20 Nisan 2022 Çarşamba

“Kapitalizm her şeyi aşındırıyor, öğütüyor, eritiyor ve kaybediyor!”

 

 


 

 

 “Kapitalizm her şeyi aşındırıyor, öğütüyor, eritiyor ve kaybediyor!”

 

 (Ön açıklama: Bugünkü misafirim Bayram Ali Özşahin. Bayram Ali Özşahin Sarplı Aydınlarımızdan biri. Ben, kendisiyle söyleşi yaptım. Biyografisi ve sözlüğünden konuştuk, bahsettik. Bu metin söyleşimize ait. Ali İhsan Aksamaz)

+

Ali İhsan Aksamaz: Önce biyografinizden konuşalım, lütfen! Nerelisiniz? Biliyorum, ancak siz yine de söyleyin, lütfen!  Kimlerdensiniz? Nerede ve ne zaman doğdunuz? Hangi okullarda ve nerelerde öğrenim gördünüz? Mesleğiniz nedir? Nerede çalışıyorsunuz? Hangi kentte yaşıyorsunuz? Hangi dilleri biliyorsunuz? Evli misiniz? Çocuklarınız, torunlarınız var mı?

 

Bayram Ali Özşahin: Sarplıyım, beriki Sarptan. 12 Mayıs 1956’da Sarp’ta doğdum. Battaloğullarındanım. Okula gidene kadar Lazca konuşuyordum. Türkçeyi okulda iyicene öğrendim.

İlkokulu Sarp’ta okudum. Ortaokul birinci sınıfı Kemalpaşa’da okudum. Hopa Ortaokulunu bitirdim. Liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesinde okudum, fakat Hopa Lisesinden mezun oldum. Satınalmacıydım. İstanbul’da çalışıyordum. Şimdi emekliyim. İstanbul’da yaşıyorum.Lazca ile Türkçeyi iyi biliyorum.Evliyim. Çocuğum-torunum yok. Bütün çocuklar benimdir. Yirmi beş- otuz yıl oldu.

Ali İhsan Aksamaz:  Siz eşsiz bir çalışmanın sahibisiniz. Yayınlanmış bir sözlüğünüz var. Bu çalışmanızdan konuşalım önce! Bu sözlük için çalışmaya ne zaman başladınız?

 “Lazca için yapılacak çok iş var. Kapitalizm her şeyi aşındırıyor.

 

Bayram Ali Özşahin: 2016’da çıktı. Bu sözlük için karşiki ve beriki Sarplılar çok yardım ettiler.

 


Bayram Ali Özşahin’in önemli çalışması: Nenapuna (Lazika Yayın Kolektifi, 2016)

 

 

Ali İhsan Aksamaz: Türkiye’de şimdiye kadar yayınlanmış bütün Lazca sözlükler bende mevcut. Sizin sözlüğünüz de mevcut bende. Sözlüğünüz, “Sarp Lazca Sözlüğü” adıyla yayınlandı, fakat çalışmanız yalnızca Sarpta kullanılan kelimeleri içermiyor. Doğrusu; sözlüğünüz Lazca faydalı bütün kelimeleri içeriyor.  Öyle biliyorum ve böyle de söyleyebilirim. Kısacası; eşsiz ve faydalı bir çalışmanız var. Ben kendi adıma, bu sözlük için size teşekkür ederim; her zaman mutlu olun ve başınız göğe ersin! Yalnızca beriki Sarptan var, karşıki Sarptan da kelimeler topladınız;  öyle biliyorum. Ne zaman tamamladınız Sarptan kelime toplamayı? Sözlüğünüz ne zaman yayınlandı? Bu çalışma için Sarplılar baştan sonra size yardımcı oldu mu?

 

Bayram Ali Özşahin: Çoğunlukla yaşlı kadınlar yardım ettiler. Anadil, annelerden öğrenilir. Ben de kadınlara sordum. Çok iyi oldu.

 

Ali İhsan Aksamaz: Sözlüğünüz ne kadar tirajla basılmıştı? Sözlüğünüz ilgi gördü mü? Evet, gördü; ama ben yine de size sorayım da, siz de söyleyin! Sözlüğün genişletilmiş ve zenginleştirilmiş yeni baskısını düşünüyor musunuz?

Bayram Ali Özşahin: Kaç tane basıldı bilmiyorum. Ne kadar basıldıysa bitti. Herkes, sizin gibi beğendiği için bitti; düşünüyorum. Eklenecek çok sözcük biriktirdim. Onları ilâve edeceğim. Ölmezsem, bu işi yapacağım.

 

Ali İhsan Aksamaz: Aşağı- yukarı 1990’lı yıllara kadar Lazca sahipsizdi Türkiye’de. Lazlar ve Lazcadan bilgiler veren hiç kitap yoktu. Ondan sonra çok kitap yayınlandı. Ancak yine de şimdi kapitalist zalimlik yıllarındayız. Lazca radyo-televizyonumuz yok.  Gazetemiz yok. Lazca eğitim-öğretim yok. Lazcanın geleceğine ilişkin ne düşünüyorsunuz? Lazca, 21. Yüzyılda da yaşayacak mı? Ümidiniz var mı?

 

Bayram Ali Özşahin: Lazca için yapılacak çok iş var. Kapitalizm her şeyi aşındırıyor, öğütüyor, eritiyor ve kaybediyor; kendi yaşamı için her şeyi kullanıyor. Ben yine de Lazcayı bitiremeyeceğine inanıyorum. Çocuklarımızla konuştukça ve onlar da konuştukça Lazca ölmez. Ne zaman konuşmayı bırakıyorlar, o zaman korku ölümün önünde duramaz.

Gazete ve Radyo-Televizyonumuz yok, fakat “Şurimşine” ve “Laz TV” üzerinden internette iyi işler yapıyoruz. Lazca seçmeli ders Arhavi, Fındıklı ve Pazar da veriliyor; biliyorum. Bu işi yaymalıyız. Kemalpaşa ile Hopa ayak diriyor. Ben onların da Lazca için bir şeyler yapacaklarını umuyorum, inanıyorum.

Şimdiden sonra Lazca kaybolmaz. Siz, biz ve herkes Lazcayı büyütmek için uğraşıyoruz. Siz de bana Lazca için sormuyor musunuz?! Siz de görüyorsunuz, ben de görüyorum. Lazca için çok iyi işler yapılıyor. Mutlu olun de göğe çıkasınız.

Ali İhsan Aksamaz: Çocukluğunuzun Sarpından anılarınız var mı? Tabii ki var!  Lütfen, birkaç anınızdan bahsedin!!

 

Bayram Ali Özşahin: Olmaz olur mu?! Çok var da ben bir iki tane söyleyeyim. Sınıra yirmi metrede büyüdüm. Çocukken güzel sapan kullanıyordum. O zamanlarda karşıya parmak bile uzatamıyorduk. Kötü senelerdi. Bizim evin karşısında gözetleme kulubeleri vardı. Bizim evden elli-altmış metre uzakta ve yirmi-yirmibeş metre yükseklikteydi. Sapanı gerdim ve askerlerin camını kırdım. Askerler taş nereden geldi diye, öteye beriye bakarlarken beni gördüler. Korkudan dışarı çıkamadım. Sonra protokol yaptılar. Tercüman Mehmet Amca (Özgür-Ǩabaosmanişi), çocuktur, dedi de beni kurtardı. Ondan sonra gördüklerinde parmak sallıyorlardı.

Bir de bahçemizin aşağısında hudut deresi vardı. Orada çok alabalık vardı ve tutmak yasaktı. Akşamdan olta ve solucanları sakladım. Sabah erkenden kalktım. Solucanı iğneye taktım ve gizlice derenin gölüne attım. Daldığı gibi bir alabalık yakaladım. Sonra bir daha yakaladım. Biri Ali diye çağırdı. Eve baktım kimse kalkmamış. Kapı kapalıydı. Sonra başka bir göle daha oltayı  attım. Bir tane daha yakaladım. Ali diye biri yine çağırıyor. Öteye beriye bakarken, karayemişin altında oturan Rus askerini gördüm. Korkudan eve kaçtım.

Ali İhsan Aksamaz: Biliyorum, siz güzel de şiirler yazıyorsunuz. Öyle değil mi?! Kaç Lazca ve Türkçe şiiriniz var? Lazca yeni kitap projeleriniz var mı? Bize sürprizli haberleriniz var mı?

