarın!

Ertesi gün adam, Kral’a gitti:

-Kralım, bana dediğini yaptım.

Gerçekten de Kral’ın tarlasında bir tek buğday tohumu bırakmamıştı.

Kral:

-Şimdi, bir gece içinde balmumundan kale yapacaksın!

Adam yine ormana gidip Kralın sözlerini meşe ağacına söyledi.

Meşe ağacı ıhlamur ağacına:

-Bu adama yardımın gerekiyor.

Ihlamur ağacı arıları çağırıp şöyle dedi:

-Bu adama bir gece içinde balmumundan bir kale yapacaksınız!

Arılar uçtu. Sabaha kadar Adam’a büyük ve güzel bir kale yaptılar.

Kral, kaleyi görünce şaşırdı. Vezirlerine:

-Bu adama, ne dediysek yaptı. Şimdi yapamayacağı bir şey söyleyelim!

Kral, adamı çağırıp şöyle dedi:

-Ormanda dokuz başlı bir dev yaşıyor. Yolun ortasındaki ibadethaneye insanları göndermiyor. Devin korkusundan zavallılar titriyorlar. Sen gidip o devi bana getir!

Adam, devi gerçekten hiç görmemişti ve çok korkuyordu fakat yine de ormana gidip Kralın sözlerini meşe ağacına söyledi.

Meşe ağacı:

-Korkma, bu işi sarmaşık yapar!

Devin yatağı kayanın altındaydı. Bu kayayı da sarmaşıklar sarmıştı. Akşam olup, dev yere yatınca sarmaşık devi öyle bir sardı ki dev, elini- ayağını oynatamıyordu.

Gün ağardı. Adam, sarmaşıkla sarılı Devi atlara bağladı. Sürükleye- sürükleye Kral’a götürdü.

Adam, bu işlerin tamamını yaptığı için, Kral Vezirlerine şöyle dedi:

-Bu adam, çok akıllıymış. Bağı kendisinin olsun! Bugünden sonra bu adam, benim hem Vezirim hem arkadaşım olacak!

Böylelikle bağcı, Kralın veziri oldu.

 


https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/10/lazca-turkce-masallar-1-tebdili-kyafet.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-2-tovbekar-eskya.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-3-akl-ile-kader.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-4-kardesin.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-5-ay-ile.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-6-ylan-ile-adam.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masal-7-kotu-niyet.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-8-iki-arkadas.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-9-iki-kardes-biri.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-10-dev.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-11-haram-yemeyen.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-12-kral-ile-coban.html

 https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/02/lazca-turkce-masallar-13-kolkh-medea.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/02/lazca-turkce-masallar-14-uc-erkek.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/02/lazca-turkce-masallar-15-padisah-ile.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/02/lazca-turkce-masallar-16-coban.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-17-kedi-ile-cakal.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-18-uc-erkek-kardes.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-19-padisahn-oglu.html

 https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-20-uvey-evlat.html

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-21-genc-kz-ile.html

 

 

“Mapa do Mabağe”


Ar çil- kimoci kort̆es. Çxoro bere uqonut̆es, sum k̆ulani do anşi biç̆i do ar mcveşi paʒxas skidut̆es. Entepes ont̆ule do ç̆iç̆it̆a qona uğut̆es. Ont̆ules luqu, p̆rask̆ia, bulek̆i, şuk̆a do çkva do çkva mergyape orgapt̆es. Qonas dik̆a do lazut̆i xaçkupt̆es. Ordonay pukrinoras k̆oçik qona doxonupt̆u, tasi dotasupt̆u, (1) seri dğaleri dodgit̆u dixa muşis do aşote oʒ̆k̆ert̆u berepes.
Ar dğas oxorcak kimoli muşis uʒ̆u:

- K̆oçi, oxori domamcveşes. Nek̆nape do k̆idape kogoʒ̆axʒu mç̆ima do mtviriten; am txomuş piʒarepeti diçinçolu do goşibğen, ç̆eri do onʒxoni tis gemabğenan, mç̆ima do mtviris berepek qiniten tirtinan do axvalenan. K̆oçi çkimi, idi mt̆k̆aşa do oxori şeni ncape dok̆vati.

Kimolikti konusiminu oxorcaş nenapes do kodolingonu:

- Çxoro bere miqonun, çkini ç̆it̆a paʒxas var int̆renan, ar mt̆k̆aşa mendapta do didi oxorişi ok̆idu şeni ncape dopk̆vata do piʒarepe dopxerxaya.

K̆oçis bağuşi ok̆iduti guris dvaqu (2) do izmonu muşebura:

- Bağus sum- otxo xaro dovuxvenap- artis lazut̆i do dik̆a, majuras lobia, masumanis mkveri kodolovobğap do qinva şeni dopşinaxupya.

Majura dğas k̆oçik oxorca muşis uʒ̆u:

- Ç̆umanis mt̆k̆aşa mevulur do gyari domixveniya.

Ç̆umanis oxorca ordo kiselu. Oxorcak pucis kogamunç̆valu, (3) mja donʒiru do dogibu, ek̆ule onʒiruten mkveri donʒiru do ʒomi duʒxuş gobis dokiminu oç̆u şeni. Emuşk̆ule kapçoni mç̆k̆iditi kogyoç̆u. Ek̆ule kovali, qvali do kapçoni mç̆k̆idi ʒanʒas kodolodu do gza şeni komeçu k̆oçis.

Kimoliti ordo kiselu, oxoriş gedgu na unt̆u sva bigaten dozimu, (4) ek̆ule nacaxi, arguni, burç̆uli do xerxi ezdu do gzas kogedgitu. (5)

K̆oçi mt̆k̆aşa komoxtu. Em mt̆k̆as iri nca kort̆u: ç̆k̆oni, ç̆uburi, duʒxu, txomu, ʒ̆ipuri, neži, txiri, mjoli, mʒxuli, ask̆ili do çkva do çkva...

