“Yüksek
yerleşim yerlerinde saha çalışması yapmak da istiyorum!”
(Ön
açıklama: Şimdi Sabri Aslışen ile beraberim. Bugünkü misafirim Sabri
Aslışen. Sabri Aslışen, çok bilgili bir
insan. Çok çalışkan bir aydınımız. Sabri Aslışen’in her alanda çok kıymetli
çalışmaları var; baştan aşağı sağlam bir kültür adamı kendisi. Gazeteci, yazar,
çevreci, fotoğraf sanatçısı, tulumcu ve dağcı kendisi; ben böyle biliyorum.
Ben, Sabri Aslışen ile bir söyleşi yaptım. Kültürel çalışmalarından bahsettik.
Bu metin, söyleşimize ait.(Ali İhsan Aksamaz, 09. VIII. 2019)
+
Ali
İhsan Aksamaz: Önce biyografinizden konuşalım, lütfen! Önceki yaşamınızdan
bahsedin bize! Nerede ne zaman doğdunuz? Nerelisiniz? Kimlerdensiniz?
Mesleğiniz nedir? Evli misiniz? Çocuklarınız var mı?
Sabri
Aslışen: 55 Yaşındayım. Ardeşen İlçesi’nin Seslikaya Köyünde 20 Ağustos’ta
doğdum. Ardeşenliyim. Ğomunoğlu. (Turudi, Mollasaliği). Gazeteciliğimin ve yazarlığımın
yanı sıra doğa sporlarını da meslek olarak yapıyorum. Evliyim. Bir kız çocuğum
(22).
Ali
İhsan Aksamaz: Hangi okullarda okudunuz? Hangi dilleri biliyorsunuz? Şimdi
nerede yaşıyorsunuz?
Sabri
Aslışen: Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler okudum. Aynı üniversitenin
Fotoğrafçılık bölümüne de devam ediyorum. Günlük konuşmada gerekli olacak
şekilde Fransızca ve İngilizce biliyorum. Lazcayı konuşabildiğim gibi okuyup
yazabiliyorum. Eşimin işi gereği Ankara’da yaşıyorum.
Ali
İhsan Aksamaz: Biliyorum, gazetecisiniz. Kültürel mirasımızı yaşatmak için de
makaleler yazıyorsunuz. Makaleleriniz bir değil, birçok gazetede yayınlanıyor;
bunu biliyorum. Siz de isterseniz, önce eski çocuk oyunlarından bahsedelim.
Bize, eski çocuk oyunlarından bahsedin, lütfen! Bu oyunların Türkçe adlarını
verin, lütfen, bu yeterli olacak.
Sabri
Aslışen: Yaklaşık 35 yıldır gazetecilik mesleği sürdürmekteyim.
Çocukluğumuzdaki oyunlar bir başkaydı. Oyunları belli yaş grubuna göre ayırarak
oynardık. Bizim için her etkinlik bir oyun gibiydi. Kırmızı toprakla suyun
karışımından elde edilen çamur, çocukluğumun ilk oyunu olmuştu. Çamur oyununa “Let’aş
oliobiru” adını vermiştim. Çocukken oynadığımız oyunların bazılarını sizinle
paylaşayım; Saklanmaç, Korkuluk, İp atlama, Çelik-çomak, mendil kapma, topaç,
bilye-misket, çağatara, çember çevirme, tel-tahta araba sürme.
Ali
İhsan Aksamaz: Günümüzde de bu oyunları yaşatmak için neler yapmalıyız? Siz ne
düşünüyorsunuz?
Sabri
Aslışen: Aslında hiçbirimiz çocuklarımıza yeterli ve nitelikli vakit
ayıramıyoruz. Çalışma hayatı bir yandan ev işleri bir yandan. Anneler ve
babalar sürekli bir koşuşturma, bir şeyleri yetiştirme telaşı içinde geçiriyor
günlerini. Belki de kısacık bir zaman ayırıp çocuklarıyla göz teması kurmaya,
eskilerden sohbet etmeye, çocukken neler yaptıklarını anlatmaya bile ne zaman
bulabiliyor ne de bu konuya değer veriyorlar. Oysa ki, anne-baba-çocuk
arasındaki en kuvvetli bağ iletişim ve fiziksel temas ile kuruluyor. Bu temas
vasıtasıyla çocuklarımıza gelenek-göreneklerimizi, yerel çocuk oyunlarımızı
öğretebiliriz. Ancak bu şekilde gelecek nesillere aktarım sağlayabiliriz. Eğer
bunları yapamazsak, yerel kültürlerimizi kendi ellerimizle öldürmüş oluruz.
