11 Ocak 2025 Cumartesi

Cevapsız Bırakılan Sorular

 



Cevapsız Bırakılan Sorular

 

 

 

Sayın Avukat Ahmet Hulusi Kırım,

Dünya, bölge ve ülkemizde yeni dengeler oluşuyor. Figüran olmamalıyız. Söylenecek sözümüz kuşkusuz

 var ve bunu çeşitli şekillerde dillendirmeye çalışıyoruz. Bu işler; akıl, bilgi, yürek ve bilek ister.

 Dürüst olmak gerekir. Öncülerin birlikte hareket etmesi gerekir. Bir duruşa sahip olmak gerekir. 

Güç olmak gerekir. Analiz yapma yeteneği gerekir. Ne var ki, zamanında, tüm ısrarlarıma rağmen, 

bir hesaplaşmaya girme cesareti gösteremediğiniz, iki-üç sayfalık bir makaleyi kaleme alıp açığa vurma

 görevinizi yerine getiremediğiniz için bu garipliklere yol verdiniz. Üstelik “tavşana kaç, tazıya koş” 

tavrıyla da hareket ettiniz. Dolayısıyla da bugünkü bu acınacak hâlin bir numaralı müsebbibi sizsiniz. 

Şimdi ise rahatsızlığınızı dile getiriyor ve ayranı tekrar süte dönüştürmeye çalışıyorsunuz. Bütün bu vb.

 gelişmeleri bilen ve değerlendirebilen bir kişi olarak, sizi ciddiye almıyorum. Bir zamanlar avukatlığını

 yaptığınız, sonradan muarızınız insanların dava dosyalarını bana göstermeniz ne kadar yanlışsa, 

bir derneğe hitaben kaleme aldığınız ifadeleri bana da aktarmanız o kadar yanlış. Yine de dürüst 

 insanları yanıltmak ve birlikte iş üretmek gibi ciddî bir niyetiniz varsa, açığa vurma işlemini vakit 

geçirmeden yerine getiriniz. 1992'den bu yana bir değerlendirme yapınız ve cümle âleme ilan ediniz.

Ali İhsan Aksamaz
[17 Ağustos 2007]

 

 

+

 

 

 

Sayın Avukat Ahmet Hulusi Kırım,

 

Aşağıdaki sorulara açık ve net cevap verebilirseniz sevinirim.

 

1) Dâhil olduğunuz düşünülen siyasî hareketten ne sebeple ayrıldınız? Sahibi ve Yazı işleri Müdürlüğünü yaptığınız "Komün" adlı dergi yayın hayatına neden başladı ve yayınını neden sonlandırdı?

2) Lazlara yönelik bir çağrı yapmaya neden gerek gördünüz? Hangi saiklerle hareket ettiniz? Neyi amaçlıyordunuz?

 

3) Lazlara ilk çağrıyı ne zaman yaptınız? "Alyans Düğün Salonu"ndaki toplantıyı kimlerle düzenlediniz? O toplantıda nasıl bir konuşma yaptınız? Konuşma metninizi ulaştırmanız mümkün mü?

 

4)"Aktüel Dergisi"ne verdiğiniz röportaj ve açıklamalarda söylediklerinizi inkâr ettiğinizi hatırlamıyorum. Ancak "Bugün Gazetesi"nde çıkan açıklamalarını inkâr ettiğinizi,  hatta dava açtığınızı biliyorum. Bu davanın safahat ve sonucunu herkesten sakladığınızı biliyorum. Neden? Ayrıca; "Aktüel Dergisi"ne söylediklerinizle "Bugün Gazetesi"nde yazılanların aynı olduğunu çok iyi bilmenize rağmen, niye sözünüzün arkasında durmadınız? Bunu bir hata olarak görmüyor musunuz? Ya da "Aktüel Dergisi"ne söylediklerinizin zamansız ve hazırlıksız olduğunu düşünmüyor musunuz? "Aktüel Dergisi"ne söylediklerinizi en az elli defa okudum. Sonradan çok iyi öğrendim ki, yalnızdınız. Buna rağmen, sanki birbiriyle ilişkili ve çalışan insanların bir hareketi varmış gibi bir imaj oluşturmanızın amacı neydi? Neden "Laz Bujuvazisi de destekliyor" deme ihtiyacını hissettiniz? Laz Burjuvazisinden medet umuyor veya desteğini sağlıyormuş gibi bir davranış sergilemeniz, geçmişinizle hiç uyuşuyor muydu? Söylediklerinizin dışında bir şeylerin yazıldığını söyleyerek bir bahanenizin geçerliliğin bulunmadığını bilmelisiniz.

 

5) Unutmayın: "Aktüel Dergisi"ne söyledikleriniz, düşmanın eline koz vermiş, dostlarınızı da zora düşürmüştür. Vakıf kurmak için yola çıktınız. "Aktüel Dergisi"ne yaptığınız sorumsuz açıklamalar sebebiyle, "Bugün Gazetesi"nden vurgun yediniz. "Ogni Dergisi Süreci"ni bu sürecin bilinçli ve doğal bir sonucu olarak sunmayacağınızı düşünüyorum. Önce oturmak, bir manifesto hazırlamak ve ardından da çalışmaya başlamak; bütün bunlar sizin akıl edemeyeceğiniz konular mıydı?!

 

6)  "Ogni Kültür Dergisi", kolektif bir çabaydı. Herkesin katkısı vardı. Az veya çok. Tombak Bey’in ofisinde düzenlediğiniz toplantıya katılmadım. Ancak söylediklerinizi okudum. Okudum ve güldüm. Şöyle diyorsunuz: "Bizi çok kişi zannediyorlardı, ama bir iki-üç kişiydik." Bu sözler, siyasî bir geçmişi olan, siyasî bir derginin sahip ve yazı işleri müdürlüğünü yapmış, yaşını başını almış ve yıllardır avukatlık yapan birine yakışıyor mu? Yeri geldiği zaman, "işi kişiler üzerinden" algılamamak lâzım" diyorsunuz. İşinize geldiği zaman da, ağzınıza geleni arkalarından söylediğiniz insanların ardına takılıp, onların tutarsızlıklarına ortak oluyorsunuz. Hiç tutarlı davranmıyorsunuz. Neden? Önce dernek kurucusu oluyorsunuz. Sonra bu dernekten ayrılıyorsunuz. İnternette çıkan fotoğraf ve hareketli görüntüleri izledim. Zavallı Pontus Halkını kullanmaya çalışan ve onların Rum olduğu propagandasını yapan göbekli zatlar bir yanda, Kaboğlu öte yanda. Sarigina'nın sözlerini ayağındaki kot pantolonuyla dinleyen zaataliniz! Yakışıyor mu size?! Madem dernekçilik oynayacaktınız neden bu kadar sıkıntı çektiniz? 

