3 Ocak 2025 Cuma

“Ma Lazuri komiçkin. Si?!”

 



“Ma Lazuri komiçkin. Si?!”

 

 

Laz Kültür Dergisi “Tanura”nın üçüncü sayısı geçtiğimiz günlerde İstanbul’da yayınlandı. Türkiyeli Laz aydınlarının dil-kültür ve kimlik mücadelelerindeki dergicilik faaliyetleri 1993 Kasım’ında başladı.

 

Sovyetler Birliğindeki partili Abhazya ve Acaristanlı Laz aydınlarının, Lazca ana dili okulları ve yayın faaliyetlerinin 1920’li yıllarda başladığını burada belirtmekte fayda var. Kuşkusuz bütün bunlardan önce de Laz aydınlarının dil ve kimliklerinin yaşatılması yönünde çabaları vardı. Burada 20. yüzyılın başlarında Osmanlı Ülkesinde bayraklaşan bir isim olan Hopalı Faik Efendi’yi anmadan geçmek yanlış olur.

 

Laz kimliği, Türkiye’de 1920’li yılların ikinci yarısından sonra inkâr edildi. Sovyetler Birliği Lazlarının kimliklerinin inkâr edilmesi ise 1930’ların ikinci yarısına rastlar. Lazca ana dil okulları kapatıldı. Kayıtlara “Gürcü” olarak yazıldılar. SB’nin Laz kimliğinin inkârına yönelik resmî politikaları, 1991 sonunda Sovyetler Birliğinin çözülmesiyle beraber Gürcistan’ın resmî politikaları haline geldi. İşte bütün bu uygulamalar sebebiyle, hem Türkiye hem de SB’li Lazlarının geçmişteki kimlik mücadelelerine ilişkin bilgi ve belgeler şimdilik sisli bir alan içinde. Bununla beraber her geçen gün yeni bilgi ve belgelere ulaşılmakta. Özetle söylersek; Osmanlı Ülkesi’nde Hopalı Faik Efendi adı ve Sovyetler Birliği’nde de ისქენდერ წითაში/ İskender Tzitaşi adı ile bayraklaşan Laz kimlik mücadelesinin somut bilgi ve belgelerinin önümüzdeki günlerde daha da fazla elimize ulaşacağına kuşku yok. Bu anlamda “Lazika Yayın Kollektifi” tarafından geçtiğimiz günlerde tıpkıbasımı yapılan 1933- სოხუმი/ Sukhumi- Abhazya devlet matbaası baskılı “Lazca Açıklamalı Aritmetik Ders Kitabı” önemlidir.

 

Türkiye Lazları, yüzyıl öncesine kadar büyük ölçüde kapalı bir köylü toplumu özelliği gösteriyordu. Çay tarımı ile henüz tanışmamışlardı. Elektriğin olmadığı yıllardı; yol yoktu. Türkiye Lazlarının “Rusye” dedikleri Güney Batı Kafkasya coğrafyasıyla her zaman bağlantıları vardı; buralarda yerliydiler, akrabaları vardı. Osmanlı Ülkesi ile Çarlık Rusyası arasındaki sınırlar arasında bölünmüşlerdi. Osmanlı Lazları, o zamanlar İstanbul’u gurbet olarak bilmiyorlardı. Onlar için gurbet, dilsel ve kültürel yakınlıklarının da bulunduğu Güney Kafkasya kentleriydi. Batum, Anaklia, Zugdidi, Oçamçire, Sukhumi, Gudauta, Gagra, Soçi gibi kentlere ekmek parası kazanmak için gidiyorlardı. Meslek öğreniyorlar, çay ve tütün plantasyonlarında çalışıyorlardı. Kimileri zaman içinde oralarda dükkân sahibi oluyor ve ticaretle uğraşıyordu; esnaflık yapıyordu. Kimileri ailesiyle oraya gidiyor, yerleşiyordu. Kimisi oradan evleniyordu. Gittikleri yerlerde Megrel ve Lazlarla da hemen kucaklaşıyorlardı; kaynaşıyorlardı.

 

“Tanura”ya giden yolda, Laz aydınlarının yayıncılık faaliyetlerinde “Ogni Kültür Dergisi” önemli bir başlangıç olmuştur. Ardından “Mjora” ve onun ardından da “Sima” yayınlanmıştı. “Skani Nena” ise bu süreçte yayınlanan bir diğer yayın organıydı.

 

“Tanura Dergisi”, günümüzde aynı anda birçok işlevi görüyor. Lazlara ilişkin magazin türü makalelerin yanı sıra, akademik çalışmalar ve kimlik mücadelesine ilişkin Lazca ve Türkçe makalelere de sayfalarında yer veriyor.

 

Bu sayının kapağı dikkat çekici. Sanatçı Toprak Sağlam bir “kara tahta”nın önünde. Tahtaya, “Ma Lazuri komiçkin” (“Ben Lazca biliyorum”) diye yazmış. Ardından da soruyor: “Si?!” (“Ya sen?!”)

 

Girişte, “Lazia Yayın Kollektifi” imzasıyla yayınlanan makalede, “Laz Enstitüsü”nün büyük bir ihtiyaç olduğu önemle belirtiliyor, bunun için de tüm duyarlı Laz aydınlarına çağrı yapılıyor.

 

“Tanura”nın 3. sayısında Lazca olarak yayınlanan makale ve şiirlerin başlık ve yazanları şöyle: Osman Şafak Buyuk̆lişi: “P̆anda Lazuri P̆ç̆arare”; Vildan Manelişi: “Ç̆k̆emi- çkimi ç̆k̆emi-çkini”; Mustafa Dudulaşi: “ Sure-i Fatiha”; Nurdoğan Abaşişi: “Skidala Çkimi”; Özer Ertaş: “Si na rt̆i”; Mustafa Çupina: “Mi Mu İyasen?”; Ali İhsan Aksamaz: “Lazuri Ren Çkin Minoba”; Asiye Amedişi: “Eçi ʒ̆ana ʒ̆oxle”; Yaşar Bayraktar: “Nek̆na ʒ̆ale Bağuna”; Murat E. Murğulişi:”Guri Xeleri”; Yılmaz Munir Avcı: “Saat̆işi Got̆k̆imale”; Ayşe Xalit̆işi: “Onusalu” ve Gönül Dural Yağcı ve “ Murat Ercan Murğulişi: “Lazuri ar meseli: Jur Toli Na Uğun Bozomota”.