Ali
İhsan Aksamaz: Biliyorum, siz tulum ve kemençe de çalıyorsunuz.Doğru biliyor
muyum?!Tulum ve kemençe çalmayı ne zaman ve kimden öğrendiniz?
Sabri
Aslışen: Hayır, hayır! Tulum ve kemençe çalmayı bilmiyorum, ama bunlar başta
olmak üzere, yerel kültürlerimizin içinde yer alan müzik aletlerinin çıkardığı sesleri
dinlemeyi çok seviyorum. Oğlak derisiyle yapılan tulumun yani Lazca adıyla
Gudanın içine dolan nefes, parmakların ustalığıyla Navdan çıkan sesin güzelliği
bir başkadır. Hele de bu sesi Lazona’nın ve Doğu Karadeniz’in yağmur
ormanlarıyla buluştura bildiyseniz tadına doyum olmaz.
Ali
İhsan Aksamaz: Laz kadınları canla- başla çalışıyor, eşleri boş-boş oturuyor
diyor kimi insanlar. Öyle mi? Siz bu söze ilişkin neler söyleyebilirsiniz?
Sabri
Aslışen: Hep söylenir ve tenkit konusu olur, “Rize’de bütün işleri kadınlar
yapıyor, erkekler ise yan gelip yatıyor,” diye. İşte bu davranışların ana
kaynağı gurbetçiliğin getirdiği bir alışkanlık veya gelenek. Bölgemize çay
tarımı gelene dek insanımız gurbetçiydi…
Doğu
Karadeniz’in kuzey doğusunda yer alan Batum ve Sohum, önemli bir ticaret
merkezi olmasısebebiyle gurbetçileri rahatça kendine çekebiliyordu. Ortak
kültür ve yakınlık bakımından, Batum ve Sohum şehri bölge insanının gurbeti
olmuştu. (1800’lü yıllardan 1937’ye kadar, taki Sarp sınır kapısı kapanıncaya
kadar. Sınır kapısı kapandıktan sonra kırsal göç ağırlıklı olarak başta Ankara,
İstanbul ve İzmir olmak üzere diğer illere doğru yönelmeye başladı. Bu göç,
daha çok dışarıdan bakanlar tarafından tenkit konusu olmuş ve ağızdan ağıza
“Doğu Karadeniz Bölgesinde bütün işleri kadınlar yapıyor, erkekler ise yan
gelip yatıyor” şeklinde dolaşmaya başlamıştır. Bu ifadenin aslına bakıldığında,
geçmişte gurbetçi olarak çalışan erkeklerin, dışarıda yani “gurbet elde” evine
ekmek parası getirmek için ter döktüğü süreçte, kadınlarının yörede aktif
olarak çalışmaları ve ister istemez evin hem kadını hem erkeği rolünü
üstlenmeleri dolayısıyla ortaya çıktığı görülecektir. Bölge insanı olarak bunu
aslında hepimiz çok iyi anlayabiliyoruz. Elbette ki, bu durumu kullanan yöre
insanı da olmuyor değil.
Yanlış
anlamayın beni! Ülkemin gezmediğim, görmediğim yeri kalmadı. Yurt dışında da yaklaşık
on ülke gezdim. Bütün bu seyahatlerim süresince yöremizi ve Kaçkar Dağı,
eteklerini gözlerimin önüne getirdim kıyaslamak için. Ne mümkün! Kıyas kabul
etmedi hiçbiriyle! Gerçekten tabiat olarak dünyada bu kadar güzel bir yer yok.
Doğu Karadeniz dağları, dereleri, yaylaları ve gölleriyle eşsiz bir doğa
güzelliğine sahip ama, aynı zamanda çok zorlu coğrafya. Halkın, bu tabiat
şartları içinde hayatını idame ettirmesi, geçimini sağlaması fevkalade zor. Bu zorluğun
üstesinden ancak birlik olarak, kadın veerkek beraber sorumluluğu taşıyarak
gelebilecektir. Eski alışkanlıkların, gurbetçilik zamanlarının ve ben yatayım
sen yapçılığın gerilerde kalmasıyla Doğu Karadeniz halkı ve doğasıyla daha da
yükselerek kalkınabilecek, ülkemizin müstesna turizm cenneti olarak gözde
yerini perçinleyecektir.
