TARIK CEMAL KUTLU
Tarık Cemal Kutlu’nun adını ilk defa
1993 sonlarında duydum. O sıralarda yayınlanmakta olan ve sahipliğini Türkân
Sandıkçı’nın yaptığı “Yeni Kafkasya” adlı gazetede
makaleleri yayınlanıyordu. Daha sonra, adı geçen gazetede benim de bazı
makalelerim yayınlanmaya başlayınca Sultanahmet’teki gazeteye daha sıkça gidip
gelmeye başladım. Türkiye’deki Kafkasya camiasının önde gelen ve şimdi bazıları
aramızda olmayan, hemen hemen bütün kişileri ile orada tanışma olanağı buldum.
Böylelikle, bu camianın önde gelen insanlarının çeşitli konulardaki
düşüncelerini öğrenme şansım da oldu.
Bir gün akşam vakti, gazeteden
yazı işleri müdürü Çetin Beslen ile birlikte çıktık. Her ikimizin de
evlerinin bulunduğu semte kadar söyleşerek yürüdük. Tam evlerimize gitmek için
birbirimizden ayrılacakken Çetin Beslen, “Ben Tarık Bey’e uğrayacağım.
İsterseniz siz de gelin. Tanışırsınız,” dedi. Böylece Aksaray yönünden Vatan
Caddesi’ne saptık. Sonra da Halıcılar Caddesi’ne. Sonunda da Tarık Cemal
Kutlu’nun oturduğu Çifte Kumrular Sokağı’ndaki eve ulaştık. Ana girişte bulunan
zil butonlarından birinde “Tarık Cemal Kutlu – Edebiyat Öğretmeni” yazıyordu. Zili
çaldık. Kapı açıldı ve girdik. Tarık Cemal Kutlu, bizi içeriye buyur etti.
Oturduk. Çetin Beslen, beni Tarık Cemal Kutlu’ya göstererek, “Ali İhsan Bey,
“Ogni” adlı dergiyi çıkartanlardan. Yazıları bizim gazetede de
yayınlanacak. Kendisi bu yaz Abhazya’ya gitti,” dedi. Böylece Tarık Cemal
Kutlu ile tanışmış oldum. 1994 Eylül’ünün sonraları idi.
Kafkas-Çeçen Dayanışma Komitesi’nin
hazırladığı ve Mayıs 1995’te, “Çeçenya ’95- Yesterday, Today And Tomorrow
In Chechenya” adlı broşürün yayınlanması ile Tarık Cemal Kutlu
ile dostluğumuz gelişmeye başladı. Bu broşürün kısa bir özetini hazırlamış ve
İngilizceye tercüme etmiştim. Bu dönemde, hatırladığım kadarıyla Tarık Cemal
Kutlu Aksaray’da bulunan Kafkas-Çeçen Dayanışma Komitesi lokalinde görev
yapıyordu. Bazen bana telefon ederek, eve veya lokale uğramamı
bütün inceliği ile rica ediyordu. Bu dönemde Kafkas-Çeçen Dayanışma
Komitesi bazı yazışmalarının yürütülmesinde yardımcı oldum. Bazen İngilizceden
bazen de Türkçeden İngilizceye çeviriler yapıyordum, Kafkas-Çeçen Dayanışma
Komitesi için. Hemen belirteyim, bütün bu yazışmaları tamamen gönüllülük
esasına dayanarak yapıyordum. Aramızda para ilişkisi hiçbir zaman olmadı.
Her zaman, yapılan çalışmaları övmek
gibi üstün bir özelliği vardı. Britanyalı Kafkasolog George
Hewitt’in bir çalışmasından Türkçeye kısaltarak çevirdiğim ve “Birikim Dergisi”nin
78. sayısında “Çeçenler Ve Komşuları” başlığı ile yayınladığım çalışma
konusunda bana söylediği övgü dolu sözler hâlâ kulağımdadır.
Yine bir gün, Kafkas-Çeçen Dayanışma Komitesi
lokalinde bir dergi gördüm. Okumaya başladım. Birden gözüme, Tarık Cemal
Kutlu’nun bir makalesi ilişti. Okudum. Yanlış hatırlamıyorsam, o güne kadar
kullanılan Çeçence alfabeler konusunda bir makale idi. O sırada yan odadan bulunduğum
yere gelen Tarık Cemal Kutlu’ya, yazısını göstererek, “Yazınız çok hoşuma
gitti. Bilmediklerimi öğrendim. Ben de buna benzer bir makale Lazca için
hazırlayacağım. Güzel bir örnek oldu makaleniz benim için. Sağ olun. Elinize
sağlık,” dedim. Bunun üzerine, “ Siz, makaleyi hazırlayın. Ben bu dergide
yayınlatırım, “dedi. Dedi ama, bu arada telefon çaldı. Telefona cevap verdi. Bu
telefon konuşmasının sonunda, karşısındaki kişiye, “Bak,” dedi. “Sana bir
makale göndereceğim, Lazca ile ilgili. Yayınlarsın dergide,” dedi. Kısa bir
sessizlik oldu. Karşıdaki kişinin ne dediğini duyamıyordum; ama muhatabın, az
önce sözünü ettiğim derginin ilgilisi olduğunu anladım. Bu arada Tarık Cemal
Kutlu, karşı tarafı dinliyordu. Suratının aldığı şekilden karşıdaki muhatabın
olumsuz bir şeyler söylediğini anladım. Nitekim; Tarık Cemal Kutlu, “Ne fark
eder. Çeçence de aynı, Lazca da aynı. Neden sakıncalı olsun,” dedi. Kısa bir
süre sonra bu telefon görüşmesi sonlandı. Karşı tarafın konuyu nasıl
algılamadığını göstermesi ve o kişinin tavrına karşı Tarık Cemal Kutlu’nun
aldığı tavrı yansıtması açısından o telefon konuşması benim için oldukça
öğretici oldu.
Vefa Lisesi’nde müdür yardımcılığı da
yapmış olan Tarık Cemal Kutlu, iyi bir eğitimci, iyi bir edebiyat öğretmeni idi.
Yıllarca öğretmenlik yaptığı Vefa Lisesi’nde başından geçen ilginç
olayları anlatırdı bazen, o an yaşanan bir olayla bağlantı kurarak.
Aktardığı bir anısını, ben de sizlerle
paylaşmak istiyorum: Tarık Cemal Kutlu derstedir. O gün işleyeceği konuyu
anlatmaya başlamıştır. Erkek öğrencilerden biri, yapmaması gereken
hareketler yapmakta, söylememesi gereken sözler söyleyerek arkadaşlarının dersi
anlamalarını engellemektedir. Tarık Cemal Kutlu, önce görmemeye ve duymamaya
çalışır. Ardından derin bir “lahavle” çeker, dişlerini gıcırdatır. Öğrenciye
bir de kötü kötü bakar. Ama oralı olan kim?! Bakar olacak gibi değil, kendisini
olabildiğince kontrol ederek ve kullanabileceği en yumuşak ses tonu ile
öğrenciyi uyarır. Ama kime söylüyorsun?! Bir daha… Ardından bir daha uyarır
öğrenciyi. Öğrenci bu uyarıları üzerine almadığı gibi, densizliğinin dozajını
daha da arttırır. Bunu gören Tarık Cemal Kutlu, yine kendisini olabildiğince
kontrol ederek öğrenciye hafif bir tokat atar. Öğrenci artık susmuştur ama, Tarık
Cemal Kutlu kızgındır. Yaşanan elektrikli ortamdan sonra hiç kimsede ders
yapacak ne istek ne de hal kalmıştır. Zaten çok geçmeden zil çalar.
Ertesi gün, Tarık Cemal Kutlu öğretmenler
odasındadır. Ya bir teneffüs anı, ya da o sırada dersi yoktur. Sohbet
ederlerken, birden kapı açılır. Kapı açılır ama, her zaman
açıldığı gibi değil. Adeta tekmelenerek. Bir ses duyulur: “Kim bu Tarık
Cemal Kutlu denen adam?!” Tarık Cemal Kutlu’nun sırtı kapının açıldığı yöne
dönüktür. Hafif yana dönerek, “Buyurun, ben,” der. Sesin sahibi, bir gün önce
Tarık Cemal Kutlu’nun hafifçe bir tokat attığı öğrencinin babasıdır. Şişman,
göbekli… Bir kolunda altın bir künye, diğer bir kolunda pahalı bir saat.
Kendisinden cebi ile emin olduğu her halinden belli olan bu veli, ‘ben, senin
gibi on kişiyi satın alırım’ havasında insanı ezer bir tavırla, sesinin
tonajını daha da arttırarak, “Sen kim oluyorsun da, benim oğlumu dövüyorsun?!
Kimsin sen?!” Öğretmenler odasından çıt çıkmamaktadır. Herkes donmuştur adeta.
Odadakiler bir veliye, bir Tarık Cemal Kutlu’ya bakıp dururlar. Tarık Cemal
Kutlu yerinden doğrulur, ayağa fırlar ve velinin bulunduğu yere doğru adeta
uçar. Elini kaldırır. Bir sol yanağına, bir de sağ yanağına birer tokat
patlatır. Ardından da ekler: “Oldu mu şimdi?! Bir fazlasıyla!” Tarık Cemal
Kutlu’nun kendi kendisine patlattığı iki tokadın ardından, veli hiçbir şey
söylemeden çıkar gider. Bu anısını, rahmetli olduğu gün, evine taziye
için gelenlere, ağabeyine de anlattım.
İsim babası olduğum “Kafkasya Yazıları” adlı
dergi ile tanışmasını sağladığım insanlardan bir tanesi de Tarık Cemal
Kutlu’ydu. “Çiviyazıları Yayınevi” tarafından yayınlanmış olan dergide bazı
çalışmaları yer aldı. Kendisinin bana verdiği makaleleri dergiye ulaştırıyor ve
yayınlanmalarını sağlıyordum.
Çevirdiği ve yayına hazırladığı iki kitabın
“Sorun Yayınları”ndan yayınlanması için katkıda bulunmuştum. Bu iki çalışmanın
biri Moxhmad Sulayev’a aitti ve “Ekimin Yetiştirdikleri, Çeçen
Edebiyatı” adı ile yayınlandı. Bu yayınevinden yayınlanan bir diğer kitap
ise, Yavus Ahmadov’un “Çeçen-İnguşya Halkıyla Rusya
Arasındaki İlişkiler” adı ile yayınlandı. Her iki kitap da yayınevinin “Halkların Tarih-Kültür
Dizisi”nden çıktı. Tarık Cemal Kutlu ile yukarıda adlarını verdiğim
yayınevleri arasında bazı nedenlerden ufak tefek sorunlar çıktığını; bu yüzden
bazen zorda kaldığımı belirtmek isterim. Tarık Cemal Kutlu’nun bu çalışmalarını
yayınlayan yayınevleri ile kendisi arasında parasal bir ilişki bulunmadığını da
belirtmeli; tamamen gönüllülük esası ile çalışmalarını yürüttüğünü
söylemeliyim.