 

Gürcistanlı Lazlardan da güzel bir haber. “სარფი/ Sarpi” ve “კვარიათი/ K̆variati”, başkenti Batum olan Acaristan Özerk Cumhuriyeti’ndeki Laz köylerinden ikisi. Bu iki köyden dört genç Laz kızı “შურიმშინე/ Şurimşine” adını taşıyan bir müzik grubu oluşturmuşlar. “Tanura”nın bu sayısında “Şurimşine” ile Lazca bir söyleşi, Türkçe çevirisiyle yer alıyor. Söyleşiyi İsmail Bucalişi yapmış; Türkçeye çeviren ise, Vildan Manelişi. Bir diğer Lazca söyleşi ise “Hat̆it̆at̆aşi”. Söyleşi yine Lazca-Türkçe olarak yayınlanmış. Bu çalışma Sinan Serin Ceiğişi’ye ait.

 

Dergide “Pazar Laz” başlıklı akademik bir çalışma da yer alıyor. Bu çalışmayı sürdüren Balkız Öztürk ve Markus Pöchtrager ile yapılan bir söyleşi yayınlanmış. Balkız Öztürk’ün, “Lazcanın Dilbilim İçin Önemi” başlıklı uzunca bir akademik makalesi de dikkat çekiyor.

 

Bir diğer önemli makale ise, “İslâmın Dillere Bakışı”. Murat E. Murğulişi, bu makalesinde K’uran-ı Kerim ayetlerine dayanarak, İslâmın Ana dillerimize yönelik yorumunu bizlerle paylaşıyor. Önemli bir çalışma. Yıllardır çeşitli zeminlerde dillendirilmesine rağmen, yazılamayan bir konuya dikkat çekmiş Murat E. Murğulişi.

 

Ayşenur Kolivar’ın yeni albümü “Bahçeye Hanımeli”; Esin Hacıalioğlu’nun “Lazlar Hakkında”; Eylem Bostancı’nın “Hakiki İngi-Laz: Tana Nuriye”; Nizamettin Alkumru’nun “İskender Tzitaşi Hakkında”; Murat Ümit Hiçyılmaz’ın “Pazar’ın İsmi Bilinmeyen Kalesi: “Cixa”, Tanura’nın bu sayısında çıkan önemli yazılardan. Bu sayıda İrfan Aleksişi’nin iki makalesi yer alıyor: “Ardeşen’in En Kısa Tarihi” ve “Lazca’nın Yazıya Geçmiş İlk Şiirleri”. Yazar, şu ana kadar ulaşabildiği kaynaklardan faydalanarak bu iki önemli makaleyi kaleme almış.

 

“Tanura”, “Lazca Açıköğretim” konusuna da değiniyor ve www.lazcaacikogretim.com ’u tanıtıyor.  სასან ხელიმიში/ Helimişi Xasani Lazca Öykü Yarışması” ve “Dünya Horon Günü- 2012”ye ilişkin birer de duyuru yapıyor. “Helimişi Xasani Lazca Öykü Yarışması”nın jüri üyelerini de duyuruyor: Yılmaz Avcı, Mustafa Çupina, Osman Şafak Büyüklü, Ali İhsan Aksamaz ve Musa Cedeşi.

 

“Tanura”, 1 Mayıs 2012’de Taksim Meydanı’ndaydı. “Tanura”, Milliyet Gazetesi’nin Batum’a karşı yaptığı hakaret dolu yayınlarını protesto etmek için Laz ve Gürcü aydınlarının beraber düzenledikleri basın açıklamasında, 26 Mayıs 2012’de Galatasaray Lisesi önünde de saf tutmuştu. “Tanura”, Laz aydınlarının haklı dil-kültür ve kimlik mücadelesinde öncü bir rolü üstlendiğini, duruş ve çalışmalarıyla da yeni kazanımların müjdecisi olduğunu gösteriyor.

 

[Kaynak: Ali İhsan Aksamaz,  “Ma Lazuri komiçkin. Si?!”, demokrathaber.org,11. VI. 2012]

 