 

Bayram Ali Özşahin: 130 Lazca şiir, 60 kadar da Türkçe ve Hopa Türkçesiyle şiir ve 80 kadar da Lazca düz yazı.

 

Ali İhsan Aksamaz: Bu söyleşi için size çok teşekkür ederim. Baştan aşağıya sorularımı güzelce cevapladınız. Siz de isterseniz, söyleşimizi bitirelim! Yine de sizin söyleyeceğiz varsa, lütfen, onu da söyleyin!  Hep mutlu olun! Sakalınız toprağa ulaşsın!

Bayram Ali Özşahin: Benim için iyi düşüncelerinize çok teşekkür ederim. Bir şeyler yapmak iyidir. Lazca için birşeyler yapmak daha iyidir. Mutlu olun, yüz yaşında olasınız, sakallarınız yere kadar uzasın ve göğe çıkasınız!

 

 

 


Bayram Ali Özşahin’in tanıklıkları: “Sarpi Moleni” (Laz Enstitüsü, 2020)

 

 

(Önerilen söyleşiler: Ali İhsan Aksamaz, “Laz Vakfı Girişim Komitesi’nden Yüksel Yılmaz İle Görüşme”, Ogni Kültür Dergisi, Sayı 1, İstanbul, 1993; Ali İhsan Aksamaz, “Şangulişi Skiri/ Şanguli’nin Evlâdı Faik Aksamaz”, Çıkrık Yayınları, İstanbul, 2020; Cemil Telci: “Çay Üreticileri de Özel Şirketlerin İnsafına Kaldı!”, 19 VI 2021, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr; Cihangir Bilgin: “Lazca Mücadelemize Devam Edeceğiz!”, 10 XII 2021, sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/ circassiancenter.com.tr; Demir Akın: “Ne Kadar Çok Dil, O Kadar Çok Zenginlik!”, 30 XI 2018, circassiancenter.com.tr; Ergün Konakçı: “Vatandaşların Eğitim Ve Kültür İhtiyaçları İçin Çeşitli Faaliyetlerde Bulunmak Siyasî Bir Eylem Değildir!”, 24 VIII 2019, circassiancenter.com.tr; Fatma Başural: “Anadilimizi, Kültürümüzü, Geleneklerimizi Bilelim!”, 1 XII 2018, circassiancenter.com.tr; Gülcan Yüksel Asılyazıcı: “Dört Elle Lazca İçin Savaşan Biri Olup Çıktım!”, 29 III 2021, sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/ circassiancenter.com.tr; Hasan Uzunhasanoğlu: “Lazca, Bir Dialekt (Ağız, Şive) Değil, Bir Dildir!”, 21 VIII 2019, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr; İnci Derya Turna, “Anadilimiz Ve Köklü Güzel Kültürümüz Yok Olmasın!”, 11 IX 2019; circassiancenter.com.tr; Kemal Özbıyık: “Büyükler Bir Araya Gelmezsek Dilimiz De Ölecek!”, 30 XI 2018, circassiancenter.com.tr; Maksut Kesici: “Lazca Eğitim Görebilseydim, Türkçeyi Güzelce Öğrenebilseydim, Böyle Zor Bir Hayatım Olmayacaktı!”, 25 XI 2018, circassiancenter.com.tr; Mircan Kaya: “Çocuklara Ninnilerimizi Duyurmak İstiyorum!”, 11 V 2020, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr; Murat Karadeniz: “Gazete Noğa’yı Tamamen Lazca Yayınladık!”, 18 II 2022, sonhaber.ch/ circassiancenter.com; Musa Karaalioğlu: “Ağlamayana Süt Vermezler!”, 29 IV 2020, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr; Orhan Bayramin: “Laz Edebiyatı 1996’dan Fersah Fersah İleride!”, 15 III 2021, sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/ circassiancenter.com/ simavakfi.org; Osman Şafak Büyüklü: “Lazlar, Çalışmalarını Büyük Bir Kolektif Ortamın İçinde Yapmalı!”, 21 VIII 2019, circassiancenter.com; Önder Acar: “Oçamçire’deki Laz Okulu’nda Da Öğrenim Görmüş Anneannem!”, 11 X 2019, circassiancenter.com/ gurcuhaber.com; Rıdvan Özkurt Anç̆aşi: “Çoğunlukla Aşk, Doğa, İnsana İlişkin Şiirler Yazıyorum!”, 04 II 2022, sonhaber.ch, circassiancenter.com.tr; Ruhan Odabaş, “Yitmek Üzere Olan Dilimizi Yaşatabilme Çabasındayım!”, 3 VII 2021, sonhaber.ch, circassiancenter.com.tr;  Sabri Aslışen: “Yüksek Yerleşim Yerlerinde Saha Çalışması Yapmak Da İstiyorum!”, 9 VIII 2019,  circassiancenter.com.tr /ardeseninsesi.com/ ardesenkulturdernegi.com.tr; Sami Fitoz, “Çocuklarımızın Anadilimizi Öğrenmesini İstiyorurum!”, 7 X 2019, circassiancenter.com; Selma Koçiva: “Son Aktif Yıllarımı Laz Edebiyatına Vermek İstiyorum!”, 24 II 2021; sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/ circassiancenter.com/ turklaz.com/ avrupaforum4.org; Yılmaz Erdoğan: “Bizimkiler Sohum’a Yerleşmiş!”, 22 XI 2018, circassiancenter.com.tr)

+

Bayram Ali Özşahin’in çalışmalarından (linkler):

 

https://www.youtube.com/channel/UCldsxwyHzX9KN8EN-QxNBnA

 

https://www.youtube.com/watch?v=jnw51T2Jnm8

 

https://www.youtube.com/watch?v=gwjJgdgQnBA

 

https://www.youtube.com/watch?v=GGU4AGPV-uc

 

 

+

 

“K̆aitalizmik k̆arta mutu şiyups, mkups, ondğulinaps do gondinups!”

 

(Goʒ̆otkvala: Andğaneri musafiri çkimi ren Bayram Ali Ozşahini. Bayram Ali Ozşahini ren moleni Sarpuli çkineburi gamantanerepeşen arteri. Ma muşi k̆ala ar int̆erviu dop̆i. Muşi biyografi do nenapunaşen bğarğalit, molapşinit çkin. Aya ren çkini int̆erviuşi t̆ekst̆i. Ali İhsan Aksamazi)

+

Ali İhsan Aksamazi: İpti tkvani biyografişen bğarğalat, mu iqven! Sonuri ret? Ma miçkin, mara tkvan xoloti tkvit! Miepeşen, mi oğlepeşi ret? So do mundes yeçkindit, dibadit? Namu nʒ̆opulapes do sopes igurit? Mu mesleği giğunan? So içalişept? Namu noğas skidut? Namu nenape giçkinan? Çileri reti? Berepe, motape giqonunan?

 

Bayram Ali Ozşahini: Sarpuli vore, moleni Sarpuli. (12) Vit̆o jur Mayisi (1956-s) şilya çxovro neç do jure neç do vit̆o anşis Sarpis dovibadi. Battalişipeşen vore. Ok̆itxeşa oxtimuşa Lazuri bğağalap̆t̆i. Turkuri ok̆itxes k̆aixeşa kodoviguri.

İlk Ok̆itxe Sarpis vik̆itxi. Orta Ok̆itxeşi maaroni sinifi Noğedis vik̆itxi. Xopa Orta Ok̆itxe voçodini. Lise P̆olis Haydarpaşa Lises vik̆itxi, ala Xopa Liseşen mezuni viqvi. Yemç̆opine vort̆i. P̆olis viçalişep̆t̆i, aʒ̆i tek̆avudi vore. P̆olis pskidu. Lazuri do Turkuri k̆ai miçkin. Çileyi vore. Bere, mota va miqonun. İri berepe çkimiyen. (25-30) Eç do xut – eç do vit ʒ̆ana diqu.

Ali İhsan Aksamazi: Tkvan metimoni ar noçalişeşi mance ret. Gamiçkvineri ar nenapuna kogiğunan. Aya noçalişe tkvanişen bğarğalat ipti! Mundes geoç̆k̆it oçalişus aya nenapuna şeni?

