[Lazca-
Türkçe Anılar/ Anlatımlar- 6]: “Evlilik âdetleri ve düğün-3”
“Benim düğünüm”
Vaktizamanında köyümüze
otomobil gelmiyordu. Köyümüze patika bir yoldan gidip geliyorduk.
Hatırlıyorum; o gece
köyde iki tane düğün vardı. Patika yolda giderken önce karşımıza Murmanlar’ın
evi çıktı. O zamanlar bana şöyle demiştiler:
--Etrafına sakın bakınma,
bereketsizliğe sebep olur da çocuk sahibi olmazsın.
Bana böyle dedikleri
için etrafa dahi bakmıyordum. Gece karanlığında o patika yolda iptidai fenerlerin
ışığında yürüyorduk. Önümde ve arkamda ellerinde iptidai birer fener taşıyanlarla
beraber o patika yolda yürüyorduk. Karanlıkta ayağımı nereye bastığımı bile bilmiyordum.
Ertesi gün eve köyün
yaşlısı emmiler bahşişleriyle geldi. Bir tepsiyi alıp içine para koyuyorlardı. O
zamanın âdeti öyleydi. Sonra sen de gelin olarak onlara küme, mendil, şekerleme
gibi hediyeler veriyordun. Bu hediyeleri mendillere sarıp herkesin önüne
bırakıyorlardı.
Hatırlıyorum; dere tepe
o meşakkatli patikayı aşıp eve gelince duvağımı çıkartıp ağlamaya başlamıştım.
Daha sonra birlikte
okuduğumuz arkadaşlarım Batum’dan geldi. Bazıları bir işte çalışıyordu,
bazıları henüz çalışmıyordu. Arkadaşlarım şöyle dedi:
--Kamer, kız sen nereye
geldin böyle?
Sonra da yaşlı kadınlar
ziyarete geldiler. Alesta nine de geldi. Şöyle dedi:
-- Eea, Kurtoğlu’nun
kızı, senin burada ne işin vardı ki?
Niçin bana böyle
söylediğine şaşmıştım.
Sonra oturduk. Onlara
da havlu, mendil, yazma hediye ettim. Mendiller işlemeliydi. Hoşbeşten sonra
gittiler. Daha sonra köyün gelinleri, kızları, düğünde her kim yardım edecekse,
onlar geldi. Üç defa sofra kuruldu.
Sonra onlar da gitti.
Gördüğün şu yol şimdiki
gibi değildi, ta yukarılardan geliyordu.
Sonra düğün gecesi oldu.
O kadının, Nina’nın çocukları
oldu, benim de iki çocuğum oldu. Onların hepsi beni o gece gördüler de
bereketsizlik ondan oldu.
Ben o evde on iki yıl
boyunca yaşadım. O ev o kadar da iyi değildi, ahşaptı ama kayınvalidem çok iyi
bir kadındı, tatlı, hem de çok tatlı.
Bir zamanlar ben de
senin gibi gençtim.
O gün şifon bir elbise
giymiştim. Başımı da örtmemiştim. Kayınvalidem bana şöyle demişti:
--Şimdi Hocaefendi gelecek, ne olur, başka bir elbise giy.
Ben de başka bir elbisemi
giymiştim.
Sonra Hocaefendi geldi. Hocaefendi bizi bağrına bastı. Ben de elini öptüm. Daha
sonra Hocaefendi bana bahşiş verdi, bir şeyler
sordu. Sonra da gitti. Çok akıllı bir Hocaefendi
idi. Daha o zaman İlahiyat Akademisi’nden
mezun bir Hocaefendi idi. O zaman bana neler söylediyse doğru ve faydalı
şeylerdi.
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/04/lazca-turkce-anlar-anlatmlar-1-nodar.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/05/lazca-turkce-anlar-anlatmlar-2-dedeme.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/05/lazca-turkce-anlar-anlatmlar-3-erkek.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/05/lazca-turkce-anlar-anlatmlar-4-evlilik.html
“Çkimi duguni”
Çkini kyoişa maşina va
muit̆u, k̆uçxeş gzaten moit̆it. Em seis jur duguni, ç̆anda t̆u. K̆uçxeş gzaten
na muit̆it, ǯoxle Murmanişi oxoi memarges. Em vakitis tkves-ki:
--Va iǯk̆edi ekole-
akole, emuşeni-kia basxuni diqven do bee va aqvenya.
Ma na miǯves, ma varti
viǯk̆edi. Fak̆laten moit̆it: Fak̆la arteis, majua geide do ma ǯoxle. K̆uçxe so
dobdgip̆t̆i, va miçkit̆u.
Majua ndğas moxtes
badepe, badi k̆oçepe. Baxçişiten moxtes. Baxçişi muç̆o t̆u aǯi: Saini guǯumert̆es,
sağanis para dodumert̆es. Ek̆ule, si nisa na t̆i, si meçagint̆u baxçişi: Kyume,
mendili, şekerleme do haşo. Gok̆ieli muğes do duudves k̆attais.
Na mopti, aya pat̆a na
moiǯk̆i, aşo vimgart̆i.
Ek̆ule arkadaşepe çkimi
na moxtes Batumişen, na vik̆itxup̆t̆it, bazi içalişep̆t̆u, bazi- var, entepek
na moxtes, entepek tkves-ki:
--K̆amer, so moxti?
Emuşk̆ule moxtes xçini
oxorcalepe. Alest̆a Nandidi komoxtu do miǯu:
--Eea, K̆urt̆oğliş k̆ulania,
ak mu dulya giğut̆uya, do ma gamak̆viu, muşeni miǯu.
Ek̆ule dopxedit.
Entepesti mepçit peşkiri, mendili, mendilepe moǯipxei t̆u, yazma. İgzales. Ek̆ule
moxtes kyoiş nisalepe, k̆ulanepe, mitxanik na ç̆andas içalişept̆u. Sum faa sufa
didgu. Ek̆ule igzales.
Haǯi, aya gza na žiop,
eşo va muit̆u ki, jilendo muit̆u.
Seri t̆u ç̆anda. Eşo
iqu ki, hem oxorcas, ia Ninas, beepe aqu, ma- jur. Mteli entepek komžies ma edo
basxuni diqu- ma ǯoxleşen na bžiat̆i, em vakitis mutu var.
Ek̆ule vit̆ojur ǯanas
ia oxois vort̆i. Em oxoisti aşo k̆ai var t̆u, piʒarişi oxoi t̆u. Damtie- çkimi
dido k̆ai oxorca t̆u, loqa, dido k̆ai.
Manti skanistei ağne
vort̆i.
Şiponişi fork̆a
dolomokunt̆u do tis va momotut̆u, edo emuk miǯu-ki:
-- Aǯia Xoca moxtasion,
mu iqvenya, aya fork̆a muiǯk̆ia başka dilikunia.
Man ti doloikuni başka
fork̆a.
Ek̆ule Xoca moxtu.
Xocak dolomakit̆es. Manti vacundi. Emuk baxçişi momçu, mutxanepe mk̆itxu- ekole- akole- do igzalu. Dido nosei
Xoca t̆u, em vakitis ak̆ademia çodinei uğut̆u, xocobaşi ogurale. Ena tkveet̆u, k̆atta
şei doğu do k̆ai t̆u.
[Kaynak kişi: K̆amer
Mgelaže, 1924 doğumlu, Batumi, (Kaynak kitap: Tea Ǩalandia, “Lazuri Ťeksťebi”,
Gamomʒemloba Arťanuci”, Tbilisi, 2008), (Tablo: Hasan Helimişi), (Gürcü
Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Lazcadan Türkçeye çeviri:
Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 2017)]

