[Lazca-
Türkçe Anılar/ Anlatımlar- 3]: "Erkek Çocuğun Evlendirilmesi"
Erkek
çocuğunu evlendirmek isteyen anne, âdet olduğu üzere elbise veya hırkasını ters
giyip gelin namzeti kızın evine gider. Hoşbeşten sonra kızın annesine şöyle
der:
--Gelincağızım,
ben bugün buraya elbisemi ters giyerek kızımız için geldim.
Kızın
annesi Zeliha Hanım da şöyle karşılık verir:
--Elbiseni
ters giydiğinin farkına ilk anda fark etmiştim!
İkisi
birden gülüşmeye başlarlar.
Oğlanın
annesi şöyle der:
--
Allah için iyi yaşıyoruz. Sulak arazimiz var. Ağzına kadar dolu kilerimiz,
hayvanlarımız, ahırımız, tahıl ve erzakla dolu ambarımız var. Bir de koca bir
evimiz var. Çok şükür hiçbir şeye muhtaç değiliz. Biliyorsun, bizim oğlan Rüştü
de artık büyüdü. Onu evlendirmeyi düşünüyoruz. Sizinle akraba olmak bizlerin
hoşuna pek giderdi.
Kızın
annesi şöyle karşılık verir:
--
Gelincağızım, onu anladım da! Şimdi ben sana ne diyeyim ki? Sen de çok iyi
bilirsin ki bu işler palas pandıras olmaz. Hele bir akşam olsun, benim ihtiyar
gelince ona bu konuyu açarım. Sen üç gün sonra yine gel. Ama âdet olduğu gibi
yanında erkeğinle gel! Kocalarımız bu işi erkek erkeğe konuşsunlar.
Kızın
annesi, oğlanın annesine uzun uzun anlattı.
Akşamleyin
kızın babası eve geldi.
Zeliha
hanım, kocasına konuyu açmaya çalışıyor:
--İhtiyar,
farkında mısın bizim artık kız büyüdü, serpildi, kapılardan sığmıyor. Evlenecek
çağa gelmiş. Günde üç- dört defa da aynaya bakıp duruyor.
--Kadın,
sen deli misin? Eğer bizim kız deliyse, ortadan kaldıralım!
--Hayır,
ihtiyar, hayır! Mesele dediğin gibi değil. Kız çocuk büyüyünce evlendirilir.
--Kadın,
sen deli misin, yoksa ben mi?
--Hayır,
ihtiyar, hayır! Ben deli değilim. Sen de akıllısın, bizim kız da akıllı!
--Kadın,
sen neler dönüyor böyle?
--İhtiyar,
bak, çok akıllı, hâli vakti yerinde insanlar. Sulak arazileri, ağzına kadar
dolu kilerleri, hayvanları, ahırları, tahıl ve erzakla dolu ambarları var. Bir
de koca bir evleri var. Rüştü akıllı oğlan. Babası Hasan da çok iyi bir insan.
Lütfi adlı küçük bir erkek kardeşi var. Lütfi’nin hatırına, Hasan’ın hatırına
bizim kızı Rüştü’yle baş göz edelim.
--Kadın,
mesele öyleyse, âdet olduğu üzere hele bir elçi gelsin de bir konuşalım!
Hayırlısıyla kızı verelim!
Üç
gün sonra Rüştü’nün annesi, kocası Hasan’ı yanına alarak kız evine geldi.
Oğlanın babası ile kızın babası çocukların baş göz edilmesi meselesini güzelce konuştular.
Nihayetinde kızı, Rüştü ile baş göz etme kararı verdiler. Dört gün sonra
Hocaefendi ile gelip âdet olduğu üzere nikâh kıydılar.
Eğlenceler yapıldı; âdet olduğu üzere pek çok
şişe ve tahta kaşık kırdılar. Oyunlar oynadılar, eğlendiler.
Zeliha,
damadı Rüştü’ye üç- dört günlük bir düğün düzenledi.