 

Bayram Ali Ozşahini: (2016-s) Jur şilya vit̆o anşis gamaxtu. Aya nenapuna şeni meleni do moleni Sarpulepek dido memişveles.

 

Ali İhsan Aksamazi: Turkiyes aʒ̆işaxa gamiçkvineri mteli nenapunape xes komiğun ma. Tkvani nenapunati xes komiğun.  Nenapuna tkvani, “Sarpişi Lazuri Nenapuna” coxoten  gamiçkvinu mara, tkvani noçalişes xvala Sarpişi Lazuri zit̆ape va uğun. Eşo ptkvat na, aşo ptkvat na, nenapuna tkvanis kuğun mteli pelaperi Lazuri zit̆ape. Ma eşo miçkin do aşo matkven. Mk̆ule nenaten, dido metimoni do pelaperi noçalişe kogiğunan. Aya nenapuna şeni, ma şukuri giʒ̆umert çkimi coxoten; p̆anda ixelit do  ʒaşa extit! Xvala moleni Sarpişen var, meleni Sarpişenti zit̆ape dok̆orobit; eşo miçkin ma. Mundes doçodinit zit̆ape ok̆orobu moleni- meleni Sarpis? Edo mundes gamiçkvinu nenapuna tkvani?  Meleni- moleni milletikti tişen k̆udelişa megişvelesi aya noçalişe şeni?

 

Bayram Ali Ozşahini: Didoten ʒ̆anoni oxorcalepek memişveles. Nananena nanapeşen iguren. Ma-ti oxorcalepes mop̆kitxi. Dido k̆ai iqu.

 

Ali İhsan Aksamazi: Muk̆o t̆irajiten gamiçkvineret̆u nenapuna tkvani? Nenapuna tkvani inç̆elinui? Ho, inç̆elinu mara, xoloti gk̆itxat ma, tkvanti miʒ̆vit!  Zit̆apunaşi monžineri do xampineri ağani  gamaçkva guris mek̆agilapani?

 

Bayram Ali Ozşahini: Muk̆o tei gamaxtu va miçkin.Gamaxtupeşi mteli diçodu. K̆artayik tkvanisteri moʒ̆ondesşeni diçodu; visimadep, elant̆aluşi dido tkvalape ok̆ovobği. Entepe elavumʒxvaminon. Va bğurina aya dulya p̆aminon.

 

Ali İhsan Aksamazi: Eşo ptkvat na, aşo ptkvat na, (1990) vit̆on çxoro oşi do otxo neçi do vit̆oni ʒ̆anapeşaxa, Lazuri nena umanceli rt̆u Turkiyes. Lazepe do Lazuri nenaşen ambaroni gamiçkvineri çkar ketabi va rt̆u. Emuşk̆ule dido ketabi gamiçkvinu. Mara xoloti k̆ap̆it̆alist̆uri zalimobaşi zamanis voret çkin aʒ̆i.  Lazuri nenaten radio-t̆elevisyoni va miğunan. Gazeta va miğunan. Gamantana- gurapa va miğunan. Lazuri nenaşi ç̆umeneri dğalepeşeni, tkvan mu isimadept? (21.) eçi do maartani oşʒ̆anurasti Lazuri nena skidasunoni? Omudi giğunani?

Bayram Ali Ozşahini: Lazurişeni oxvenuşi dido dulya ren. K̆ap̆italizmik k̆arta mutu şiyups, mkups, ondğulinaps do gondinups. Muşi skidalaşeni k̆arta mutu ixmars. Ma xolo-ti Lazuri va açodinasinonşa vicer. Berepeçkiniş k̆ala bğağalatşi do entepek-ti ğağalanşi Lazuri va ğurun. Mundes berepek oğarğalu naşkumenan, em oras şkurini ğuraşa va golvadginen. K̆azeta do Radiyo-Televizyoni va miğunan, ala “Şurimşine Lazuri” do “Lazi TV”-şi jindolen internetis k̆ai dulyape vikipt.

 

Lazuri ʒxunoni dersepe Arxaves, Viʒ̆es do Atinas niçen miçkin. Aya dulya gonsazuşi voret. Noğedi do Hopak k̆uçxe nobažgapan. Ma entepek-ti Lazurişeni ar mutxanepe qvasinonans mepşven, vicer.

Aʒ̆işk̆ule Lazuri va gondunun. Tkvan çkin do irik Lazuri omordinuşeni vibodet. Tkvan-ti man antepe Lazuri şeni va mk̆itxupti? Tkvan-ti žiropt, ma-ti bžirop, Lazuri şeni dido k̆ai dulyape ixvenen. İxelat do nʒaşa yextat.

Ali İhsan Aksamazi: Beroba tkvanişi moleni Sarpişen gonoşinepe giğunani? Moro mu, kogiğunan! Mu iqven, ar-jur gonoşine tkvanişen molamişinit!

 

Bayram Ali Ozşahini: Va ren iqveni! Dido ren do ma ar-jur tei doptkva. Sinorişa eç met̆ros virdi. Bere vort̆işi dido k̆ai lak̆at̆k̆a vixmart̆i. Em orapes mele k̆iti va memağiret̆es. P̆at̆i ʒ̆anapet̆u.  Çkini oxorişi melendo oxosare uğut̆es. Oxoriçkinişen (25- 30) jure neç do vit- sume neç met̆ro mendras do (25- 30) eç do xut- eç do vit metro mağalit̆u. Lak̆at̆ka gomzdi do salt̆at̆epes cami dovut̆axi. Salt̆at̆epek kva solen moxtu yado, ekole akole iʒ̆k̆ert̆esşi man komžires. Şkurinişen gale va gamamalu. Ek̆ule Prot̆ok̆oli qves. Nena goktale Memet̆i cumadik (Ozgur- Kabaosmanişi) bereren, uʒ̆u do komomişletinu. Emuşk̆ule mžirat̆esteri k̆iti mink̆anup̆t̆es.

Ar çkva çeremeçkinişi çodinis sinorişi ğali t̆u. Ek dido k̆armaxa t̆u do oç̆opu yasaxit̆u. Limcişen ç̆ino do ʒ̆iʒ̆ipe kopşinaxi. Ç̆umani ordoşen yeviseli. Ʒ̆iʒ̆i ank̆eʒis komovuʒigi do t̆k̆obaşa ğalişi t̆ibaşa dolovut̆k̆oçi. Nank̆ap̆usteyi ar k̆armaxa kop̆ç̆opi. Ek̆ule arçkva kop̆ç̆opi.

Amitxanik Ali yado domicoxu. Oxorişa viʒ̆k̆edi miti va yiseleren. Nek̆na mozdeyiren. Xolo ar t̆ibaşa ç̆ino vustoli. Ar çkva kop̆ç̆opi. Ali yado mitxanik xolo micoxops. Ekole akole viʒ̆k̆ert̆işi mʒ̆koşi tude elexen salt̆at̆i kobžiri. Şkurinişen oxorişa vimt̆i.

Ali İhsan Aksamazi: Ma miçkin, tkvan mskvaşa şiirepeti ç̆arupt. Eşo va reni? Muk̆o Lazuri do Turkuli şiiri giğunan? Lazuri nenaten ağani ketabiş p̆rojepe giğunani? Ağani pukironi ambarepe giğunani çkinda?

 

Bayram Ali Ozşahini: (130) Oş do eç do vit Lazuri leksi. (60) Sume neç Turkuri do Xopuyi Turkuri leksepe. (80) Otxo neç k̆onayi-ti Lazuri tori ç̆arape.

 

Ali İhsan Aksamazi: Aya int̆erviu şeni dido şukuri giʒ̆umert ma. Tkvan tişen k̆udelişa mskvaşa nena gemiktirit. Tkvanti ginonan na, aʒ̆i voçodinat aya int̆erviu çkini! Xoloti tkvan otkvaluşi çkva mutu çkva giğunan na, eti miʒ̆vit, mu iqven! P̆anda ixelit! Pimpili dixaşa!

 

Bayram Ali Ozşahini: Çkimişeni k̆ai osimadupe tkvanişeni didi mardi. Armutupe oxvenu k̆ai ren. Lazurişeni armutupe oxvenu zade k̆ai ren. İxelit, oşi ʒ̆aneri iqvat,  pimpilepe dixaşa gegixtan do nʒaşa yextat.

+

კაპითალიზმიქ კართა მუთუ შიჲუფსმქუფსონდღულინაფს დო გონდინუფს!”