Ak̆o ncape žiruşi, k̆oçik izmonu:

- Ç̆k̆oni do ç̆uburi komop̆k̆vatup do piʒarepe dopxerxup, txirişi ç̆epxeten çelt̆i dobşup, luğişi but̆k̆aş oxominu şeni, ç̆uburişi xomula qapeşi masari dopʒonup do k̆ai ğoberiti domaqvenya.

K̆oçik nacaxi moink̆inu do ç̆k̆onis doludguşi, ç̆k̆onik dik̆usu do k̆oçiş nenaten uʒ̆u:

- Ma am mt̆k̆aş doloxe mtelişen mcveşi nca vore. Ma ovrooşi ʒ̆anaş ʒ̆oxle dovibadi. (6) Ti çkimis didope golamixtu: mç̆ima gemomç̆ipt̆u, mtviri gemomtupt̆u, ixik dido mibaru, qape çkimi dido ndrik̆u do kerketi domakerʒelu, mara peso do cinci çkimi xoloti k̆ap̆et̆i ren. Oʒ̆k̆edi, muk̆o qvinçiş obğepe mteliti kodibğen tude do entepes mik uşvelas. (7)

K̆oçis guris naç̆u do var mok̆vatu.

Aʒ̆i k̆oçi duʒxus konodgitu, mara duʒxukti k̆oçişi nenaten uʒ̆u:

- Var momk̆vata, çkimi pukirepeten but̆k̆uci ižğen do topuri ikipsya

K̆oçis eti guris naç̆u do var mok̆vatu.

Aʒ̆i k̆oçi ç̆uburis konaxolu. Ç̆uburikti k̆oçişi nenaten axveʒ̆u:

- Mo momk̆vatup, ma do çkimi cumalepe; ʒ̆ipuri, mʒxuli, uşkiri, qomuri, ant̆ama, luği, buli, berʒ̆euli, mjoli çkin momk̆vatit na, am mt̆k̆as na skidunan mtuti, ğeci, mskveri, k̆venuri, mk̆yapu, meli do entepeş motalepe, iri xolo ugyareli kodoskidunan.

Aşopeten dido goxtu k̆oçi mt̆k̆as do ek̆ule tku muşebura:

- Ncape var mopk̆vati, aʒ̆i moxti inç̆iri do çkva buçkepe dopk̆vata do oxorişa dişka şeni mendeviğaya.

Mara inç̆irikti axveʒ̆u do k̆oçik var moç̆k̆iru.

K̆oçi oxorişa goiktu. Gzas mulut̆uşi, germak̆oçi konağu do uʒ̆u:

- Si ncalepe na var mok̆vati şeni ma ar k̆ai mutxani goguraminon. (8) Si mt̆k̆as žiri mt̆k̆uri ncalepe -mʒxuli, uşkiri, luği, qomuri, buli, binexi- entepek içanupan, mara mç̆ipe do mç̆oxa renan do k̆oçik var imxors. Entepes k̆oçişi xe unonan. Ma mekçaminon am ncalepeş nergepe, si kodorgi, toli- quci gedvi, koguğobi, ç̆umani do limcis ʒ̆k̆ari gubi do kožirop muç̆o k̆ai içanasen. (9)

- Eya ho, mara uoxore kodopskidi.

 Aşo uʒ̆u k̆oçik.

- Oxori kvaşi dok̆idi. Qinvas got̆ibasen, mapxas var gaçxvapen. Çkva varti xʒun do varti dolibğen.

 Uʒ̆u germak̆oçik.

K̆oçik kodvaceru, komoiğu nergepe oxorişa do kodorgu. Muk do muşi berepe seri-  dğaleri jin gyodgit̆es. Buʒxiten puʒxopt̆es, goroxepe bergiten t̆axupt̆es do puşonupt̆es.

Mek̆ilu otxo- xut ʒ̆ana. Na dorges ncalepe dirdes. (10) Binexi mağali ncalepes kogvak̆iru do dido k̆ai baği diqu. Am bağis dido loqa uşkiri, mʒxuli, luği, buli do ant̆ama içanert̆u.

İri ʒ̆anas k̆oçişi biç̆epek gidelepete dido qurženi ʒ̆ilupt̆es, ek̆ule doç̆inaxupt̆es do ğvini ikipt̆es.

Am ambai mapaş qucişa komextu. Mapas vezirepe muşik uʒ̆ves:

- Amk̆ata baği sin var giğun mapa re do em k̆oçis muç̆o uğun? Memoçkvit do k̆oçi ak komoviqonatya.

Vezirepek k̆oçis mapak gicoxups yado konumçines.

Mapaşa xemboşi muç̆o vida yado k̆oçik qurženi doç̆inaxu do gudas kodolobu. K̆alatepes; ant̆ama, uşkuri, mʒxuli, luği, puciş toli do tolimçxu qurženi kodolobğu, k̆alatepe berepe muşis, guda muk moik̆idu do gzas kogedgites.

Ç̆it̆a ides, dido ides mapaşa komoxtes. Mapa t̆axt̆is gexet̆u. K̆oçik mapa žiruşi, moiʒ̆k̆u guda, xocişi didi kra yopşu do mapa doxvamu, dğaginžaşi uʒ̆u:

- Ğormotik oşi dğa ar dğaten gişinas. (11) İro xvameri do ucginu rt̆a!

Aşo tku do oşu, ek̆ule xolo kodolobu do mapas komeçu.

Mapakti oşu, dido aʒ̆onu do k̆itxu:

- Am oşumoni çkva oşumonepes var nungaps, aya so žiri?

- Am oşumoni ma p̆i baği çkimiş qurženişen.

- Aşo baği ma var miğun do si muç̆o gaqu?

K̆itxu mapak.

- Ma am baği çkimi xeten dovorgi. İri xolo xe çkimiten p̆i.

Uʒ̆u k̆oçik do nenas geyk̆ibinu: “a mu matku ya do”.