 

7) "Ogni Kültür Dergisi"nin idarehanesi sizin yazıhanenizdi. Adres değişti. Taşınıldı. Sonra da dergi yayınına  son verdi. Neden bu değişiklikler oldu?

 

8) Bir gün Ülkücü bir tanıdığınız anlattı. Tehdit almışsınız bir yerlerden. Ben bunu sizden duymayı tercih ederdim. Niye?

 

9)  Sizin gibi siyasî geçmişi olan bir kişinin ANAP milletvekili bilmem kimin referansını can simidi gibi sunması da çok komik. 

 

10) Yıllar önce 105.7/ Çevre Radyo programı “Radyo Tanura”da bir söyleşi yapmıştınız. Hatırlıyor musunuz? Orada söyledikleriniz, Tombak Bey’in ofisinde söyledikleriniz ve burada söylemeye çalıştıklarınız… Bütün bunlarda bir tutarlılık görüyor musunuz?

 

11) Hangi saikle olursa olsun, bir yola girdiniz. Başarısız oldunuz. Bu başarısızlığınızın ürünü defolu sonuç şimdi emperyalizmin maymunu Saakaşvili ile flört içinde. Bunda hiç sorumluluk hissetmiyor musunuz? Üzülmüyor musunuz?

 

12) Geçenlerde bir forward yapmışsınız. Okudum. Dil ve kültür ağırlıklı çalışmaları küçümsemişsiniz. Buna hakkınız var mı? Saakaşvili ile bağlantılı, oradan beslenenlerle ilişki kuranlarla birlikte gözükmeyi kendinize nasıl yakıştırıyorsunuz?

 

13) Geçmişle hesaplaşmadan, eleştiri-özeleştiri mekanizmalarını çalıştırmadan güzel bir başlangıç yapılabileceğine inanıyor musunuz? Emperyalist AB ve ABD'nin kuruluşları UNESCO ve AHİM yalakalığı size ne kadar uzaklıkta? Emperyalist yalakalığı yapanlarla aranızda ne kadar mesafe var?


Hoşçakalın.

 

Ali İhsan Aksamaz

[17 Mart 2010]

 

+

 

DOST ACI SÖYLER, ANCAK ZAMANINDA OLURSA!

 

https://groups.google.com/g/gurcu_kultur_merkezi/c/wiOvonOODoY?pli=1

[DEMOKRATİK GÜRCÜLER PLATFORMU OLARAK LAZ AYDINI AHMET HULUSİ KIRIM İLE YAPTIĞIMIZ RÖPORTAJ/ 13 Ağu 2011]

 

“Ogni Kültür Dergisi’ni yayınlayan Laz aydınları olarak bir hesaplaşmaya ve bir muhasebeye ta 1994’den beri ihtiyacımızın olduğu kesin. Ancak Ahmet Hulusi Kırım’ın şimdi yapmaya çalıştığı gibi değil!  Ben değil eski arkadaşına, düşmanına bile şevkatle yaklaşması gereken bir anlayışın savunucusuyum. Bu sebeple de Ahmet Hulusi Kırım’ın söyleşideki bazı ifadelerini yanlış, bazılarını da gecikmiş ve zamansız buluyorum. Ahmet Hulusi Kırım, “Paparazi” izlenimi uyandıran ifadelerini hemen düzeltmelidir.  “Benden sonra Tufan” mantığını terk etmelidir. Ahmet Hulusi Kırım Yazmış. Netleştirmesi gereken ifadelerini tırnak içinde aktarıyorum. Köşeli parantez içinde kısa sorular bana ait.

 

1)“1992 senesinde kısa bir hazırlıktan sonra bir avuç arkadaşımızla [KİMLER?] birlikte girişimlere başladık. Bunun ilk nüvesi yayınlanması için moral [NASIL?] anlamında katkıda bulunduğum  [NE MANADA?] “Lazlar’ın Tarihi” kitabı oldu.”

2)“Ancak ne acıdır ki kumar oynatmaktan başka amacı olmayan dernek yöneticileri (birkaç yönetici hariç ) [HANGİ DERNEKLER? HANGİ YÖNETİCİLER?] yakınlık göstermek bir yana aleyhimize [SİZ KİMDİNİZ?]  bunlar bölücü diye propaganda yaptı.”

3)“Ben de gözlemci olarak bulundum.” [GÖZLEMCİLİK NEDİR?]

4)“Unutamadığım dramatik bir vaka ise şu an kendisini ulusalcı olarak konumlandıran ve Laz olan Sabahattin Önkibar’ın, “Türkiye Gazetesi”nde bizlerin [“BİZ” DEDİĞİNİZ KİM?] Moskova’dan beslendiğimizi, sicilli komünistler olduğumuzu iddia etmesiydi. Yazarın kalemi o kadar peşin hükümlü ve kanlı idi ki, benim   [BİR “BEN” DİYORSUNUZ, BİR “BİZ” DİYORSUNUZ. HANGİSİ?] siyasal yaşamım boyunca Sovyet ve Amerikan emperyalizmine karşı mücadele ettiğimi bile bilmiyordu. Belli ki bir yerlerden verilen bilgileri servis etmişti.” [NEREDEN?]

5)“Bu Planlı, provokatif yayınlar üzerine o güne kadar destek veren arkadaşlarımızın çoğu yaşamlarından endişeye kapılıp bizlerden uzaklaştı. [KİMLER?] Sonuçta bir avuç kararlı insan [KİMLER?] kaldı. Linç tamamlandı. Vakıf serüveni de böylece akamete uğramış oldu.” [NEDEN BİR BASIN AÇIKLAMASI YAPMADINIZ?]

6)“1993 yazında yapılan bir piknik sonucu gelişme oldu. Bazı arkadaşlar aramıza katıldı. Yavaş yavaş dergi çıkarma düşüncesi olgunlaştı.[NASIL?] Yazılar toplanmaya başladı.” [KİMLER?]

7)“Ancak birinci sayının içeriği ve yazılar tartışılırken bazı arkadaşlarımız dergi çıkışının ertelenmesini istedi. [KİMLER?] Yoğun tartışmalardan sonra gelinen aşamanın kırılma noktası olduğunu kabul ile itiraz eden arkadaşlarla yolumuzu ayırdık.” [KİMDİNİZ? KİMLERLE?]

8) “Elimizde [KİMİN ELLERİNDE?] kalan tecrübeli diyebileceğim [TECRÜBE ÖLÇER AHMET BEY MİSİNİZ?] Ali İhsan Aksamaz, Yüksel Yılmaz ve genç deneyimsiz İsmail Avcı, M. Ali Barış Beşli gibi 3-5 [ÜÇ- MÜ? BEŞ Mİ?] arkadaşla yola devam ve derginin süratle çıkarılması kararını verdik. [KİMLER?]