 

(გოწოთქვალა: ანდღანერი მუსაфირი ჩქიმი რენ ბაჲრამ ალი ოზშაჰინი. ბაჲრამ ალი ოზშაჰინი რენ მოლენი სარფული ჩქინებური გამანთანერეფეშენ ართერი. მა მუში კალა არ ინტერვიუ დოპი. მუში ბიჲოგრაф დო ნენაფუნაშენ ბღარღალით, მოლაფშინით ჩქინ. აჲა რენ ჩქინი ინტერვიუში ტექსტი. ალი იჰსან აქსამაზი)

+

ალი იჰსან აქსამაზი: იფთი თქვანი ბიჲოგრაфიშენ ბღარღალათ, მუ იყვენ! სონური რეთ? მა მიჩქინ, მარა თქვან ხოლოთი თქვით! მიეფეშენ, მი ოღლეფეში რეთ? სო დო მუნდეს ჲეჩქინდით, დიბადით? ნამუ ნწოფულაფეს დო სოფეს იგურით? მუ მესლეღი გიღუნან? სო იჩალიშეფთ? ნამუ ნოღას სქიდუთ? ნამუ ნენაფე გიჩქინან? ჩილერი რეთი? ბერეფე, მოთაფე გიყონუნან?

 

ბაჲრამ ალი ოზშაჰინი: სარფული ვორე, მოლენი სარფული. (12) ვიტო ჟურ მაჲისი (1956-) შილჲა ჩხოვრო ნეჩ დო ჟურე ნეჩ დო ვიტო ანშის სარფის დოვიბადი. ბათთალიშიფეშენ ვორე. ოკითხეშა ოხთიმუშა ლაზური ბღაღალაპტი. თურქური ოკითხეს კაიხეშა ქოდოვიგური.

ილქ ოკითხე სარფის ვიკითხი. ორთა ოკითხეში მაარონი სინიф ნოღედის ვიკითხი. ხოფა ორთა ოკითხე ვოჩოდინი. ლისე პოლის ჰაჲდარფაშა ლისეს ვიკითხი, ალა ხოფა ლისეშენ მეზუნი ვიყვი. ჲემჭოფინე ვორტი. პოლის ვიჩალიშეპტი, აწი თეკავუდი ვორე. პოლის ფსქიდუ. ლაზური დო თურქური კაი მიჩქინ. ჩილეჲი ვორე. ბერე, მოთა ვა მიყონუნ. ირი ბერეფე ჩქიმიჲენ. (25-30) ეჩ დო ხუთეჩ დო ვით წანა დიყუ.

ალი იჰსან აქსამაზი: თქვან მეთიმონი არ ნოჩალიშეში მანჯე რეთ. გამიჩქვინერი არ ნენაფუნა ქოგიღუნან. აჲა ნოჩალიშე თქვანიშენ ბღარღალათ იფთი! მუნდეს გეოჭკით ოჩალიშუს აჲა ნენაფუნა შენი?

 

ბაჲრამ ალი ოზშაჰინი: (2016-) ჟურ შილჲა ვიტო ანშის გამახთუ. აჲა ნენაფუნა შენი მელენი დო მოლენი სარფულეფექ დიდო მემიშველეს.

ალი იჰსან აქსამაზი: თურქიჲეს აწიშახა გამიჩქვინერი მთელი ნენაფუნაფე ხეს ქომიღუნ მა. თქვანი ნენაფუნათი ხეს ქომიღუნნენაფუნა თქვანი, “სარფიში ლაზური ნენაფუნაჯოხოთენ  გამიჩქვინუ მარა, თქვანი ნოჩალიშეს ხვალა სარფიში ლაზური ზიტაფე ვა უღუნ. ეშო ფთქვათ ნა, აშო ფთქვათ ნა, ნენაფუნა თქვანის ქუღუნ მთელი ფელაფერი ლაზური ზიტაფე. მა ეშო მიჩქინ დო აშო მათქვენ. მკულე ნენათენ, დიდო მეთიმონი დო ფელაფერი ნოჩალიშე ქოგიღუნან. აჲა ნენაფუნა შენი, მა შუქური გიწუმერთ ჩქიმი ჯოხოთენ; პანდა იხელით დო  ცაშა ეხთით! ხვალა მოლენი სარფიშენ ვარ, მელენი სარფიშენთი ზიტაფე დოკორობით; ეშო მიჩქინ მა. მუნდეს დოჩოდინით ზიტაფე ოკორობუ მოლენი- მელენი სარფის? ედო მუნდეს გამიჩქვინუ ნენაფუნა თქვანიმელენი- მოლენი მილლეთიქთი თიშენ კუდელიშა მეგიშველესი აჲა ნოჩალიშე შენი?

 

ბაჲრამ ალი ოზშაჰინი: დიდოთენ წანონი ოხორჯალეფექ მემიშველეს. ნანანენა ნანაფეშენ იგურენ. მა-თი ოხორჯალეფეს მოპქითხი. დიდო კაი იყუ.

 

ალი იჰსან აქსამაზი: მუკო ტირაჟითენ გამიჩქვინერეტუ ნენაფუნა თქვანი? ნენაფუნა თქვანი ინჭელინუი? ჰო, ინჭელინუ მარა, ხოლოთი გკითხათ მა, თქვანთი მიწვითზიტაფუნაში მონძინერი დო ხამფინერი აღანი  გამაჩქვა გურის მეკაგილაფანი?

 

ბაჲრამ ალი ოზშაჰინი: მუკო თეი გამახთუ ვა მიჩქინ.გამახთუფეში მთელი დიჩოდუ. კართაჲიქ თქვანისთერი მოწონდესშენი დიჩოდუ; ვისიმადეფ, ელანტალუში დიდო თქვალაფე ოკოვობღი. ენთეფე ელავუმცხვამინონ. ვა ბღურინა აჲა დულჲა პამინონ.

 

ალი იჰსან აქსამაზი: ეშო ფთქვათ ნა, აშო ფთქვათ ნა, (1990) ვიტონ ჩხორო ოში დო ოთხო ნეჩი დო ვიტონი წანაფეშახა, ლაზური ნენა უმანჯელი რტუ თურქიჲეს. ლაზეფე დო ლაზური ნენაშენ ამბარონი გამიჩქვინერი ჩქარ ქეთაბი ვა რტუ. ემუშკულე დიდო ქეთაბი გამიჩქვინუ. მარა ხოლოთი კაპიტალისტური ზალიმობაში ზამანის ვორეთ ჩქინ აწილაზური ნენათენ რადიო-ტელევისჲონი ვა მიღუნან. გაზეთა ვა მიღუნან. გამანთანა- გურაფა ვა მიღუნან. ლაზური ნენაში ჭუმენერი დღალეფეშენი, თქვან მუ ისიმადეფთ? (21.) ეჩი დო მაართანი ოშწანურასთი ლაზური ნენა სქიდასუნონი? ომუდი გიღუნანი?

 

ბაჲრამ ალი ოზშაჰინილაზურიშენი ოხვენუში დიდო დულჲა რენ. კაპითალიზმიქ კართა მუთუ შიჲუფს, მქუფს, ონდღულინაფს დო გონდინუფს. მუში სქიდალაშენი კართა მუთუ იხმარს. მა ხოლო-თი ლაზური ვა აჩოდინასინონშა ვიჯერ. ბერეფეჩქინიშ კალა ბღაღალათში დო ენთეფექ-თი ღაღალანში ლაზური ვა ღურუნ. მუნდეს ბერეფექ ოღარღალუ ნაშქუმენან, ემ ორას შქურინი ღურაშა ვა გოლვადგინენ. კაზეთა დო რადიჲო-თელევიზჲონი ვა მიღუნან, ალაშურიმშინე ლაზურიდოლაზი თვ”-ში ჟინდოლენ ინთერნეთის კაი დულჲაფე ვიქიფთ.

ლაზური ცხუნონი დერსეფე არხავეს, ვიწეს დო ათინას ნიჩენ მიჩქინ. აჲა დულჲა გონსაზუში ვორეთ. ნოღედი დო ჰოფაქ კუჩხე ნობაძგაფან. მა ენთეფექ-თი ლაზურიშენი არ მუთხანეფე ყვასინონანს მეფშვენ, ვიჯერ.