Ali
İhsan Aksamaz: Siz dağcısınız, bunu biliyorum. Geziler de yapıyorsunuz. Lütfen,
bu gezilerinizden bahsedin bize! Bu gezileri nerelerde yapıyorsunuz? Gezi
konusunda dernek ve şirketleriniz var mı?
Sabri
Aslışen: Ortaokul yıllarından beri doğanın içindeyim. Doğayı sevmeyi rahmetli
anneme, fotoğrafçılığı ve dağcılığı ise “Dağların Reisi” lâkaplı Muhammet
Önçırak ağabeyimize borçluyum. Türkiye Dağcılık Federasyonu kurulmadan önce,
Ardeşen ilçemizde 1960 yılında Prof. Dr. Yılmaz Ergün Hocamız öncülüğünde
dağcılık derneği kurulmuş. Bu dernek sayesinde, Kaçkar Dağları eteklerinde yer
alan Fırtına Vadisi üzerindeki yerleşim alanlarında dağcılık sporunun
gelişmesinde önemli ölçüde katkılar sağlamıştır. 1998 yılında “Doğu Karadeniz
Kaçkar Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Kulübü” adı altında kapsamlı bir
derneğin kurulmasında öncülük yaptım. Bu kulüp sayesinde, yapılan sportif
faaliyetler, festivaller ve dağcılık şenlikleri sayesinde sadece bölgemiz
değil, Doğu Karadeniz’in tamamı bölgesel ve ulusal medyalar aracılığıyla
tanınmış oldu. Bu tanıtımda emeği geçen kurucu üyelere, bugüne kadar görev alan
başkan ve üyelerine ve de halen görevde olan başkan ve yönetim kurulu üyelerine
sizin aracılığınızla sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Kulüp olarak gezilerimiz,
özellikle hafta sonları doğu Karadeniz’in tamamına ve yılın belli aylarında
yurt geneline hatta yurt dışına sportif ve gezi amaçlı programlar
düzenlenmektedir. Kulübümüz şirket değil, yaptığı faaliyetlerin çoğunluğu
sportif amaçla yapılmaktadır.
Ali
İhsan Aksamaz: Siz, Ardeşen’in Sesi adlı gazetenin de öncülerinden birisiniz.
Siz de isterseniz, biraz da bu gazeteden konuşalım!
Sabri
Aslışen: Ardeşenin Sesi Gazetesi, Ardeşen ilçemizde kurulan yerel bir
gazetedir. Yıllar önce küçücük bir mekânda başladı yayın hayatına. Bir kulübeyi
andıran, sadece bir kapı ve bir pencereden ibaret olan daracık mekânında doğdu
gazetemiz. Hurufat (Tipo) baskıyla haftalık olarak yayınlanan, kuruluşundan
beri doğru, dürüst, tarafsız ve ilkeli yayın çizgisinden sapmadan yoluna devam
eden gazetemiz, modern ofset tesislerinde günlük olarak çıkarılmaya ve yarım
asra yaklaşan bir süredir okuyucularıyla buluşmaya devam ediyor.
Yerel
ve bölgesel gazetelerin kendi imkânlarıyla ayakta kalmaları kolay olmamasına
rağmen, Ardeşenin Sesi Gazetesi, kuruluş tarihi olan 25 Ocak 1973’ten bugüne
tam 46 yıldır aralıksız olarak yayın hayatına devam etmektedir. Ardeşenin Sesi
Gazetesi’ni bölgemize kazandıran gazetemizin kurucuları Av. Sedat Kâhya hocam ve
Ahmet Özcan Bey başta olmak üzere fikir işçilerine, yazarlara ve tüm
çalışanlarasizin aracılığınızla sonsuz şükranlarımızı sunuyorum.
Ali
İhsan Aksamaz: Günümüzde, siz başkent Ankara’da yaşıyorsunuz. Ankara’da
kültürel bir derneğiniz var mı? Varsa, dernekte hangi kültürel aktiviteleri
yapıyorsunuz?