- Oki si iri xolo gaxvenen ma sum mutxani giʒ̆vaminon do entepe var qvi na, baği skani goʒ̆agiğaminon, dogaxvenu na, baği skani sin giğut̆as.

 Aşo tku mapak.

- Ma gisimin, mapa çkimi, tkvi mu na miʒ̆vaginon, (12)

- Qonas dik̆a ptasit. Si ar seriş doloxe mteli tasi eşiğaginon, aşoki çkarti var extas!

K̆oçi yiselu do igzalu mt̆k̆aşa. Ç̆k̆oniş cincis kodoxedu do mapak na uʒ̆veret̆u ç̆k̆onis duʒ̆u. (13) Ç̆k̆onik koducoxu qape muşis obğe na uğut̆es qvinçepes, (14) meʒ̆k̆arepes, k̆idepes, gugulepes, malağudepes, opanpepes, çxvik̆epes do uʒ̆u:

- Am seri mapaşi qonaşa idit do xaçkeri dik̆aşi tasi mteliti eşiğit!

Majurani dğas k̆oçi gextu mapaşa do uʒ̆u:

-Mapa çkimi si na miʒ̆vi dulya dop̆iya. (15)

Mtiniti qvinçepek mapaşi qonas arteri dik̆aşi tasi var naşkveret̆es.

- Aʒ̆i si ar seriş doloxe topurişi lukunaş cixa k̆idaginon!

Uʒ̆u mapak.

K̆oçi xolo mendaxtu mt̆k̆aşa do am ambai ç̆k̆onis duʒ̆u.

Ç̆k̆onik duʒxus uʒ̆u:

- Am k̆oçis aʒ̆i skani meşvelu unon! (16)

Duʒxukti ducoxu but̆k̆ucepes do uʒ̆u:

- Tkvan am k̆oçis lukunaşi cixa uk̆idaten ar seriş doloxe!

But̆k̆ucepe putxes do ç̆umanişakis didi do mskva cixa dok̆ides.

Mapak aya na žiru, dido gaak̆viru do uʒ̆u vezirepes:

- Am k̆oçik na vuʒ̆vi iri xolo doqu. (17) Aʒ̆i eşo mutxani vuʒ̆vat, na var axvenen!

Mapak koducoxu k̆oçis do uʒ̆u:

- Mt̆k̆as ar çxorotioni divi skidun do gzas na dgin oxvameşa k̆oçepe var oçkumers.

Divişi şkurnaten irik k̆ank̆alaps. Si idi do em divi komomiqoni!

K̆oçis divi mʒxade var užirut̆u do dido aşkurinet̆u, mara xoloti mendaxtu mt̆k̆aşa do mapaşi notkvame ç̆k̆onis duʒ̆u.

- Mo gaşkurinet̆as, am dulya msicik ikipsya.

Uʒ̆u ç̆k̆onik.

Dolimcu. Divis kvaş tude uğut̆u oncironi. Am kvasti msici gok̆irt̆u. Divi na inciru, msici kogvak̆iru, (18) eşoki divis xe- k̆uçxe var oxvank̆anet̆u.

Dotanu. K̆oçik msiciten k̆ireli divi ʒxenepes nuk̆idu do ntireli- ntireli mapaşa mendiqonu.

Dulyape mteli na uxvenuşi, (19) mapak vezirepes uʒ̆u:

- Am k̆oçi dido ğnoseri t̆eren, baği muşi muşi rt̆as do andğaşk̆ule am k̆oçi çkimi veziri do megabre iqvasenya.

Aşote k̆oçi mapaşi veziri diqu.

+



Nenapuna / Sözlük / Dictionary

Lazuri / Türkçe / English

A a
axvenen / yapabilir / s/he can do
axveʒ̆u / yalvardı / s/he begged
ambai / haber / news
aşi / altı / six
ant̆ama / şeftali / peach
arguni / balta / axe
arteri / birtek / one...
ar/ti / bir / one
aris / birin(d)e / in/to one
ask̆ili / yaban gülü / dog – rose
aşkurinet̆u / korkuyordu / s/he was afraid of...
aʒ̆onu /... gitti / s/he liked...
ak̆o / bu kadar / as much/many as this one...
a(m) / bu / this
am k̆ata / böylesi / this kind...
amuş k̆ule / bundan sonra / after this...
andğa / bugün / today
andğa şk̆ule / bugünden sonra / after today...
aya / bu/nu / this one...
aşopeten / böylece /... so...
aşote / böylece /... so...
aʒ̆i / şimdi / now

B b
baği / bağ / vineyard
bağis / bağda / in vineyard
bağişi / bağın / vineyard’s
bağu / ambar / storehouse
bağus / ambarda / in storehouse
bağuşi / ambarın / storehouse’s
bere / çocuk / child
berepe / çocuklar / children
berepek / çocuklar (+ ergatif ek) / children (e. particle)
berepes / çocuklar(d)a / in/to children
bergi / çapa / hoe
bergiten / çapayla / with hoe
biç̆epe / erkek çocuklar / boys
biç̆epek / e. çocuklar (+ e. ek) / boys (+ e. particle)
biç̆i / erkek çocuk / boy
biga / değnek / cane
bigaten / değnekle / with cane
binexi / asma; üzümlük / grape – vine
buckepe / çalılar / bushes
bulek̆i / turp / radish
buli / kiraz / cherry
burç̆uli / ay balta / ax
but̆k̆a / yaprak / leaf
but̆k̆as / yaprak(t)a / in/to leaf
but̆k̆ucepe / arılar / bees
but̆k̆ucepes / arılar(d)a / in/to bees
but̆k̆uci / arı / bee
buʒxi / tırmık / rake
buʒxiten / tırmıkla / with rake

C c
cinci / kök,dip / bottom
cixa / kale; hapishane / fortress; prison
cuma / erkek kardeş / brother
cumalepe / erkek kardeşler / brothers
cinci / kök / root