აწიშკულე ლაზური ვა გონდუნუნ. თქვან ჩქინ დო ირიქ ლაზური ომორდინუშენი ვიბოდეთ. თქვან-თი მან ანთეფე ლაზური შენი ვა მკითხუფთი? თქვან-თი ძიროფთ, მა-თი ბძიროფ, ლაზური შენი დიდო კაი დულჲაფე იხვენენ. იხელათ დო ნცაშა ჲეხთათ.

ალი იჰსან აქსამაზი: ბერობა თქვანიში მოლენი სარფიშენ გონოშინეფე გიღუნანი? მორო მუ, ქოგიღუნან! მუ იყვენ, არ-ჟურ გონოშინე თქვანიშენ მოლამიშინით!

 

ბაჲრამ ალი ოზშაჰინი: ვა რენ იყვენი! დიდო რენ დო მა არ-ჟურ თეი დოფთქვა. სინორიშა ეჩ მეტროს ვირდი. ბერე ვორტიში დიდო კაი ლაკატკა ვიხმარტი. ემ ორაფეს მელე კითი ვა მემაღირეტეს. პატი წანაფეტუჩქინი ოხორიში მელენდო ოხოსარე უღუტეს. ოხორიჩქინიშენ (25- 30) ჟურე ნეჩ დო ვით- სუმე ნეჩ მეტრო მენდრას დო (25- 30) ეჩ დო ხუთ- ეჩ დო ვით მეთრო მაღალიტუ. ლაკატქა გომზდი დო სალტატეფეს ჯამი დოვუტახი. სალტატეფექ ქვა სოლენ მოხთუ ჲადო, ექოლე აქოლე იწკერტესში მან ქომძირეს. შქურინიშენ გალე ვა გამამალუ. ეკულე ფროტოკოლი ყვეს. ნენა გოქთალე მემეტი ჯუმადიქ (ოზგურ- ქაბაოსმანიში) ბერერენ, უწუ დო ქომომიშლეთინუ. ემუშკულე მძირატესთერი კითი მინკანუპტეს.

არ ჩქვა ჩერემეჩქინიში ჩოდინის სინორიში ღალი ტუ. ექ დიდო კარმახა ტუ დო ოჭოფუ ჲასახიტუ. ლიმჯიშენ ჭინო დო წიწიფე ქოფშინახი. ჭუმანი ორდოშენ ჲევისელი. წიწი ანკეცის ქომოვუციგი დო ტკობაშა ღალიში ტიბაშა დოლოვუტკოჩი. ნანკაპუსთეჲი არ კარმახა ქოპჭოფი. ეკულე არჩქვა ქოპჭოფი.

ამითხანიქ ალი ჲადო დომიჯოხუ. ოხორიშა ვიწკედი მითი ვა ჲისელერენ. ნეკნა მოზდეჲირენ. ხოლო არ ტიბაშა ჭინო ვუსთოლი. არ ჩქვა ქოპჭოფი. ალი ჲადო მითხანიქ ხოლო მიჯოხოფს. ექოლე აქოლე ვიწკერტიში მწქოში თუდე ელეხენ სალტატი ქობძირი. შქურინიშენ ოხორიშა ვიმტი.

ალი იჰსან აქსამაზი: მა მიჩქინ, თქვან მსქვაშა შიირეფეთი ჭარუფთ. ეშო ვა რენი? მუკო ლაზური დო თურქული შიირი გიღუნან? ლაზური ნენათენ აღანი ქეთაბიშ პროჟეფე გიღუნანი? აღანი ფუქირონი ამბარეფე გიღუნანი ჩქინდა?

 

ბაჲრამ ალი ოზშაჰინი: (130) ოშ დო ეჩ დო ვით ლაზური ლექსი. (60) სუმე ნეჩ თურქური დო ხოფუჲი თურქური ლექსეფე. (80) ოთხო ნეჩ კონაჲი-თი ლაზური თორი ჭარაფე.

ალი იჰსან აქსამაზიაჲა ინტერვიუ შენი დიდო შუქური გიწუმერთ მა. თქვან თიშენ კუდელიშა მსქვაშა ნენა გემიქთირით. თქვანთი გინონან ნა, აწი ვოჩოდინათ აჲა ინტერვიუ ჩქინი! ხოლოთი თქვან ოთქვალუში ჩქვა მუთუ ჩქვა გიღუნან ნა, ეთი მიწვით, მუ იყვენ! პანდა იხელით! ფიმფილი დიხაშა!

 

ბაჲრამ ალი ოზშაჰინი: ჩქიმიშენი კაი ოსიმადუფეთქვანიშენი დიდი მარდი. არმუთუფე ოხვენუ კაი რენ. ლაზურიშენი არმუთუფე ოხვენუ ზადე კაი რენ. იხელით, ოში წანერი იყვათფიმფილეფე დიხაშა გეგიხთან დო ნცაშა ჲეხთათ.

aksamaz@gmail.com

 

 

http://www.circassiancenter.com/tr/kapitalizm-her-seyi-asindiriyor-ogutuyor-eritiyor-ve-kaybediyor/

https://sonhaber.ch/kapitalizm-her-seyi-asindiriyor-ogutuyor-eritiyor-kaybediyor/

http://www.gurcuhaber.com/2022/04/17/bayram-ali-ozsahin-soylesi-ali-ihsan-aksamaz/

https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2022/04/bizim-sarp-sarpi-ckini-yaynland.html

http://gurcuhaber.com/2022/05/07/bayramali-ozsahinbizim-sarp-sarpi-ckini-%e1%83%a1%e1%83%90%e1%83%a0%e1%83%a4%e1%83%98-%e1%83%a9%e1%83%a5%e1%83%98%e1%83%9c%e1%83%98/



13 Nisan 2022 Çarşamba

“Sinema hayattır, hayatı güzelleştirme, dönüştürme araçlarıdır!”

 


 

 

 “Sinema hayattır, hayatı güzelleştirme, dönüştürme araçlarıdır!”

 

 

(Ön açıklama: Bugünkü misafirim Mesut Kara; sinema yazarı, sanat yönetmeni, editör, ülkemizin çok yönlü bir kültür emekçisi, 1988’de tanıdığım dostum.  Kendisiyle bir söyleşi yaptım. Hayat hikâyesinden, yazdığı dergilerden, makalelerinden, kitaplarından, belgesel filmlerinden ve diğer çalışmalarından konuştuk. 4 IV 2022, Ali İhsan Aksamaz)

 

+

Ali İhsan Aksamaz: Siz de uygun görürseniz, önce sizi okuyucularımıza tanıtmak istiyorum. Bize hayat hikâyenizden bahseder misiniz? Nerelisiniz? Nerede doğdunuz? Şimdi nerede yaşıyorsunuz? Hangi okullarda, ne zaman, nerede öğrenim gördünüz? Türkçe dışında hangi dilleri biliyorsunuz?

 

Mesut Kara: Öncelikle zaman ayırıp benimle söyleşi yapma inceliğini gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Okurlarınıza da selamlarımı sevgilerimi iletiyorum.1961 İstanbul Kartal doğumluyum. Kendi yağıyla kavrulan yoksul denebilecek bir ailem vardı. O yıllarda küçük, sevimli bir işçi ve balıkçı kasabasıydı Kartal. Çocukluğum mahalle kültürünün, dostluğun, dayanışmanın, komşuluk ilişkilerinin olduğu radyolu yıllarda “radyo tiyatrosu”, “arkası yarın”lar dinleyerek geçti.  Yaşadığım o masal gibi yıllarda neredeyse her mahallede bir sinema salonu vardı. Küçücük Kartalda bile yazlık ve kışlık salonlarıyla 11 salon vardı 70’li yıllarda. Buna bir de Kartal’a bağlı olan, Maltepe, cevizli ve Pendik’te olan salonları eklersek salon sayısının 20’ye yakın olduğunu söyleyebilirim.

İlkokulda yapılan sağlık taramasında çok zayıf ve bakımsız bulunup bugün yok edilmek istenen tarihi Validebağ Korusu içinde bulunan sanatoryuma yatırılmıştım. Orada bazı akşamlar film gösterimleri yapılırdı, çok eğlendiğimizi, mutlu olduğumuzu anımsıyorum. İlk sinema sevgisi ve ilgisi orada başladı.