[Önerilen okumalar: Ali İhsan Aksamaz, “Yerel Diller”: Anadilleri Yaşatmak Mı? Öldürmek Mi?” Sorun Polemik/ Marksist İnceleme- Araştırma Dergisi”, Sayı 5, Kış, İstanbul, 2002/ Sima Dergisi, Sayılar 5 ve 6, Sima Laz Vakfı Yayını, Fotosan Ofset, İzmit, 2002- 2003/ circassiancenter.com.tr; Ali İhsan Aksamaz, "Birinci Laz Kültürü Toplantısı", circassiancenter.com.tr, 5. XII. 2004; Ali İhsan Aksamaz, “Tengiz Abuladze’nin Pişmanlığı”, Çveneburi Kültürel Dergi, Sayı 52- 53, Nisan- Eylül 2004/3, İstanbul,  gurcuhaber.com, 25. V. 2005; Ali İhsan Aksamaz, "Şu Bizim Sahipsiz Lazca", lazca.com/ circassiancenter.com, 29. V. 2009; Ali İhsan Aksamaz, "Lazika Yayın Kolektifi Kokteyli (Gözlemler- Değerlendirmeler", demokrathaber.org/ circassiancenter.com.tr, 20. VII. 2011; Ali İhsan Aksamaz, "Bazı Laz Aydınları Arasında Geciken Hesaplaşmalar ve Unutulan Kimlik Mücadelesi", circassiancenter.com.tr, 21. VIII. 2011; Ali İhsan Aksamaz, "Laz Aydınları Platformu Oluşturma Toplantılarındaki Konuşmalarım", Laz Aydınları ve Sorumluluk, 1. Baskı, Sorun Yayınları, İstanbul, 2011; Ali İhsan Aksamaz, "Gelişim TV, Lazca İçin Bir Şans Olabilir", lazca.org/ circassiancenter.com.tr,10. I. 2012; Ali İhsan Aksamaz, “Laz Enstitüsü” Toplantısında Söylediklerim, Gözlem, Eleştiri ve Önerilerim",yusufbulut.com/ circassiancenter.com.tr, 22. XII. 2012; Ali İhsan Aksamaz, "Laz Enstitüsü Denince (Algıladıklarım- Beklentilerim)", yusufbulut.com/ circassiancenter.com.tr, 15 II 2013; Ali İhsan Aksamaz, "Laz Kimlik Mücadelesinde İskender Tzitaşi’nin Önemi", yusufbulut.com/ sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 14 IV 2013; Ali İhsan Aksamaz, “Lazca’nın küçümsenmemesi gereken ilk zaferi”, Özgür Gündem Gazetesi/ circassiancenter.com.tr, 11. IX. 2013; Ali İhsan Aksamaz, "Sovyet Lazları Halk Önderi İskender Tzitaşi ve Solun Ezberini Bozan Mektupları", sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr/ gurcuhaber.com, 5. XII. 2013; Ali İhsan Aksamaz, "Munir Yılmaz Avcı (1939- 2016)", sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 16. XII. 2020; Ali İhsan Aksamaz, "Mecit Çakırusta’nın İmza Günü Etkinliği", circassiancenter.com.tr,  19. II. 2012; Ali İhsan Aksamaz, “Lazuri ren çkin minoba”, Laz Kültür Dergisi Tanura, sayı 3, İstanbul, 2012/ circassiancenter.com.tr; Ali İhsan Aksamaz, "Abhazya’da Yayınlanan Lazca Ders Kitapları", Özgür Gündem Gazetesi, İstanbul/ circassiancenter.com.tr, 09. VII. 2012; Ali İhsan Aksamaz, “Şurimşine”, çoksesliliği yaşatıyor", Özgür Gündem Gazetesi, 03. VII. 2012; Ali İhsan Aksamaz, "Hasan Helimişi Lazdı", Özgür Gündem Gazetesi, 07. IX. 2012; Ali İhsan Aksamaz, "‘Ogni’ Başarısız Oldu Mu?", yusufbulut.com/ sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr,  12. IX. 2013; Ali İhsan Aksamaz, “Ağlama! Değmez Bu 21 Şubat Gözyaşlarına!”, kuzgunportal.com/ circassiancenter.com.tr, 5. XI. 2020; Avni Ertaş: “Tarım, eğitim ve dış politika değişmez devlet politikaları olmalı!”, sonhaber.ch/  circassiancenter.com, 19. VII. 2024; Mecit Çakırusta: “Ben Bu İşe Ana Lisanımı Yaşatmak İçin Girdim!”/ Mecit Çakırusta ile Haber& Söyleşi, Yeni Kafkasya Gazetesi, Sayı 9, circassiancenter.com.tr, 2003; Nuri Bagaps, (Çeviren: Anri Çediya) “20. Yüzyılda ve 21. Yüzyılın Başında Abhazya’da Laz Nüfusu: Demografik Durum ve Yerleşim Coğrafyasının Özellikler/ The Laz Population in Abkhazia in the 20th Century and Beginning of the 21st Century: Demographic Situation and Features of the Geographic Settlement”, Kafkasya Calışmaları – Sosyal Bilimler Dergisi / Journal of Caucasian Studies Mayıs 2021 / May 2021, Yıl / Vol. 6, № 12/ dergipark.org.tr; Önder Acar: “Oçamçire’deki Laz Okulu’nda da öğrenim görmüş anneannem!”, gurcuhaber.com/ sonhaber.ch/  circassiancenter.com, 11. X. 2019; Yılmaz Erdoğan: “Bizimkiler Sohum’a Yerleşmiş!”, circassiancenter.com.tr, 22. XI. 2018]


aksamaz@gmail.com


https://www.circassiancenter.com/tr/ma-lazuri-komickin-si/


“Lazca ile en fazla şarkı söyleyebilirsiniz(!)”

 


 

“Lazca ile en fazla şarkı söyleyebilirsiniz(!)”

 

Lazca ağırlıklı çalışmalarıyla tanınan “Lazia Yayın Kollektifi,” Lazca ve Laz kimliği açısından çok önemli bir kitabı daha okuyucuyla buluşturdu: “Oxesapuşi Supara”. სოხუმი/ Sukhumi’de 1933’de iki cilt halinde basılan kitaplar, “Lazika Yayın Kollektifi” tarafından tıpkıbasım olarak bir arada yayınlanmış. Abhazya ve Acaristan’daki Laz köylerinde eğitim vermiş Laz okullarında kullanmak için hazırlanmış kitapların orijinalleri ilk olarak Abhazya devlet matbaası tarafından basılmış.

 

Bu kitap, hem pedagojik hem de o yılların üretim ilişkilerine katkı sağlayacak şekilde yazılmış. Kitabı N. Popova, Rusça açıklamalarla hazırlamış. “Oxesapuşi Supara” adıyla ilk baskısı Sukhumi’de yapılmış olan bu Lazca kitap, İskender Tzitaşi’nin adını taşıyor. O zamana kadar Lazcada kullanılmayan çeşitli terimlerin ilk kez bu kitapta kullanılması kitabın bir diğer özelliği. ისქენდერ წითაში/ İskender Tzitaşi, SBKP (B) üyesi bir partili ve Sovyetler Birliği (Abhazya ve Acaristan) Laz Okulları direktörüydü. Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarında Lazların ana dili okulları vardı. Yaşadıkları yörelerde ana dili dersleri de görüyorlardı. “Lazika Yayın Kollektifi”nin yayınladığı “Oxesapuşi Supara”, o yıllarda İskender Tzitaşi adıyla yayınlanan bir dizi Lazca okul kitabından yalnızca bir tanesi. “Alboni” (“Laz Alfabesi”) , “Oitxuşeni Supara” (“Okuma Kitabı”- Fen Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Yurttaşlık Bilgisi”) ve “Çkuni Çhara/ Ç̆ara” (“Bizim Yazımız- Lazca”) bu kitaplar arasında bilinenlerdir. Sosyalizmin inşası döneminde, Sovyetler Birliği’nde doğan Laz çocuklarına pedagojik esaslara uygun olarak ve üretim için eğitim felsefesinden hareketle bu kitaplar hazırlanmış. Yaşadıkları yörelerde üretken birer Sovyet Yurttaşı olmaları hedeflenmiş.

 

28 Aralık 1936’da Abhazya Devlet Başkanı Abhaz önder ნესტორ ლაკობა /Nestor Lakoba şaibeli bir şekilde öldü. Bundan sonra SBKP içindeki diğer öncü Laz aydınları gibi İskender Tzitaşi’nin de Türk ajanı ve halk düşmanı ilan edilmesi ve tasfiyeleriyle başlayan dönemde Lazların kültürel hakları da ortadan kaldırıldı. Daha sonraki dönemde hem Abhazya hem de Acaristan Lazları nüfuslara “Gürcü” olarak kaydedildi. Bu uygulamalar Sovyetler Birliği’nin resmi uygulamaları haline geldiği için tartışılmadı; konuşulamadı. Ancak 15 Ekim 1997 tarihinde Abhazya Parlamentosu aldığı kararla Lazların itibarlarının iadesini istedi ve düzenlemeler yapılması kararlaştırıldı.