Ç ç
çelt̆i / yassı örgü / knitted one...
çxvik̆epe / kestane kargaları / crows
çxvik̆epes / k. kargalarını(nda) / in/to crows
çxoro / dokuz / nine
çxoroti / dokuzbaş / nine - head
çxorotioni / dokuzbaşlı / nine - headed
çil - kimoci / karı - koca / wife - husband
çkar / hiç; sıfır / nothing; zero
çkarti / hiç de / nothing too
çkva / başka / other
çkvadoçkva / başka başka / different kinds of...
çkimi / benim/ki / my; mine
çkimis / benimkin(d)e / in/to mine
çkimite / benimki ile / with mine
çkini / bizim/ki / our/s

Ç̆ ç̆
ç̆epxe / ağaç dalı / very thin branch
ç̆epxeten / ağaç dalıyla / with... branch
ç̆eri / tavan / attic
ç̆k̆oni / meşe / oak
ç̆k̆onik / meşe (+ ergatif ek) / oak(+ e. particle)
ç̆k̆onis / meşede(ye) / in/to oak
ç̆uburi / kestane / chestnut
ç̆uburik / kestane (+ ergatif ek) / chestnut(+ e. particle)
ç̆uburikti / kestane de / chestnut (+ e.p.) too
ç̆uburis / kestanede(ye) / in/to chestnut
ç̆uburişi / kestanenin / chestnut̆s
ç̆it̆a / küçük / small; little
ç̆iç̆it̆a / küçücük / very small
ç̆umani / sabah / morning
ç̆umanis / sabah(da) / in morning
ç̆umanişakis / sabaha kadar / till morning

D d
daqu /... etti / it caused...
dğa / gün / day
dğaginžeşi / kadeh kaldırma / long-day friendship
dğas / gün(de) / (on) day
dğaten / gün ile / with... day
diçinçolu / ufalandı / it was broken into pieces...
dgin / duruyor / it̆s stopping...
didi / büyük / big; great
dido / çok / much; many
didope / çok şey/ler / many thing/s
dik̆a / buğday / wheat
dik̆aşi / buğdayın / wheat̆s
dik̆usu / inledi /s/he moaned
dirdes / büyüdüler / they grew up
dişka / odun /firewood
dişka şeni / odun için / for firewood
divi / dev / giant
divişi / devin / giant̆s
diqu / oldu / s/he became
do / ve / and
dopxerxa / biçeyim ! / let me cut !
dopxerxaya / biçeyim diye / saying let me cut
dopxerxup / biçerim / I cut...
dovibadi / doğdum / I was born...
dopk̆vata / keseyim ! / let me cut !
dovorgi / diktim / I planted
dopşinaxpm / saklarım / I hide
dopşinaxupya / saklarım diye / saying I keep
dopşum / örerim / I knit...
doç̆inaxu / çiğnedi / s/he trampled down
doç̆inaxupt̆es / çiğniyorlardı / they were trampling down
dogaxvenu / yapabildin / you could do/make
dogibu / kaynattı / s/he boiled
doxvamu / dua etti / s/he prayed
dokiminu / yoğurdu / s/he kneaded
dok̆idu / inşa etti / s/he built
dok̆ides / inşa ettiler / they built
dok̆vati / kes ! / cut !
dolibğen / yıkılıyor / it is collapsing
doloxe / iç/in(d)e / inside
doludguşi / indirince / when she caused to descend
dolimcu / akşam oldu / it became evening
domakerʒelu / pul pul oldu / it was divided into pieces
domamcveşes / bizim... eskidi / it became old...
domaqven / bende... olur / it becomes in me...
domixveni /... yap ! / do; make...!
donʒ̆iru / (sıvı)... eledi / s/he sifted (liquid)...
dop̆i / yaptım / I did/made
dop̆iya / yaptım diye / saying I did...
dorges / diktiler / they planted
dotanu / gün ağardı / day broke...
dotasupt̆u / ekiyordu / they were seeding
doqu / yaptı / s/he did/made
dozimu / ölçtü / s/he measured
ducoxu / seslendi / s/he called
dulya / iş / work
dulyape / işler / works
duʒxu / ıhlamur / linden tree
duʒxuk / ıhlamur (+ ergatif ek) / linden tree (e. p.)
duʒxukti / ıhlamur da / linden tree (e. p.) too
duʒxus / ıhlamur(d)a / in/to linden tree
duʒxuş(i) / ıhlamurun / linden tree’s
duʒ̆u / söyledi / s/he said


E e
extas / çıksın! / let it go up
eşiğaginon / çıkaracaksınız / you’ll take it...
eşiğit / çıkarın! / take it...! (pl.)
eyiselu / kalktı / s/he stood up
ezdu / aldı / s/he took
e(m) / o / it
entepe / onlar / they
entepek / onlar (+ ergatif ek) / they (+ e. p.)
entepeşi / onların / their
e(m)ti / o da / it too
eya / o/nu / it
eşo / öyle / so...
ek̆ule / sonra / then

F f
fara / defa /... time...