Sonrasında babam her hafta izin gününde beni ve annemi sinemaya götürürdü, bu da beni çok etkileyen, mutlu eden bir durumdu. Çocukluk ve gençlik yıllarımda da Kartal’ın, Pendik’in yazlık ve kışlık salonlarında sayısız film izledim. O filmlerin büyülü dünyasında izlediğim yüzlerce unutulmaz oyuncu belleğime kazındı. Onlar film artisti değil de sanki mahalle komşularımızdı. Özellikle yan rol oyuncuları… Çok sahici, içten ve inandırıcıydılar. Onların gerçek yaşam öykülerini o günlerde merak etmeye başlamıştım, izlerini sürme isteği oluşmuştu. Yazmaya, yazdıklarımı yayınlamaya başladığımda ilk onların peşine düştüm. İlk yazılarım ve yayınlanan ilk kitabım “Artizler Kahvesi” daha çok yan rollerde oynayan, adları jeneriklerde, afişlerde yer alamayan sinema emekçilerinin yaşam öyküleri ve sinema serüvenlerini kendi seslerinden aktarmalarla oluştu.

İlk ve orta öğrenimi Kartal’da tamamladıktan sonra A. Ü. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde bir yıl Klasik Felsefe (Klasik Yunan Dili ve Edebiyatı), iki yıl da Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerine devam ettim. Okulu yarım bırakıp çalışma hayatına başladım. Önceki yıl emekli olsam da o günlerden bu gün karnımı doyurmak, kiramı ödeyebilmek için çalışıyorum.

Ali İhsan Aksamaz: Sizi, çeşitli yayın organlarında yayınlanan makalelerinizden de tanıyorum; ilk aklıma gelenler “Express” ve “Öküz”. İlk ne zaman yazmaya başladınız? “Express” ve “Öküz” dışında hangi yayın organlarında makaleleriniz yayınlandı?  Evrensel Gazetesinde yazıyorsunuz. Yazılarınızı beğeniyle okuyorum; bunu bir sebebi var. Çünkü çalışmalarınızda daha ziyade bilinmeyen, görülmeyen, hatta görülmek istenmeyen insanları, sanatçıları bizlere tanıtıyorsunuz. Çok iyi tanıdığımızı sandığımız sanatçıları da bizlere bilinmeyen yönleriyle tanıtıyorsunuz. Onları, çalışmalarınızla bir anlamda ölümsüzleştiriyorsunuz. Bu alanda çok değerli çalışmalarınız, kitaplarınız var. Bu alana, bu açıdan yönelişinizin hikâyesini anlatır mısınız?  

 

 


“Yazmaya ortaokul yıllarımda başladım”

 

Mesut Kara: Ortaokul- lise edebiyat öğretmenim yazar- ressam Celal Özcan’ın üzerimde etkisi, emeği büyüktür. Onun özel ilgisi ve etkisi oldu edebiyatı, sanatı sevmemde, yazmaya yönelmemde.

Yazmaya ortaokul yıllarımda başladım. “Yitik” adlı öyküm 1985 yılında Gökyüzü adlı dergide yayınlandı. O günden bu yana, yazmayı, dergilerde, gazetelerde yazı yayınlamayı sürdürüyorum.

 “Ünlem”, “İstanbul Haber”, “Express, Öküz”, “Merhaba Beyoğlu”, “Fesat”, “Aksak Kurbağa”, “Sanal Ördek”, “Uç”, “Akşam Gazetesi Sinema Eki: Prömiyer”, “Ünlem”, “Kaçak Yayın”, “Cinemascope”,” Kasabadan Esinti”, “Tmolos Edebiyat”, “Bekir Abi”, “Delikli Çınar”, “Tiyatro Gazetesi”, “Sarmal Çevrim” gibi dergilerde yazarlık ve editörlük yaptım. “Birgün Gazetesi”nde, “Gazete Duvar”, “Gazete Fersude” gibi internet gazetelerinde yazılarım yayınlandı. Klaros Yayınları’nda 22 kitaplık “Sinema Kitaplığı” serisinin editörlüğünü yaptım.

Gazete yazarlığını Kasım 2012’den bu yana “Evrensel Gazetesi”nde daha çok sinema üzerine yazarak sürdürüyorum.

Ali İhsan Aksamaz: Biliyorum; yayınlanmış birçok kitabınız var: “Devlet, Toplum ve Sinema”, “Sinema ve 12 Eylül”, “Mülksüz ve Çıplak”, “Pendik’li Yıllar”, “Benim Sinemalarım”, “Yeşilçam Hatırası”, “Sinematik Yazıları”, “Hayatımız Sinema”, “Artizler Kahvesi”. Bu kitaplarınız dışında başka yayınlanmış veya baskıya hazır kitaplarınız var mı? Bu kitaplarınızın içeriklerinden kısaca bahseder misiniz? İlk kitabınız hangisi? Ne zaman yayınlandı? Kitaplarınızın okunulurluğundan memnun musunuz? Bir de “Türk Sinema Tarihi”ne ilişkin bir ansiklopedi çalışmanız olduğunu bir yayın organında okumuştum. Bu çalışmanız hangi aşamada? Ne zaman yayınlanacak? Başka müjdeli haberleriniz var mı?

 

 


“Cumhuriyet döneminde Türkiye Sinema Tarihi üzerine bir çalışma içindeyim”

 

 

Mesut Kara: Mesut Kara olarak yayınlanmış 9 kitabım var. Ayrıca “Mizah, Muhalefet ve Demokrasi Ekseninde: Komedinin Öyküsü” ve “Sinematik Yazılar adlarıyla da ortak kitap çalışmalarımız oldu. Bunların dışında içeriğine katkıda bulunduğum 7 kitap yayınlandı.

“Artizler Kahvesi”nden söz etmiştim. Ocak 1999’da yayınlanan İkinci kitabım “Yeşilçam’da Unutulmayan Yüzler” teker teker arayıp bulduğum, görüşmeler yaptığım 60’lı yılların başrol oyuncularıyla, yıldızlarıyla yaptığım söyleşilerden oluştu.   Ocak 2006’da yüz yüze tanışma olanağı bulamadığım, önceki dönemin, 50’li, 60’lı yılların yıldızları, başrol oyuncuları üzerine yazdığım yazıları topladığım “Yeşilçam Hatırası” yayınlandı. Ekim 2010’da Heyamola Yayınları’nın “İstanbulum” dizisi kapsamında çocukluk, gençlik anılarımın yer aldığı “Pendikli Yıllar Sinemasal Anılar” yayınlandı. Sonrasında da sırasıyla “Sinema ve 12 Eylül”, “Mülksüz ve Çıplak”, “Benim Sinemacılarım”, “Devlet, Toplum ve Sinema”, “Hayatımız Sinema” adlı kitaplarım yayınlandı. Önümüzdeki günlerde “Sine-Masal Yazılar adlı kitabım basılacak. Üzerinde çalıştığım, yayına hazırladığım üç ayrı dosya daha var. İki yıldır da bütün eski-yeni kitaplarım Klaros Yayınlar tarafından yayınlanıyor.

“Sinema Ansiklopedisi” çalışmamı tek kişinin üstesinden gelebileceği bir çalışma olmadığı, bir ekip işi olduğu için askıya aldım… Bunun yerine Cumhuriyet döneminde Türkiye Sinema Tarihi üzerine bir çalışma içindeyim.

Ali İhsan Aksamaz: Sizin belgesel filmleriniz de var: “Fantastik Sineması” ,“Şimdi Geçti Buradan: Işıyarak Yok Olan Aktör Erkan Yücel”, “Bir Pütün Olarak Yılmaz Güney”, “İki Kalas Bir Heves”, “Çeşme Film Festivali”. Yeni belgesel çalışmalarınız, yeni projeleriniz var mı? Müjdeli haberleriniz var mı?


 

“Yeni projeler var fakat olanaksızlıklar nedeniyle ertelemek zorunda kalıyorum”

 

Mesut Kara: Yaptığım belgesel film çalışmalarını da şöyle sıralayabilirim:

• Erkan Yücel Belgeseli - Yönetmen ve Metin Yazarı

• Fantastiğin Sineması - Yönetmen ve Metin Yazarı

• Salih Tozan Belgeseli/Yardımcı Yönetmen (Yönetmen Yılmaz Atadeniz)

• Sami Hazinses Belgeseli/Danışman (Yönetmen Yılmaz Atadeniz)

• İzzet Günay Belgeseli/Senaryo yazarı

• Yeşilçam’ın Kötü Adamları/Senaryo Yazarı (Yönetmen Burak Gülgen)

• Kuşadalı Bir Yurttaş İsmail Dirim -Yönetmen

• Mavi İnsan Mustafa Veli – Yönetmen

Yeni projeler var fakat olanaksızlıklar nedeniyle ertelemek zorunda kalıyorum.