Sabri
Aslışen: Ömrünün yüzde 60’ini doğada geçiren biri için şehir hayatı çok zor
gelmektedir. Yaklaşık 5 yıldır Kavaklıdere Çankaya Ankara’da ikamet ediyorum.
Bayındır-2 Sokak No: 30 D: 5 Çankaya/ Ankara adresinde Başkentimize yakışır
“Ardeşen Kültürevi Derneği” (ARDER) adında bir derneğimiz var. Yaklaşık 500’ü
aşkın üyesi bulunan derneğimizin başkanlığını, yıllarını eğitime adamış, emekli
matematik öğretmeni Ahmet Üstoğlu yürütmektedir. Başkanımız ve dernek yönetim
kurulu üyeleri olarak bizlerin üstlendiği misyon, Ankara’da ve Ankara dışında yaşayan
Ardeşenliler arasında köprü vazifesini üstlenerek sosyal, kültürel ve eğitime
yönelik faaliyetlerini sürdürmektir.Ülkemizin saygın kuruluşları arasında yer
alan Koç Holding Yönetimi tarafından ülke genelinde faaliyet gösteren yerel
kültür dernekleri arasında yıl boyunca en çok etkinlik yapan faal dernek olarak
Ankara Ardeşen Kültürevi Derneğimiz gösterilmiştir. Bundan ötürü çok gururluyuz.
Ali
İhsan Aksamaz: Aklınızda yeni kültürel projeler var mı? Bir kitap yazmak gibi
bir projeniz var mı?
Sabri
Aslışen: Yerel anlamda eskiz aşamasında olan projelerim var. Bunların başında
gelenek-göreneklerimizin içinde yer alan çocuk oyunları gelmektedir. Unutulmaya
yüz tutmuş olan Laz çocuk oyunlarını aslına uygun bir şekilde yazılı ve görsel olarak
hazırlamak istiyorum. Bu konuda sizin deneyimli çalışmalarınızdan ve aydın
fikirlerinizden ve de Çocuk Gelişim Uzmanı olan eşimin görüşlerinden de
yaralanmak istiyorum. Ömrümüz vefa eder de bu eseri hazırlayabilirsek, gelecek
nesle ve onların çocuklarına iyi bir kaynak eser bırakmış olacağız.
Öte
yandan önümüzdeki yıl Doğu Karadeniz bölgesindeki yüksek yerleşim yerlerinde
geçmişe dayalı eserleri araştırmak, bu eserlere bağlı kaynak bilgileri ve
özellikle yaşanmışlıkları bir araya toplamak için saha çalışması yapmak
istiyorum.
Ali
İhsan Aksamaz: Size çok teşekkür ederim. Sorularıma baştan aşağıya
derinlemesine cevap verdiniz. Daha ne diyeyim?! Daha ne sorayım?! Soracak başka
sorum yok. Sizin söyleyecekleriniz varsa, lütfen buyurun söyleyin!
Sabri
Aslışen: Bana verdiğiniz bu fırsattan dolayı sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Hali
hazırda bölgede yaşamıyor olsam da, yaşanmışlıkların izlerinin kaybolmaması,
yerel kültürümüzün gelecek nesillere sağlam şekilde aktarılması,
gelenek-görenek ve kültürel mirasımızın ileriye taşınması için bireysel olarak
elimden gelen gayreti göstermeye çalışmak en büyük hedefim. Umarım başarabilirim.
+
“Rak̆anoni oput̆epes k̆ult̆uruli noçalişe oxvenuti guris mek̆amilaps!”