Fedakâr ve üretken bir aydın olan Tarık Cemal
Kutlu’nun hayatı zorluklarla geçer; aşması geçen onlarca engel
vardır. Bu, bugün böyle ama; internetin olmadığı, haberleşme ve iletişimin bugüne
oranla rahat olmadığı bir ortamda, yani “Soğuk Savaş Dönemi”nde Türkiye
gibi “Sovyetler Birliği”ne sıfır kilometrede düşman bir ülkede bir şeyler
araştırmak, kaynaklara ulaşmak hemen hemen olanaksız bir durumdur. Ancak Tarık
Cemal Kutlu, her kanal ve olanağı sağlayarak, ulaştığı kaynaklardan
faydalanarak bir şeyler üretmeye çalışmış ve başarılı da olmuştur. Aşamadığı
bir engel vardı. Telif ve çeviri çalışmalarını yayınlatmak. Araştıracaksın,
bulacaksın, üreteceksin, yayınlatacaksın, tanıtacaksın. Hem de bunları arkanda,
ardında sana destek olan dernekler, kurumlar bulunmadan yapacaksın. Bir de,
seni düşman sayanları bir kenara bırak, dost bildiklerinin her aşamadaki engel
ve densizliklerine katlanmak zorunda kalacaksın. Tarık Cemal Kutlu, bu olumsuzlukların
hepsini yaşamıştır.
Bazen ihtiyaç duydukça çeşitli
zamanlarda yayınlanan kitap ve içerilerinde çalışmalarının
yayınlandığı dergileri, bir çeyiz titizliğinde sakladığı yerlerden
çıkartır ve aradığı eski bir makaleyi veya bir kitabın bir bölümündeki bir
ifadeyi arardı. Küçücük odasında sakladığı ve gözü gibi baktığı bu
çalışmalarından başka bir şeyi yoktu. Bazen kendisine şöyle derdim: “Tarık
Ağabey, çok merak ediyorum. Bir Avrupa ülkesinde yaşayan ve böyle çalışmalar
yapan bir insanın yaşam standardı nasıl olurdu? Acaba böyle şartlarda mı
yaşardı?” Tabi ki hayır!
Burada kendisi ile ilgili olan bir
anımı aktarmak istiyorum. “Sorun Yayınları”, Tarık Cemal Kutlu’nun
çevirisini yaptığı kitabı yayınlamaya karar verince, kendisini bu
yayınevinin sahibi Sırrı Öztürk ile tanıştırmaya götürdüm. Yayınevi o sıralar
eski morg binasının hemen arkasındaki sokakta idi. Tarık Cemal Kutlu ile
Gülhane Parkı’nın hemen önündeki tramvay durağında buluştum ve yayınevine
götürdüm. Sırrı Öztürk ile tanıştılar. Ne konuşmalarına kulak astım ne de
müdahalede bulundum. Kitabının yayınlanması konusunda kendi aralarında
konuştular. Çay, sohbet derken vakit geçti. Sırrı Öztürk ile vedalaşıp binadan
ayrıldık. Yürüye yürüye Sultanahmet’e geldik. “Ali İhsan,” dedi, “canım fena
halde bira çekti. Şurada bir iki bira içelim?!” Burada bir bardak bira içmenin
ne kadar pahalı, daha doğru bir tabir ile kazık olduğunu daha önce
işittiğimden, hemen atıldım, “Tabi Tarık Ağabey. Ancak dilerseniz burada
olmasın. Kazık yemeyelim,” dedim. “Hayır, Ali İhsan,” dedi, “burada içeceğiz.”
Daha çok turistlerin gittiği bir yerde bulunan bir birahaneye gittik. Sokaktaki
bir masaya oturduk Biralar geldi. Ardından bir daha. O sıcakta şifa gibi
gelmişti her ikimize de. “Hesap,” dedik. Garson gencin, elinde hesap
pusulası ile bize doğru geldiğini görür görmez elimi cebime attım. Bileğimi
kavradı. “Hayır,” dedi, “bir defaki sefere.” Ancak bir dahaki sefer olmadı.
Tarık Cemal Kutlu, benim vasıtamla 11 Ekim
2003 ‘de vefat eden “Ogni dostu” Mehmet Yavuz Türköz ile de tanışmıştı. Bir gün
rahmetli Mehmet Yavuz Türköz, bizi mekânına davet etti. Gittiğimiz restorandaki
dost ortamında güzel saatler geçirmiş, hem de birbirimizi daha da tanıma
olanağımız olmuştu.
Yukarıda sözünü ettiğim ve Tarık Cemal Kutlu’yu
da aracılığı ile tanımış olduğum “Yeni Kafkasya” gazetesi, 1995
yılında yayın yaşamını sonlandırmıştı. 2001 İlkbahar’ının başlarında bir
gün, Çağlayan Şişman benimle telefon ile bağlantı kurdu. Çağlayan Şişman,
kendisini tanıdığımda “Yeni Kafkasya” gazetesinde ofis hizmetlerinde
çalışıyordu. Şimdi bir teklif ile geliyordu ve bana şöyle diyordu, “Ali İhsan
bey; ben, ‘Yeni Kafkasya’ gazetesini yeniden çıkarmak istiyorum. Bu konuda bana
yardımcı olur musunuz?” Ben, kendisine, düşünmem gerektiğini söyledim ve konuyu
kapattım. Fakat Çağlayan Şişman ısrar ile benim de desteğimi isteyince, iki
kişinin bilgisini aldım. İlk kişi Çetin Beslen, ikincisi ise Tarık Cemal Kutlu
idi. Hatırlanacağı üzere Çetin Beslen, 1995’te yayınını sonlandıran “Yeni
Kafkasya” gazetesinin yazı işleri müdürü idi. Kendisinin bu işin içerisinde
olmadığını belirtti. Şimdi burada aktaramayacağım bazı bilgiler de verdi.
Daha sonra konuyu Tarık Cemal Kutlu ile de görüştüm. Bu çalışmaya destek verme
gibi bir niyetimin olmadığını, nedenleri ile kendisine açıkladım ve kendi
görüşünü almak istediğimi söyledim. Tarık Cemal Kutlu, bütün sevimliliği ve
babacanlığı ile, “Ali İhsancığım, biliyorsun, benim de erkek evlâdım var. Onun
nasıl bir işte refüze olmasını istemezsem, şimdi o dergiyi çıkartmak isteyen
gencin de refüze olmasını istemem,” dedi ve ekledi, “tabi son kararı sen
vereceksin.” Tarık Cemal Kutlu’nun bu yaklaşımının etkisi ile Çağlayan
Şişman’ın “Yeni Kafkasya Gazetesi” adı ile çıkaracağı gazeteye destek verdim.
Gazetenin ilk künyesinde şu adlar yer alıyordu: “Ceyhun Şişman: İmtiyaz Sahibi;
Yazı işleri Müdürü Selim Akkaya; Genel Koordinatör: Çağlayan Şişman.” Künyeye
göre, ben de “Genel Yayın Yönetmeni” idim. Yeniden çıkan “Yeni Kafkasya”
8 sayı yayınlandı. Tarık Cemal Kutlu, yazdığı makaleleri ve araştırma- inceleme
yazıları ile “Yeni Kafkasya Gazetesi”ne destek verdi. Tabi gerek ben, gerekse
Tarık Cemal Kutlu bu işten de hiçbir şekilde ücret almadan, gönüllü olarak
mesaimizi harcamıştık.
Tarık Cemal Kutlu’nun, “Yeni Kafkasya Gazetesi’ne
yazdığı, “Ecevit: 1999’un ve Sonrasının Ali Paşası” ve “Milis
Mülazım Mirza Bey” adlı makaleleri oldukça öğretici idi. Ekim
2002 sayılı nüshada “Can İnsanlardan Başlayalım”
başlıklı bir makale yazmıştı. Makalesinde; Sefer Berzeg, Yaşar Bağ, Ali
Çurey, Ali İhsan Aksamaz, Özalp Göneralp, Semih Seyyid Dağıstanlı, Osman Çelik,
Sefer Aymergen, Süreyya Ülker’in adlarını anarak bu insanların Türkiye’deki
Kafkasyalılık mücadelesine katkılarından söz ediyordu; onlar ve onlar gibilerin
fedakârlıklarına dikkat çekiyordu. Gazetenin Nisan 2003 sayısına “Bu Çalışkan
Dosta Hayranım” başlığı ile yazdığı makale ile de beni onurlandırdı. Makalesini
yayınlanmak üzere, “Yeni Kafkasya Gazetesi”ne iletmemi rica etmesinden önce,
okumamı istedi. “Nasıl?!” diye sordu. Makalesini çok beğendiğimi söyleyerek,
“Tarık Ağabey, sağ ol. Çok teşekkür ederim. Çok güzel olmuş, eline sağlık.
Makalenizin içeriğine söyleyebileceğim bir şey yok; ancak biliyorsunuz, bu
makalenin yayınlanacağı gazetede genel yayın yönetmeni gözüküyorum künyede.
Makale yayınlanınca, ‘ adam kendini övdürmüş’ ya da ‘ adam, genel yayın
müdürünü övmüş’ gibi dedikoduların muhatabı olmayalım,” dedim. Nazikçe sözümü
kesti ve “Bak Ali İhsancığım. Kimin ne düşüneceği önemli değil. Ayrıca, ben
seni övmedim. Ne düşünüyorsam, onu yazdım. Hem biliyorsun, daha önce Musa
Ramazan’ı yazdım. Bundan sonra Kafkasya davasına hizmet edenleri yazacağım.
Ömrüm olduğu kadarıyla, bu gazetede yayınlandığı kadarıyla,” dedi. Bu
makalesinin yayınlandığı 8. sayı, “Yeni Kafkasya Gazetesi”nin son sayısı oldu;
bir daha da yayınlanmadı.
11- 13 Ekim 2002 tarihleri arasında As Yayın
ve Organizasyonculuk tarafından ilki İstanbul Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneği
tarafından düzenlenen “Kafkas Yayınları Sergisi”ne ben ve eşim Nuray Gök Aksamaz
çağrılıydık. Orada Tarık Cemal Kutlu ile karşılaşmış, o dost atmosferi hep
birlikte solumuştuk. Tarık Cemal Kutlu ile Sefer Berzeg’in fotoğraflarını çekme
fırsatını da yakalamıştım. Dönüşte de Bağlarbaşı’ndan Fatihe kadar söyleşerek
hep beraber gelmiştik.
Bir gün evin telefonu çaldı. Karşıdaki ses,
“Ali İhsan Aksamaz Bey’in evi mi efendim?! Ben Tarık Cemal Kutlu. Kendisi ile
görüşmek istiyordum” dedi. “Buyurun,” dedim. Şöyle dedi: “Ali
İhsancığım, bana acilen, sende varsa Hacı Murat çevirisi getir!” Elimde olan
çevriyi kendisine ulaştırdım. Daha sonra öğrendim ki, Hacı Murat hakkında bir
çalışma hazırlıyormuş. Nitekim, “Hacı Murat” başlıklı bir çalışması internet
ortamında da yayınlandı.
1970’den 1978’e kadar “Kuzey Kafkasyalılar Kültür Derneği”nin yayın organı olan
"Kuzey Kafkasya Kültür Dergisi"nin yazı işleri
müdürlüğünü yapan Tarık Cemal Kutlu, Kafkasya ve Kafkas kültürüne ilişkin
çalışmaları yayınladı; yayınlanmasına öncülük etti. Çeşitli televizyon
programlarına katıldı. 1998’de Çeçen- İçkerya Cumhuriyeti Devlet İlimler
Akademisi Onur Üyesi seçildi.
Küçük odasında hep üretti. Kültür hayatımıza
destek vermek için gecesini gündüzüne kattı. Fedakârlıklarda bulundu. Böylesi
üretken ve verimli bir insan için, kuşkusuz çocukları ve eşi de
fedakârlıklarda bulundular. Tarık Cemal Kutlu’nun Kafkasya’ya ilişkin
çalışmaları ve yayınlanmasına katkı sunduğu çalışmalar alt alta yazılırsa, ne
demeye çalıştığım daha iyi anlaşılır.
Tarık Cemal Kutlu’nun
kırmızı çizgileri vardı. Elinden geldiğince ibadetini yerine getirirdi.