Ali İhsan Aksamaz: Hangi yayın organında okuduğumu şimdi hatırlayamıyorum; ancak ilk Türk filminin hangisi olduğu konusunda bir tartışmanın olduğunu hatırlıyorum. Bazıları, Sultan Reşad’ın Rumeli seyahatini konu alan filmi; bazıları da Ayastefanos’taki Rus Anıtının yıkılışını konu alan filmi, ilk Türk filmi olarak kabul ediyor diye bir tartışmanın olduğunu hatırlıyorum. Siz bu konuya nasıl yaklaşıyorsunuz?  


 

Mesut Kara’nın katkı sunduğu etkinliklerden bazıları

 

 

Mesut Kara: Festivallerde, sinemayla ilgili kurumlarda, yayınlarda vb. sinemamızın kabul gören sembolik doğum tarihi 14 Kasım 1914. Bu tarihte çekildiği söylenen/ kabul edilen ilk “Türk filmi” Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı. Filmi çektiği ve “ilk Türk filmi”ne imza attığı söylenen kişi ise Fuat Uzkınay.

İddiaya göre o tarihte yedek subay olan ve öncesinde Sigmund Weinberg’in yanında sinema aygıtlarını kullanmayı öğrenmiş olan Fuat Uzkınay, anıtın yıkılışını filme alır. Böylece 14 Kasım 1914’de Fuat Uzkınay tarafından çekildiği söylenen “Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı” adlı 150 metrelik belge film, ilk “Türk filmi” olarak tarihe geçer. Fakat bu filmi bugüne dek gören olmamıştır. Filmin çekilemediği ya da çekildikten sonra yandığı, kaybolduğu yönünde kuşkular vardır.

Bu konuda, sinema tarihçisi Nijat Özön’ün ve Burçak Evren’in değerli araştırmaları, katkıları olmuştur. Nijat Özön “İlk Türk Sinemacısı Fuat Uzkınay” (TSD Yayınları, 1970 İstanbul) adlı kitabında bu kuşkuları dile getirmiştir. Konuyla ilgili birçok makale yayınlayan, araştırmalarını kitaplaştıran Burçak Evren de kuşkularını ve öncesinde çekildiği söylenen filmlere yönelik belgelerini bu kitaplarda kaleme alır. Yeni belgeler sinemamızın “sembolik” doğum tarihini değiştirmese de bilinmezliklerin, belirsizliklerin aydınlanması açısından önemlidir.

Burçak Evren sözü edilen filmin ilk Türk filmi olmadığını, filmi, döneminde de (bugün aramızda olmayan onlarca kişiyle yapılan söyleşiler sonucu) hiçbir kimsenin görmediği belirtiliyor. Burçak Evren’e göre “En önemlisi; bu film çekilmiş olsa bile ilk film sayılmayacağıdır. Manaki Kardeşler’i yaşadıkları dönem içinde değerlendirip Osmanlı tebaasından oldukları gerçeği düşünülürse, onları Türk sinemasının öncülerinden saymak mümkün olmaktadır. Bu gerçekten yola çıkarak onların 1905’te ilk çektikleri filmi de (Yün Eğiren Kadınlar) Türk sinemasının başlangıcı olarak kabul etmek olasıdır.

Yanaki-Milton Manaki Kardeşler’in değil de Fuat Uzkınay’ın çektiği varsayılan filmin ilk “Türk Filmi” kabul edilmesini ‘sinemayı millileştirme’ ve sembolleştirme çabası olarak değerlendirmek gerekir.

 

Ali İhsan Aksamaz: Türk Sinema Tarihini dönemlere ayırarak incelemek gerekirse, siz bu dönemlerin başlangıcı olarak hangi olay, olgu ve süreçleri görüyorsunuz? Türk Sineması, bu dönemlerde hangi ülke sinemalarından büyük ölçüde ya da kısmen etkilendi? Bu alanda, dönemlerine göre Türk Sinemasında hangi ekoller ne kadar etkili oldu?    

Mesut Kara: Nijat Özön, Türk Sineması’nı “İlk Dönem (1914–1923), Tiyatrocular Dönemi (1923–1939), Geçiş Dönemi (1939–1950), Sinemacılar Dönemi (1950–1970), Genç/ Yeni Sinema Dönemi (1970–1987)” olarak tanımlar. Tarihlerdeki küçük oynamalar dışında genel kabul görmüş bir tanımlamadır bu. Farklı dönemlendirmeler de olmasına karşın genellikle araştırmacılar Nijat Özön’ün tanımını kabullenir. Türk sineması tarihinde dönemlendirmeyi yeniden tanımlamak gerektiğini düşünenler de vardır. Bu satırların yazarına göre de 1950–1970 arasını Yeşilçam dönemi diye tanımlamanın daha uygun olduğu düşünülmektedir. Bu dönem de kendi içinde bölümlenebilir. Örneğin Bülent Görücü’nün “Yeni Film” dergisinde önerdiği “1950–1960: Ticari Yeşilçam sinemasının başlangıç ve gelişim yılları”, “1960–1970 Yeşilçam sinemasının doruk yılları / Yeşilçam-dışı sinema arayışları” biçiminde tanımlanabilir sinemamızın bu dönemi. 70’leri, 80’leri ve 90 sonrası dönemi yeniden yorumlamak/ tanımlamak gerekmektedir.

Sinemacılar döneminde belli bir sinema dili oluşturma arayışları gelişir. Bu isimlerin en önemlileri arasında Lütfi Ö. Akad, Metin Erksan, Atıf Yılmaz, Osman Seden, Memduh Ün, Halit Refiğ ve Yılmaz Güney vardır. Bu yönetmenler Yeşilçam sinemasının popüler, ticari yanına filmler yapsalar da asıl arayışlarını Yeşilçam dışı bir sinemaya yöneltirler. Başlangıçta Batı etkisinin, Batılı Sinema dilinin önemli etkileri görülse de zaman zaman Yeşilçam’ın ticari ilişkilerine yenik düşseler de kendi üsluplarını, ulusal bir sinema gerçekleştirme isteklerini oluşturmada önemli kırılma noktaları yaratırlar.

27 Mayıs 1960 yılında yapılan askerî müdahale sonrası kabul edilen yeni anayasanın getirdiği kısmî özgürlük ortamı sinemaya da yansır. Toplumsal gerçekçi filmler yapılmaya başlanır bu dönemde. 

Toplumcu gerçekçiliğin ilk örneği de Metin Erksan’ın yönettiği “Gecelerin Ötesi” (1960) dir. 1960-65 arasında yapılan köy gerçeği öyküleri ve toplumsal gerçekçi başyapıt filmlerin etkisi ve izi bugünlere kadar yansır.

“Gecelerin Ötesi” (Metin Erksan, 1960), “Yılanların Öcü” (Metin Erksan, 1962), “Şehirdeki Yabancı” (Halit Refiğ, 1962), “Susuz Yaz” (Metin Erksan, 1964), “Kızgın Delikanlı” (Ertem Göreç, 1964), “Karanlıkta Uyananlar” (Ertem Göreç, 1964), “Hızlı Yaşayanlar” (Nevzat Pesen, 1964) ve “Bitmeyen Yol” (Duygu Sağıroğlu, 1965) filmlerini 60’ların ilk yarısında yapılan toplumsal gerçekçi filmlerin önemli örnekleri olarak sıralayabiliriz. “Ulusal Sinema Hareketi”nin, Sinematek Derneği’nin etkileri, katkıları önemlidir. “Genç Sinema Hareketi” önemli bir çıkıştır. 1970-80 arasında Yılmaz Güney’in etkisi büyüktür.