(Önerilen
okumalar: Avni Ertaş: “Tarım, eğitim ve dış politika değişmez devlet
politikaları olmalı!”, sonhaber.ch, 19. VII. 2024; Bayram Ali Özşahin:
“Kapitalizm her şeyi aşındırıyor, öğütüyor, eritiyor, kaybediyor!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 14. VIII. 2019;
Besim Özel: “Köyümüzde Lazca türküler söylenirdi”, sonhaber.ch/
circassiancenter.com.tr, 11. IV. 2022; Cemil Telci: “Çay Üreticileri de Özel
Şirketlerin İnsafına Kaldı!”, sonhaber.ch/
circassiancenter.com.tr, 19. VI. 2021; Cihangir Bilgin: “Anadolu’da yaşamış
ozan ve âşıkların divanını okudum!”, sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/ circassiancenter.com.tr, 11. XII. 2021; Cihangir
Bilgin: “Kendi kültürümüze ve anadilimize dair tek kalem oynatmamak çok zoruma
gitmişti!”, sonhaber.ch sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/ circassiancenter.com.tr, 12. XII. 2021; Cihangir
Bilgin: “Batum, Tiflis, Rustavi’de arşiv çalışmaları yaptım!”, sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/
circassiancenter.com.tr, 14. XII. 2021; Cihangir Bilgin: “Lazca mücadelemize
devam edeceğiz!”, sonhaber.ch / gurcuhaber.com/
circassiancenter.com.tr, 16. XII. 2021; Demir Akın “Ne Kadar Çok Dil, O Kadar
Çok Zenginlik!”, sonhaber.ch/
circassiancenter.com.tr, 30. XI. 2018; Ergün Konakçı: “Vatandaşların Eğitim ve
Kültür İhtiyaçları İçin Çeşitli Faaliyetlerde Bulunmak Siyasî Bir Eylem
Değildir!”, circassiancenter.com.tr, 24. VIII. 2019; Erol Kant “Antik çağlardan
günümüze gelen bu kadim dili yaşatmamız gerekiyor!”, sonhaber.ch,
circassiancenter.com.tr, gurcuhaber.com, 31. VIII. 2022; Fatma Başural:
“Anadilimizi, Kültürümüzü, Geleneklerimizi Bilelim!”, circassiancenter.com.tr,
1. XII. 2018; Gülcan Yüksel Asılyazıcı: “Dört Elle Lazca İçin Savaşan Biri Olup
Çıktım!”, sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/
circassiancenter.com.tr, 29. III. 2021; Gülhan Alkan: “Batum
Muhaciri olarak gelmişiz!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 20. III.
2024; Hasan
Uzunhasanoğlu: “Lazca, Bir Dialekt (Ağız, Şive) Değil, Bir Dildir!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 21. VIII. 2019; İnci
Derya Turna, “Anadilimiz ve Köklü Güzel Kültürümüz Yok Olmasın!”;
circassiancenter.com.tr, 11. IX. 2019; İnci
Derya Turna: “Hoca olan dedem, babama; ‘müziğinle insanları eğlendirip Sevap kazan’ demiş!”, sonhaber.ch/
circassiancenter.com.tr, 06. XI. 2024; Kemal Özbıyık: “Olgun
insanlar bir araya gelmezsek, dilimiz de ölecek!”,
sonhaber.ch/circassaiancenter.com.tr, 30. XI. 2018; Kemal Özbıyık: “Tam kırk
yıl oldu; bırakmadım”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 30. XI. 2018; Kemal Özbıyık: “Paylaşamadığımız ne var?!”,
sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 30. XI. 2018; Maksut Kesici: “Lazca Eğitim Görebilseydim, Türkçeyi Güzelce
Öğrenebilseydim, Böyle Zor Bir Hayatım Olmayacaktı!”, circassiancenter.com.tr/
sonhaber.ch, 25. XI. 2018; Mecit Çakırusta ile Haber& Söyleşi, Yeni
Kafkasya Gazetesi, Sayı 9, 2003/ circassiancenter.com.tr; Mircan Kaya:
“Çocuklara Ninnilerimizi Duyurmak İstiyorum!”, sonhaber.ch/
circassiancenter.com.tr, 11. V. 2020; M. Recai Özgün ile Haber&
Söyleşi, Yeni Kafkasya Gazetesi,
Sayı 8, Nisan 2003/ circassiancenter.com.tr; M. Yılmaz Avcı ile Haber&
Söyleşi, Yeni Kafkasya Gazetesi, Sayı 6, Ekim 2002/ circassiancenter.com.tr; Muhammed
Paşaşi: “Çocuk, dili anneden öğrenecek!”, sonhaber.ch/
circassiancenter.com.tr, 02. II. 2025; Murat
Özden,"Ali İhsan Aksamaz: Asimilasyon siyasî bir tercihti. Karşı duruş da
politik tavır almayı gerektirir!/ Ben Etnik Partilere Karşıyım!”, 11. VII.