Kimsenin din ve inanışına karışmazdı. “Mazlum” olan kim olursa olsun onun
dostuydu. Çeçenleri, “Çerkes” sayan bir yaklaşımı şiddetle eleştirirdi.
Dostluk, kardeşlik ve dayanışmanın her zaman önemine vurgu yapardı. Ama “yok
sayma” ve “kimlik dayatma” anlayışına da şiddetle karşı çıkardı. “Çerkesliği
dernek odalarında halk oyunları oynamaya indirgeyen bir anlayışa da karşıydı.
“Türkiye’de sekiz milyon Çerkes var muhabbetleri”ni duydukça ve okudukça, bir
büyüğünden duyduğu ve kendisinin de katıldığı bir hesaplamayı anlatırdı: “Bak
kardeşim. Bin tane köy olsa, her birinde bin kişi yaşasa bir milyon kişi yapar.
Neyin sekiz milyonu?!” Ardından da eklerdi: “Bir şeyler yapmadıktan sonra
fazla olmanın ne önemi var ki?!”
Bir
gün Çemberlitaş civarından geçerken, lâf nasıl dönüp dolaştıysa
Bizans’a ve Bizans’ın son günlerine geldi. “Ben Müslüman’ım ve tabi
Müslümanların başarıları hoşuma gider. Doğrusu da böyle.” Sonra ekledi:
“Bizans’ın, kendilerinden kat kat üstün kuvvetlere karşı günlerce dayanması ise
onların da kahraman olduklarını gösterir. Ama ben Müslüman’ım ve tabi Bizans’ın
yıkılması hoşuma gider.”
Tek bir maaş ile yan bir gelir
olmadan dört kişilik bir aileyi geçindirmek, hem de kirada oturarak. İki çocuk
büyütmek. Her ikisine de yüksek öğrenim yaptırabilmek. Bu, kuşkusuz
sadece Tarık Cemal Kutlu’nun değil, eşi Meryem Kutlu’nun da yarattığı bir
mucize. Her ikisinin yarattığı bir mucize. Meryem Kutlu’nun eşine verdiği
destek kuşkusuz her türlü övgünün üzerindedir.
Tarık Cemal Kutlu’nun “Çeçen
Direniş Tarihi” adlı çalışmasının da “Sorun Yayınları”ndan
yayınlanması için girişimde bulundum. Daha önce olduğu gibi bana yetki
vermişti. Yayınlandığı zaman, neredeyse bin sayfayı bulabilecek olan, böyle
tuğla gibi bir kitabı, “Sorun Yayınları” yayınlayamadı. Çalışmaları arasında bu
kitabı çok önemsediğini biliyordum. Benim için de bu çalışması önemliydi ve
mutlaka yayınlanmalıydı. Bir gün kendisine, “Tarık Ağabey, nasıl yapsak da, şu
‘Çeçen Direniş Tarihi’ni bir yayınlatsak. Ne dersiniz?” diye sordum. “Olabilir
tabi,” dedi. Sonuçta, şimdi adını vermeyeceğim bir yayın evine, benim adım ve
e-posta adresimden bir mektup ile başvurmaya karar verdik. Kısa bir mektup
kaleme aldım ve gönderdim. Bir süre sonra bir yanıt geldi. Kitabın bir özeti ve
“içindekiler” bölümünü göndermemi istiyorlardı. İstediklerini yaptım, ancak
daha sonra cevap vermediler. Konu böylece kapandı gitti.
4. Demokratik Eğitim Kurultayı, İstanbul
8 Nolu şube “Anadil Komisyon” çalışmaları sırasında tanıdığım
şube başkanı Haldun Özkan ile bir gün, önceden telefon ile kendisinden
randevu alarak ziyaretine gitmiştik. O dönem, “Jineps Gazetesi”nin
yayınlanmasının arifesi idi. Tarık Cemal Kutlu bizi dostça karşıladı; misafir
etti. “Anadil Komisyon” çalışmalarına destek verdi. Birlikte çektirdiğimiz
fotoğraflar, ne zaman baksam, beni o dost ortama götürüyor.
Uzun yıllar idareci ve edebiyat öğretmeni
olarak görev yaptığı Vefa Lisesi’nden emekli olduktan sonra, zamanının
tamamını “Çeçen Dili”ne ayırdı; üretti. Bu arada Musa Ramazan’ın
Rusçadan çevirdiği kitapların redaksiyonuna vakit ayırdığını; bazen benden de
Gürcistan’daki yer adlarına ilişkin yardım istediğini hatırlıyorum.
Emeklilik hayatı belki başta
hoş geliyordu. Sonra çalışmanın
yollarını aradı. Çünkü kızı Hukuk Fakültesi’nde okuyor;
oğlu henüz askerden gelmiş ve sürekli bir işe başlayamamıştı. Maddi
zorluk içindeydi. Bir aracılık ile muhafazakâr diye bilinen bir kesimin bir
okulunda öğretmen olarak işe başlamıştı. Ancak, gerek idareden gerekse
öğrencilerden gördüğü olumsuz ya da çiğ tutum ve davranışlar nedeniyle, o
okuldan ayrıldı. O sıralar benim İngilizce öğretmeni olarak çalıştığım okul ile
bağlantı kurmasını sağladımsa da, sonuç olumlu olmadı.
Artık bütün mesaisini “Çeçen Dili”ne
ayırıyordu. Tüm titizliği ile anadiline hizmet etmenin yollarını arıyordu.
Birkaç kez Çeçenya’dan gelen Çeçenler ile konuşmasına tanık oldum.
Çeçenceyi çok güzel konuşuyor ve anlaşıyordu. Annesinden, Çardak’ta yaşadığı
Çeçen çevresinde öğrendiği, geliştirdiği Çeçencesi ile yetinmemiş. Sovyetler
Birliği döneminde Çeçen Özerk Cumhuriyet’inde yayınlanan Çeçence kitapları
okuyarak dilini geliştirmiştir. Çeçenceyi olduğu kadar Türkçeyi de iyi bilir;
iyi konuşurdu. Türk Sanat Müziğini ve Halk türkülerini zevkle dinlerdi.
Anadilleri yok sayan anlayışı hiç anlamaz, bir gün bu anlayışın ortadan silinip
gideceğine bütün yüreğiyle inanırdı.
Sürekli parmakları çatlar; çeşitli
pomatlar kullanırdı. “Kırmızı et yemediğim zamanlar
olmuyor,” derdi. Bir gün evine telefon ettim. “Hastaneye
gitti,” dediler. Daha sonra kendisini evinde ziyaret ettim. Aradan
bir süre geçti. Evine telefon ettiğimde; telefonu, oğlu Argun Kutlu açtı, “Ali
İhsan Ağabey, babam hastaneye yattı. Ona bir telefon aldım. Oradan
arayabilirsin,” dedi ve bir cep telefonu numarası verdi. Hemen aradım. Çapa Tıp
Fakültesi’nde yattığını söyledi. Yattığı bölümü ve katını öğrendim, hemen
gittim. Oturduk, konuştuk. Eve dönünce, tanıdığım tüm Kafkasyalı ve diğer
dostları ya e-posta ile ya da telefon ile haberdar ettim.
Son yüz yüze konuşmamızı bugün gibi
hatırlıyorum. Artık suratına maske de takmışlardı. Görüşü kısa
tutuyorlardı. Ayrılırken elini sıkmadığımı görünce, “Ne o korkuyor musun,
mikrop bulaşacak diye?!” Ardından da devam attı: “Bu maske bizden size mikrop
bulaşmasın diye değil, sizden bize mikrop bulaşmasın diye!” Bu, bana son
takılması oldu. Artık yüz yüze görüşme yoktu. Tek iletişim kaynağı
telefon idi. Sık sık telefon ile arıyor, hal ve hatırını soruyordum.
Hastalığı sırasında hastanede refakatçiliğini yapan eşi Meryem Kutlu, her
zamanki fedakârlığı ile eşine yardımcı oluyor, onun rahat etmesi için elinden
geleni yapıyor, adeta çırpınıyordu.
Kaderin garip bir cilvesi, bütün bu sağlık
sorunları yaşanırken, oğlu Argun Kutlu, bir ilaç firmasında işe
başlamıştı. Kızı Seda Kutlu ise avukatlık stajına devam ediyordu. Tarık
Cemal Kutlu, evlâtlarının ekmeklerini ellerine aldığı görmüştü. Huzurluydu.
En son olarak Tarık Cemal Kutlu’yu telefon
ile aradığımda karşıma çıkan ses, kızı Seda Kutlu idi. Ağlıyordu. “Ali
İhsan Ağabey,” dedi, “babam bu sabaha karşı öldü. Ağabeyim,
cenazesini Çardak’a götürdü.” Hemen dışarı fırladım. Evine gittiğimde
karşıma Seda Kutlu çıktı. Ağlıyordu. “Üzülmemelisin. Senin baban çok üstün
özellikleri olan, fedakâr bir insandı. Belki şimdi anlayamıyorsun ama, ilerde
anlayacak ve bir evlâdın babasından duyacağı gururdan çok fazlasını
duyacaksın,” dedim. Teselli etmeye çalıştım.
Ölümünden sonra kendisi için hemen hiçbir şey
yapamadım. Yalnızca Haldun Özkan ile birlikte kaleme aldığımız “İçimizden Biri:
Tarık Cemal Kutlu” başlıklı bir makaleyi “Nart Dergisi”nin Eylül-Ekim 2004
tarihli 39. sayısında yayınlatma olanağımız olabildi.
“Çeçen
Direniş Tarihi” adlı kitabı ölümünden sonra
yayınlandı. Bir vefa örneği gösteren Tarık Cemal Kutlu, kitabın önsözüne
şunları da yazmış:
“… Bu eserimin basılması hususunda bana bütün gayretiyle destek verip
yardımlarını esirgemeyen son zamanlardaki en yakın dostum, aziz kardeşim,
çalışkan insan Ali İhsan Aksamaz bey ve Göksel Ulutabak beye minnettarlık
borcumu ödeyemem...”
Tarık Cemal Kutlu’nun tabutunu taşıyanlar,
cenaze namazını kılanlar, mezarına indirenler ve üzerine toprak atanlar
arasında olamadım. Kendisine çok şey borçlu olanlar, ona bir cenaze töreni
düzenleyemedi. Ama biliyorum; Çeçence her dua, Çeçence her şarkı
Kafdağı’nı aşarak ona ulaşıyor!
(İstanbul, 21 Temmuz 2008)
(Kaynak: Ali İhsan Aksamaz, “Tarık Cemal Kutlu Armağanı” Editör: Erol Yıldır,
LOWZAR, İstanbul, 2009)
TARİK CEMAL
KUTLU (*)
Tarik Cemal Kutluşi coxo vogni 199ʒ ǯanaşi
çodinas iptinerot. Hemindros na gamiçkvinet̆u do mance muşi Turkan Sandikçi na
rt̆u “Yeni Kafkasya” (Ağani K̆avk̆asia”) coxoni gazetas gamiçkvinet̆u muşi st̆at̆iape.
Uk̆ule, coxo muşi na giǯvit gazetas, çkimi namtini st̆at̆iapeti gamiçkvinus
kogeç̆k̆uşi, Mp̆olişi irişen çkineri do çinaperi raioni Sultanahmetis na
geladgit̆u gazetaşi binaşa oxtimu-moxtimus kogevoç̆k̆i na rt̆eret̆uşen epto
dido. Turkias na skidun do K̆avk̆asiuri xalk̆epeşi çinaperi na ren (mara mu
gurişç̆vini ren, entepeşen namtinepek aǯi çkini k̆ala va ren, şuri mutepeşi
Ğormotis meçes) nanç̆inerot mtel maç̆aralepe, mağaralepe ekonaşis oçinuşi
bedineroba maqu. Aşopetenti, am xalk̆epeşi ǯoxle gamaxtimeri maç̆arale,
mağaralepeşi oguruşi bedinerobati maqu çkvadoçkva temapeşen.
Ar ndğas, limcişoras, artot gamaptit
gazetaşi binaşen coğabinameçaps edit̆ori Çetin Besleni k̆ala. Çkin juristi
hemindros oxorepe na miğut̆es raionişakis vigzalit ekolen-akolen oğarğalute, ožiʒinu-osterute.
Oxorepe çkinişa oxtimu şeni ok̆oviǯk̆amint̆esşi, Çetin Beslenik “Ma
mevucoxaminon Tarik Begisya. Tkvanti ginonanya, çkimi k̆ala moxtitya do ok̆oiçinitya
artikartiya,”tku. Aşopete cadde Vatanişen goviktit Aksarayiş k̆elendo. Uk̆uleti
cadde Halicilarişa. Çodinasti, Tarik Cemal Kutluk ocaği muşi k̆ala na oxorapt̆u
binaşa mevunç̆işit, kuça Çifte Kumrularis. Amaxtimonis k̆idaşk̆ele na geladgit̆u
butonepeşi aris noç̆art̆u: “Tarik Cemal Kutlu- Ç̆aralobaşi Mamgurapale”. Gevubažgit
t̆anğalas. Nek̆na guinǯk̆u do amaptit doloxe. Tarik Cemal Kutluk gza moǯires
odaşa. Kelapxedit. Çetin Beslenik ti çkimi Tarik Cemal Kutlus oǯiru do, “Ali
İhsan Begi xalk̆i muşişen ren, namupek gamoçkumernan “Ogni coxoni jurnaliya. St̆at̆iape
muşi gamiçkvinasen çkini gazetastiya. Emuk idu Abxaziaşaya am monç̆inorasya,”
tku. Aşote ok̆oviçinit Tarik Cemal Kutlu k̆ala. Aya rt̆u 1994 ǯanaş St̆aroşinaşi
çodina.
K̆avk̆as-Çeçeni Omxvacobaşi Ocumaleşk̆elen
geǯopxeri do Pukiroba 1995-s, “Çeçenia’95- Ğoman, Andğa do Ç̆umen
Çeçenias” coxoni broşuraşi gamoçkvute, Tarik Cemal Kutlu k̆ala na maqves
megabrobak kogeç̆k̆u ok̆ap̆et̆inus. Am broşuraşi mk̆ule versia pxazireret̆i do
İnglisuri nenaşati gevoktireret̆i. Artneri p̆eriodis, aǯi na gomaşinen k̆onari,
Tarik Cemal Kutluk ixandept̆u, numxvacupt̆u K̆avk̆as-Çeçeni Omxvacobaşi
Ocumaleşi lok̆alis, namuk na geladgit̆u Aksarayis hemindros. Namtini orapes, t̆ilifoni
gemiçapt̆u do mtel mç̆ipepoba do megabroba muşite unt̆u, movik̆itxa oxori muşi
varna ocumaleşi lok̆alis. Am p̆eriodis, K̆avk̆as-Çeçeni Omxvacobaşi
Ocumaleş guri şeni, namtini ok̆oç̆arobape muşis mevuşveli. Namtini orapes
İnglisurişen, namtini orapesti Turkulişen vuktirapt̆i mutxanepe, K̆avk̆as-Çeçeni
Omxvacobaşi Ocumale şeni. Astaxolo giǯvat mevuşvelt̆i entepes mtelot
gurişarobaşi gagnapeten. Geç̆arelişi vava varşa maqves çkinda.
İroras, çkvapeşi noxvenepe omʒku
steri k̆oçinuri muşiuroba uğut̆u emus. Brit̆anuri K̆avk̆asologi Corc
Heutiş noxveneşen omk̆ulanute Turkulis na vuktiri do “Jurnali Birikim”işi
ma-78-ani k̆oroʒxas “Çeçenepe do entepeşi manžagerepe” coxote na gamovoçkvi st̆at̆ia
şeni na miǯu mskva nenape andğaneri dğasti xolo vognap ya domatkven.
Xolo, ar ndğas, K̆avk̆as-Çeçeni
Omxvacobaşi Ocumaleşi lok̆alis ar jurnali kobžiri. Ok̆itxus kogevoç̆k̆i eya.
Birdem mažiru Tarik Cemal Kutluşk̆elen ç̆areli st̆at̆ia em jurnalis. Arşvacis
vik̆itxi eya. Aǯi na gomaşinenşakis, andğaşakis xmareli Çeçenuri albonepeşen
ambari momçapt̆es em st̆at̆iak. Hemindros, na elapxert̆i odaşa, na rt̆u do
ixandept̆u odaşen na momixtu Tarik Cemal Kutlus, em jurnalis gamiçkvineri st̆at̆ia
muşi oǯirute, “St̆at̆ia tkvani zade momǯonduma. Aǯişakis Çeçenuri albonepeşen
na var miçkit̆upe akolen vigurima. Mati ar st̆at̆ia pxaziraminon Lazuri nena
şenima. Dido k̆ai modeli maqu tkvani st̆at̆iama. ʒaşa extitma. Ubedineroba mo
gaqvas xesma,” vuǯvi emus. Am nenape çkimi ognuşi, “Tkvan xazirit st̆at̆iaya.
Mati gamovoçkvap am jurnalisya”, miǯu. Eya miǯu mara, artneri oras ofisişi t̆ilifonikti
gelaçu. Nena guktiru t̆ilifonis. Çodinas, t̆ilifonis na ğarğalapt̆u mitxanis,
“Hele, ar moǯk̆ediya, k̆aixeşa quci momçiya. Megincğonare skandaya ar st̆at̆ia
Lazuri nenaşi temaşaya. Jurnalis gamoçkvitya,” tku emus. Mk̆ule uxonaroba yeçkindu. Tarik Cemal Kutluk
t̆ilifonis na ğarğalapt̆u mitxanik emus na uǯumert̆u var magnet̆u mara, emuk na
ğarğalapt̆u mitxani, Tarik Cemal armʒika ǯoxle na miǯu jurnalişi timçxupeşen
art-arti na rt̆u oxomaǯonu hemindros. Tarik Cemal Kutluk nusimint̆u em k̆oçis.
Emus nunk̆u na akteret̆u xalişen, meleni k̆oçik negat̆iuri mutxanepe na uǯumert̆uti
oxomaǯonu. Muç̆oti eşo iqu, Tarik Cemal Kutluk, “Mu fark̆oba iqvenya. Çeçenuri
nenati artneri ondiya, Lazuritiya. Muşeni p̆at̆inoba yeçkindasenya” tku. Mk̆ule
oraşk̆uleti doçodinu t̆ilifonis oğarğalu. Emuk na isinapt̆u k̆oçis am
dulyapeşen çkar mutu na var uçkit̆u, na komoǯiru do em k̆oçişi gagnapaşa Tarik
Cemal Kutlus na aqu gagnapa, na moǯiru şeni, em t̆ilifonişi ğarğalak maqu epto
beciti mamgurapale.
Lise Vefas direkt̆oriş manuşvaloba na
qveret̆u Tarik Cemal Kutlu rt̆u k̆ai magamantane do ç̆aralobaşi k̆ai
mamgurapaleti. Dido ginže ǯanapeş morgvalis, mamgurapaloba na qveret̆u Lise
Vefas, ti muşişen golaxtimeri onç̆eloni oğodapeti oxomoǯonapapt̆u namtini
orapes, ağanepes yeçkindu oğodape k̆ala artikartisoba oǯiramute.
Ar ndğas emuk na oxomoǯonapu ar
goşina otku minon: Tarik Cemal Kutlu ren k̆lasis, dersi meçamus. Em ndğas, em
dersis na meçasunt̆u tema oxoǯonapus kogeç̆k̆eret̆u. Biç̆i mamgurepeşen
art-artik uxvenoni na ren işmarepe ikips do utkvaloni nenape eşimers do
aşopeteti gza var meçaps megabrepe muşişa dersi oxoǯonu şeni. İptinerot, Tarik
Cemal Kutluk eya užiramu do ugnu şeni gza gorups. Emuşk̆uleti k̆ut̆ali “
laxavle” tkumers guriş doloxendo, nugvaç̆ups k̆ibirepe muşiti. Ğula toliteti noǯk̆ers
em mamgures. Mara var oxvaǯonen ağanmordale mamgures. İsimadeps, eşo var
iqvasen, gurite var do ç̆k̆uate, ti muşi geʒadups do loqa nenate nuç̆ereğups
mamgures. Mara mis uǯumers?! Arçkva fara çkva… Emuşk̆ule xolo nuç̆ereğups
mamgures. Mamgures am ç̆k̆uaşi gzalepe na oxvaǯonen steri, na ikipt̆u işmarepe
do na tkumert̆u p̆at̆i nenapete oncğore na var uçkin, oǯiraps k̆lasis. Aya na žirops
Tarik Cemal Kutluk xe geçaps mamgures ğvas tamot do ti muşi geʒadute. Mamgure
ren stiberi do uxonaroni aǯi mara Tarik Cemal Kutlu ren şumeri. Skideri p̆at̆i
xalişk̆ule, çkar mitis var uğut̆u dersi oxvenuşi xali. Zate armʒika oraşk̆ule t̆angalak
ik̆ank̆en. Edo dersiti eşopete içoden.
Gendğanis, Tarik Cemal Kutlu ren
mamgurapalepeşi odas. Moşvacinuşi ora reni varna dersi var uğuni hemindros, var
miçkin. Mamgurapalepek artikarti k̆ala ğarğalapt̆esşi, birdem nek̆na guinǯk̆en.
Nek̆na guinǯk̆en mara, k̆arta oras na guinǯk̆et̆u steri var, muç̆o mitxanik
kusi na geçapt̆u steri. Ar xonari ignapen: “Mi renya, am Tarik Cemal Kutlu
coxoni k̆oçiya?!” Tarik Cemal Kutluşi ciniki ren gokteri nek̆naşa. Armʒika
guktaps dudi muşi do “heleya, domiǯvitya, gisimintya, ma voreya”, uǯumers uqazu
k̆oçis. Xonarişi mance ren biç̆işi baba, namus ğvas tamo xe na geçeret̆u.
Uqazu, mgvaneri, korbala… Ar xanç̆alis okroşi monk̆a ar kunye, majura xanç̆alis
žviri saat̆i možin. Cebi muşite k̆oçi na ren, k̆arta xalişen na oxoiǯonen
velik, “ma skani steri vit k̆oçi emaç̆open” otku na unon ar fiyak̆as, k̆oçis ʒaşen
na oǯken ar tavrite, xonari muşi numtonups do: “Si mi rekiya, biç̆i baxupya?!
Si mi re?!” Mamgurapalepeşi odas çkar xonari var ignapen. Odas elaxen k̆artayi
ren k̆roteri steri. Ekonaşis na xenanpek gamixosarnan ar velis ar Tarik Cemal
Kutlus. Tarik Cemal Kutluk memtinups, eisels ixi steri do k̆oçik na dgin sotişa
nunk̆apun. Xe muşi ezdaps. Ar k̆vazali ğva arti maržğvani ğva muşis tito xe
geçaps. Astaxoloti numʒvaps žiʒineri: “İraxat̆ii aǯiya? Arçkva farateya.” Tarik
Cemal Kutluk ti muşis xe geçuşk̆ule, velik gamulun odas, çkar mutu utku. Am
şina muşi vuǯveret̆i şuri muşi Ğormotis na meçu, mgarina şeni oxori muşis na ok̆oibğu
xalk̆i do cuma muşisti.