 

Sovyetler Birliği Lazlarının sayıları, gündeme gelememelerinde önemli bir faktördür. Ancak Sovyetler Birliği Lazlarının kapalı bir toplum özelliği taşımaları ana dillerini Rusçanın yanı sıra bugüne kadar aktif olarak taşımalarında önemli bir rol oynadı. 1991 sonunda Sovyetler Birliği çözüldü. Ancak Sovyetler Birliği’nin Lazlara yönelik resmî ideolojisini, bu kez Gürcistan devraldı: “Lazlar Gürcüdür; Lazca Gürcücenin bir ağızıdır. Lazca ile eğitim olmaz. Lazca ile en fazla şarkı söyleyebilirsiniz.”

 

Türkiye Lazlarının durumu daha da vahimdir. Laz kimliği 1930’lu yıllardan itibaren yok sayıldı. Lazca konuşmak yasaklandı. Okullarda Lazca konuşan çocuklar, yakın zamanlara kadar şiddete ve baskıya maruz kaldı. “Türk” egemenleri Laz çocuklarının ana dillerini unutmasını istiyordu. 1980’lerden itibaren şiddet ve baskıya da gerek kalmadı. Zira elektrik ve onunla birlikte radyo-televizyon yayınları en ücra köşelere kadar ulaşmaya başladı. “Türk” egemenleri epey yol almıştı ancak tamamen başarılı olamamıştı. 1990’lardan itibaren, bunu gören Laz aydınları dillerini, kimliklerini geleceğe taşımak için Lazcaya sarıldılar. Lazcaya dikkat çekip özendirmeye başladılar.

 

İşte bütün bu gelişmeler çerçevesinde, “Oxesapuşi Supara”nın Türkiye’de yayınlanması çok önemli bir yere sahip. Öncelikle Sovyetler Birliği Lazları’nın kültürel haklarının olduğu dönemi tescil etmekle kalmıyor, aynı zamanda Lazca ana dili derslerinin ve eğitiminin de mümkün olduğunu gösteriyor. Bu kitap, böylelikle de hem Gürcistan hem de Türkiye’nin inkârcı- asimilasyoncu resmî ideoloji ve resmî tarih politikalarına da son vermesi çağrı özelliği de taşıyor. Ümit ederiz bu çalışmalar Lazca İncil-i Şerif ve Lazca K’uranı Kerim’in de yayınlanacağının müjdecisi olur.

 [Ali İhsan Aksamaz, “Lazca ile en fazla şarkı söyleyebilirsiniz(!)”, demokrathaber.org, 09. V. 2012]





[Önerilen okumalar: "Abhazya Parlamentosu’nun Açıklaması", Apsadgıl Derneği’nin Abhazca ve Türkçe yayınlanan yayın organı “Abazamyüa”nın 2 (3) nolu sayısı/ Aktaran: “Kafkasya Yazıları”, sayı 6, Çiviyazıları Yayınevi, İstanbul, 1999/ sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr; Ali İhsan Aksamaz, "Laz Kimlik Mücadelesinde İskender Tzitaşi’nin Önemi", yusufbulut.com/ sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 14 IV 2013; Ali İhsan Aksamaz, "Sovyet Lazları Halk Önderi İskender Tzitaşi ve Solun Ezberini Bozan  Mektupları", sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr/ gurcuhaber.com, 5. XII. 2013; Nuri Bagaps, (Çeviren: Anri Çediya) “20. Yüzyılda ve 21. Yüzyılın Başında Abhazya’da Laz Nüfusu: Demografik Durum ve Yerleşim Coğrafyasının Özellikler/ The Laz Population in Abkhazia in the 20th Century and Beginning of the 21st Century: Demographic Situation and Features of the Geographic Settlement”, Kafkasya Calışmaları – Sosyal Bilimler Dergisi / Journal of Caucasian Studies Mayıs 2021 / May 2021, Yıl / Vol. 6, № 12/ dergipark.org.tr; Önder Acar: “Oçamçire’deki Laz Okulu’nda da öğrenim görmüş anneannem!”, gurcuhaber.com/ sonhaber.ch/  circassiancenter.com, 11 X 2019]

 

aksamaz@gmail.com

 

https://www.circassiancenter.com/tr/lazca-ile-en-fazla-sarki-soyleyebilirsiniz/


“Lazca İngilizceden eski bir dil”

 


“Lazca İngilizceden eski bir dil”

 

“Gelişim TV”nin adını yaklaşık on yıl kadar önce duydum. 16 Şubat 2002 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Gelişim TV’nin RTÜK’ten uyarı aldığını yazıyordu. Sebebi Lazca olarak sunduğu bir müzik- eğlence programıymış.

Bir makalemde bu konudan da bahsetmiştim. Özetle; o zamandan beri “Gelişim TV”den ve programlarından haberdarım. İstanbul’da yaşadığım için, “Gelişim TV”yi ancak internet üzerinden izleme imkânım oluyor. Ardeşen’de bulunduğum zamanda da “Gelişim TV”nin yayınlarını izledim. Ardeşen’de yoğun olarak izlenen bir kanal olduğunu biliyorum.

Lazca.org’da çıkan bir yazıdan “Gelişim TV”nin uydudan yayın yapacağı haberi okuyunca sevimdim. “Gelişim TV”nin internetteki sitesinden de yeni yılda atılım yapacağını okudum. Yöre kültürüne daha fazla ağırlık vereceklerini, Lazca da yayın yapacaklarını öğrendim. “Gelişim TV”nin atılım yapmasına sevindim. Lazca yayın yapacağı açıklamasına da ayrıca sevindim. “Gelişim TV”nin yeni adı konusunda internet üzerinden “MJORA/ TUTA TV” önerisinde bulunmuştum. Her ikisi birlikte veya biri olabilir. Benim önerim bu şekilde.