9) “Nitekim aradan geçen uzun süreçte birçok dergi çıkarılmasına rağmen aynı nitelikte ve onu aşan mevkute çıkarmak mümkün olmadı.” [BU DURUMDAN SİZİN SORUMLULUĞUNUZ?! SONRADAN YAYINLANAN DERGİLERE HAKSIZLIK YAPMIYOR MUSUNUZ?]

10) “15 günlük periyotta yayın yapan bir gazete çıkarabilseydik bugün her şey çok farklı olurdu.” [EMİN MİSİNİZ?]

11) “Aradan geçen 18 senede bu soru bana çokça soruldu ve her seferinde derginin yayın faaliyetine son vermesini objektif-subjektif nedenler gibi soyut bir ifade ile geçiştirdim. İstedim ki kitleler üzerinde hâlâ bir prestiji olan derginin imajı zedelenmesin.” [NİYE GEÇİŞTİRDİNİZ? SEBEP?!]

12)“Ama son hafta gördüklerim [ NEYMİŞ BUNLAR?] ve derginin sahibi-yazı işleri müdürü görevi verdiğimiz [KİM? KENDİSİ GÖNÜLLÜ OLARAK ÜSTLENDİ!] Sayın Memetali Barış Beşli’nin şimdi okuduğum [ZAMANDAN EMİN MİSİNİZ?] bazı dergilerdeki [HANGİLERİ?] açıklamaları karşısında tarihe not düşmek adına [!] bazı gerçekleri açıklamanın artık farz olduğu noktasına geldim.”[GECİKMEDİNİZ Mİ?]

13)“Ogni’yi çıkaranlar vicdanlarını temizlediğinde Ogni çıkabilir?” [KİMLER?]

14)“31.05.2008 tarihinde yapılan Laz Kültür Derneğinin ilk kongresinde yaptığım konuşmada aynen şunları söylemiştim.”[ YA DERNEK KURULURKEN DEDİKLERİNİZ?!]

15)“İşin enteresan yönü 2- 3 sene önce Birol Topaloğlu Lazona’da festival yapmak için bir Amerikalı Vakıf ile [O ZAMAN NEDEN SUSTUNUZ?] anlaşma yapıp sponsor desteği aldığı için kıyameti koparıp basın açıklaması yapan derneğimin başkanı Beşli şimdi ne değişmişti de eleştirdiği pozisyona düşmüştü. Avrupa Birliği Amerikalı bir vakıftan farklı mı idi”

16)“Benim halkımın [AYTEN ALPMAN ŞARKISINDAKİ GİBİ!] emperyalist devletlerle ve/veya onlarla bağlantılı kurumlardan alacağı sadakalarla kimlik mücadelesi vermeye ihtiyacı yoktur ve bunu ben halkım adına bir zul addediyorum”

17)“Eğer [SİZ HUKUKÇUSUNUZ!] bu proje, iyi saatte olsunlar [KİMLER?] müdahil olmuş ve bu iki kuruluşta farkında olmadan kardeşlik diye Kürt halkını [POPÜLİZM Mİ?] izole edip diğer azınlık milliyetlerin diyaloğunu sağlamaya, onları kontrol altında tutmaya matuf bir amaç taşıyorsa durum daha da vahim demektir.” [NASIL?]

18)“Derginin yayınına ara vermesi ile ilgili anlatacaklarıma  gelince; Dergi birçok [NE GİBİ?!] nedenden dolayı daha fazla ömrünü sürdüremedi.”

19)“Derginin yayınlanan 6 sayısının hazırlanma sürecinde genel yayın yönetmeni olarak ben ve Ali İhsan Aksamaz gerek yazıların hazırlanmasında ve gerekse dizgi, matbaa işlerinde olağanüstü gayret gösterdik. [SEBEP?! MATBAA?!] Değişik 3-4 adla her sayıda başyazıyı, ülke ve dünyadaki gelişmelere ilişkin birçok yazıyı kaleme aldım.” [ÜÇ MÜ, DÖRT MÜ? HANGİ ADLARLA?]

 

20)“Sayın Aksamaz da kendisinin kaleme aldığı veya tercüme ettiği yazılarla önemli katkı yaptı. Keza İsmail Avcı, Memetali Beşli ve diğer arkadaşlar da birikimleri çerçevesinde katkı sağlamaya çalıştı.” [NASIL?!]

 

21)“Örneğin İst. Valisi Hayri Kozakçıoğlu bir elinde Ogni dergileri ile bizleri Almanya’dan beslenen bölücüler olarak basın toplantısında ilan ederken derginin sahibi sıfatını taşıyan Memetali Barış Beşli’yi suç duyurusu yapmak ve sembolik tazminat davası açmak için ikna edemedik. [KİM?] Alçakça yafta üzerimizde kaldı. Korkmuş olduk.” [BASIN AÇILAMASI YAPILAMAZ MIYDI?! ÖNEREN OLMADI MI?!]

 

22)“Ogni’nin kuruluş gecesinde geceye katılan hiçbir halk müziği sanatçısı bizden ücret  talep etmezken kendi grubumuz denen Zugaşi Berepe adına Memetali Beşli’nin tam sahneye çıkma esnasında koridorda  illa ücretimizi vereceksin yoksa sahneye çıkmayız demesini ve ar belası yarısını verdikten sonra sahneye çıkmalarını unutamam.” [NEDEN ŞİMDİ SÖYLÜYORSUNUZ?]

 

23)“Derginin ilk sayısı toplatıldıktan sonra [toplatılan yazıların yazarları ben, İsmail Avcı ve M. Ali Beşli idi] yazı işleri müdürü olarak onu DGM’de sorguya götürürken kendisi de toplatılmaya gerekçe gösterilen bir yazının yazarı olduğu için ilk aşamada savcıya bilgi vermemesi sonrasında diğer yazıları da üstlenmesi için mutabık kalmışken sorguda ben ve İsmail’in ismini vermesini, çok endişelendiği için onu teselli edişimizi unutamam. Bu olayı takiben dergi sorumluluğundan ayrılmak istemesini unutamam.” [NEDEN ŞİMDİ?]

24)“Beşli’nin tatilde olmamdan  [DERGİ, SİZ ANLAMINA MI GELİYOR?!] istifade ederek kendi başına 5.sayıda derginin o ana kadar izlediği yayın politikasına taban tabana zıt bir yazıyı başyazı olarak koymasını unutamam.”

25)“İngiltere’de dergi temsilciliği yapan ismi bende saklı [NEDEN?] bir dostumuzun açtığı telefona Ali İhsan Aksamaz’ın çıkmasını, onun dergi paralarının niye gönderilmedi diye serzenişte [BÖYLE BİR ŞEYDEN BENİM NİYE HABERİM YOK?!]  bulunması üzerine dostumuzun [KİM?] bizim bilmediğimiz bir hesaba [KİMİN?] gönderildiğini söylemesini unutamam. Bunları yaşayan arkadaşlarımız halen sağdır.”[KİMLER?]