Coxo muşi na gevodveret̆i, eşo giǯvat
na, coxoşi baba na vort̆i “ Kafkasya Yazilari” (“K̆avk̆asiuri Ç̆arape”) coxoni
jurnali k̆ala ok̆oiçinanma do xinci na viqvi mitxanepeşen art-arti rt̆u Tarik
Cemal Kutlu. “Çiviyazilari”şk̆elen gamaçkvineri jurnalis namtini st̆at̆iape
muşi gamaxteret̆u. Emuk na momçapt̆u st̆at̆iape jurnalis mevunç̆işinapti do
gamoçkvu k̆alati vibodert̆i.
Turkulişa na nuktiru do gamaçkvalaşa
na xaziru jur svara muşi “Gamamçkumala Soruni”şen gamaxtanma do emus
mevuşveleret̆i. Am gamamçkumalaşen gamaxtimeri jur xvenapeşen art-arti rt̆u Moxmad Sulayevişi “Gumak Nayoçkindupe, Çeçenuri Ç̆araloba”.
Xolo am gamamçkumalaşen gamaxtimeri majura svarati rt̆u Yavus Ahmadovişi svara, namuk na gamaxtu “Çeçen-İnguşiaş Xalk̆i K̆ala
Rusiaşi Şkas Artikartisobape” coxote. Jur svarati gamaxteret̆u
gamamçkumalaşi “Xalk̆epeşi İst̆oria- K̆ult̆ura Seria”şen. Tarik Cemal
Kutlu k̆ala jile coxo mutepeşi na molagişinit gamamçkumalaşi şkas namtini
sebepeşen ç̆it̆a-ç̆it̆a nizape gamaxteret̆u do emute mati meç̆iroba maqveret̆u,
otkuşi vore tkvanda aǯi akolen. Tarik Cemal Kutluşi am noxvenepe na gamoçkvu
gamamçkumalape do muşi şkas geç̆areluri ar artikartisoba na var miçkit̆uti
gamatkvoni vore; dulyape muşi, mtelot gurişarobaşi gagnapate na quti otkvoni
vore.
Fedakari do mteloras mutxanepe na
omralapt̆u ar gamantaneri na rt̆u Tarik Cemal Kutlus aqu vitepete ğoberepe,
namu na rt̆u mejaloni. Andğaneri ndğas aşo mara, k̆omp̆iut̆eri do int̆ernet̆işi
mosaş oxmaroba na va rt̆u mcveşi ndğalepes, ok̆oambaroba do artikartisobaşi
gzalepe andğaneri steri gonǯk̆imeri var t̆u ar oşkenale, aşo giǯvat, “Qini Ok̆ok̆idinuşi P̆eriodi”s Turkia steri
“Sovetyari Dobadona”şa çkari k̆ilomet̆rite mt̆eri ar dobadonas, mutxanepe
goşogoru, otiyepes onç̆işunu eşo-aşo xe do guriş galeni rt̆u. Mara Tarik Cemal
Kutluk k̆arta arxi do imkani geʒadute, na nanç̆işu otiyepeşen pelapa ožiramute,
armutxape omraluşi gzalepe goreret̆u do gecgineriti iqveret̆u. Emus na var
amejalu ar ğoberi kort̆u. Telifi do tercume xvenape muşiş gamoçkvinu.
Goşogoraginon, žiraginon, omralaginon, gamoçkvaginon, oçinapaginon. Antepe
qvaginon hemti k̆ap̆ulas skanda na numxvacasen, guri na meçasen çkar miti, çkar
ok̆oxtimalepe do çkar k̆idalape var gažirasunon. Entepeşen met̆a, si mt̆eri na
kşinapanpe naşkvi, megabre na şinup mitxanepek goǯogigedurmernan ğoberi do ti
muşi na var uçkinanpesti ti gendrik̆aginon. Tarik Cemal Kutluk skideret̆u do žireret̆u
mtel gurişgaleni xalepe.
Namtini orapes, emus na uk̆ort̆u,
çkvadoçkva orapes gamaçkvineri svarape do doloxe muşis xvenape muşi gamaxtimeri
jurnalepe, mitam çeyizi steri na şinaxu yaşik̆işen ezdipt̆u do na gorupt̆u mcve
ar st̆at̆ia varna svaraşi ar k̆ortas ar otkunci goşogorupt̆u. Ç̆iç̆it̆a oda
muşis na şinaxupt̆u do muç̆o toli muşi eşo na oǯk̆ert̆u xvenapeşen met̆a çkar
mutu var uğut̆u emus. Namtini orapes aşo vuǯumert̆i emus: “Tarik cumadima, dido
onç̆eloba maqvenma. Evrop̆aşi ar dobadonas na oxoraps do aşo xvenape na ikips
ar mitxanişi skidalaşi st̆andart̆i muç̆oşi
iqvert̆uma?! P̆ia aşoma, si na oxorap k̆elserepes oxorapsima?!” Moro var!
Aǯi ma minon, molagişinat, emuşen onç̆eloni
ar goşina. “Gamamçkumala Soruni”k Tarik Cemal Kutluk Turkulişa na nuktiru
svaraşi gamoçkvuşa gonk̆vatuşi, meviqoni eya oçinapu şeni gamamçkumalaşi mance
Sirri Ozturki k̆ala. Gamamçkumalaşi bina rt̆u hemindros mcveşi morgişi,
andğaneri bereş maxkemeşi bina na geladgin kuçaşa xolosoni ar sotis. Em dğas
Tarik Cemal Kutlu k̆ala ok̆ovimç̆k̆eşeret̆it emedeni Gulxana P̆ark̆işi ǯoxle
hemindros geladgit̆u t̆ramvayişi dodginales do meviqoneret̆i eya gamamçkumalaşi
binaşa. Sirri Ozturki k̆ala ok̆oiçines. Varti entepeşi ok̆oğarğalus quci mepçi
varti entepes gza voǯiri. Svaraşi gamoçkvuşi jin gonk̆vates. Çai oşumu,
ekolen-akolen olafuşk̆ule ora mek̆ileret̆u. Sirri Ozturki k̆ala artikartis xelak̆aoba
vuǯvit do ok̆oviǯk̆it. Ogzalute Sultanahmetişi meydanişa komeptit. “Ali
İhsaniya,” miǯu, “domaqinuya, akonaşis ar-jur ludi kopşvatya?!” Ekonaşis ludi
oşumu mu k̆onari žviri na rt̆u ǯoxleşen mitxanepeşen na vogni şeni, emedeni vunk̆api,
“Moroma, Tarik cumadima. Mara ginonan na, akonaşis var pşvatma, akonaşisma, žviri
renma,” vuǯvi. “Varya, Ali İhsaniya,” miǯu, “akonaşis pşvatenya.” Didote t̆urist̆epe
na ulunan-mulunan ar soti na geladgit̆u ludixaneşa amaptit. Em çxvapa t̆aronis
momixteret̆es muç̆o şifa eşo. Ar stolis dopxedit kuças. Ludepe momixtes. Emuşk̆ule
ar çkva “xesap̆i,” vuǯvit. Ağanmordale garsonik xes xesap̆işi kart̆ali
dokaçeri çkindak̆ele na mulut̆u na bžiri steri, xe cebis dolovimet̆işi, xes
kogemak̆nu. “Varya, var iqvenya,” miǯu, “moxtanoraş fara si meçiya, aǯi varya.”
Mara var domaqves moxtanoraş fara!
Tarik Cemal Kutlu içineret̆u “Ognişi
dosti” Mehmet Yavuz Turkozi, namuk na meçu şuri Ğormotis 11 Guma 200ʒ-s. Ar
ndğas raxmetoni Mehmet Yavuz Turkozik domicoxeret̆es mekani muşişa. Na videret̆it
rest̆oranis dosturi oşkenales žiʒineri, olaferi, şumeri sofras dido mskva saat̆epe
golovoçkveret̆it do hemiti artikarti çkva k̆aixeşa oçinuşi bedineroba maqveret̆it.
Jile na giǯvit do Tarik Cemal Kutlu,
muşi xete na viçineret̆i gazeta “Yeni Kafkasya”k (“Ağani K̆avk̆asia”), ç̆andina
muşi doçodineret̆u. 1995 ǯanaşi Yebargoraşi dudis, ar ndğas Çağlayan Şişmanik t̆ilifoni
gemiçu do çkima k̆ala artikartisoba oxvenu unt̆u. Eya na viçini oras, Çağlayan
Şişmanik ixandept̆u gazeta “Yeni Kafkasya”şi ofisiuri odulyobas. Aǯi momixtept̆u
ar tek̆lifite. Edo eşo miǯumet̆u çkimda “Ali İhsan begiya, maya, minonya,
gamovoçkvaya, gazeta “Yeni Kafkasya”ya. Çkimda megaşveleniya?!” Mati, “Osimadu
domaç̆irsma” vuǯvi emus do dudişen am dulyaşen goǯapti. Mara Çağlayan Şişmanik
udodginu emus mevumxuca, eya na gorupt̆u şeni, mati jur k̆oçişen simada viguri
am tema şeni. Maartani k̆oçi rt̆u Çetin Besleni, majurati Tarik Cemal Kutlu. Na
gogaşinenan steri, Çetin Besleni rt̆u coğabinameçaps k̆oçi “Yeni Kafkasya”şa,
namuk na doçodineret̆u muşi ç̆andina 1995-s. Çetin Beslenik “Maya, am dulyaş
doloxe var voreya” miǯu. Aǯi, akonaşis na var matkven namtini mutxanepeti miǯu.
Uk̆açxeti Tarik Cemal Kutlu k̆alati mevisimadit temaş jin. Am ağani p̆roet̆işa
memxvacus toli na var miğut̆u sebebepe muşite emus vuǯvi do emukti mu na
isimadept̆u oguru mint̆u. Tarik Cemal Kutluk mtel qoroponoba do babacanoba
muşite “Ali İhsani çkimiya, giçkinya, mati miqoun biç̆i skiriya. Eya refuze
iqvas, muç̆o na var minon eşoya, aǯi am gazeta gamoçkvu na unon ağanmordaleti
refuze mo iqvasya, eşo vizmonya” miǯu do numʒxu: “Moro, si giǯvare çodina
nenaya, am tema şeniya.” Tarik Cemal Kutluşi am mendaǯk̆omilobaşi tesirite,
mevumxvaci gazetas, Çağlayan Şişmanik na gamoçkvasunt̆u “Yeni Kafkasya” coxote.
Gazetaşi maartani k̆oroʒxaşi kunyes em coxope noç̆art̆u: “Ceyhun Şişman:
İmtiyazişi mance; Coğabinameçaps redakt̆ori Selim Akkaya; Generaluri k̆oordinat̆ori:
Çağlayan Şişman.” Kunyes na ç̆art̆u boncapete mati vort̆i “Generaluri ç̆andinaşi
direkt̆ori”. Dudişen gamiçkvineri “Yeni Kafkasya” gamiçkvineri ren ovro k̆oroʒxa çkva. Tarik Cemal Kutluk na ç̆areret̆u
st̆at̆iape do goşogora mç̆ipeşa oǯk̆omiluşi ç̆aralepete numxvacupt̆u gazeta
“Yeni Kafkasya”s. Ho, moro, mati, Tarik Cemal Kutlukti var ebzdit çkar geç̆areli
am dulyapeşen. Mara vixandit guramuri. Edo mepçeret̆it çkini ora am dulyapeşi
jin.
Tarik Cemal Kutluk gazeta “Yeni
Kafkasya“s na ç̆aru “Ecevit: 1999 do çodina muşişi Ali Paşa” do “Milis
Mulazim Mirza Begi” coxoni st̆at̆iape muşi rt̆u epto ç̆k̆onuri. Guma
2002 k̆oroʒxoni nusxas “Cani K̆oçepek̆ala Gevoç̆k̆at” coxoni ar
st̆at̆ia ç̆areret̆u. St̆at̆ia muşis Sefer Berzeg, Yaşar Bağ, Ali Çurey, Ali
İhsan Aksamaz, Ozalp Goneralp, Semih Seyyid Dağistanli, Osman Çelik, Sefer
Aymergen, Sureyya Ulkerişi coxope molaşinute, am k̆oçepek muç̆oti K̆avk̆asiurobaşi
davas numxvaceret̆es dulyapeşen ç̆arupt̆u. Edo entepe do entepe sterepeşi
fedakarobapes noǯirapt̆u çkvapes. Gazetaşi İgrik̆a 200ʒ-şi k̆oroʒxas, “Xayrani
vore am dulyamxvenu dostişa” coxote emuk na ç̆aru st̆at̆iate xoloti xçetomoni
domişinaxeret̆u. St̆at̆ia muşi gamiçkvinas yado momçu emuk, mara gazeta “Yeni
Kafkasya”s ma eya mepçamint̆u ǯoxle, unt̆u vik̆itxa eya ma. “Muç̆o renya?!” do
mk̆itxu. St̆at̆ia muşi na momǯonderet̆u emus otkute, “Tarik cumadima, pimpili
dixaşama. Didi mardi giǯumerma. Dido mskva do maanoni ç̆areli st̆at̆ia renma.
Ğormotik xes menceli moginžinasma. St̆at̆iaşi doloxeni şeni mutu var matkven
marama, giçkinma, am st̆at̆ia na gamiçkvinasunon gazetaşi kunyes coxo çkimi ižiren
gamaçkvalaşi generaluri edit̆orima. Am st̆at̆ia gazetas gamiçkvinaşima, k̆oçikma
ti muşi imʒkveren” mado varna “k̆oçik omʒkveren gamaçkvalaşi genaraluri edit̆ori”
mado mo gemotkvanma” vuǯvi. Mç̆ipepobate nena domincubalu do ”heleya, moǯk̆ediya,
Ali İhsani çkimiya. Mik muç̆o na isimadasen va ren becitiya. Amuşen ekoleya,
var gomʒkvi siya. Mu visimadep na, eya dogiç̆ariya. Hemya, siti giçkinya,
amuşen ǯoxleya, vuç̆areet̆i Musa Ramazaniya. Amuşk̆uleya, p̆ç̆araminonya xalk̆işi
ambarepeya, namupek K̆avk̆asiaşi davas numxvacupanya. Skidala na maqvasenşakis,
gazetasti na gamiçkvinasenşakisya” miǯu. Am st̆at̆ia na gamiçkvinu maovrani k̆oroʒxa
iqu gazeta “Yeni Kafkasya”şi çodina k̆oroʒxa,
var gamiçkvinu arçkva.
11- 1ʒ Guma 2002 tariğepeşi oşkenas
“As Yayin ve Organizasyonculuk” (“As Gamamçkumala do Maǯopxoba”şk̆elen
maartanot “İstanbul Bağlarbaşi Kafkas Kultur Derneği” ǯopxineri “K̆avk̆asiuri
gamaçkvalapeşi merçapa”şa ma do çili çkimi Nuray Gok Aksamaz vort̆it coxineri.
Ekonaşis Tarik Cemal Kutlu k̆ala memageret̆es do ekoni dosturi oşkenales şuri
movişineret̆it, ok̆ovimenceleret̆it do ok̆oviağaneret̆it. Tarik Cemal Kutlu k̆ala
Sefer Berzegişi artot suretepe yevuşiğeret̆i ekonaşis. Ekolen govikteret̆itşi,
Bağlarbaşişen Fatihişa ok̆oğarğaleri, žiʒineri, xazi oqopineri taksite mepteret̆it.
Ar ndğas oxoris t̆ilifoni gemiçu.
Meleni xonarik, “Ali İhsan Aksamaz Begişi oxori reniya, efendina çkimiya?! Ma
voreya Tarik Cemal Kutluya. Muşi k̆ala, mint̆uya ok̆oviğarğalatya,” miǯu mç̆ipaboşate.
“Homa, ma vorema, miǯvitma,” vuǯvi emus. Eşo miǯveret̆u “Ali İhsaninaya,
heleya, k̆ap̆ineri momiğiya, “Xaci Muradi”şi tercume giğun naya! Videlerya, em
savara şeniya” Xes na miğut̆u tercume svara mevunç̆işeret̆i emus emedeni. Uk̆açxendo
viguri, megerem “Xaci Muradi”şi jin mç̆ipaşa ixanderen. Emedeni kobžireret̆it,
“Xaci Muradi” coxoni xvena muşi gamiçkvinasunt̆u int̆ernet̆işi oşkenalesti.
1970-şen 1978-şakis “Kafkasyalilar Kultur
Derneği”şi (“Ok̆oxtimale
Oçildre K̆avk̆asia”) gamamçkvalaşi organo rt̆u "Kuzey Kafkasya Kultur
Dergisi"şi
(“Oçildre K̆avk̆asiaşi K̆ult̆uruli Jurnali”) coğabinameçaps redakt̆ori na rt̆u
Tarik Cemal Kutluk gamoçkvu uk̆oreʒxu çkvadoçkva st̆at̆iape K̆avk̆asia do K̆avk̆asiuri
k̆ult̆ura temoni; gamiçkvinan yado enteps goǯoncğoneret̆u. Çkvadoçkva t̆elevizuri
arxepeşi p̆rogramapeşa ak̆ateret̆u K̆avk̆asiaşi dava şeni. 1998-sti iʒxuneret̆u
xçetomanobaşi mak̆aturobaşa, Çeçen-İçkeriaşi Oxenʒaleşi Oçkinobapeşi Ak̆ademişa.
Emuk udodginu omralu mutxanepe ç̆iç̆it̆a
oda muşis. K̆ult̆uruli skidala çkinis omxvacu şeni, otanapt̆u serepe do oserapt̆u
ndğalepe. Fedakarobape moǯires. Aşopete ğirsoni xvenape na omralupt̆u do
meçamura na rt̆u ar k̆oçis, muşi berepe do çilikti noǯires fedakarobape emus
omxvacute. Tarik Cemal Kutluk na qu K̆avk̆asia temoni xvenape aǯi akonaşis
gegisvarat na, irişen k̆ai oxoiǯonen mu ma otku minon.
Tarik Cemal Kutlusti uğut̆u mç̆ita
ğarape. Xes na muxtept̆u k̆onari ikipt̆u ibadeti muşiti. Mitişi religia do
ocerus çkar oras var ant̆alet̆u. Mi “mazlumi” rt̆u dosti rt̆u emuşa. Çeçenepe “Ç̆erk̆ezi”
na şinapt̆u gagnapa k̆ala k̆abğoni rt̆u, nodgitut̆u am simadas. Dostoba,
cumaloba do ok̆omxvacobas ucert̆u iroras do moǯirapt̆es am gagnabaşi becitoba.
Murenki “movaru” do “minobaş gondvuşi” gagnapasti nodgitut̆u mtelot. “Ç̆erk̆ezoba,
ok̆oxtimalepeşi odapes oxoronuşi ožiramu”şi gagnapasti medgineri rt̆u
şurdogurite. “Turkias ovro milionite Ç̆erk̆ezi oxoraps”şi muxabbetepe na ogneret̆u
do nok̆itxeret̆u iroras, ar timçxuşen na ogneret̆u do ti muşikti aşo na
isimadept̆u ar ok̆oroʒxute domiǯveret̆es: “Heleya, ar moǯk̆edit cumalepeya.
Vitoş oput̆e gaqvan, k̆arta oput̆esti vitoş k̆oçi geoxoranya, aya ǯopxups
milioni k̆oçiya. Muşi ovro milioniya?!”
Emedeniti nunʒxvapt̆u: “Çkar mutu ikipt naya, na ginon k̆onari dido iqvitya,
mus ipelsya?!”
Ar ndğas Çemberlitaşiş gomorgvas
govulut̆itşi, var miçkin aǯi, muç̆o na iqu, nenak Bizant̆iaşi çodina ndğalepes
goǯudgitu. “Maya, Muslimani voreya, edo Muslimanepeşi gecginoba momǯondunya.
Mtini na renti aşo renya” Uk̆açxeti numʒxu, eşo: “Bizant̆iurepek na uğut̆es
mencelişen dido farate menceloni malimepeşa uk̆oreʒxu ndğalepeşakis na
nodgitesti aǯi moǯirapan, Bizant̆iurepe muk̆onariti gurami mitxanepe na rt̆esya.
Mara ho, maya, Muslimani voreya. Edo moroya, momǯondun Bizant̆iaşi doloxvuya.”
Ar maaşite do elamʒxveri çkar mogapa
var uğut̆u tina, otxo şuroni ocaği oskedinu, hemiti kira meçamute?! Jur bereş
omordinu. K̆arta bereti mağala mektebepes ok̆itxapu. Çkar var madginen, am xali
xvala Tarik Cemal Kutluk var, çili muşik na yoçkindu muzice ren. Jurik artot na
yoçkindes mucize. Meryem Kutluk kimoli muşis na meçeret̆u mxuci ren k̆arta timoǯondobaşi
jin.
Tarik
Cemal Kutluşi “Çeçen Direniş Tarihi” (“Çeçenepeşi Nodgitaş İst̆oria”
coxoni xvenati gamamçkumala Sorunişen gamoçkvapu şeni gza bgoreret̆i. ǯoxlenerepes
na rt̆u steri, xolo momçeret̆u timçxuloba. Na gamiçkvinasunt̆u vaxtis, eşo
tuğula steri armutxa var gamoçkveret̆u Sorunik. Na qu xvenape muşi oşkenas, am
svara, majurapeşen umosi beciti rt̆u emuşa, emus eşo ğirsoba meçapt̆u, na
nubecitapt̆u, miçkit̆u mati. Çkimi tolisti, çkvadoçkva k̆elepeşen am svara muşi
beciti rt̆u, gamoçkvinu uk̆ort̆u. Ar
ndğas ti muşis, “Tarik cumadima, mu p̆at do muç̆o p̆atma do “Çeçenepeşi
Nodgitaş İst̆oria” gamovoçkvatma. Mu miǯumertma?” p̆k̆itxi emus. “Hoya,
iqvenya” miǯu. Axiristi, aǯi coxo muşi var mekçatminonan ar gamamçkumalas çkim
coxote do e-post̆a adresite kart̆ali oncğonu govonk̆vatit. Mk̆ule kart̆ali vuç̆ari
do mevuncğoni. Mʒika oraşk̆ule nena gemiktires. Svaraşi ar mk̆ule forma do
“doloxenepe” mak̆vandept̆es. Na mak̆vandept̆es mutxanepe mevuncğoni tina, nena
var gemiktires. Dulyati aşote geink̆ilu do mutu var.