Hatırlanacağı üzere 2004 yılında TRT, bazı ana dillerinde yayın yapmaya başladı. Ne yazık ki, bu diller arasında Lazca yoktu. 2012 yılında Millî Eğitim Bakanlığı, ilköğretim okullarında “seçmeli ana dilleri dersleri” uygulamasını başlattı. Yine ne yazık ki, bu anadilleri arasında Lazca yoktu. Oysa birçok yerde veliler çocuklarının Lazca ana dili derslerini görmesini istiyordu; okul müdürlüklerine dilekçeler verdiler. Ancak olmadı; “müfredat hazır” değil ya da “okutacak öğretmen” yok gibi sebepler öne sürüldü. Eğer “Gelişim TV”, Lazca da yayın yapabilirse, bu, Lazcanın sahiplenilmesi ve yaygınlaşması yönünde çok önemli bir adım ve ciddî bir mevzi olabilecek.

“Gelişim TV”nin uydudan Lazca yayınları yalnızca Çamlıhemşin, Pazar, Ardeşen, Fındıklı, Hopa ve Borçka’daki Lazlar tarafından izlenilmeyecek. 93 Harbi Muhaciri Lazların yaşadıkları Akçakoca, Sapanca, Yalova, Maşukiye, Karamürsel, Gölcük, Düzce, İzmit, Bursa gibi şehirlerin kimi köylerinden de izlenecek. İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya vb. şehirlerde yaşayan Lazları da unutmayalım. Lazca yayın yapacak bir TV’nin izleyicileri yalnızca Türkiye ulusal sınırları içinden olmayacak. Batum civarında yaşayan Lazlar ve Lazca bilenler de bu Lazca programları izleyecektir. Abhazya’da yaşayan Lazlar da izleyecek bu yayınları. O sebeple “Gelişim TV”nin omuzundaki yük oldukça ağır. Lazca programların yayınlanacağı zaman dilimleri ve kalitesi de önemli. “Gelişim TV”, kendisini arabesk müzikten kesinlikle korumalıdır. Geleneksel Laz kültürünün arabesk ile hiçbir alâkası yoktur. Yerel, otantik müziğe ağırlık vermelidir. Lazca; Türkiye’de de, Gürcistan’da da, Abhazya’da da resmî statüsü olmayan, tanınmayan bir dil. Ne yazık ki, ölüme terkedilmiş bir dil. Bu kabul edilebilir bir durum mu?! Benim ninemin, dedemin, atalarımın dili neden ölsün?! Lazca İngilizce’den daha eski bir dil. İngilizce, dünyanın anlaşma dili olmuş. Lazca, kendi vatanında ölüme terkediliyor. Bu nasıl bir mantık ve yaklaşım! Adaletsizlik bu! Bu sebeple de “Gelişim TV”nin sorumluluğu büyük.

Özellikle büyük şehirlerde yaşayan Laz ana-babaların çocukları Lazcaya çok ilgi duyuyorlar. Lazcayı öğrenmek istiyorlar. Bu insanlara Lazcayı öğretmenin bir diğer yolu da TV yayınlarıdır. “Gelişim TV”, bu anlamda tarihî bir misyon üstlenebilir; seviyeyi yükseltebilir.

Mehmet Bekâroğlu’nun “Anadili Günü” sebebiyle geçen yıl “İMC TV”ye yaptığı Lazca açıklama büyük bir ilgi uyandırdı. Aynı şekilde Rize Milletvekili Nusret Bayraktar ve Sanatçı Hülya Polat’ın “CNN”deki bir programda kısa da olsa Lazca konuşmaları sempatiyle karşılandı. Mahsun Kırmızıgül’ün yönetmenliğini yaptığı “Benim için Üzülme” adlı dizinin Lazca konuşulan bölümlerinin klipleri izlenme rekorları kırıyor. İnsanlar, çeşitli yerlerde Laz kültür dernekleri kuruyor. Laz Enstütüsü kurmak için hazırlıklar yapılıyor. Lazca ders kitapları yayınlıyorlar. Lazca ilk roman olan “Daçxuri/ Daçkhuri” yayınlandı. “Daçkhuri”nin yazarı Murat Ercan Murğulişi’nin yayınlanmayı bekleyen ona yakın Lazca romanı bulunuyor. Lazca çocuk masalları basıldı. Lazca şiir kitapları yayınlanıyor. Özellikle İstanbul, Ankara, İzmit gibi kentlerde Lazca kursları açılmakta. Özetle; insanlar Lazcaya ilgi duyuyorlar; Lazcanın ölmesini istemiyorlar. Lazca şarkılar söyleyen müzik gruplarının sayısı da artmıştır. Görüldüğü gibi, bu noktada “Gelişim TV”ye de önemli roller düşüyor. Bir anlam da “Gelişim TV” şanslı. 1993 yılında “Ogni Kültür Dergisi”yle başlayan süreçte, Lazcaya vâkıf, Lazca üretim yapan bilinçli Laz aydınları da yetişti. Bunlar “Gelişim TV”ye katkı sunabilir. “Noderi” yani “imece,” Laz halkının binlerce yıllık toplumsal hayatında önemli bir gelenektir. “Gelişim TV”, bu gelenekten de faydalanmalıdır.

Yüzyıl önce Lazlar için gurbet “Rusye” dedikleri Batum, Anaklia, Sokhumi, Oçamçire, Gagra, Gudauta gibi yerlerdi. Oralara giderler, ekmek paralarını kazanırlardı. Gittikleri yerlerin yerlisi olan Lazlarla ve Megrellerle karşılaşınca Lazca anlaşırlardı. Böylelikle Lazcaları gelişkin olurdu. Sovyetler Birliği- Türkiye sınırı kapanınca gurbet, İstanbul ve Türkiye’nin diğer büyük kentleri oldu. Özellikle de 1980’den sonra, Türkçe televizyonun yöreye ulaşmasıyla Lazca gerilemeye başladı. Eğer “Gelişim TV” Lazca yayınlarında başarılı olabilirse, yalnızca yurt içinden ve dışından izlenmekle kalmayacak, Lazcanın gelişmesine de belirttiğim üzere katkıda bulunabilecek.

Lazlar, artık günümüzde esas olarak köylü değil, kentli ve büyük ölçüde de kent hayatıyla bağlantılı bir halk. “Gelişim TV”, bunu göz önünde tutmalıdır. Türkiye’deki resmî ideoloji ve resmî tarih tezleri artık Türkiye’deki etkisini kaybetmiştir. Ana dillerin bir nebze de olsa özgürleşmesi bunu gösteriyor. Ancak Lazlar ve Lazca, Tiflis’ten kaynaklanan “Lazlar Gürcüdür; Lazca Gürcücenin şivesidir” tasallutunun altında. “Gelişim TV”, bu konuda dikkatli olmalı, Tiflis’in bu yaklaşımını TV ekranına taşıyacak kişi ve kuruluşlara karşı uyanık davranmalıdır. Tiflis’in Lazlara ve Lazcaya yönelik uzun yıllara dayanan bu ırkçı yaklaşımları, yalnızca Türkiye ve Gürcistan arasındaki dostluğa zarar vermekle kalmıyor; aynı zamanda bir Laz ve Gürcü sürtüşmesinin de tohumlarını ekmektedir. “Gelişim TV”nin Lazcayı sahiplenmesi, bu anlamda Tiflis’i rahatsız edecektir. Bu konuda dikkatli davranılmalı. Tiflis’in Türkiye’nin iç meselelerine karışması da engellenmelidir. Tiflis’in ırkçı politikalarına karşıyız. Ancak Gürcüler, Svanlar ve en yakından da Megreller bizim kardeşimizdir. Lazlar, Gürcü değildir. Lazca, Gürcücenin şivesi değildir.

“Gelişim TV”de Lazca için kısa dönemde neler yapabilir?! Bu konuda benim de İrfan Ç. Aleksiva, İsmail Avcı Bucalişi, Osman Şafak Buyulişi ve konuya kafa yoran diğer arkadaşlar gibi önerilerim var. Bazı programlar tamamen Lazca olmalı. Lazca programlar mutlaka belirli saatlerde yayınlanmalı. Böylece Lazca programların yurtiçinden ve yurtdışından Laz dinleyicileri zamanlarını o saatlere göre ayarlayabilir. Lazca şarkılar kuşkusuz günün herhangi bir zamanında yayınlanabilir. Lazca programların içeriği ne olabilir?! İlk başta, şimdilik, Lazca haber sunumu mümkün olamayabilir. Eğlence programları tamamen Lazca olabilir. Köy, kişi, meslek, kitap tanıtımları tamamen Lazca olabilir. Kimi konulardaki röportajlar tamamen Lazca olabilir. Ancak dediğim gibi, Lazca programların yayınlanma saatleri mutlaka fiks olmalı. Bu, izlenmeyi sürekli kılar. Yine programların kalitesi çok önemli. Kaliteli Lazca programlar dinleyiciyi arttıracaktır.

Seksen yıl önce Sovyetler Birliği’nde, yani Acaristan’da ve Abhazya’daki Laz köylerinde Lazca Ana dili okulları vardı. Laz çocukları kendi ana dilleri olan Lazcada da eğitim- öğretim görebiliyordu. Matematik dersini, Hayat Bilgisi dersini Lazca olarak görüyorlardı. Lazcanın eğitim- öğretim için yeterli bir dil olduğu daha o zamandan ispatlanmıştır. Ancak SB’deki Lazcaya yönelik bu olumlu uygulama kısa sürdü. Laz okulları kapatıldı. Laz okulları direktörü İskender Tzitaşi ve kadrosu tasfiye edildi.

Bir dil kitapsız, okulsuz, radyosuz, televizyonsuz yaşayamaz. “Gelişim TV”, Lazca yayınlarında başarılı olabilirse, Lazcaya karşı yapılmış tarihsel haksızlıkları da telâfi etme yönünde önemli adımlar atmış olacaktır.

Lazca ihmal edilmiş bir dildir. Oysa Lazca da bir dildir. Aynı Türkçe gibi. Aynı Gürcüce gibi. Aynı Rusça gibi. Aynı İngilizce gibi. Lazcayı konuşanların sayısı azdır. Ancak bir dil, konuşanlarının sayısı az olduğu için değil, konuşulmadığı için ölür. O dilde yazılmadığı için, o dil ölür. O dilde romanlar, hikâyeler yazılmadığı için, o dil ölür. O dilde radyo ve TV yayınları yapılmadığı için, o dil ölür. Lazcayı hor görmemeliyiz. Lazca yazmalıyız. Lazca yayın yapmalıyız. Kuşkusuz başta zor olacaktır. Yavaş olacaktır. Konuya sahip çıkılırsa, Lazca yaşayacaktır.

Son olarak şunları eklemek isterim: Lazca yer adlarının tekrar resmî olarak kullanılması ve tabelalarda yer alması için “Gelişim TV”nin çaba harcayabileceğini de düşünüyorum. Bu ve diğer kültürel konularda yöre milletvekillerinin desteği sağlanmalıdır.

Lazcanın yaşaması, politik değil, insanî bir konudur. Lazca, yörenin en eski dili, bizlerin ata dilidir. Türkçe ise, bugün ortak vatanımızda birbirimizle anlaşma dilimizdir. İşte biz bu anlayış ve bilinçle Lazcaya sahip çıkıyoruz. İki-dillilik bir diğer zenginliğimizdir. Bu duygu ve düşüncelerle “Gelişim TV”ye yayınlarında başarılar dilerim.

 

[Kaynak: Ali İhsan Aksamaz, “Lazca İngilizceden eski bir dil”, demokrathaber.org/ lazca.org, 11. I. 2013]

 

[Önerilen okumalar: Ali İhsan Aksamaz, “Yerel Diller”: Anadilleri Yaşatmak Mı? Öldürmek Mi?” Sorun Polemik/ Marksist İnceleme- Araştırma Dergisi”, Sayı 5, Kış, İstanbul, 2002/ Sima Dergisi, Sayılar 5 ve 6, Sima Laz Vakfı Yayını, Fotosan Ofset, İzmit, 2002- 2003/ circassiancenter.com.tr; Ali İhsan Aksamaz, “Tengiz Abuladze’nin Pişmanlığı”, Çveneburi Kültürel Dergi, Sayı 52- 53, Nisan- Eylül 2004/3, İstanbul,  gurcuhaber.com, 25. V. 2005; Ali İhsan Aksamaz, "Lazika Yayın Kolektifi Kokteyli (Gözlemler- Değerlendirmeler", demokrathaber.org/ circassiancenter.com.tr, 20. VII. 2011; Ali İhsan Aksamaz, "Gelişim TV, Lazca İçin Bir Şans Olabilir", lazca.org/ circassiancenter.com.tr,10. I. 2012; Ali İhsan Aksamaz, "Munir Yılmaz Avcı (1939- 2016)", sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 16. XII. 2020; Ali İhsan Aksamaz, "Mecit Çakırusta’nın İmza Günü Etkinliği", circassiancenter.com.tr,  19. II. 2012; Ali İhsan Aksamaz, “Lazuri ren çkin minoba”, Laz Kültür Dergisi Tanura, sayı 3, İstanbul, 2012/ circassiancenter.com.tr; Ali İhsan Aksamaz, "Abhazya’da Yayınlanan Lazca Ders Kitapları", Özgür Gündem Gazetesi, İstanbul/ circassiancenter.com.tr, 09. VII. 2012; Ali İhsan Aksamaz, "‘Ogni’ Başarısız Oldu Mu?", yusufbulut.com/ sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr,  12. IX. 2013]

 

aksamaz@gmail.com

 

 https://www.circassiancenter.com/tr/lazca-ingilizceden-eski-bir-dil/

 

2 Ocak 2025 Perşembe

“Kafkasyalı Aydınlara Açık Mektup/ (8 Ağustos 2008’i Hatırlarken Aklıma Gelenler)”

 



 “Kafkasyalı Aydınlara Açık Mektup/ (8 Ağustos 2008’i Hatırlarken Aklıma Gelenler)”

 


Kafkasya bilinen tarihinin en eski günlerinden bugüne kadar hep acı çekti. İnsanlar acı çekti, inançları, dilleri, kültürleri, kimlikleri acı çekti. Dağlar, ovalar acı çekti. Kuşlar, balıklar, böcekler acı çekti. Meyveler ve sebzeler de. Bütün bu büyük acıların kaynağı Kafkasya’yı, halkını sömürenlerdir. Kafkasya’yı sömürmek için gelen yabancılar ve onların işbirlikçileri, bütün kötülüklerin kaynağıdır.


Kafkasya’nın kaderi hiç değişmedi. Bugün de aynı acılar çekiliyor. İşte ondandır ki, insanlar birbirlerine küskündür. Küskün olan yalnızca insanlar değil. Dağlar, ovalar da küskündür. En son olarak, Sovyetler Birliği’nin çözülme sürecine girdiği dönemde insanlar kırdılar birbirlerini Güney Osetya’da, Abhazya’da ve daha nice yerde. Güney Osetya’da, Abhazya’da insan insanı kırdı, sürdüler birbirlerini topraklarından. En son 2008’de yaşadı Kafkasya kini, çatışmayı, intikamı. İnsan insanı yine kırdı ve yine insan insana küstü, yine kinlendi. İnsanın insanı kırması, topraklarından sürmesi ve kinlenmesi ne zaman son bulacak? Ne zaman Kafkasya ve Kafkasyalılar; tarih kadar eskisiyle, gelip sonradan yerleşeniyle, ne zaman barış, huzur ve mutluluğu görecek?! Ne zaman birlikte üretip, ne zaman adilce paylaşacaklar?! Kafkasya’nın bütün dilleri, kültürleri, dinleri ne zaman yan yana sonsuza kadar yaşayacak?!

Sovyetler Birliği döneminde, öyle veya böyle insanlar birbirlerine bu kadar hiç yabancı olmamışlardı. 70 yıl yan yana yaşadılar beraber. Ama yine de kırdılar birbirlerini, sürdüler topraklarından sonra da.

“Soğuk Savaş” sonrası zuhur eden çirkin politikacılar halkları birbirine kırdırıyor Kafkasya’da. Bu, Kafkasya’ya hiç huzur gelmeyeceğini gösteriyor. Kafkasya’da, özellikle Sovyetler Birliği döneminde, halklar arasında ekonomik, kültürel ve emekdaşlık temelinde bir ilişki gelişmiştir.

Bu ilişkiler devam ettirilmelidir; geliştirilmelidir. Abhazya’da da, Güney Osetya’da da yaşanan çirkinliklerin sebebi emperyalizmdir. Gerek 1990’lı yılların başında ve gerekse de 2008’de yaşanan sürgünler konusunda düzenlemelere gidilmelidir. Yerlerinden edilen halklar, ön koşulsuz ve derhal eski yurtlarına ve evlerine, komşularına dönebilmelidir. Sınırların düzenlenmesi, özerk cumhuriyet, özerk bölgeler konusu sonraki konudur. Sürülenler eski yurt, ev ve komşularına döndükleri zaman bütün bu diğer sorunlar daha kolaylıkla çözümlenebilecektir.

Kafkasya, ancak bağımsız ve bağlantısız olursa huzuru görür. Bu şimdilik bir ütopyadır. Ancak yerel aydınlar, yerel politikacılar akıllı olmak zorundadırlar. Dünya, bölge dengelerini göz önünde bulundurmak zorundadırlar. Rus düşmanlığıyla bir yere varılamayacağı açıktır. Hıristiyan ve Musevi düşmanlığıyla da öyle.

ABD’nin desteğiyle ve NATO’yu Kafkasya’ya Rusya Federasyonu’nun burnunun dibine sokmakla da bir yere varılamayacağı açıktır. Kafkasya’daki sorunlara dışardan güçleri müdahil etmeye çalışmak ise, politikacıların halklarına yaptıkları en büyük düşmanlıktır. Türkiye’de yaşayan Kafkasyalılar, Kafkasya’ya “Kafdağı” masalları duygusallığıyla değil, somut gerçeklik penceresinden bakmalıdırlar.

 

 

[Kaynak: Ali İhsan Aksamaz, Kafkasyalı Aydınlara Açık Mektup/ (8 Ağustos 2008’i Hatırlarken Aklıma Gelenler)”, demokrathaber.org, 08. VIII. 2011]

 