26)“Bu ve bunun gibi birçok maddi olgu derginin daha fazla yaşamasını doğaldır ki engelledi.” [O ZAMAN NEDEN SUSTUNUZ?]

27)“Diğer 2 dergi ise bana göre iyi niyetli olmakla birlikte kulağı tersten gösteren [NASIL?], cesur olmayan [NASIL?], belli bir yayın çizgisi olmayan dergilerdi.” [SİZ NE YAPTINIZ?!]

28)“Sormalıdır da. 1992’den bu yana geçen 19 [ 18?!] senede dişe okunur bir gelişmenin sağlandığını söylemek abesle iştigal etmek olur.” [SİZ NE YAPTINIZ?!]

29)“Eğer bizler daha kalıcı çalışmalar yapıp örgütlülüğümüzü artırabilseydik şimdi demokratik haklarımızı daha kararlı bir şekilde ister zamanı geldiğinde de azınlık haklarımızın anayasal güvenceye bağlanması için pazarlık masasına oturabilirdik.” [SİZ HANGİ ÇABAYI GÖSTERDİNİZ?!]

30) “Temel alınması gereken üstüne basa basa söylüyorum. KİMLİK MÜCADELESİ vermektir.” [SİZ HANGİ ÇABAYI GÖSTERDİNİZ?!]

31)“Megrel kardeşlerimizin her sorunu bizi üzer derinden yaralar. Onlara uygulanan kartvelist asimilasyoncu politikalar canımızı acıtır. Biz Ogni sürecinden itibaren bu soruna parmak bastık [KİM?] ve basmaya da devam edeceğiz” [NE YAZDINIZ?!]

32)“LKD, Ankara Laz Kültür ve Dayanışma Derneği, Sima Vakfı ve bireysel birçok dostumuzla aylar süren görüşmeler yaptık.[KİMLER?] Ancak bir bölümü olumlu karşılasa da bütünlüğü sağlamak mümkün olmadı. Böylece tarihi bir fırsat da kaçmış oldu.” [NE ZAMAN? KİMLER KİMLERLE? OLUMSUZ SONUÇTA SİZİN ROLÜNÜZ?!]

33)“Senin emperyalistin kötü benim ki iyi şeklinde bir anlayış hastalıklıdır.”[KİM BÖYLE DİYOR?]

34)“Benim naçizane düşüncem tüm Kafkas halklarının [HANGİLERİ?] emperyalizme, yayılmacılığa karşı birleşik cepheyi oluşturup birlikte mücadele etmeleridir.” [NASIL?!]

35)“Abhazya ve G. Osetya sorununa gelince; Bir kere ben temel ilke olarak ulusların kendi kaderini tayin etme hakkı olduğunu kabul ederim. Bu anlamda bu halklar özgür iradeleriyle kendi kaderini tayin etmek istiyorlarsa bu onların en doğal hakkıdır.” [SOMUT ÖNERİ?! ABHAZYA VE G. OSETYA’NIN DEMOGRAFİK YAPISINI BİLİYOR MUSUNUZ?]

36)“Bizim için acil görev gövdemizdeki habis uru yani işbirlikçi unsurları temizlemek olmalıdır. [KİMİ?] Bu unsurlarla mücadeleye yılmadan devam edeceğiz. [NASIL?] Zira bu tayin edici kırılma noktasıdır.” [NASIL YANİ?!]

37)“Sizin gibi yüreği bu topraklarda olan Gürcü ve Çerkez kardeşlerimizle de kardeşlik temelinde bir platforma oluşturmanın yararlı olacağını düşünüyorum… Bunun için önerdiğim ilkeli ve hedefleri olan Kafkas platformu ilk adım olabilir. Daha sonra birlikte bir yayın organının çıkarılması da yararlı olacaktır.” [SİZE VAHİY Mİ GELDİ?]

38) “Biz sizinle gerçek bir kardeşlik ilişkisi kurmak istiyoruz.” [“BİZ” KİM? “SİZLER” KİM?]

 

 Ali İhsan Aksamaz

[16 Ağustos 2011]










(Önerilen okumalar: Ahmet Kırım: “Laz Burjuvazisi De Destekliyor” (Haşim Akman: “Laz Enstitüsü Kuruluyor”, A Aktüel Dergisi, sayı 66, 8- 14  Ekim 1992)/ sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr; Ali İhsan Aksamaz, “Birinci Laz Kültürü Toplantısı”, circassiancenter.com.tr, 5. XII. 2004; Ali İhsan Aksamaz, “Yamakhoğlu Yüksel Yılmaz  (Öldü mü?!)”, Sima Dergisi, Sayı 7, Sima Laz Vakfı Yayını, Fotosan Ofset, İzmit, Mart 2005/ circassiancenter.com.tr;  Ali İhsan Aksamaz, "Ne Diyeyim Bilemiyorum…", circassiancenter.com.tr ; Ali İhsan Aksamaz, “Laz Aydınları”na üç Mektubum”, circassiancenter.com.tr, 19. I. 2007;

24 Ocak 2007; Ali İhsan Aksamaz, “Bir “Aydın”a İki Mektup”, circassiancenter.com.tr,  3. I.  2008; Ali İhsan Aksamaz, “Bir “Aydın”a E-posta”, circassiancenter.com.tr, 5. III. 2008; Ali İhsan Aksamaz, “Laz Aydınları Platformu Oluşturma Toplantılarındaki Konuşmalarım” (“Laz Aydınları ve Sorumluluk, 1. Baskı, Sorun Yayınları, İstanbul, 2011)/ sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr; Ali İhsan Aksamaz, “Bazı Laz Aydınları Arasında Geciken Hesaplaşmalar ve Unutulan Kimlik Mücadelesi”, circassiancenter.com.tr, 21. VIII. 2011; Ali İhsan Aksamaz, “Ben Etnik Partilere Karşıyım!”, (Murat Özden, “Çerkes Siyasallaşmasının Öncüleri”, Apra Yayıncılık, İstanbul, 2018)/ circasiancenter.com.tr, 11. VII. 2015; Ali İhsan Aksamaz, “Ogni Kültür Dergisi (Anı-1)”, circassiancenter.com.tr, 15. XI. 2015; Ali İhsan Aksamaz, "Laz Aydınlarının girişimine basından tepkiler", sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 14. V. 2022; Cemil Kantoğlu: “Ahmet Kırım’a Katılmıyorum”, Alaşara Dergisi, Sayı 5-6, Nart Yayıncılık, İstanbul, 1995; Haşim Akman: “Laz Enstitüsü Kuruluyor”, A Aktüel Dergisi, sayı 66, 8- 14  Ekim 1992; (Haber- söyleşiyi yayına hazırlayan: Ali İhsan Aksamaz), sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr; Kâmil Aksoylu, “Tarihe Tanıklık/ Laz Kültürel Hareketi/ 93 Süreci” (“Laz Kültürü”, Phoenix Yayınları, Ankara, 2009); Mecit Çakırusta: “Ben Bu İşe Ana Lisanımı Yaşatmak İçin Girdim!”/Mecit Çakırusta ile Haber& Söyleşi, Yeni Kafkasya Gazetesi, Sayı 9/ circassiancenter.com.tr, 2003; Mehmet Ender Savcın.  “Gürcistan’da akrabalarımız var”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 11. X. 2020; Murat Karadeniz (Editör), Ahmet Hulusi Kırım, Ali İhsan Aksamaz, İsmail Avcı, “Ogni Dergisini Çıkaranlar Ogni Sürecini Anlatıyor”, 1, 2, 3 ve 4. bölümler; 14- 18. V. 2016, Noğa TV, youtube; Ogni Dergisi'nin mimarlarından Av. Ahmet Hacaloğlu Kırım, dergi sürecini bir başlangıç noktası olarak değerlendirdi/ “İstim arkadan gelir/ Kalabalık sanıyorlardı", lazuri.com; “Ogni Sustu Mu?”, Alaşara Dergisi, Sayı 3, Temmuz, Nart Yayıncılık, İstanbul, 1995; “Makale Arşivi”, lazuri.com; “Terörle Mücadele Kanunu,  Kanun Numarası: 3713, Kabul Tarihi: 12/04/1991,  Resmi Gazete Tarihi: 12/04/1991, Resmi Gazete Sayısı: 20843”; Yılmaz Avcı: “Tek Ses Olarak Muhatap Olamadığımız Müddetçe Bizim Bu Seslenişlerimiz Sadece Çatlak Birer Ses Olarak Yankılanır!”, lazca.org, 31.V. 2013]

 













aksamaz@gmail.com

 


https://www.circassiancenter.com/tr/cevapsiz-birakilan-sorular/


10 Ocak 2025 Cuma

“Laz Aydınları”na üç Mektubum

 




“Laz Aydınları”na üç Mektubum

 

 



 

Sayın Selma Koçiva,

 

Konu: http://www.lazebura.net/index.php/content/view/707/32/#jc_allComments

 

 

Uğraştığımız bu kültürel dava, toplumsal bir konudur ve kolektif çalışma ruhunu gerektirir. Bu konu akıldan hiç çıkarılmamalıdır. Uğraştığımız konu kültüreldir, ancak siyasî iradeyi gerektirir. Bu da hiç unutulmamalı. Bugüne kadar bu konuda siyasî bir irade oluşmadı; var olan siyasî iradeler de bu konuya nedense ilgi göstermedi. Geriye bu konuyla şurasından, burasından dil, tarih ve kültür ile uğraşan bir avuç aydın kalıyor. Bir avuç küçük burjuva. Zamanında ustaların tanımını yaptıkları küçük burjuva özellikleri üzerinde taşıyan; halleriyle, tavırlarıyla, ilişkileriyle, yaşayışlarıyla bir avuç küçük burjuva. Küçük burjuvanın kaypak  ve egoist  davranış biçimi bize yön verdiği için; bu olumsuz özelliklerimizi törpüleyemediğimiz ve birlikte üretmenin gereğini kavrayamadığımız için bu haldeyiz. Durum bu. Birkaç aydınız. Bir şeyler yapıyoruz. Üretiyoruz. Bunu yaparken küçük burjuva özelliklerimiz hep bizi teslim alıyor. Bir türlü yaptığımız için toplumsal bir iş olduğunu ve kolektif çalışmaya ihtiyacımız olduğunu hiç aklımıza getirmiyoruz. Bu halimizle; öncelikle kendimizi, arkadaşlarımızı ve toplumumuzu bir şekilde sömürdüğümüzü neden anlamıyoruz?

 

Öncelikle bir tespit yapmalıyız: Lazca ölüyor. Lazcayı ölmekten kurtarmalıyız. Bunu nasıl yapabiliriz? Lazcayı nasıl yaşatabiliriz? Nasıl geliştirebiliriz? Gelecek kuşaklara zenginleştirerek nasıl aktarabiliriz? Görevimiz bu.

 

TRT, Lazca yayın yapmıyor. Neden? Eğer biz, yukarıda saymaya çalıştığım olumsuzlukların pençesinde bütün enerjimizi birbirimizi yıpratmak için harcamıyor olsaydık; Lazca, TRT'de sahipsiz kalır mıydı?   Lazca, Hititçe değil, konuşulan bir dil. Lazca zenginleştirilmelidir, yazılı hale getirilmelidir.1993'e kadar Lazcanın yaşatılması konusunda engelleyici olan sistemdi. O tarihten itibaren Lazca gelişemediyse, bunun sorumlusunun sistem olmadığı açıktır.

 

Şimdi senin yazdıklarına gelelim. Yazdığın o makalenin, Lazcaya ne gibi bir katkısı var? (Keşke makaleni Lazca yazabilseydin.) Bir kere böyle bir yazıyı kaleme alman doğru değil. İnsanlar arasındaki suni ayrılıkları derinleştirmeye hizmet ediyorsun. Madem kendini tutamadın, mektup olarak muhataplarına gönderseydin.

Bunun dışında tarzın da yanlış. 20 sene diyorsun. Kişileri ön plana çıkartıyorsun. Doğru olan kişileri ön plana çıkarmak değil. Yapılan işlerin ne gibi olumluluklara yol açtığını belirtmeliydin. 

 

Ben bu işlerin kişiselleştirilmesine karşıyım. Ancak; hem elektronik posta adresime yazını gönderiyorsun hem de siteye asıyorsun. Madem siteye asacaktın, makaleni bana neden gönderdin? Makalene benim adımı da karıştırdın. Bana karşı geçmişte yürütüldüğünü söylediğin provokatif faaliyetleri doğru bulmadığını ancak sekiz sene sonra açıklamak ne kadar ciddî olduğunu gösteriyor. O zaman o provokasyonları yapanlarla dosttun, şimdi değilsin. Aklınca şimdi beni yanına alıp onları deşifre ediyorsun. Bu yaptığın tipik bir küçük burjuva davranışı. Farkına varabiliyor musun? Bırak bu Bizans oyunlarını!

 

TRT'nin Lazca yayın yapmasına ilişkin neden çalışma yapmıyorsun? Lazca yayın yapılması konusunu neden tartışmaya açmıyorsun? Bu konuda neler düşünüyorsun? Ne gibi projelerin var?