Rüştü,
yanında on kişiyle düğüne gelirken, komşu delikanlılar yolda âdet olduğu üzere
saklandılar, ama Rüştü diğer yoldan giderek onları atlattı, yolunu kesip
yakalayamadılar.
Rüştü,
nişanlısının evine yanındakilerle ulaştığında baldızları karşıladı. Baldızları,
komşu kızlarla beraber sabaha kadar âdet olduğu üzere Rüştü’ye damatlık yaptırıyorlardı,
eğleniyorlardı.
Rüştü’ye
akşam yemeği, baklava ve tavuk butları ikram ettiler. Gel gör ki zavallı damat
henüz pek genç olduğu için utancından yemek bile yiyemiyordu.
O
gece şafak vaktine kadar âdet olduğu üzere Rüştü’ye böyle damatlık ettirdiler,
eğlendiler. Şafak vaktinden sonra baldızları ve komşu kızlar, Rüştü’nün yanına
nişanlısını getirip odadan ayrıldılar. Nişanlı iki genç odada yalnız kaldılar. Bol
bol konuştular. Bir daha ne zaman geleceğini de kararlaştırdılar. Gün tam aydınlanmadan
Rüştü, nişanlısının yanından ayrılıp kendi evine gitti.
Üç
ay sonra nişanlı kızın, baba evinden damadın evine getirildiği gün büyük bir
düğün yaptılar.
Âdet
öyle olduğu için on- on beş kadar silahlı genç, nişanlı kızın evine gitti.
Orada lezzetli yemekler yiyip sonra da kızı, baba evinden Rüştü’nün evine götürdüler.
Nişanlı
kızın, damat Rüştü’nün evine getirilmesinden sonra, gençler damadın evinde yine
âdet olduğu üzere pek çok bardağı kırıp, havluyu da paraladılar, eğlendiler. Üç
horoz, dört tavuk, iki de kuluçka tavuğunu sözde aşırıp kendi evlerine
götürdüler. Vaktizamanında Lazlar düğünlerde işte böyle eğlenceler
yapıyorlardı.
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/04/lazca-turkce-anlar-anlatmlar-1-nodar.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/05/lazca-turkce-anlar-anlatmlar-2-dedeme.html
Biç̆işi
oçilu
Biç̆i
oçilamt̆am-şi, biç̆işi nanak porça vana xirk̆a gamakteri dolikunams do bozoşi
oxoşa mendulu do bozoşi nanas uǯumes-ki:
“Gelini!
Ma handğa gamakteri porça dolokuneri komopti bozoşa”.
Nana
Zelixak uǯu-ki:
“Ma
si komekʒadi: Porça gamakteri dologokuns”.
Jurikti
ižiʒines:
“Ha,
ha, ha…”
Biç̆işi
nana uǯu-ki:
“Çkun
biç̆i kelemardes, k̆ai bskidurt, ǯk̆ari gexunerizeni miğunan. Bağu, mandre,
nalya do oxori-ti miğunan do hemuşeni biç̆i oçilu guris dolomangones do,
tkvanik̆ala mzaxaloba-na p̆ate, k̆ai domaǯones”.
Bozoşi
nanak uǯu-ki:
“Heya
ho gelini! Ama ma haǯi si mu giǯva? Si-ti kogiçkin eǯak̆ap̆ineri dulya var
iven. Olumcyaşe badi moxtasen do hemus ma koxoboǯonapam. Si sum ndğa-ş-kule
moxti, ama a’çkva komoli kelik̆ati; muç̆o numsku. Komolik komolis up̆aramitas!”
Haşo
mç̆ipaşaşi koxoǯonapu biç̆işi nanas. Olumciaşe bozoşi baba komoxtu do oxorca
muşik oxoǯonapams:
“Badi,
bozo domardes, nek̆nape montxams. Bozo gamatxuşi divudoren, şkape golonk̆anams.
Ndğas xut-otxo fara yalis gyoǯk̆edams”.
-Kçini,
si deli yeri? Bozo deli ren-na, dop̆ilat!
--Var,
badi, var! Dulya heşo va ren! Bozo elirda-şi, gamotxvaman.
--Kçini,
ʒanʒa deli ren-i, vana ma deli bore-i?
--Var,
badi, çkimi, var! Si-ti ğnosari do bozo-ti ğnosari!
--Kçini,
kyerki ho! Mt̆k̆eʒi vana mun ore?
--Badi,
şalapişi dido ğnosari do, k̆ai-na skidunan, k̆oçepe renan. Zenis ǯk̆ari
gyuxenan. Nalya, bağu, mandres do didi oxori-ti gyudginan. Ruşdi ğnosari biç̆i
ren. Baba muşi Xasani-ti dido k̆ai k̆oçi ren, ama ar ç̆ut̆a cuma uyonun, Lutvi
coxons. He Lutvişi xat̆irişeni do Xasanişi xat̆irişeni Ruşdis bozo çkuni
komepçat.
--Xçini,
dulya heşo ren-na, elçi moxta-şi, bozo komebçat!
Ruşdişi
nana Must̆afa elak̆ateri moxtu do k̆ai dup̆aramites do imaneti komeçes. Ontxo
ndğa-ş-k̆ule xoca elak̆ateri moxtes do ningyaxi doves do dido şuşepe k̆uzepe
kogoit̆axes. Hek dido osterupe-ti divu. Sum- otxo dğaşi damtiek sicas ç̆anda
duxenu do sica a vit k̆oçik̆ala sica moit̆u-şi, marteşi biç̆epe sicas gzas
kogelut̆k̆obes, ama sica majurani gzate igzalu do sica var aç̆opes.
Sica
noğamisaşi oxorişa idu-şi, oxrasurepek sica oç̆opes do oxrasurepek martepeşi
bozopek̆ala moselaşa-kis sicas sicalik̆oba oxenapamt̆es. Sicas olumcyaneri
gyari, bak̆lava do kotumeşi t̆rik̆epe, kogoǯucines. Sica ağne na t̆u şeni Memed
(Memedi sivişi k̆azancoğli, Omerişi Cuma na-t̆u.) sivişi’steri tolepe patxumt̆u
do gyari var aç̆k̆omu.
Hem
seris moselaşa-kis sicalik̆oba doxenapes. Mosela-ş-k̆ule noğamisa
kodulut̆k̆oçes do majura bozope igzales. Noğame do noğamisa komolaskides. Hem
seriş dido isinapes do noğame mundees moxtat̆u-ti koniaces. Hem seriş te var
gextu-şakis sica gamaxtu do igzalu. Sum tutaşi noğamisaşi moyonuşi didi ç̆anda
doves: Vit, vitoxut k̆oçi gosilaxeri noğamisaşi oxorişa mextes do hek ar k̆ai
gyari oç̆k̆omes do noğamisa komoyones. Noğamisa-ş-k̆ule na moxtes, biç̆epek
sicaşi oxoris dido st̆ak̆ani, k̆uzi do peşkirepe goyxares do kogoit̆axes. Sum
mamuli, otxo kotume, jur çkva monç̆va nixires, oxo mutepeşişa mendiyones.
Osteruşeni hamk̆ata dulyape ikoman Lazepek ç̆andepes.
[Kaynak kitap: Sergi Jiğent̆i, “Ç̆anuri T̆ekst̆ebi (Arkabuli
K̆ilok̆avi), SSRK̆ Meʒnierebata Ak̆ademiis Sakartvelos Pilialis Gamomʒemloba,
T̆pilisi, 1938, (Tablo: Hasan Helimişi), (Gürcü Alfabesinden Latin Alfabesine
çevriyazı, düzenleme ve Lazcadan Türkçeye çeviri: Ali İhsan Aksamaz, İstanbul,
1999)]