G g
gaak̆viru / hayret etti / s/he was confused
gaçxvapen / seni ısıtacak / it̆ll warm you
gaxvenen / yapabilirsin / you can do
gaşkurinet̆as / kork ! / be afraid of...!
gaqu / sende... oldu / you had
gedgu / kurmak / to set up
gedvi / kolla / protect
gexet̆u / oturuyordu / s/he was sitting
gextu / indi / s/he came down
gemabğenan / dökülüyorlar / they were falling down
gemomç̆ipt̆u /... yağdı / it rained...
gemomtupt̆u /... kar yağdı / it snowed...
germak̆oçi / orman adamı / forest - man
germak̆oçik / o. Adamı (+ ergatif ek) / forest - man (+ e. p.)
gek̆ibinu / ısırdı / s/he bited
gicoxups / seni çağırıyor / s/he is calling you
gicoxupsya / seni çağırıyor diye / saying she is calling you
giğun / sende... var / you have...
giğut̆as / senin olsun ! / have it...! (sg.)
gisimin / dinliyorum / I’m listening...
gişinas / saysın ! / let it see so... !
giʒ̆vaminon / sana söyleyeceğim / I’ll say you...
gobi / hamur teknesi / trough
gobis / hamur teknesinde / in trough
goguraminon / sana öğreteceğim / I’ll teach you...
goxtu / gezdi / s/he travelled
gok̆irt̆u / sarılıydı / it was wrapped round
golamixtu /... geçti / it passed...
goroxepe / toprak kesekleri / earth’s pieces
goşibğen / dağılıyor / it̆s scattering...
got̆ibasen / ısıtacak / it̆ll warm
goiktu / döndü / s/he turned...
goʒ̆agiğaminon / müsadere edeceğim / I’ll take...
guda / tulum /bagpipe
gudas /tulum(d)a / in/to bagpipe
gudape / tulumlar / bagpipes
gudapeten / tulumlarla / with bagpipes
gideli / sepet / basket
gugulepe / guguk kuşları / cuckoos
gugulepes / guguk kuşların(d)a / in/to cuckoos
guguli / guguk kuşu / cuckoo
guri / kalp / heart
guris / kalp(t)e / in heart...
gyari / yiyecek / food
gyodgit̆es /... koyuldular / they began to...
gza / yol / way
gzas / yola / to way...
gza şeni / yol için / for way...

Ğ ğ
ğeci / domuz / pig
ğoberi / çit / fence
ğoberiti / çit(i) de / fence too
ğormoti / tanrı / god
ğormotik / tanrı (+ ergatif ek) / god (e. p.)
ğvini / şarap / wine


H h
ho / evet / yes

X x
xaçkeri / ekili / cultivated
xaçkupt̆es / ekiyorlardı / they were cultivating
xaro / hububat çukuru / depot
xe / el / hand
xe k̆uçxe / el - ayak / hand – footh
xerxi / testere / saw
xeten / elle /with hand
xeupşu / eliboş / without anything...
xoci / öküz / ox
xocişi / öküzün / ox’s
xolo / yine; yakın / again; near
xoloti / yine de / again too
xomula / kuru / dried
xʒun / çürüyor / it̆s decaying
xut/i / beş / five
xvalupan / öksürüyorlar / they’re coughing
xvama / dua / pray
xvameri / dualı, kutsal / blessed, holy

İ i
içanupan / meyve veriyorlar / they are giving fruit
içanasen / meyve verecek / it̆ll give fruit
içanert̆u / meyve veriyordu / it was giving fruit
ides / gittiler / they went
idi / git ! / go! (sg.)
idit / gidin ! / go! (pl.)
igzalu / gitti / s/he went
ixi / rüzgâr / wind
ixik / rüzgâr (+ ergatif ek) / wind (+ e. p.)
ikips / yapıyor / s/he’s doing
ikipsya / yapıyor diye / saying s/he’s doing
ikipt̆es / yapıyorlardı / they were doing
imxors / yiyor / s/he’s eating
inciru / yattı / s/he slept
inç̆iri / yaban mürveri / elder tree
inç̆irik / y. Mürveri (+ e. ek) / elder tree ( + e. p.)
inç̆irikti / yaban mürveri ( +e. ek) de / elder tree ( + e.p.) too
int̆renan / sığıyorlar / they’re fitting into...
iri / her/kes; hep / every; all
iri xolo / herşey / everything
irik / herkes (+ ergatif ek) / everybody (+ e. p.)
iqvasen / olacak / it̆ll be...
iqvasenya / olacak diye / saying it̆ll be...
izmonu / düşünceye daldı / s/he began to think...
ižğen / doyuyor / s/he’s satiated

J j
jin / üst / up

K k
-k / ergatif ek / ergative particle
kapçia / hamsi / anchovy
kapçioni / hamsili / anchovied
kerki / ağaç kabuğu / bark
kerkiti / ağaç kabuğu da / bark too
kiselu / kalktı / s/he stood up
kodibğen / dökülü(yo)r / it falls down
kodopskidi / kaldım / I remained
kodoxedu / oturdu / s/he sat down...
kodolingonu / niyet etti / s/he intended to...
kodolobu / (sıvı) doldurdu / s/he filled...
kodolobğu / (katı) doldurdu / s/he filled...
kodolodu / koydu / s/he put (p.)
kodolovobğap / dolduru(yo)rum / I’m filling...
kodorgi / dik ! / plant ! (sg.)
kodorgu / dikti / s/he planted
kodoskidunan / kalıyorlar / they are remaining
koducoxu / çağırdı / s/he called...
kodvaceru / inandı / s/he believed
kogvak̆iru / sardı / it rapped round...
kogamunç̆valu /...  sağdı / s/he milked
kogedgites / koyuldular / they began to...
kogedgitu / koyuldu / s/he began to...
kogvak̆iru /... sarıldı / it wrapped round...
kogoʒ̆akʒu / çürüdü / it decayed
koguğobi / çeperle ! / dig...! (sg.)
kogyuç̆u / pişirdi / s/he cooked
komeçu / verdi / s/he gave
komextu /... gitti / s/he went...
komoviqonat / getirelim ! / let̆s bring...!
komoviqonatya / getirelim diye / saying let̆s bring
komop̆k̆vatup / keserim / I cut...
komoxtes / geldiler / they came
komoxtu / geldi / s/he came
komoiğu / getirdi / s/he brought
kimoli / koca, erkek / husband
kimolik / koca (+ ergatif ek) / husband (+ e. p.)
komolikti / koca ( + e. e. ) da / husband (+ e. p.) too
komomiqonu /... getirdi / s/he brought
konagu / rastladı / s/he met by chance...
konaxolu / yanaştı / s/he approached
konodgitu /... dayandı / s/he came to...
konumçines / haber gönderdiler / they sent message to
konusiminu / dinledi / s/he listened
kort̆es /... vardılar / there (were)...
kort̆u /... vardı / there (was)...
kuali / ekmek / bread
kožirop / görürsün / you see
kra / boynuz / horn
kva / taş / stone
kvasti / taş(t)a da / in/to stone too
kvaşi / taşın / stone’s

K̆ k̆
k̆alatepe / sepetler / baskets
k̆alatepes / sepetler(d)e / in/to baskets
k̆alati / sepet / basket
k̆ank̆alaps / titriyor / s/he’s trembling
k̆ap̆et̆i / sağlam / healthy; resistent
k̆ai / iyi / good; well
k̆idape / duvarlar / walls
k̆idepe / ağaçkakanlar / woodpeckers
k̆idelepes / ağaçkakanlar(d)a / in/to woodpeckers
k̆itxu / sordu / s/he asked
k̆oçepe / adamlar / men
k̆oçepek / adamlar (+ e. ek) / men(+ e. p.)
k̆oçi / adam /man
k̆oçik / adam (+ ergatif ek) / man(+ e. p.)
k̆oçis / adam(d)a / in/to man
k̆oçişi / adamın / man’s
k̆idaginon/ inşa edeceksin / you’ll build
k̆ireli / sarılı / wrapped
k̆ulani / kız / girl
k̆venuri / zerdeva / beech marten

Q q
qini / soğuk / cold
qiniten / soğuktan / with cold...
qinoba / kış / winter
qinobas / kışın / in winter
qinoba şeni / kış için / for winter
qvinçepe / kuşlar / birds
qvinçepek / kuşlar (+ ergatif ek) / birds (+ e. p.)
qvinçepes / kuşlar(d)a / in/to birds
qvinçi / kuş / bird
qvinçiş(i) / kuşun / bird’s
qvali / peynir / cheese
qomuri / erik / plum
qona / tarla / field
qonas / tarla(da)ya / in/to field
qonaşa / tarlaya / to field
qape / dallar / branches
qapeşi / dalların / branches’
qa / dal / branch
qucişa / kulağa / to ear
qurženi / üzüm / grape
qurženişen / üzümden /of... grape

L l
lazut̆i / mısır / maize; corn
let̆a / toprak / soil; earth
lobia / fasulye / bean
loqa / tatlı / sweet
luqu / lâhana / cabbage
luği / incir / fig
luğişi / incirin / fig’s
lukuna / mum / candle
lukunaşi / mumun / candle’s
limci / akşam / evening
limcis / akşamda / in evening

M m
ma / ben / I
mabağe / bağcı / grape grower
mağali / yüksek / high
malağurepe / sarıasma kuşları / orioles
malağurepes / sarıasma kuşların(d)a / in/to orioles
majura / ertesi / next
majurani / ikincisi / second one
majuras / ertesinde / in/to next...
mapa / kral / king
mapak / kral (+ ergatif ek) / king (+ e. p.)
mapakti / kral da / king (+ e. p.) too
mapas / kral(d)a / in/to king
mapaşa / krala / to king
mapaşi / kralın / king’s
mara / ama / but
masari / kazık / stake
masumani / üçüncü / third
masumanis / üçüncü(de)ye / in/to third one...
matku / diyebildim / I could say
matkuya / diyebildim diye / saying I could say
mcveşi / eski / old
mç̆k̆idi / mısır ekmeği / bread of maize
mç̆k̆iditi / mısır ekmeği de / bread of maize too
mç̆ima / yağmur / rain
mç̆ipe / ince, ufak / thin; little
mç̆oxa / ekşi / sour
mendaptaminon / gidiyorum / I’m going...
megabre / dost / friend
mekçaminon / sana vereceğim / I’ll give you
mja / süt / milk
mek̆ilu / geçti / it passed...
meli / tilki / fox
memoçkvit / bizi gönder ! / send us!
mendeviğa/ götüreyim! / let me take it away !
meviğaya / götüreyim diye / saying let me take it away
mendaxtu / gitti / s/he went...
mendapta / gideyim ! / let me go !
mendiqonu / götürdü / s/he brought
mergyape / zerzevat / vegetable
meşvelu / yardım / help
meʒ̆k̆arepe / kırlangıçlar / swallows
meʒ̆k̆arepes / kırlangıçlar(d)a / in/to swallows
mi / kim / who
mibaru / bana esti / it blew to me
miğun / bende... var / I have...
mik / kim (+ ergatif ek) / who (+ e. p.)
mişi / kimin / whose
miqonun / bende (canlı)... var / I have (animate)...
miʒ̆vaginon / bana diyeceksin / you’ll say to me
miʒ̆vi / bana dedin; bana söyle / you said to me; say to me
mk̆yapu / çakal / jackal
mopk̆vati / kestim / I cut (p.)
moç̆k̆iru / kesti / s/he cut
moxti / gel ! / come!
moik̆idu / sırtladı / s/he shouldered
moinkinu / salladı / s/he held up to...
moiʒ̆k̆u / çıkardı / s/he put off
mok̆vati / kestin / you cut (p.)
mok̆vatit / kestiniz / you cut (p.)
momk̆vati / beni kes ! / cut me! (sg.)
monç̆inora / yaz mevsimi / summer
monç̆inoras / yaz(ın)da / in summer
motalepe / yavrular / baby animals
motali / yavru / baby animal
mskva / güzel / beautiful
mskveri / geyik / deer
msici / sarmaşık / common ivy
msicik / sarmaşık (+ e. ek) / common ivy ( e.p.)
msicite / sarmaşık ile / with common ivy
mteli / büs/bütün; herşey / all; everything
mtelişen / herşeyden / from; than all...
mteliti / herşey de / all; everything too
mtini / gerçek / true; real
mtiniti / gerçekten de / in fact... too
mtuti / ayı / bear
mtviri / kar / snow
mtviris / karda / in snow
mtviriten / kardan / with snow
mt̆k̆a / orman / forest
mt̆k̆as / ormanda / in forest
mt̆k̆aşa / ormana / to forest
mt̆k̆aşi / ormanın / forest̆s
mt̆k̆uri / yabani, vahşi / wild
mu / ne / what
muç̆o / nasıl / how
muşebura / kendi kendine / by her/himself
muşi / onun / her/his
muşik / onunki (+ ergatif ek) / hers; his (+ e. p.)
muşis / onunkin(d)e / in/to hers; his
mutxani / nesne / something; object
mʒxuli / armut / pear
mjoli / dut/ağacı / mulberry
mkiri / un / flour

N n
nacaxi (xeş arguni) / balta(el baltası) / axe
naç̆u /... acıdı / s/he pitied...
naşkves / bıraktılar / they let; left...
naşkveret̆es / bırakmışlardı / they had let; left...
nca / ağaç / tree
ncalepe / ağaçlar / trees
ndrik̆u / eğildi / it bent...
nek̆na / kapı / door
nek̆nape / kapılar / doors
nena / dil; lisan; söz / language; tongue; word
nenape / sözler / words
nenapes / sözlere / to words
nenas / söze / to word
nenaten / dil ile / with language
nergepe / fidanlar / plants
nergi / fidan / plant
neži / ceviz/ağacı / walnut
notkvame /... dediği / what s/he said...
mengaps / benziyor / s/he looks like...
nuk̆idu /... taktı / s/he affixed...
noseri / akıllı / clever
ntireli - ntireli / sürükleye - sürükleye / by dragging
naşkumers /... bırakı(yo)r / s/he lets...

O o
obğe / yuva / nest
obğepe / yuvalar / nests
oç̆u / pişirmek / to cook
oç̆u şeni / pişirmek için / for cookery...
odgitu /... duruyordu / it was stopping...
oxvank̆anet̆u / kımıldatabiliyordu / it could move...
oxorca / kadın / woman
oxorcak / kadın (+ ergatif ek) / woman (+ e. p.)
oxorcaş(i) / kadının / woman’s
oxominu / kurutmak / to dry
oxominu şeni / kurutmak için / for drying...
oxori / ev / house
oxorişa / eve / to house
oxori şeni / ev için / for house
oxorişi / evin / house’s
oxvame / ibadethane / house of god
oxvameşa / ibadethaneye / to house of god
oki / madem /... because...
ok̆idu / inşa etmek / to build
ok̆iduti / inşa etmek de / too build too
oncironi / yatak / bed
ont̆ule / bahçe / garden
ont̆ules / bahçede / in garden
onʒxoni / tavan / ceeling
onʒoru / elek / sieve
onʒoruten / elek ile / with sieve
opampe / çavuş kuşu / hoopoe
opampes / çavuş kuşun(d)a / in/to hoopoe
ordo / erken / early
ordoneri / erken / early; beginning...
orgapt̆es / ekiyorlardı / they were planting
oşi / yüz / (a) hundred
oşu / içti / s/he drank...
oşumonepe / içecekler / beverages
oşumonepes / içeceklere / to beverages
oşumoni / içecek / beverage
otxo / dört / four
ovro / sekiz / eight
ovrooşi / sekizyüz / eight hundred
oʒ̆k̆edi / bak ! / look! (sg.)
oʒ̆k̆ert̆u / bakıyordu / s/he was looking


P p
paʒxa / sazdan ev / rush - house
paʒxas / sazdan evde / in rush - house
piʒarepe / tahtalar / woods
piʒarepeti / tahtalar da / woods too
puci / inek / cow
pucis / inek(d)e / in/to cow
puciş - toli / inek - gözü / cow - eye
pukiroba / ilkbahar / spring
pukirobas / ilkbaharda / in spring
pukirepe / çiçekler / flowers
pukirepeten / çiçekler ile / with flowers
pukiri / çiçek / flower
putxes / uçtular / they flied
ptasit / ektik / we sowed seed
puʒxolupt̆es / eşeliyorlardı / they were raking

P̆ p̆
p̆rask̆ia / pırasa / leek
p̆i / yaptım / I did / made

R r
re / sen... sın / you are...
ren / o... dır; var / it; s/he is...; there is...
renan / onlar... dırlar; varlar / they are...; there are...
rt̆a / ol ! / be...!
rt̆as /olsun! / let it be...!

S s
-s /... yı; ... da; ... ya / in/to...
seri- dğaleri / gece- gündüz / night – day
seri / gece / night
serişi / gecenin / in night
si / sen / you (sg.)
skani / senin/ki / your/s
skidunan / yaşıyorlar / they are living
skidut̆es / yaşıyorlardı / they were living
so / nerede / where
sum/i / üç / three
sva / yer / place; post

Ş ş
-şa /... ya (kadar) / to...
-şen /... dan / from...
-şeni /... için; hakkında / for...; about...
-ş(i) /...  nın; .../ken /...’s... ; when; while
-(ş) k̆ule /... sonra / after...
şkurna / korku / fear
şkurnaten / korkuyla / with fear
şuk̆a / hıyar / cucumber

T t
tasi / tohum / seed
-te(n) /... ile; ... dan / with...; ... of...
txiri / fındık / hazel - nut
txirişi / fındığın / of hazel - nut
txomu / kızılağaç / alder
txomuş(i) / kızılağaçın / of alder
-ti /... da, de, dahi / also; too
ti / baş / head
tis / baş(t)a / in/to head
tku / dedi / s/he said
tkva / siz / you(pl.)
tkvi / söyle ! / say! (sg.)
toli - quci / göz - kulak / eye - ear
tolimçxu / irigöz / hugeeye
topuri / bal / honey
topurişi / balın / of honey
tude / alt/ın/d/a / down/side
troni / sandalye / chair
tronis / sandalyede / on chair

T̆ t̆
t̆axupt̆es / kırıyorlardı / they were breaking
t̆u /... dı; ... vardı / s/he was; there was
t̆eren /... varmış/tı / s/he had been; there had been

U u
uci / kulak / ear
ucginu / yenilmez / victorious
ugyareli / yiyeceksiz / without food
uğun / onda... var / it; s/he has...
uğut̆es / onlarda... vardı / they had...
uğut̆u / onda... vardı / s/he had...
uk̆idaten / inşa edeceksiniz / You’ll build..
unon / gerekir; ister / it needs; wants
unonan / isterler / they want; need
unt̆u / istiyordu / s/he wanted...
uoxore / evsiz / homeless
upi / ter / tear
uşkuri / elma / apple
uşvelas / yardım etsin ! / let him/her help!
uqonut̆es / onlarda (canlı)... vardı / they had (animate)...
uʒ̆u / dedi / s/he said
uʒ̆veret̆u / demişti / s/he had said...
uʒ̆ves / dediler / they said

V v
va(r) / olumsuzluk eki / no/t
varti... do... varti / ne... ne... / neither... nor...
vezirepe / vezirler / ministers
vezirepek / vezirler (+ e. ek) / ministers (+ e. p.)
veziri / vezir / minister
vida / gideyim! / let me go!
vidaya / gideyim diye / saying let me go
vuʒ̆vat / söyleyelim! / let’s say !
vuʒ̆vi / söyledim / I said...

Y y
-ya /... diye; ... dığını / saying...; ... that...
yopşu / doldurdu / s/he filled

Z z
zoğa / deniz / sea

Ž ž
žiri / gördün / you saw
žiruşi / görünce / when s/he saw

ʒ ʒ
ʒanʒa / çanta; zembil / bag
ʒanʒas / çantaya / to bag
ʒxenepe / atlar / horses
ʒxenepes / atlar(d)a / in/to horses
ʒxeni / at / horse
ʒomi / hamur / dough

ʒ̆ ʒ̆
ʒ̆ana / yıl / year
ʒ̆anas / yıl(da) / in year
ʒ̆anaşi / yılın / of year
ʒ̆ipuri / gürgen / hornbeam
ʒ̆ilupt̆es / topluyorlardı / they were collecting
ʒ̆k̆ari / su / water

Nenaçkina / Gramer / Grammar

Lazuri / Türkçe / English


1...  pukirobas k̆oçik qona ikipt̆u, tasi dotasupt̆u...
...  Adam... ilkbaharda tarlayı sürüyordu, tohum ekiyordu...
...The man.was germinating the field, seeding...

2. K̆oçis bağuşi ok̆iduti guris daqu...
Adam, ambar inşa etmeye de niyet etti...
The man intended to build a depot too...

3. Oxorcak pucis kogamunç̆valu...
Kadın, ineği sağdı...
The woman milked the cow...

4...  oxoriş gedgu na unt̆u sva bigaten dozumu...
... ev kurmak istediği yeri değnek ile ölçtü...
... he measured the place where he wanted to build the house...

5... gzas kogedgitu.
... yola koyuldu.
... he set to the way.

6. Ma am t̆k̆aş doloxe mtelişen cveşi nca vore. Ma ovrooşi ʒ̆anaş ʒ̆oxle dovibadi.
Ben, bu orman içinde en yaşlı ağacım. Sekizyüz yıl önce doğdum.
I’m the eldest tree in this forest. I was born eight hundred years ago.

7. Oʒ̆k̆edi, muk̆o qvinçiş obğepe mteliti kodibğen tude do entepes mik uşvelas?
Bak, nice kuşun yuvası yerlere dökülür... onlara kim yardım etsin ?
Look, many birds’ nests fall down... who will help them?

8. Si ncape na var mok̆vati şeni, ma ar k̆ai mutxani goguraminon.
Sen ağaçları kesmediğin için, sana iyi bir şey öğreteceğim.
As you didn’t cut the trees, I’ll teach you something good.

9... muç̆o k̆ai içanasen...
... nasıl iyi meyve vereceğini...
... how it̆ll give fruit...

10. Nadorges ncape dirdes.
Diktikleri ağaçlar büyüdü(ler).
The trees that they planted grew.

11. Ğormotik oşi dğa ar dğaten gişinas!
Tanrı, yüz günü(nü) bir gün saysın!
The god protect you from evil !

12... tkvi mu na miʒ̆vaginon...
... diyeceğini de...
... say what you’ll say...

13... mapak na uʒ̆veret̆u ç̆k̆onis duʒ̆u...
... kralın söylemiş olduğunu meşeye söyledi...
... he said to the oak, what the king had said to him.

14. Ç̆k̆onik koducoxu qape muşis obğe na uğut̆es qvinçepes...
Meşe, dallarında yuvaları olan kuşları çağırdı...
The oak called the birds that have nests on its branches...

15... si na miʒ̆vi dulya dop̆i...
... dediğin işi yaptım...
... I did the duty that you said...

16. Am k̆oçis aʒ̆i skani meşvelu unon !
Bu adama şimdi senin yardımın gerekiyor !
Now, this man needs your help!

17. Am k̆oçik na vuʒ̆vi iri xolo doqu.
Bu adam, dediğimin hepsini yaptı.
This man did what I said.

18. Divi na inciru, msici kogvak̆iru...
Dev uyuduğunda, sarmaşık etrarını sardı...
The common ivy wrapped round, when the giant slept...

19. Dulyape mteli na uxvenuşi...
İşlerin hepsini yaptığı için...
As he did all the works...

 


[Kaynak kitap: (Lazuri [Lit̆erat̆uli] P̆aramitepe”, Gürcistan S. S.C., Tbilisi, 1982, (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, Lazcadan Türkçeye çeviri, Lazca- Türkçe- İngilizce Sözlük ve gramer analizleri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 1999)].

aksamaz@gmail.com