 

Sen herkesin üstünde bir şahsiyet değilsin. Ancak kendi adına konuşabilir ve sonuçları topluma zarar veren konularda yorum yapabilirsin. Keyfine göre bir kronoloji oluşturmaya çıkarmışsın. O kronoloji yanlış. Zaten kronolojilere ihtiyacımız yok. Kendin de dâhil olmak üzere kahramanlar yaratmaya çalışmışsın. Kahramanımız yok. Zaten kahramanlara ihtiyacımız da yok. Lazcaya ihtiyacımız var. Şu noktada Lazcayı yaşatmak için ne yapabiliriz? Bu konuya kafa yormalıyız.

 

Ben, saydığın ve saymak istemediğin bütün süreçlerde bulundum; bu işlerle ilgili insanları her yönleriyle   tanıdım. İnsanların olumsuzluklarını törpüleyip Lazcayı yaşatmak noktasında bir araya gelebileceklerine hep inandığım için, şahsî bir şeyler yazılmasına her zaman karşı oldum. O sebeple yazılarında adım bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da geçmesin lütfen.

 

Nasıl oldu? Oldu. Bugüne ulaştık. Önümüzdeki görev Lazcayı zenginleştirerek yaşatmak. Bu konuda kolektif adımlar atmalıyız

 

Başarı dileklerimle.

 

 (01.12.2006)

Ali İhsan Aksamaz

xvalamgeri@gmail.com

 

+

Sayın Ortak Çağrı Yapanlar;

 Konuya taraf olmadığım ve diğer tarafın çağrısına imza vermediğim için yapacağınızı söylediğiniz toplantıya katılmayacağım. Lazcanın geliştirilerek gelecek kuşaklara aktarılması ve TRT’nin Lazca yayın yapması noktasında ortak çalışmak gibi ciddî konularda çalışmayı gündeminize almayı düşünürseniz, doğru bir iş yapmış olursunuz. Kendinizi içinde bulduğunuz olayın boyutu büyük ve farklı. Tanıdık hatırlı insanlar varsa, karşı tarafla konuşsun. Dilekçeleri karşılıklı geri çekin. Siz de bu olayı kapatın, üzerine gitmeyin. Bu işi tezgâhlayanların amacı, işi bu yola sokmaktı. Başarılı oldular. Bu işin kazananı olmayacak. Herkes ve adına çaba harcanan değerler zarar görecek.  TRT'de Lazca yayın yapılmasını engelleyenleri oyununu boşa çıkarın lütfen.

Sağlıcakla.

Ali İhsan Aksamaz

[19 Oca 2007]

 

 

Değerli Kültür Gönüldaşları,

Aşağıda, tarafıma çeşitli zamanlarda e-posta yoluyla ulaşmış bazı metinler bulunmaktadır. Bunların tamamını veya bir kısmını görmüşsünüzdür. Bir prosesi yansıtan bu yazılarla ilgili olarak yorum yapmaktan kaçınıyorum.

Ben, “Ogni”, “Kafkasya Yazıları”, “Mjora” gibi proseslerde bulundum. Bu proseslerde bulunan herkesi iyi tanırım. Kâzım’ı da tanırdım.  Birol’u da tanıdım.

Zamanında ben de haklı-haksız ve tatsız davranışlarla karşılaştım, ancak toplumsal bir konunun bireyselleştirilmesine yol açacak davranışlardan sürekli kaçındım. 

Benim için ölçü kişinin davaya hizmetidir. Bunun için bu davaya bilerek, bilmeyerek, itilerek veya bizim aklımıza bile getiremeyeceğimiz sebeplerle üreterek destek veren herkes eli öpülmeye ve baş taşı edilmeye lâyıktır. Yani; Özcan Sapan, Memedali Barış Beşli (Zuğaşi Berepe), İsmail Bucaklişi, Kâzım Koyuncu (Zuğaşi Berepe), Birol Topaloğlu, Ahmet H. Kırım (yani; Ahmet Hacaloğlu Kırım) benim için önemlidir. Onlar dil ve kültürümüzün yaşatılmasında önemli insanlardır. Bundan sonra da kendilerini geliştirdikleri, ürettikleri kadar kendilerini saygı ve sevgiyle yâd edeceğim.

Lazcanın geliştirilerek gelecek kuşaklara aktarılması gibi ciddî bir alanda her konuda fedakârlığa hazırım. Birileri bir provokasyon tezgâhlıyor. Alet olmayalım.

Bu işin kazananı olmayacak. Herkes ve adına çaba harcanan değerler zarar görecek.  TRT'de Lazca yayın yapılmasını engelleyenlerin oyununu boşa çıkaralım lütfen.

Saygılarımla,                                                      

Ali İhsan Aksamaz

[22 Ocak 2007]

+

(Önerilen okumalar: Ali İhsan Aksamaz, “Birinci Laz Kültürü Toplantısı”, circassiancenter.com.tr, 5. XII. 2004; Ali İhsan Aksamaz, “Yamakhoğlu Yüksel Yılmaz  (Öldü mü?!)”, Sima Dergisi, Sayı 7, Sima Laz Vakfı Yayını, Fotosan Ofset, İzmit, Mart 2005/ circassiancenter.com.tr;  Ali İhsan Aksamaz, "Ne Diyeyim Bilemiyorum…", circassiancenter.com.tr, 24. I. 2007; Ali İhsan Aksamaz, “Bir “Aydın”a İki Mektup”, circassiancenter.com.tr,  3. I.  2008; Ali İhsan Aksamaz, “Bir “Aydın”a E-posta”, circassiancenter.com.tr, 5. III. 2008; Ali İhsan Aksamaz, “Laz Aydınları Platformu Oluşturma Toplantılarındaki Konuşmalarım” (“Laz Aydınları ve Sorumluluk, 1. Baskı, Sorun Yayınları, İstanbul, 2011)/ sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr; Ali İhsan Aksamaz, “Bazı Laz Aydınları Arasında Geciken Hesaplaşmalar ve Unutulan Kimlik Mücadelesi”, circassiancenter.com.tr, 21. VIII. 2011; Ali İhsan Aksamaz, “Ogni Kültür Dergisi (Anı-1)”, circassiancenter.com.tr, 15. XI. 2015; Kâmil Aksoylu, “Tarihe Tanıklık/ Laz Kültürel Hareketi/ 93 Süreci” (“Laz Kültürü”, Phoenix Yayınları, Ankara, 2009); Mecit Çakırusta: “Ben Bu İşe Ana Lisanımı Yaşatmak İçin Girdim!”/Mecit Çakırusta ile Haber& Söyleşi, Yeni Kafkasya Gazetesi, Sayı 9/ circassiancenter.com.tr, 2003; “İstim arkadan gelir”, lazuri.com; “Makale Arşivi”, lazuri.com; Yılmaz Avcı: “Tek Ses Olarak Muhatap Olamadığımız Müddetçe Bizim Bu Seslenişlerimiz Sadece Çatlak Birer Ses Olarak Yankılanır!”, lazca.org, 31.V. 2013]