 

 


Mesut Kara, Yeşilçam’ın emektarları ile

 

Ali İhsan Aksamaz: Türk Sinema Tarihi’nin, bugüne kadar sağlıklı olarak mercek altına alınabildiğini düşünüyor musunuz? Türk Sinemasını başlangıcından bugüne her yönüyle tanıyor muyuz? Bir Türk filmleri arşivimiz var mı? Türk Sinemacılığının, kendi tarihine lâyıkıyla sahip çıkıp, çıkmadığı konusunu da değerlendirir misiniz? Bunun sebeplerine ilişkin neler söylemek istersiniz?

Mesut Kara: Türk Sinema Tarihi üzerine yazmak, araştırmalar yapmak bilgi ve belge eksikliği nedeniyle oldukça güçtür. Başlangıcından itibaren belgesi olmayan sinemamızın, yazarı da araştırmacısı da olması gerektiği kadar olamamıştır. Buna bir de belge biriktirme geleneğinin eksikliği eklendiğinde, -tıpkı yıllarca yapılan Yeşilçam sineması gibi- karanlıkta el yordamıyla, kişisel çabalarla tarih yazma güçlüğü ortaya çıkmaktadır. Yeterli yazılı belge, araştırma olmaması, tanıklıkların kayda geçmemesi, arşivlerin tutulmaması, anıların yazılmaması, var olan belgelerin kişisel arşivlerde bulunması, araştırmacıların, tarihçilerin, akademisyenlerin kullanımına açık olmaması bilimsel araştırmaları daha da güçleştiren bir durum oluşturmaktadır. Yeterli olmayan az sayıdaki belgeye ulaşmaktaki güçlük, kaynakların ve kişisel çabaların yetersizliği birçok olumsuzluğu da beraberinde getirir. Zaman içinde, belgeye dayanmayan kulaktan dolma bilgiler, aynı kaynaktan çoğaltılan eksik ya da yanlış bilgiler genel doğrulara dönüşür.

Sinemamızın kendiliğinden, karanlıkta el yordamıyla, deneme yanılma yöntemiyle oluşması-gelişmesi yapılacak araştırmalar kadar, yorumlamayı da güçleştirmektedir. Başlangıcından bu yana belli bir kuramsal desteğin olmaması, eleştirel katkıdan, destekten çok devletin ve kültür çevrelerinin olumsuz yaklaşımları, köstekleri de (sansür, baskı, küçümseme vb.) sinemamızın gelişmesine olumsuz etki yaptığı gibi, bugün değerlendirmelere, yorumlamalara kolaylık getirebilecek doğru kurumsallaşmayı, sektör olabilmeyi de olumsuz etkilemiştir.

Ali İhsan Aksamaz: Kuşkusuz Batıda endüstrinin gelişmesine paralel olarak film çekiminde ve üretiminde kullanılan araçlar da gelişti. Batıda gelişen bu araçlar, geçmişte eş zamanlı olarak ülkemizde de kullanılabildi mi? Bu konuyu geçmişi ve bugünüyle değerlendirir misiniz?   

Mesut Kara: Yeşilçam dönemi sineması olanaksızlıklar içinde, devletin ağır sansür baskısına rağmen, sinema emekçilerinin emeği ve “yaratıcılıklarıyla” kendi kendini var eden bir sinemaydı. Teknik olanaklardan yoksundu. 1990- 2000 sonrası oluşan yeni sinema gelişen teknolojik olanaklardan da yararlanarak, kendini yenileyip, dönüştürerek filmler yapmayı sürdürüyor. Daha gerçekçi, daha hayatın içinden…

Ali İhsan Aksamaz: Bir filmin ortaya çıkmasında çok çeşitli evrelerde çok farklı kişilerin emeği var. Her bir filmin de bir mesajı var. Bu mesajın izleyiciye ulaşması ve etkili olmasında en büyük sorumluluk senaristte mi, yönetmende mi, oyuncularda mı, prodüktörde mi?

Mesut Kara: Sinema bir ekip ve para işi. Kolektif bir çaba gerektiriyor. Öncelikle iyi bir fiti\ proje ve bunun senaryoya aktarılması gerekiyor. Sonra bu projeyi başarıyla hayata geçirecek, oyuncu yönetiminde de başarılı iyi bir yönetmene ihtiyaç var ve bütün bunları gerçekleştirmek için bu projeye para yatıracak bir yapımcı olması gerekiyor. Bu ayaklardan biri eksik olsa film aksar ya da gerçekleştirilemez. Yönetmen sineması\ Auteur sineması da denilen yeni dönem sinemasında genellikle kendi senaryolarını filme aktaran yönetmenler filmin de yapımcısı konumundalar.

Ali İhsan Aksamaz: Başlangıcından bugüne Türk filmlerini yıllarına, türlerine, konularına, başka ülkelerden taklit olup olmadıklarına, başrol oyuncularına göre sınıflandırdığınızda, karşımıza genel olarak nasıl bir tablo çıkıyor? Bu tablodan ortaya çıkan sonuç, Türk sinemacılığının bilinçli bir tercihi mi, 1945 sonrası “yeni dünya düzeni”nin Türk Sinemacılığına bir dayatması mı, yoksa her ikisi de mi?

Mesut Kara: Sinema her sanat dalından, tiyatrodan, müzikten, özellikle de edebiyattan ve başka ülke sinemalarından, yararlanır. Sinemamız da başlangıcından bu yana tiyatrodan, yerli-yabancı edebiyattan ve başka ülke sinemalarından etkilenerek, yararlanarak, taklit ederek, uyarlayarak filmler üretti.  Yalnızca ülke edebiyatından söz edersek 1917 tarihli “Pençe” filminden bugüne dek, “122 edebiyatçımızın eserlerinden senaryolaştırılan filmler, 445 kez uyarlanarak, beyaz perdeye aktarılmıştır.

Başka ülke sinemasından 203 film uyarlanmış, taklit edilmiş, kopyalanmış ya da yeniden üretilmiş.

Türk sinemasında Yeşilçam dönemi yıldız sinemasıydı ve oyunculara göre filmler yapılıyordu. Yeşilçam’da her konuda, her türde filmler üretildi. Yeşilçam sineması, -dönemin ana akım sineması- sistemin kendini yeniden üretmesine, kalıcı ve uzun soluklu olmasına hizmet ediyordu. Bu anlamda toplumu “afyonluyordu.” Dayatmadan çok bir tercih ve çaresizlikti, savrulmaydı, tecimseldi.

Ali İhsan Aksamaz: Zaman ayırdığınız ve sorularımı samimiyetle cevapladığınız için teşekkür ederim. Sizi daha fazla meşgul etmek istemiyorum. Şimdilik başka sorum yok. Ancak sizin okuyucularımıza iletmek istediğiniz başka mesajlarınız varsa, lütfen onları da aktarın. Size sağlıklı,  yeni eserler üreteceğiniz uzun bir ömür dilerim. Sağlıcakla kalın. 

Mesut Kara Bana böyle önemli sorularla güzel bir söyleşi olanağı verdiğiniz zaman ayırdığınız ve güzel dilekleriniz, için çok teşekkür ederim.

Sanat\ sinema hayattır, hayatı güzelleştirme, dönüştürme araçlarıdır. Hayatın içinde olalım. Selam ve sevgiyle…

 


Mesut Kara ve dostlarının 1997 yılında birlikte çıkardığı, kendisinin de yazdığı ve sayfa tasarımlarını, grafikerliğini yaptığı mizah dergisi: “Fesat”

+

(Önerilen okumalar:  Adnan Tönel, “2. Çeşme Film Festivali’nin Ardından”,  5 VI 2012, birgun.net;  Cemal Berktaş, “Bir Mesut Kara Söyleşisi”, 26 V 2020, cemalen.com;  Korkut Akın, “Devlet, Toplum ve Sinema Adlı Kitabının Yayını Vesilesiyle Mesut Kara Röportajı”, 4 IV 2020, Kitap Eki Dergisi, Mart 2020/ sadibey.com;  Mesut Kara, “Erkan Yücel ve Sinema”, 1 XII 2012, evrensel.net; Mesut Kara, “Bir Pütün Olarak Yılmaz Güney”, 17 XI 2012, sinematikyesilcam.com)

 

aksamaz@gmail.com

 

https://sonhaber.ch/mesut-kara-sinema-hayattir-hayati-guzellestirme-donusturme-araclaridir/

 http://www.circassiancenter.com/tr/sinema-hayattir-hayati-guzellestirme-donusturme-araclaridir/