Maotxani Demok̆rat̆iuri Gamantanaşi
Didok̆oxtala, Mp̆olişi maovrani k̆oroʒxoni filialeşi “Nananenaşi Ocumale”şi
Odulyobapeşi vaxtis na viçineret̆i Haldun Ozkani k̆ala ar ndğas, t̆ilifonite
randevu eç̆opute, mok̆itxuşa videret̆it artot. Aya rt̆u arefe, namus na
“Jineps” coxoni gazetaşi gamaçkvinuşi. Tarik Cemal Kutluk memageret̆es
dostobate do musafiri muşi viqveret̆it. “Nananenaşi Ocumale”şi odulyobas
numxvaceret̆u. Hemindros, çkin artot na
yevişiğeret̆it suretepes, aǯi mundes tina na voǯk̆eda, memiqonops dosturi ar
soti do oşkenaleşa.
Dido ginže ǯanapeş morgvalis,
maktaloba do ç̆aralobaşi mamgurapaloba na qu Lise Vefaşen ditek̆auduş k̆ule,
mtelot Çeçenuri nenaşi jin ixandu irora muşis do domralu dido beciti mutxanepe.
Namtini orapes, Musa Ramazanik Rusulişen Turkulişa na nukteret̆u xvenapeşi
redakʒiape şeniti amagi na xarcupt̆u; namtini orapes Okorturaşi t̆op̆onimiuri
mutxanepe şeni çkimdenti şvela na mak̆vant̆u, komşuns.
Mis uçkin, bekimda tek̆auduri skidala
moǯonderet̆u iptineri ndğalepes. Mara armʒika oraşk̆ule oxanduşi gzalepe goreret̆u.
Muşendo k̆ulani bere muşik ik̆itxupt̆u Xuk̆uk̆işi Fak̆ult̆es; biç̆i bere
muşikti askerobaşen ağani goikteret̆u do mteloroni dulya var aqveret̆u emus
çkva. İyyagvalis geç̆arelişi meç̆irobaş doloxe ibodert̆u. Armitxanişi nosi do
xete, muxafazakari oqopimute na içkinen ar cgubişi mektebis mamgurapalobas kogeç̆k̆eret̆u.
Mara hemi am nǯopulaşi oktaloba hemiti mamgurepaleşen na žireret̆u umaanoni do
ğavri gagnapeşen şuri na ulebu şeni, met̆k̆oçu em nǯopula. Hemindos, mati na
vixandept̆i, İnglisuri nenaş mamguraepalot, nǯopula k̆ala artikartisoba oxvenus
mevumxvaceret̆ik̆on na, emus na moǯondu
ar çodina var gamaxteret̆u.
Arçkva meçapt̆u mtel ora muşi
“Çeçenuri Nena”s. Emus na uğut̆u mç̆ipobate nena muşis oxizmet̆uşi gzalepe
gorupt̆u. Ar-jur fara, Çeçeniaşen moxtimeri Çeçenepe k̆ala ok̆oğarğalus
meviquceret̆i. Dido mskvaşa ğarğalapt̆u do k̆aixeşati ok̆oxoǯonapt̆es. Xvala
nana muşişen, Çardakis na oxorapt̆u do oput̆uri dulyape k̆ala na ibodert̆u
oşkenale muşişen na digureret̆u, na oxamperet̆u Çeçenuri nena var dubağeret̆u
emus. Sovetari oktalas, Çeçeniaşi Avt̆onomiuri Resp̆ublik̆as gamaçkvineri
svarapeti ok̆itxute nananena muşi oxamperet̆u. Çeçenuri nena na uçkit̆u k̆onarite
Turkuli nenati uçkit̆u, k̆aixeşa ğarğalapt̆u. “Turkuli Xeşnoxvenuri Musik̆a” na
uǯumernan musik̆a do Xalk̆uri birapape keifite nusimint̆u. Nananenape na var
şinaps gagnapa var oxvaǯonet̆u, ar ndğas am gagnapa kianaşen nijilasen yado
mtel gurite icert̆u.
Udodginu k̆itepe muşi ut̆kvaʒut̆u;
çkvadoçkva pomadepe ixmart̆u. “Mç̆ita xorʒi na var vimxor orapes var maqven
antepeya” miǯumert̆u. Ar ndğas vut̆ilifoni oxoris. “Oxzabuneşa iduya,” miǯves.
Uk̆açxe ar-jur ndğa golaxtuşi, oxoris movuk̆itxi eya. Armʒika ora çkva golaxtu.
Oxoris mevut̆ilifonişi, biç̆i muşik gominǯk̆u t̆ilifoni, “Ali İhsan cumadiya,
baba çkimiya oxzabuneşa dinciruya, yevuç̆opi emus ar t̆ilifoniya. Ekolen
gağarğalenya,” miǯu. Emedeni t̆ilifoni gevuçi emus. Çapas, Mediʒianaşi Fak̆ult̆es
vincir ya miǯu. Na incirt̆u k̆orta do k̆ati muşi viguri do vidi mok̆itxuşa
emedeni. Dopxedit, vilafit, ekolen-akolen ok̆oviğarğalit. Oxorişa goviktişi, na
viçinop mtel K̆avk̆asiuri megabrepe do majura mitxanepes e-p̆ost̆ate do t̆ilifonite
dovuambari.
Çodinot na ok̆oviğarğalit ndğa muç̆o
andğaneri ndğa eşo gomaşinen. Nunk̆u muşis mask̆eti moçaneret̆es. Mok̆itxasti mk̆ule
oras gza meçapt̆es hekimepek. Ok̆oviǯkert̆itşi, xe muşi na var ovuzdi, eya komžiruşi,
“mu norenya, şkurina giğuniya? Mik̆rop̆i gaqvaseniya?” Ok̆uleti numxʒxu,
“çkinden tkvanda var, tkvanden çkinda mik̆rop̆i var nak̆limas yado ren am mask̆eya.”
Aya rt̆u muşi çodina şak̆a çkimda. Arçkva ok̆oğarğaluşa gza çkar var meçapt̆es
hekimepek. Oğarğaluşi arteri gza miğut̆es. Heti rt̆u mobiluri t̆ilifoni. Mevut̆ilifonupt̆i
do xali do xat̆iri muşi vuk̆itxupt̆i. Zabunoba muşis, marefakate muşi rt̆u
Meryem Kutlu. K̆arta oras na noǯirapt̆u fedakaroba muşite kimoli muşis nuşvelt̆u
udodginu. Edo eya oraxat̆u şeni xes na muxtept̆u k̆arta ondi ikipt̆u, mtini
nenate iparpalt̆u.
Aya rt̆u ç̆araşi ğaribi cilve, mtel
aya cansağobaşi sixintepete na ibodert̆uşi, biç̆i bere muşik, Argun Kutluk kogeç̆k̆eret̆u
oxanduşa ç̆amişi firmas. K̆ulani muşik, Seda Kutlukti naqonopt̆u advok̆atobaşi
st̆ajis. Tarik Cemal Kutluk žireret̆u berepe muşik na ixandasunt̆es
ndğalepeti. Şaneri rt̆u.
Çodinot Tarik Cemal Kutlu k̆ala t̆ilifonite
oğarğalu mint̆uşi, t̆ilifoni gevuçişi nena na gemiktiru xonarişi mance rt̆u k̆ulani
muşi Selda. İmgart̆u. “Ali İhsan cumadiya, baba domiğuru ç̆umanisya. Cumadi
çkimikya cenaze muşiya, mendiqonu Çardakişaya,” miǯu. Emedeni gamapti oxorişen
do vidi raxmetonişi oxorişa. Sedak memagu nek̆nas. İmgart̆u. “Guri mo niç̆vapma,
skani baba rt̆u ar mitxani namus na uğut̆u dido beciti Ğormotoni xasietima,
fedakari rt̆uma. Bekimda aǯi var oxogaǯonenma, mara moxtanoras oxoǯonaginonma,
aǯi na giǯumerma do ar skirik baba muşişen emus na aqvasen timoǯondobaşen met̆a
gaqvasen skandama,” vuǯvi do oteselluşi gzalepe bgori.
Ğura muşişk̆ule, nanç̆inerot çkar
mutu var maxvenu. Arxvala Haldun Ozkani k̆ala artot na p̆ç̆arit “Çkinden Ar
Mitxani Tarik Cemal Kutlu” coxoni st̆at̆ia, “Jurnali Nart”işi St̆aroşina-Guma
2004 tariğoni maeçdovitoçxorani k̆oroʒxas gamoçkvapuşi bedineroba maqu.
“Çeçenepeşi Nodgitaş İst̆oria” coxoni
svara muşi ren gamaçkvineri, muşi ğuraşk̆ule. Vefaloba na moǯiru Tarik Cemal
Kutluk svaraşi goǯotkvalas antepeti ç̆areren: “… Aya xvenaşi gamoçkvinus çkimda
mtel mencelite na mimxvacu, axiri orape çkimişi xolosoni dosti, azizi cumala,
dulyamxvenu k̆oçi Ali İhsan Aksamaz begi do Goksel Ulutabak begis çkar var maǯiren
çkim minnettaroba...”
Tarik Cemal Kutluşi tabuti na tirupt̆u,
cenazeşi nemazi na ikipt̆u, sapule muşişa na geonç̆apt̆u do let̆a na yobğapt̆u k̆oçepeşi
doloxe var maqopinu. Ti muşis dido mutxanepe na eʒxut̆es k̆oçepes var aǯopxes,
emus na nomskut̆u cenazeşi toreni. Mara ma miçkin; Çeçenuri k̆arta xvama,
Çeçenuri k̆arta birapa nunç̆uşun emus K̆afdağiş mojolute! (Mp̆oli, 21 Xʒala
2008)
+
TARIK CEMAL KUTLU’YU ANMA TOPLANTISI
Ali İhsan Aksamaz
Ben de sizlere teşekkür etmekle konuşmama başlamak istiyorum. Öncelikle tabi
ki, bu anı kitabını yayınlayan Lowzar grubuna (Erol Yıldır Bey’e). Yine bu
toptantıyı düzenleyen Lowzar grubuna teşekkür ederim.
Tabi biliyoruz ki; Tarık Cemal Kutlu herşeyden önce bir babaydı ve bir eşti.
Bir baba olarak ve bir eş olarak ailesine, yakınlarına ne kadar önemli olduğunu
ben biliyorum. Bunun yanı sıra, Çardak kasabasından çıkıp İstanbul’a gelip, o
dönemde, okul okumak, üniversite bitirmek, İstanbul’da iş tutmak, evlenmek,
çoluk çocuk sahibi olmak. Kuşkusuz Çardak’ta yaşayan akrabaları için de bir
gurur vesilesiydi. Fakat benim için Tarık Cemal Kutlu’nun önemi biraz daha
fazla. Şöyle ki; ben, hemen belirtmem gerekiyor: kendisinden çok
fazla şey öğrendim.
Bilindiği gibi; kendisi “Soğuk Savaş Dönemi”nin çocuğu ve o dönemde kendisi
yüksek öğrenime gitti. Üniversitede okudu. Emeklilik dönemine
gelirken de Sovyetler Birliği çöktü. Hem onun emekliliği, hem de “Soğuk
Savaş Dönemi “, Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle birlikte ortaya çıkan dönem
çakıştı. Böylelikle, baktığımız zaman, Tarık Cemal Kutlu’nun hayatında farklı
bir dönem önümüze geliyor. İlk dönem, “Soğuk Savaş Dönemi“ nde “İmam
Mansurların Gazavatı”yla ilgili araştırma ve incelemeleriyle karşımıza çıkan, biraz
daha “muhafazakâr” özlü bir Tarık Cemal Kutlu. Fakat daha sonraki dönemde
ise; Sovyetler Birliği’nin çöktüğü, Türkiye’de “nispî özgürlükler”in
yaşanmaya başlandığı dönemde ise; diline, kültürüne daha önem veren bir Tarık
Cemal Kutlu. İşte ben, bu dönemde yoğun olarak Tarık Cemal Kutlu ile dostluk
kurdum.
Tarık Cemal Kutlu da, bir çok insan gibi, “keşke”leri olan, pişmanlıkları olan
bir insandı. Öncelikle de, kendi dili ve kültürü için, Çeçence için daha
fazla şeyler yapamadığı için son derece üzgündü. Fakat görüyoruz ki, gerek
ölümünden kısa bir süre önce, gerekse de ölümünden hemen sonra yayınlanan
eserlerle, biraz önce belirtmeye çalıştığım o “özgürlük dönemi”nde, birçok eser
ortaya koymuştur. Bu da bize gösteriyor ki, “özgür ortam”da
“özgün ve doğası na uygun” eserler ortaya çıkabilmektedir.
Nuray Gök Aksamaz, Ali İhsan Aksamaz, Yalçın Karadaş, Ali Bolat (“Tarık
Cemal Kutlu’yu Anma Toplantısı”, 22 XI 2009, Topkapı Holiday Inn)
Ben Tarık Cemal Kutlu’yu; insan, baba, eş; iyi bir insan olmasının ötesinde,
bana anadil konusundaki katkılarından dolayı yaşadığım sürece anacak ve
elimden geldiğince de tanışmaya çalışacağım.
Burada yapılması gereken şey şu: Türkiye şu anda, uluslararası
emperyalist-kapitalizmin acımasızca bir saldırısı altında. Sadece Çeçence,
Lazca gibi diller değil, aynı zamanda Türkçe de tehdit altında. Eğer biz,
Türkçe’ye, Çeçence’ye, Lazca’ya ve diğer anadillerimize Abkhazca’ya,
Adiğece’ye sahip çıkarsak, Tarık Cemal Kutlu ve onun gibi olan insanların
mücadelesini yaşatmış ve sürdürmüş olacağız. Ben, bu anlamda, bu
konuya bu şekilde bakıyorum. Beni dinlediğiniz için size teşekkür ederim.
Sağolun!”
* * *
Şimdi sözü eşime veriyorum:
“Nuray Gök Aksamaz: “Bugün, Tarık Cemal Kutlu’nun anma
toplantısında bulunmaktan gerçekten onur duyuyorum. Sevgili ailesini, bu
toplantıyı organize eden kişileri ve Tarık Cemal Kutlu Armağan kitabını
hazırlayanları ve daha önce Tarık Cemal Kutlu’nun eserlerine, emeğine
yayınlanması yoluyla katkıda bulunan da saygıyla selamlıyorum. Ben Tarık Cemal
Kutlu’ya bir şiir göndermek istiyorum. Bu şiiri aslında Kafkasya’ya
göndereceğim. Tarık Cemal Kutlu’nun anısına. Saygıyla. Yanlız ayağa kalkmak
istiyorum.
GÜNEŞE VARDILAR MI?
Gül, sası, gaz ve is
Karadan, ölüden, şiirden kokuyor
Örselenmiş ve kundaklanmışız
Yanık kokusu tümüne baskın
Dengemi bozarak kokuyor
Ki utanç ve öfke sözcükleri
Öylesine hafif, öylesine yetersiz
Özkıyımı değildi bir toplumun
Savaşarak topluca, onurluca
Başkaldırısı ve direnişi de değil
Güneşe vardılar diyorum, kül olmadan
Çünkü yapıtları emekten ve yetiden
Anka gibi küllerinden doğan değil
Coşkuyla kutlanır doğum günleri, şölenle
Yürekli yaşamları, bırakılan izler
(Nuray Gök Aksamaz, “Kuzay Kafkasya Mitolojisi- Nartlardan Beri, 2001)
Teşekkür ediyorum. Arzu ederse, eşimden kısa bir şiirimi okumasını
rica ediyorum:
KEMENÇE ÇALAN KAR
Bırakın, duygularınızı eseyim
Kar olsun
Kemençe çalsın ölülere
Beyaz adalar serviler altında
Yüzsün güneşlerine
Kar olsun
Geride kalan yolları
Sınırlarını geçerken duyulsun
Çağlayan yaşamların
Oratoryosu
(Nuray Gök Aksamaz, “Kuzay Kafkasya Mitolojisi- Nartlardan Beri”, 2001)
+
(Ben, “Tarık Cemal Kutlu Armağanı”, anı kitabında Tarık Cemal Kutlu’ya ait
anılarımdan bazılarını okuyucaya aktarmıştım (sayfa: 15- 25). Bu
toplantıda o anılar dışındaki anıları da aktarmak istedim. Ancak zaman darlığı
sebebi ile buna imkânım olamadı. Toplantıya hazırlık yaparken not aldığım
konuların başlıkları şöyleydi:
1- Osmanlı- Rus savaşlarından hareketle Şeyh
Şamil ve Kafkasya’ya ilişkin gençliği ve son dönemdeki değerlendirmeleri.
2- Şeyh Şamil’in dinî bilgisi ve onun dünya denge
ve politikaları konusundaki yetkinliğine ilişkin değerlendirmeleri.
3- “Amanat” konusu ve General Çeçensky olayı.
4- General İsmail Berkok’un Anadolu’daki bir köy
gezisi sırasında karşılaştığı ilginç bir olay.
5- Türkiye’nin diğer anadilleri konusunu
tartışırken kullanılan “anadil” ifadesine ilişkin değerlendirmesi: “Şimdi
oğlumun anadili için ne diyeceğiz?!”
6- “Selçuklu devletinin resmî yazışma dili neydi?
Biliyor musunuz?”
7- (Yanılıyor olabilirim: 1950’li yıllarda Akbaba
Dergisi’nde çıkan R. H. K.’ın bir yazısı olabilir.) Lise yıllarında
Kafkasyalıları aşağılayan bir yazıyı okuduğunda ve sonradan üniversite okumak
için İstanbul’a gittiği zaman bu yazıyı eleştiren bir makaleyi gördüğündeki
duyguları.
8- Eski Hamaset dolu “Geleneksel Rus-Moskof
yaftalamarı” ve Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasındaki
savaşa ilişkin önceki ve sonraki görüşleri. Bir milyon nüfuslu Çeçen-İçkerya
Cumhuriyet’nin son durum hakkındaki son görüşleri.
9- (Site) Öğrenci Yurdu’nda kalırken, bir polis
araması sırasında dolabında bulunan “bir kitap” sebebi ile kendisini az kalsın
nasıl göz alacaklarına ilişkin anısı.
10- Çeçenlerin savaş taktiklerine ilişkin kendisini ziyarete gelen Harp
Akademili askerler.
11- Çeçen göçmenlerin, kendilerine dilsel-kültürel tanıma sağlayan Ukrayna’yı
değil de Türkiye’yi seçmelerine ilişkin değerlendirmeleri.
12- Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasındaki
savaşın tüm şiddetiyle devam ettiği dönemlerde, çalıştığı okuldaki bir bayan
öğretmenin kendisine öğretmenler odasında durmadan, “Tarık Bey, Çeçenler Türk
değil mi?” diye sorması karşısında kendisini bir çok kez nasıl tuttuğunu ve en
sonunda nasıl patladığını aktardığı anısı.
13- Bir nüfus sayımı sırasında “anadili”ne ilişkin soruya, “Çeçence”
demesi, sayım memurunun bunu bir türlü anlayamaması ve sonunda da nasıl tepki
ile “Sen Türkçe yaz!” dediğine ilişkin anısı.
14- “Türk” kelimesinin etimolojisine ilişkin yazdığı makaleleri.
15- Bir gün televizyonu, haberleri izlemek için açtı. O sırada bir film
oynuyordu. Haberlere kadar şöyle bir izledik filmi. Filmin bayan starı Emel
Sayın idi. Ve sürekli ağlıyordu. Tarık Cemal Kutlu, bir bana, bir de Emel
Sayın’a o ünlü bakışıyla baktı. “Ali İhsan,” dedi, “bu toplum ağlayan insanı,
hele ağlayan kadını çok seviyor. Bu sebeple ağlatıyorlar kadınları!
16- Türkiye’deki yönetimin, farklı dillere kültürel haklar vereceğini,
daha doğrusu Batı’nın zoruyla vermek zorunda kalacağını, bunun hem iyi hem de
kötü olduğunu düşünüyordu. Oysa; “Türkiyedeki yönetimin, kendi “yurttaşlarına
anadil haklarını” çok önceden vermiş olması gerekirdi” diyordu.
17- Yazılarını yayınlayan dergi ve gazetelerin emeğe saygı duymadıklarını
söylemesi. Dergi ve gazetelerde çıkan makalelerine yapılan müdahele ve
kesmelerden ne kadar hoşnutsuz olduğunu ifade etmesi.
18- Dergi ve gazetelerin, sembolik de olsa her yayınlanan çalışmaya bir
telif ücreti vermesi gerektiği konusuna zaman zaman değinmesi.
19- Osmanlı Devleti’nin Kafkasya’dan göç ve sürgünlerdeki rolünün
üzerinde durması. Osmanlı Devletinin Kafkasya politikasının olmadığını, onları
nasıl yalnız bıraktığınının üzerinde durması. Türkiye’nin de aynı
politikasızlığı devam ettirdiğini söylemesi.
20- İsim babası olduğum ve kendisini de makalelerin yayınlandığı
“Kafkasya Yazıları” adlı periodiğin yayınını kesmesine üzülmesi. O periyodiğe
benzer bir yayın organının çıkarılması gerektiğine zaman zaman vurgu yapması.
Bu konuda bir tecrübesi de vardı. Hatırlasınız, “Argun” adlı tabldot periyodik
de yayınlamıştı.
21- Üretmeyen, taşın altına elini koymayan, ancak yeri geldiğinde
durumdan menfaat çıkarmaya çalışanları hiç sevmezdi. Asla da kendisini ön plana
çıkarmadı. Fiyaka yapıyor durumuna düşürmezdi kendisini.
22- Tarık Cemal Kutlu’nun odası bir ibadethane havasındaydı. Huşu
içerisinde çalışır, çalıştığı konular üzerinde dostlarıyla fikir alış verişinde
bulunurdu. O zaman, çocuklarının bile onu çok iyi anlayamadığını düşündüğüm bu
çabaları; uluslararası kapitalizmin insanları bireyselleştirdiği, yanlızlaştırdığı,
içine kapanık hale getirdiği, egoistleştirdiği, tektipleştiği ve
zavallılaştırarak yalnızca tüketici hale getirmeye çalıştığı günümüzde
daha fazla anlaşılacaktır. İşte o zaman bu fedakâr insana duyulan özlem daha da
artacaktır. Çünkü o, kapitalizmin yok etmeye çalıştığı insani değerleri yaşatma
mücadelesine beyni, yüreği ve bileği ile destek veriyordu.)
Ali İhsan Aksamaz (Lowzar Tartışma ve Paylaşım Platformu tarafından 22
Kasım 2009 Pazar Günü saat 11:00- 13:00 arasında Topkapı Holiday Inn’de
düzenlenen Tarık Cemal Kutlu’yu Anma Toplantısı’ndaki konuşma bu metne
dayanılarak yapılmıştır.)
[Önerilen Okuma: George Hewitt, Ali İhsan Aksamaz (Çeviren:) “Çeçenler
ve Komşuları” Birikim Sosyalist Kültür Dergisi, Sayı 78, Ekim 1995.]
Metinlerin Lazcası için bkz:
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2022/02/tarik-cemal-kutlu-tarik-cemal-kutlusi.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2022/02/blog-post.html
http://www.circassiancenter.com/tr/tarik-cemal-kutlu/
http://www.circassiancenter.com/tr/tarik-cemal-kutlu-1944-2004/