 

9 Ocak 2025 Perşembe

Ne diyeyim bilemiyorum…

 



Ne diyeyim bilemiyorum…

 

2007 yılına hem kendim ve ailem ve hem 1992 yılından bu yana sahip çıkmaya çalıştığım ve yaşaması için entelektüel duyarlılıkla yazıp çizerek mücadele verdiğim Laz kimliği ve hem de vatanım Türkiye için büyük umutlarla başladım. Özellikle de Laz aydınlarının, daha önceleri aralarında yaşanan ve incir çekirdeğini doldurmayacak sürtüşmeleri bir kenara bırakarak hep birlikte yeni bir başlangıç yapacaklarını umut ediyordum. Gel gör ki Ocak ve Şubat aylarında e-posta adresime gelen mektuplar beni oldukça üzdü. Doğrusu gelen bu mektuplarda bahsedilenler oldukça trajikomikti. Bu kısa makaleyi yazıp yazmamak konusunda oldukça tereddüt ettim. Yazılıp çizilenlerde adım geçtiği için bu kısa makaleyi yazıyorum. Yazmanın daha faydalı olduğunu düşündüm. Bu makaleyi bir dergide, bir internet sitesinde veya yayınlanacak bir kitabımda yayınlatır mıyım? Eğer Laz aydınları bir araya gelirler ve kolektif bir ruhla Lazcaya sahip çıkarlarsa, bu makalenin hiçbir değeri kalmayacak; 2007 yılından umutluyum.

Bucaklişi İsmail Avcı’nın 21 Ocak 2007 tarihli e-postasının bana da ulaşmasıyla bütün bunlardan haberim oldu.  Bucaklişi İsmail Avcı, kendisi ve arkadaşlarının kültürel çalışmalarına yönelik menhus bir elin itibarsızlaştırma faaliyeti içinde olduğunu düşündüğü için bu mektubu kaleme almış. Öyle anlaşılıyor. İlgili olduğunu düşündüğü herkese de e-posta ile göndermiş. Bu mektubun tamamının içeriğine girmiyorum. Mektubun beni ilgilendiren, adımın geçtiği bölümüyle ilgili bir şeyler yazmak istiyorum. Bucaklişi İsmail Avcı, bu mektubu Ahmet Hulusi Kırım’a hitaben kaleme almış. Gerek Bucaklişi İsmail Avcı’nın gerekse de Ahmet Hulusi Kırım’ın benimle ilgili yazdıklarını aktarmakla yetineceğim. Fazla da derinlemesine girmeden birkaç söz edeceğim. Niye Böyle davranıyorum? Yukarıda da dediğim gibi, Laz aydınlarının bu incir çekirdeğini doldurmayacak sürtüşmeleri bir kenara bırakarak hep birlikte yeni bir başlangıç yapacaklarını düşündüğüm için böyle davranıyorum.         

 

Bucaklişi İsmail Avcı’nın 21 Ocak 2007 tarihli e-postasında Ahmet Hulusi Kırım'a soruyor: “Ali İhsan Aksamaz'ın e-mail adresi xvalamgeri@gmail.com’dur. Acaba neden ilk bakışta Ali İhsan Aksamaz tarafından gönderildiği intibasını uyandıran bir adres seçtiniz? Bu bir tesadüf müdür, Yoksa sizin böyle bir adres alındığından haberiniz yok ve başkaları sizin adınıza arkanızdan işler mi çeviyor?”

Ahmet Hulusi Kırım, 22 Ocak 2007 tarihli e-postasında Bucaklişi İsmail Avcı’ya cevap veriyor:  “Aksamaz'ın da aynı adresi kullanıldığını bilmiyordum. Dolayısıyla tamamen tesadüftür...”   Ahmet Hulusi Kırım daha sonra devam ediyor: “Not: Sitenize Aksamaz'ın hezeyanlarının asman iyi ve şık olmamış. İki gün önce Aksamaz'ın kendisine gönderdiğim mail üzerine verdiği yanıttaki hakkınızdaki isnatları bilseydin herhalde bunu yapmazdın. Öyle şeylere ihtiyaç duymamalısın. Yine de selamlar.”

 

Yorum yapmıyor, burada kesiyorum.

Ali İhsan Aksamaz

[24 Ocak 2007]

 


 


(Önerilen okumalar: Ali İhsan Aksamaz, “Birinci Laz Kültürü Toplantısı”, circassiancenter.com.tr, 5. XII. 2004; Ali İhsan Aksamaz, “Yamakhoğlu Yüksel Yılmaz  (Öldü mü?!)”, Sima Dergisi, Sayı 7, Sima Laz Vakfı Yayını, Fotosan Ofset, İzmit, Mart 2005/ circassiancenter.com.tr;  Ali İhsan Aksamaz, “Bir “Aydın”a İki Mektup”, circassiancenter.com.tr,  3. I.  2008; Ali İhsan Aksamaz, “Bir “Aydın”a E-posta”, circassiancenter.com.tr, 5. III. 2008; Ali İhsan Aksamaz, “Laz Aydınları Platformu Oluşturma Toplantılarındaki Konuşmalarım” (“Laz Aydınları ve Sorumluluk, 1. Baskı, Sorun Yayınları, İstanbul, 2011)/ sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr; Ali İhsan Aksamaz, “Bazı Laz Aydınları Arasında Geciken Hesaplaşmalar ve Unutulan Kimlik Mücadelesi”, circassiancenter.com.tr, 21. VIII. 2011; Ali İhsan Aksamaz, “Ogni Kültür Dergisi (Anı-1)”, circassiancenter.com.tr, 15. XI. 2015; Kâmil Aksoylu, “Tarihe Tanıklık/ Laz Kültürel Hareketi/ 93 Süreci” (“Laz Kültürü”, Phoenix Yayınları, Ankara, 2009); Mecit Çakırusta: “Ben Bu İşe Ana Lisanımı Yaşatmak İçin Girdim!”/Mecit Çakırusta ile Haber& Söyleşi, Yeni Kafkasya Gazetesi, Sayı 9/ circassiancenter.com.tr, 2003; “İstim arkadan gelir”, lazuri.com; “Makale Arşivi”, lazuri.com]

 

aksamaz@gmail.com

 

 

 https://www.circassiancenter.com/tr/ne-diyeyim-bilemiyorum/

 

 

 

8 Ocak 2025 Çarşamba

Bir “Aydın”a E-posta

 





Bir “Aydın”a E-posta

 