2015/ sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr; Murat Karadeniz: “Gazete Noğa’yı Tamamen
Lazca Yayınladık!”, sonhaber.ch/
circassiancenter.com.tr, 18. II. 2022; Musa Karaalioğlu: “Ağlamayana Süt
Vermezler!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 22. XII. 2018; Orhan Bayramin ile Haber& Söyleşi,
Yeni Kafkasya Gazetesi, Sayı 5, Mayıs 2002/ circassiancenter.com.tr; Orhan Bayramin:
“Laz Edebiyatı 1996’dan Fersah Fersah İleride!”, sonhaber.ch/
gurcuhaber.com/ circassiancenter.com.tr/
simavakfi.org, 15. III. 2021; Osman Şafak Büyüklü: “Lazlar, çalışmalarını
kolektif ortam içinde yapmalı!”, circassiancenter.com.tr/
sonhaber.ch, 21. VIII. 2019; Ozan Sarı: "Eğer bu çalışmaları biz yapmazsak bizim yerimize başkaları yapar ve kendilerine göre
anlamlandırıp yorumlarlar!", sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 04.
XII. 2024; Önder Acar: “Oçamçire’deki Laz Okulu’nda da Öğrenim Görmüş
Anneannem!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr/
gurcuhaber.com, 11. X. 2019; Özlem Şendeniz: “Yerelin gündelik yaşam bilgisine
kıymet veriyorum!”, sonhaber.ch, circassiancenter.com.tr; gurcuhaber.com, 10.
II. 2020; Rıdvan Özkurt Anç̆aşi: “Çoğunlukla Aşk, Doğa, İnsana İlişkin Şiirler
Yazıyorum!”, sonhaber.ch, circassiancenter.com.tr, 04. II. 2022; “Radio
Kolha’nın Redaktörü Mişa Numanişi, Tbilisi’de Ali İhsan Aksamaz İle Bir Söyleşi
Yaptı”, Çveneburi Kültürel Dergi, Sayı 58- 59, Total Müşavirlik ve Mümessillik
Ltd. Şti., İstanbul, 2006; Ruhan Odabaş, “Yitmek Üzere Olan Dilimizi Yaşatabilme
Çabasındayım!”, sonhaber.ch, circassiancenter.com.tr, 3. VII. 2021; Sami
Fitoz: “Çocuklarımızın anadilimizi öğrenmesini istiyorum!”, circassiancenter.com.tr/ sonhaber.ch, 7. X. 2019; Selma Koçiva: “Son Aktif Yıllarımı Laz Edebiyatına Vermek
İstiyorum!”, sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/
circassiancenter.com.tr/ turklaz.com/
avrupaforum4.org, 24. II. 2021; Semih Akgün, (Ali İhsan Aksamaz ile Söyleşi):
“Anadilleriyle ilgili insanların söyledikleri hamaset dolu lâflarının içini bir
proje etrafında doldurmak üzere bir araya gelmeleri ve neyi nasıl yapacakları
konusunda işbaşı yapmaları gereklidir.”, cherkessia.net, 28. VII. 2011; Semih
Akgün, (Ali İhsan Aksamaz ile Söyleşi): “Ana dillerin “ağız, şive, lehçe ve
diyalekt” farklılıklarını öne sürenler, bu anadilleri küçümsemek için bunu
yapıyorlar”, cherkessia.net, 19. VI. 2012; Yılmaz Erdoğan: “Bizimkiler Sohum’a Yerleşmiş!”,
circassiancenter.com.tr, 22. XI. 2018; Yılmaz Erdoğan: “Ogni Kültür Dergisi”
ikinci çocuğum olarak kucağımdaydı!” , sonhaber.ch/circassiancenter.com.tr,
7. VI. 2022; Yılmaz Erdoğan: “Böyle bir kitabı
hazırlamak kolay değil!”, circassianacenter.com.tr/ sonhaber.ch, 09. III. 2024;
Yılmaz Erdoğan: "Sözlük Lazca-Türkçe olmayacak. Türkçe- Lazca
olacak!", aliihsanaksamaz.blogspot.com, 27. I. 2025; “Laz Vakfı
Girişim Komitesi’nden Yüksel Yılmaz ile Görüşme”, Ogni Kültür Dergisi, Sayı 1,
İstanbul, 1993)





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder