[Lazca- Türkçe Masallar-15]: “Padişah ile karısı”
Bir zamanlar bir memlekette bir
padişah varmış. Bu padişah, bir gece rüya görmüş. Rüyasında davudî bir ses
sormuş:
--Zenginliği şu an mı istiyorsun,
yoksa sonra mı?
Padişah cevap vermemiş.
Ertesi gece padişah bir başka rüya
görmüş. Yine davudî bir ses aynı şeyi sormuş:
--Zenginliği şu an mı istiyorsun,
yoksa sonra mı?
Padişah, rüyasını bu sefer karısına
anlatıp sormuş:
--Ben böyle rüya gördüm! Allah’tan
zenginliği şimdi mi isteyelim, yoksa sonra mı?
Karısı şöyle demiş:
--Allah’tan zenginliği
ihtiyarlığımız için isteyelim!
O gece padişahın hazinesinde büyük yangın
çıkmış. Gün doğana kadar da hiçbir şeyi kalmamış, neleri varsa, yanıp bitip kül
olmuş.
Padişah, karısı ile çocuklarını
alıp o memleketten kaçmış. Sersefil bir hâlde yola koyulmuşlar.
Bir süre sonra bir köye varmışlar. Ağanın
çiftliğine sığınmışlar. Bir yıl boyunca da orada çalışmışlar. Karısı,
zenginlerin çamaşırlarını yıkamaya başlamış. Bu eski padişah da çobanlık yapıyormuş.
Bir gün köye bir yerlerden zengin
bir adam gelmiş. Bir süre sonra köyden birilerine sormuş:
--Bu köyde para karşılığı çamaşır
yıkayan birileri var mı acaba?
Köylülerden biri:
--Öyle biri var; para karşılığı
çamaşır yıkıyor.
Bu zengin adam, çamaşırlarını
toparlayıp bir hizmetlisiyle o çamaşırcı kadına göndermiş.
Kadın, o zenginin çamaşırlarını
güzelce yıkamış, sonra da ütülemiş.
Bir süre sonra temiz çamaşırları
almak için o zenginin bir hizmetlisi gitmiş. Hizmetli, kadının güzelliği
karşısında donup kalmış. Çamaşırları alıp efendisine götürmüş. Gördüğü o güzel
çamaşırcı kadından da bahsetmiş.
Bir gün çamaşırcı kadının kocası,
eski padişah, ormana odun kesmeye gitmiş. O sırada zengin o adam gidip
çamaşırcı kadını zorla evinden kaçırmış. Kadının çocukları da korkup çok
ağlamışlar. Kocası ormandan gelmiş. Çocukları hıçkıra hıçkıra ağlıyormuş. Üstelik
karısı da evde yokmuş. Çocuklarına sormuş:
--Anneniz nerede?
--Annemizi, çamaşırlarını yıkadığı
zengin adam zorla götürdü!
Eski padişah, yanında çalıştığı ağaya
gidip şöyle demiş:
--Ağam, paramı ver de ben yoluma
gideyim! Bundan sonra artık buralarda kalamam!
Ağa da içerde biriken parasını
vermiş. Adam, evine dönmüş. Çocuklarını alıp yola koyulmuş. Gitmiş, gitmiş.
Derken dağlık bir yerlere varmışlar. Yolu üzerinde de dar bir tahta köprü
varmış. İki çocuğunu, biri ön tarafı, diğeri arka tarafı görecek şekilde omzuna
oturtmuş. O dar tahta köprüden geçmeye başlamış. Öyle geçerken bir kurt gelip sırtında
ön tarafa bakan çocuğunu kapıp götürmüş. Adam, kurda bağırıp çağırırken diğer
çocuğu dereye düşmüş. Eski padişah bu adamın artık ne çocukları ne karısı ne de
zenginliği varmış. Elinde hiçbir şeyi kalmamış.
Dalgın dalgın yolunda öylece
gidiyormuş. Gitmiş, gitmiş. Derken o memleketin sarayına varmış. O sarayda
çöpçü olarak işe başlamış.
O memlekette bir yıl boyunca
kalmış.
Bir gün bir adam çıkagelmiş. Yana
yakıla etrafa soruyormuş:
--Buralarda arzuhâlci var mı?
Arzuhal yazmayı bilen birileri var mı acaba?
Eski padişah yeni çöpçü cevap
vermiş:
--Ben, senin için yazarım.
--Aman, hemen yazıver!
Çöpçü, adamın bahsettiği konuda
istediği gibi bir arzuhâl yazıp kendisine vermiş. Bu adam da gidip arzuhâli o
memleketin padişahına vermiş.
Padişah, adamın verdiği arzuhâli dikkatle
okumuş. Sonra da sormuş:
--Bu arzuhâli kim yazdı?
--Senin sarayındaki çöpçü yazdı!
Padişah, o saat çöpçüyü
çağırttırmış. Çöpçü gelince de sormuş:
--Sen böyle muntazam arzuhâl
yazmayı nerede öğrendin?
--Padişahım, ben şimdi senin
sarayında çöpçüyüm ama ben de bir zamanlar bir memleketin padişahıydım!
Padişah önce şaşırmış sonra da
çöpçüsünü ikinci veziri olarak tayin etmiş.
Önce padişah, sonra çiftçi, sonra
çöpçü, şimdi de vezir olan bu adam, o memlekette iki yıl boyunca kalmış. O
memleketin ahalisini, aynı anne ve babanın çocuklarıymış gibi barış içinde
yaşayacak hâle getirmiş. Bir süre sonra o memleketin padişahı vefat etmiş. Derken
bu adam o memleketin padişahı olmuş. Üç yıl boyunca orada padişahlık etmiş. Sonra
bir gün şöyle demiş:
--Bu memlekette dama oynamayı iyi
bilen biri var mı?
Padişahın bu isteğini tellâllar hemen
derede tepede duyurmuş. Sonunda da dama oynamayı iyi bilen birini bulmuşlar.
Adam, saraya gelip padişaha şöyle demiş:
--Ben karımı kimseye emanet edip evde
bırakamam!
Bir avcı, kurdun adamdan kaçırdığı
çocuğu meğerse sonradan kurtarmış. Bu avcı, çocuğu yaşatıp büyütmüş. Dereye
düşen çocuğu da meğerse bir değirmenci boğulmaktan kurtarmış. Değirmenci de o
çocuğu yaşatıp büyütmüş. Çocuklar okullarda okumuşlar. Zamanına göre iyi birer eğitim
öğretim görmüşler. Çocuklar büyümüş ama birbirlerinin varlığından haberleri
yokmuş. Derken seferberlik ilan edilmiş. Birbirlerinden habersiz bu iki kardeşi
de askere almışlar.
Bir gün padişah, askerlerini
teftişe çıkmış. Askerlik yapan bu iki yakışıklı delikanlıyı gören padişah
içinden şöyle geçirmiş:
--Benim çocuklarım da yaşasaydı, bu
yaşlarda olacaklardı!
Padişah, bu iki askerini çağırıp
sormuş:
--Siz kimin çocuklarısınız?
Biri:
--Ben avcının oğluyum!
Diğeri:
--Ben değirmencinin oğluyum!
Padişah şöyle demiş:
--Bundan sonra siz benim maiyetimde
çalışın!
İki delikanlı da padişahın bu teklifini
beğenmiş:
--İyi ya!
Padişah, bu iki delikanlıyı
maiyetine almış. Ancak her ikisinin de kendi öz çocukları olduğunu bilmiyormuş!
Her iki delikanlı da birbirleriye kardeş olduklarını bilmiyormuş!
Padişah, her iki delikanlıyı da
muhafızı olarak tayin etmiş. Biri giriş kapısının üst tarafında, diğeri kapının
aşağı tarafında nöbet tutmaya başlamış.
Padişah, bu iki delikanlıya, kendi
çocuklarından bile daha iyi davranıyormuş!
Bir gün dama oynamayı çok iyi bilen
o adam saraya gelmiş. Padişaha şöyle demiş:
--Bu akşam seninle dama oynayayım
lâkin karımı birileri sakın evden alıp götürmesin!
Padişah:
--Sen hiç dert etme! Burada iki
tane sağlam delikanlı var! Ben o delikanlıları senin evine gönderip nöbet
bekleteceğim!
--İyi o zaman!
Padişah, o iki delikanlıyı dama
oynamayı iyi bilen adamın evine göndermiş. Karısını koruyacaklarmış.
Çocuklar nöbet beklerken aralarında
konuşmaya başlamışlar.
Biri:
--Aslında ben değirmencinin çocuğu
değilim! Benim babam bir zamanlar bir memleketin padişahıymış.
Diğeri:
--Aslında ben de avcının çocuğu
değilim! Benim babam da bir zamanlar bir memleketin padişahıymış. Bir gün
zengin bir adam gelip annemi kaçırmış. Babam gelip sormuştu: “Anneniz nereye
gitti?” Ben de şöyle dedim: “Annemizi zengin adam zorla götürdü!” Ondan sonra
babam beni ve kardeşimi alıp yola koyuldu. Bir dereye rastladık. Köprüyü
geçerken kardeşimi bir kurt kapıp götürdü! Ben de o arada dereye düştüm!
İki delikanlı aralarında böyle
konuşurken meğerse dama oynamayı bilen adamın karısı onları dinliyormuş. Hemen
kalkıp evden dışarı çıkmış. Delikanlıların boynuna sarılmış:
--Vay! Siz benim çocuklarımsınız!
Ben sizin annenizim!
Kadın, çocuklarını alıp eve girmiş.
Bir çocuğunu bir yanına, diğer çocuğunu diğer yanına alıp divana uzanmış.
Çocuklarına yıllar sonra kavuşup bağrına basmış. Öylece uyumuşlar.
Şafak vakti olmuş. Zengin adam,
padişahla dama oynadıktan sonra saraydan ayrılıp evinin yoluna koyulmuş. Evine
gelince karısının, o iki delikanlıyla divanın üstünde yattığını görmüş. Hemen
evinden ayrılıp saraya dönmüş. Padişaha şöyle demiş:
--Karımı korumaları için evime
gönderdiğin o iki asker, karıma neler yapıyor; gel gidelim de gözlerinle
gör!
Padişah, zengin adam ve birkaç
asker palas pandıras o eve gitmişler. Bir de bakmışlar ki o iki asker delikanlı,
zengin adamın karısıyla birlikte divanın üstünde koyun koyuna yatıyormuş.
Padişah, o iki delikanlıyı mevcutlu olarak saraya getirip zindana attırmış. Sonra
da cellatlarına emir vermiş:
--O delikanlıları getirip asın!
Askerler gidip o iki delikanlıyı
zindanlar çıkarmışlar. Sonra da darağacına götürmüşler.
Bu idamları tellarlar halka
duyurmuş. Herkes darağacının etrafında toplanmış.
Padişah şöyle demiş:
--Şimdi bunları astırıyorum. Çünkü
bunlar, yanıma dama oynamak için gelen bu adamın karısıyla yattılar. Onun için
onları astırıyorum.
O iki delikanlılardan birinin sesi
duyulmuş:
--Birkaç söz etmeme izin verin de
anlatayım!
Delikanlıya konuşması için söz
verilmiş:
--Ben annemle uyudum! Beni bağrına
bastı!
Padişah sormuş:
--O kadın nereden senin annen
oluyor ki?
--Benim babam önceleri bir
memleketin padişahıydı. Tabi annem de padişahın karısıydı. Sonra fakir
düşmüşüz. Annem, parayla başkalarının çamaşırlarını yıkıyordu. Bir gün zengin
bir adam gelip annemi zorla kaçırdı!
Padişah sormuş:
--Bir daha söyle, söyle, evladım!
--Sonra o adam, annemi kaçırdı. Ormanda
odun kesmekten dönen babamız bana ve kardeşime sordu: “Anneniz nerede? Biz de
şöyle dedik: “Çamaşırlarını yıkadığı o zengin adam, annemizi kaçırdı. Biz de bu
hâlde kaldık.”
Padişah o an, geçmişte olup
bitenleri tamamen anlamış:
--Delikanlıları serbest bırakın!
Onlar benim çocuklarım! O kadın da benim karım!
Sonra da o zengin adamı çağırtmış:
--Sen, karımı benim evimden
kaçırdın ha?
O adamın, bir gün daha yaşamaması
için katırı cellâtlarına getirtmiş. Sonra da cellâtlarına emir vermiş:
--Bu adamı katırın kuyruğuna
bağlayın! Sonra da katırı salın!
Cellâtlar, padişahın dediklerini
yapmış. O adam, katırın kuyruğunda can vermiş.
Önce kendi memleketinin padişahı,
sonra çiftçi, sonra çöpçü, sonra bir başka memleketin vezir ve padişahı olan bu
adam; yeniden çocukları ile karısına kavuşmuş. Sonra da o memleketten ayrılıp
kendi memleketinin padişahlığına dönmüş.
Üç gün, üç gece boyunca büyük bir
bayram yapmışlar.
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/10/lazca-turkce-masallar-1-tebdili-kyafet.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-2-tovbekar-eskya.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-3-akl-ile-kader.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-4-kardesin.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-5-ay-ile.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-6-ylan-ile-adam.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masal-7-kotu-niyet.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-8-iki-arkadas.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-9-iki-kardes-biri.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-10-dev.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-11-haram-yemeyen.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-12-kral-ile-coban.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/02/lazca-turkce-masallar-14-uc-erkek.html
“Padişai do oxorca muşi”
Ar yeris padişai kort̆udoren. Hemuk izmoce
žirudoren:
“Si zenginoba haǯi ginon-i? Yokse ok̆açxe?”
Mutu vartkudoren. Ok̆ule majura seris a’çkva
izmoce kožirudoren- xolo-ti heşo izmoce. Hem oras ucoxudoren oxorca muşis. K̆itxu:
--Haşo izmoce bžiri. Haǯi bak̆vandat-i Ğormotis yokse ok̆açxe?
Oxorcak uǯudoren:
--Çku zenginoba obadalik̆is bak̆vandat Ğormotis!
Hem seris muşi paraşi xazinapes
daçxuri t̆udoren. Otanuş
oraşa-kis arteği mutu va duskidu, mteli diç̆u.
Ok̆ule
muk-ti, oxorca muşi do berepe muşi, ezdu do imt̆udoren.
Heşo igzales t̆emt̆et̆eli. A’k̆oçişi
oxoişe mendaxt̆es. Hek
tutate kododgites. Ar ǯanas
hek içalişamt̆es. Oxorca
muşik dolokunu naxumt̆u
zengini k̆oçepeşi. Komocik
çobanluği ikomt̆u.
Ar didi zengini k̆oçi komoxtu he kyoişe, k̆itxu-ki:
“Ha kyois mitik dolokunu var
naxums-i?”
Uǯves-ki:
“Ar oxorcak naxums.”
Ezdu do dolokunepe konuncğonu.
K̆ai
mskva dunaxu, ok̆ule
dolokunuşi momaluşe k̆oçi
mendaxtu. Hem k̆oçik
mendaǯk̆edu-şi, dido mskva oxorca
ren. Moxtu do ağa muşis duǯu.
İdu ağa muşi do he oxorca nixiru. Berepe muşi ibgarnan. Daiğişen komoli muşi
komoxtu. Mendaǯk̆edu-şi, berepe korenan do
oxorca va ren. K̆itxu
berepe muşis:
“Nana tkvani soren-ya?”
Berepek uǯves:
“Nana ar zengini k̆oçik mendeyonu!”
İdu hem koçik, muşi ağas uǯu:
“Para çkimi komomçi do ma-ti
mebulur!”
He k̆oçik
para komeçu. Moxtu oxori muşişe, berepe ezdu do igzalu.
Ar dağis komoxvadu. He dağis xinci
mežit̆u. Ar bere molendo
kodoxunu, ar bere k̆ap̆ulas moyk̆idu do noonams xincis. Moxtu
mgeri do, molendo-na xet̆u,
mendoyonu. Hem oras ok̆ucoxu
mgeris, majura bere-ti ğalis kodolulu. Haǯi
ne berepe, ne oxorca, ne zenginalik̆i,
mutu var duskidu.
Haǯi
nulun gzas, iduşuns do iduşuns. İdu do hem yerişi padişaiş yanis kamaxtu
makosale.
Hek ar ǯanas kododgitu.
Ar k̆oçi
komextu:
“Hek mitis var uçkin-ya
zayavleniaşi oç̆aru-ya?”
Hemoras he makosalek uǯu-ki:
“Ma dogiç̆arum-ya!”
“Domiç̆ari-a,”- uǯu
hemuk-ti.
Duç̆aru
arzuali. Hem k̆oçik ezdu
do padişais komeçu.
Padişaik dik̆itxu arzuali.
“Haya mik ç̆aru-ya?”-uǯu
padişaik.
“Hak-ya skani makosalek miç̆aru-ya.”
Hem oras koducoxu hem makosalek:
“Si so diguri-a?”-k̆itxu.
Hem oras uǯu-ki:
“Ma-ya ǯoxle padişai bort̆ia-a!”
Keç̆opu
heya muşi majurani k̆oçi.
Kodoskidu hek jur ǯanas.
Heşo ǯopxu-ki hem
yerepeşi mileti, ar nana do ar babai berepe’steri. Ok̆ule hekoni padişai doğuru. Ha k̆oçi divu hekoni padişai. Sum ǯanas kort̆u padişai. Ok̆ule tku-ki:
“Hak ari k̆ai-na uçkin damk̆aşi
osteru k̆oçi koren-i?”
Hem oras gores hem çarçis do
kožires ar k̆oçi. Hem
koçik tku-ki:
“Ma-ya oxorca çkimi mitişe var memaşkvinen!”
Mgeik na-ezdu bere monadirek goǯoyonu mgeris. Ğalis-na dololu
bere, karmat̆eşi
mekarmat̆ek kožiru.
Jurik-ti xolo berepe doskedines do dordes. Ok̆ule
mektebis komeçes. He berepe dirdes, k̆ai
ok̆itxu kodigures.
Artikartis cumalepe na-t̆es,
var uçkit̆es. Ok̆ule he berepe arkerişe
mendiyones.
Padişaik mendaǯk̆edu-şi, juri mskva berepe askerluği ikoman.
Guris dolangonu-ki:
“Haǯi
berepe çkimi kort̆esk̆o, heşo ivaput̆es!”
Koducoxu he berepes:
“Tkva mişi berepe yet-ya dok̆itxu.”
Arik uǯu-ki:
“Ma monadireşi bere bore-ya.”
Majuak uǯu-ki:
“Ma mekarmat̆eşi bere bore-ya.”
Hem oras uǯu padişaik:
“Tkva çkimk̆ala kododgitit-ya.”
“K̆ai-a!”-uǯves berepek.
Kododgitu berepe. Muşi berepe mus
var uçkin.
Nek̆nak̆ala kodoginu: Ar jilendo, ar-ǯalendo. Heşo k̆ai oğodams he berepes-ki,
muşi berepeşen k̆ai!
Haǯi
he dama-na uçkit̆u k̆oçi komoxtu:
“Ma hamseri-a skanikala bistera-ya,
amma oxorca çkimi vaşa mitik mendoyonaz-ya!”
Hem oras padişaik uǯu-ki:
“Jur berepe mionun-ya. Ma he berepe
boşkvare-a do oxorca skani çvan-ya.”
“K̆ai-a,”-uǯu.
He berepe mendoşkves oxorca muşişi
yanişe do çumenan. Hem oras tkves-ki berepek:
“Ma mekarmat̆eş bere var bore-a. Baba çkimi-a ǯoxle-a padişai t̆udoren-ya.
Hem oras majuak-ti tkudoren-ki:
“Ma-ti monadireşi bere var vore-a.
Çkimi baba-tia padişai-a t̆u-ya
nana çkuni-a ar zenginik nixiru-ya do mendoyonu-ya. Hem oras babaçkuni çkunde
komoxtu-ya. K̆itxu-ki-a:
“Nana tkvani so idu”-ya? “Man-ti uǯvi-ki:
“Nana çkuni zenginik mendoyonu!” Hem oras baba çkimik cuma çkimik̆ala mendemoyones. Ar ğalis
kodoxvadit. Cuma çkimi ezdu mgerik mendoyonu. Ma-ti ğalis kodolobli!”
Hem oras nana-mutepeşik ham nenape
yucemt̆u:
“U-ya, berepe çkimi-a”, eyselu do
gamaxtu. Alis kodolak̆du
berepe muşis:
“Ma-ya tkvani nana bore!”
Ezdu do ar bere ar-k̆ele elinciru, majurabere, majura-kele
kelinciru. Şkas muk kogoşanciru, haşote dancires.
Haǯi
dotanu. He zengini k̆oçi
komoxtu. Mendaǯk̆edu-şi, oxorca muşik̆ala he berepe ncanan. Goyktu
do padişaişe mendaxtu. Uǯu-ki:
“Si-na moçkvi, k̆ai ğnosai berepek oxorca
çkimis mu oğodaman, moxti do toli skanite kožiri!”
Mendaxtu padişai. Mendaǯk̆edu-şi, he berepe he zenginişi oxorcak̆ala ncanan. Goyktu, komoxtu
yeri muşişe padişai. Uǯu-ki
didi k̆oçepe muşis:
“Kamonç̆it-ya he berepe-a!”
İdes k̆oçepe do kezdes he berepe. Noyonaman enç̆uşe.
Hem oras milleti mtelis ambai
komeçu padişaik, iri xolo kok̆ibğes.
“Haǯi-a
hamtepe-a amabonç̆am-ya,
muşeni-a-ki hamtepek çkimi yanişe na-moxtu k̆oçişi
oxorcak̆ala incirez-ya
do hemuşen amabonç̆am-ya!”
Arteği berek tku-ki:
“Ma ar nena komomçit-ya do dobip̆aramita-ya!”
Hem oras nena komeçes. Tku-ki he
berek:
“Ma-ya nana çkimik̆ala binciri-a!”
Padişaik k̆itxu:
“Hea nana skani sole t̆u-ya.”
Berek uǯu-ki:
“Baba çkimi-a ǯoxle padişai t̆u-ya, nana çkimi-a he
padişaişi-a oxorca t̆u-ya
do dolokunu naxumt̆u-ya.
Ar zengini k̆oçi
moxtu-ya do nana çkimi nixiru-ya.”
Hem oras tku ki padişaik:
“Tkvi xolo, tkvia-a bere çkimi-a!”
“Ok̆ule
nana çkimi-a mendoyonu-ya hem k̆oçik.
Komoxtu baba çkuni-a. Mk̆itxes-ki.
“Nana tkvani so ren”ya? Nana çkuni ar zenginik mendeyonu do çku kodomit̆ales”ya”
Hem oras padişaik koxoǯonu. Uǯu-ki:
“Oxuşkvit berez-ya. Hemtepe çkimi
berepe renan-ya. He oxorca-ti çkimi oxorca ren-ya!”
Koducoxu he zenginis:
“Si, oxorca çkimi-a, si nixirii-a?”
A’çkva ndğa-užiramu cori komoyonapu.
Uǯu-ki k̆oçepes:
“He zengini k̆oçi-a ha corişi kudelis
kodonuk̆dit-ya!” do
konuk̆ides.
“Oxuşkvit haǯi cori-a!”
Cori oxuçkves do he k̆oçi corişi k̆udelis doğurines.
He padişaik berepe muşi, oxorca
muşi, iri xolo kožiru do igzalu muşi padişailuğişe.
Sum ndğa do sum seris hem dulyaşeni
didi bariami doves.
[Kaynak kitap: Sergi Jiğent̆i, “Ç̆anuri T̆ekst̆ebi (Arkabuli K̆ilok̆avi)”, S.S.R.K̆. Meʒnierebata Ak̆ademiis Sakartvelos Pilialis Gamomʒemloba, T̆pilisi, 1938, (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Türkçeye çeviri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 1999)]