2007 yılının sonları ile 2008 yılının başlarında, aynı ekibin elemanları olup olmadıklarını ve birbirlerinden haberdar olup olmadıklarını bilemediğim biri bey, diğeri hanım, iki farklı kişi benimle bağlantı kurmaya çalıştı. Biriyle e-posta ile yazıştım.  Diğeri önce telefonla aradı daha sonra da Aksaray’daki bir pastanede buluştuk.  Bir Laz dergisi çalışması yürütmek istediklerini, beni de aralarında görmek istediklerini söylüyorlardı. Söylediklerine göre benim bilgi ve birikimimden faydalanmak istiyorlarmış. Sanki sormuşum gibi, öncelikle paranın sorun olmadığını ısrarla vurguluyorlardı. Her iki kişiye de paranın kaynağını sordum. Her ikisi de geçiştirdi. O zaman anlayabildiğim kadarıyla bu iki kişi de dış kaynaklı bir vakfın yönlendirmesiyle hareket ediyorlardı. Ancak her ikisinin de bunun pek de farkında olmadıklarının kanaatine vardım. Oysa onlar, bunu umursamıyorlardı.  Kolkhoba. org’u arkadaşlarla beraber kuralı o sıralarda henüz iki yıl olmuştu. Yukarıda sözünü ettiğim iki kişinin benimle bağlantı kurdukları sıralarda Bülent Mustafa Sonbay, Memedali Barış Beşli, İsmail Avcı da İstanbul’da bir Laz Kültür Derneği kurma faaliyetleri yürütüyorlardı. Benimle de bağlantı kurmuşlardı. Paranın sorun olmadığını öne çıkaran, ancak kaynağını açıklamayan bu iki kişinin yaklaşımları bana hiç de normal gelmediği için her ikisini de hak ettikleri bir dille tersledim. Aşağıdaki e-posta, o pastane buluşmasından sonra benimle yaptığı telefon konuşmasının ardından o hanıma gönderilmişti.

 

“Selam ….. Hanım; yükünüzün çok ağır olduğunu, böylesi bir görevi başaramamanın korkusunu bütün bedeninizde olanca ağırlığıyla hissettiğinizi, dolayısıyla da büyük bir stres altında bulunduğunuzu anladım. Ancak bu işi yazıya dökülmüş olarak sürdürmemenizin ilerde sizin aleyhinize kullanılabileceğini ve çeşitli kademelerde başınızı ağrıtabileceğini, bunun da sizin ruh sağlığınızı şimdi olduğundan daha da bozacağını düşündüğüm için, önerimi bir kaç kez yineledim. Verdiğiniz cevapta kullandığınız üsluptan, daha şimdiden ruh sağlığınızın ciddî derecede bozulduğunu görüyor ve çok üzülüyorum. Bu sebeple  sizi ve yazdıklarınızı, bugüne kadar  hiç kimseye olmadığım kadar anlayışla karşılıyor ve yine de size yardımcı olmak istiyorum.


Pastanedeki ilk buluşmamızda sizi anladım. Bir şeyler yapmak istiyorsunuz. Ancak hiç bir şey bilmiyorsunuz ve psikolojik yapınız böylesi nazik bir konuda derin bir diplomasi uygulamaya uygun değil. Sinirlerinizin çelik gibi sağlam olması gerekiyor. Ayrıca ilgilendiğiniz konu oldukça ciddî. Derin bir bilgi ve deneyim gerektiriyor. Bu konuda derin bir bilgi ve deneyiminizin olmamasına, konuya hakim olmamanıza ve iki satır bile olsa Lazca yazamamanıza rağmen, böylesi çirkef ilişkilerin hüküm sürdüğü bir alanda kendinizi kahramanca ortaya atmanız beni doğrusu çok duygulandırdı. Sürekli telefon ederek tarafımdan ısrarla yardım ve bilgilendirme taleplerinizi kırmak istemediğim için de, size yardımcı olmaya karar verdim. Siz beni buldunuz. Pastane buluşmamızda; bilmediğiniz, akıl edemediklerinizi hatta akıl erdiremediğiniz konuları size öğretmem için benden ısrarla yardım istediniz. Unuttunuz mu?! Sizi bu konularda yönlendirip yönetmemi istediniz. İstediğiniz sürece size her türlü desteği vereceğim. İpleri kopartan ve kopartılmasına yardımcı olacak olan ben olmayacağım. Aldığım eğitim, bilgi ve birikimimim, bana “leb demeden leblebiyi anlama” yeteneği kazandırdı. Onun için, gelişmeleri önceden görüyor ve işin nereye varacağını kestirebiliyorum. Ayrıca kimin ipinin kimin elinde olabileceğini de görüyorum. Yazdıklarımı okuyun. İlk okuyuşta anlamazsanız, bir kaç kez okuyun. Daha sonra bir daha. Yine de yazdıklarımı anlamazsanız. Türkçeyi bilmediğinize hükmedin. Ancak üzülmeyin, öğrenirsiniz. Bilmemek ayıp değil. Kötü olan bilmediğini bilmemek. Üstelik birileri bilmediğinizi biliyor ve siz de bunu bilmiyorsanız, vah halinize. Bu iş bir-iki kişinin işi değil, kolektif bir çalışmadır. Bu işin içine Memedali Barış Beşli, İsmail Avcı, Ahmet Hulusi Kırım da katılmalıdır. Onların adları anılınca, onlar hakkında anlattıklarınız beni dehşete düşürdü. O tavrınızdan vazgeçin. Sorun o kişilerde değil. Hedef onlar değil. Bu işi kişiselleştirmeniz hoş değil. Özel ilişkilerinizde onlarla yaşadıklarınızı bu kolektif konuya yansıtmayın lütfen. Unutmayın, siz bu işe daha çok yeni girdiniz, girmediniz. Onlar 15 yıldır bu işin içinde. Onlardan öğreneceğiniz çok şey var. Hem de çok. Başarılar.

(Ali İhsan Aksamaz, 5 Mart 2008)”

 


 


 

[Önerilen okumalar: Ali İhsan Aksamaz, “Birinci Laz Kültürü Toplantısı”, circassiancenter.com.tr, 5. XII. 2004; Ali İhsan Aksamaz, “Bir “Aydın”a İki Mektup”, circassiancenter.com.tr,  3. I.  2008; Ali İhsan Aksamaz, “Laz Aydınları Platformu Oluşturma Toplantılarındaki Konuşmalarım” (“Laz Aydınları ve Sorumluluk, 1. Baskı, Sorun Yayınları, İstanbul, 2011)/ sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr; Ali İhsan Aksamaz, “Bazı Laz Aydınları Arasında Geciken Hesaplaşmalar ve Unutulan Kimlik Mücadelesi”, circassiancenter.com.tr, 21. VIII. 2011; Ali İhsan Aksamaz, “Ogni Kültür Dergisi (Anı-1)”, circassiancenter.com.tr, 15. XI. 2015; “İstim arkadan gelir”, lazuri.com]


aksamaz@gmail.com


https://www.circassiancenter.com/tr/bir-aydina-e-posta/