[Önerilen okumalar: Ali İhsan Aksamaz (/Lot̆i K̆olxurişi), "Bazı Gürcü Aydınlarına (!) Kolay Sorular” ,Ogni Kültür Dergisi, Sayı 4, Mayıs-Haziran 1994/ kolkhoba.org/ circassiancenter.com.tr; Ali İhsan Aksamaz, “Bilinçli Olarak Geciktirilmiş Bir Değinme”, Tarih ve Toplum Dergisi”, Sayı 161, Mayıs 1997, İletişim Yayınları (“Doğu Karadeniz’de Resmî İdeolojiler Kuşatması, 1. Baskı, Sorun Yayınları, 2003; 2. Baskı, Belge Yayınları, İstanbul, 2011/ circassiancenter.com.tr; Ali İhsan Aksamaz, “Demagoji uzmanları”, 05. VI. 2002, (“Doğu Karadeniz’de Resmî İdeolojiler Kuşatması, 1. Baskı, Sorun Yayınları, 2003; 2. Baskı, Belge Yayınları, İstanbul, 2011) circassiancenter.com.tr; Ali İhsan Aksamaz, “Hayri Hayrioğlu’nun Ardından”, (“Laz Aydınları ve Sorumluluk”, Sorun Yayınları, İstanbul, 2011), / yusufbulut.com/ circassiancenter.com.tr, 5. VII. 2011; Ali İhsan Aksamaz,  “Ahmet Özkan Melaşvili ve Hayri Hayrioğlu’yu Andık!” (“Laz Aydınları ve Sorumluluk”, Sorun Yayınları, İstanbul, 2011)/ yusufbulut.com/ circassiancenter.com.tr, 4- 5. VII. 2011); Ali İhsan Aksamaz, “Hayri Hayrioğlu”, (“Dil-Tarih- Kültür- Gelenekleriyle Lazlar”, 2. Baskı, Belge Yayınları, İstanbul, 2014), circassiancenter.com.tr, 26. V. 2006; Ali İhsan Aksamaz, “Ahmet Özkan Melaşvili’yi kim öldürdü?”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 09. VII, 2020; Mustafa Yakut (Himşiaşvili), “Gürcüceyi Nerden Biliyorsun?”, Çveneburi Kültürel Dergi, Sayı 1(8), Ocak- Şubat 1993, Bude Ltd. Şti., Bursa; Zakaria Laşkaraşvili, (Çeviren: Hayri Hayrioğlu), “Yüzyıl Önce Ç̆aneti, Ogni Dergisi, Sayı 1, İstanbul, Kasım 1993]

 

aksamaz@gmail.com

 

https://www.circassiancenter.com/tr/kafkasyali-aydinlara-acik-mektup/

BAZI GÜRCÜ AYDINLARINA(!) KOLAY SORULAR

 

 

 


BAZI GÜRCÜ AYDINLARINA(!) KOLAY SORULAR

 



“Laz Dilini ve Kültürünü Araştırma Vakfı” çalışmaları ve “Ogni Kültür Dergisi”nin yayımı bazı Gürcü aydınlarını(!) ürkütmüşe benziyor. Bu aydınların(!) ürkmesi acaba nereden kaynaklanıyor? Dillerini, kültürlerini yaşatmak ve tarihlerini araştırmak isteyen Lazlar neden bazı Gürcü aydınlarını(!) korkutuyor?

Gerçek gün gibi açık: Lazlar, “Gürcü’sünüz” dayatmasını kabul etmeyecekler ve sınırın öte yakasındaki Megrel- Laz kardeşlerine dayatılan Gürcü resmî ideolojisinin haksızlıklarını cümle âleme ilân edecekler.

Kendilerini “aydın” zanneden bazı Gürcü dostların(!) ne yazık ki, kendi tarih ve coğrafyalarını bilmedikleri ortaya çıkıyor. Ancak biz kendilerine kolayca cevaplayabilecekleri bazı sorular sormak istiyoruz.

Soru 1) 1980’de karanlık güçlerce katledilen Gürcü aydını Ahmet Özkan Melaşvili’nin de katkılarıyla yayımlanan “Georgian Folk Music from Turkey” adlı plâğın broşüründeki şu cümlenin Türkçesini anlayabiliyor musunuz? “These people, the Gurians and Adjarians, descend from those eighth century immigrants to the west, who were responsible for separating the Laz from the main body of Megrelians.” (Peter Gold/ Frank J. Gillis, Indiana University, Archives of Traditional Music Folklor Institute, Bloomington, USA) “Sekizinci yüzyıldan başlamak üzere batıya yerleşmiş olan Guryalılar ve Acarlar, Lazların Megrellerin ana yapısından kopmasında sorumluluğu olan halktır.” (Peter Gold/ Frank J. Gillis, İndiana Üniversitesi, Geleneksel Müzik Folklar Enstitüsü Arşivi, ABD)

Soru 2) “Güneyden gelen düşman akınlarından kaçan Guryalı Gürcüler, Laz- Megrel topraklarının orta beline yüklenerek ülkeyi ikiye böldüler. Böylece Laz- Megrel birliği sığınmacı Gürcüler tarafından parçalanmış oldu.” (Zakaria Laşkaraşvili, (Çeviren: Hayri Hayrioğlu), “Yüzyıl Önce Ç̆aneti, Ogni Kültür Dergisi, Sayı 1). Eğer Megrel-Lazlar, sizin iddianıza göre; Gürcü ise nasıl oluyor da Gürcüler Gürcü olan(!) Laz- Megrel birliğini parçalayabiliyorlar?

 

 

“Kendilerini “aydın” zanneden bazı Gürcü dostların(!) ne yazık ki, kendi tarih ve coğrafyalarını bilmedikleri ortaya çıkıyor”

 


Soru 3) En eski destanî Kartel (İberya/ Gürcistan) tarihi sayılan “
ქართლის ცხოვრება/ Kartlis Tskhovreba”dan haberiniz var mı? Bakın sizin kendi destanınız neler diyor: “Adı geçen kaynağa göre, (bu) sekiz kardeşin her biri, kendi ülkesindeki kavmin ulu atası olmuştur ve aslı vaktiyle Yunanca yazıldığından “os” soneki katılan adları yaş sıralamasına göre şöyledir:

1- Hayos (kendilerine “Hay” diyen Ermenilerin atası,
2- Kartlos (Tiflis ili bölgesindeki “Kartel/ Kartvel” İber/Gürcülerin atası,
3- Bardos (Gence/ Barda/ Berde bölgesindeki Aran/Karabağ Sakaları),
4- Movakan (Mugan çölüne ad veren Şirvan’daki Albanlar/ Sakalar),
5- Heros (Tiflis ili doğusunda ve Kür nehrinin solundaki “İki-Alazan” suları/ şimdiki Alazan-Yor arasına “Heret”=Her yurdu adını verdiren kavmin ki, sonradan “Kakhet” denilmiştir),
6- Egros (Karadeniz’in güneydoğu kıyısında, adları Eger/ Eker /Açar /Acara’da yaşayan kavmin atası),
7- Lekos (Dağıstan’daki Lak/ Legan/ Lekezı/ Lekzi” ve bundan bozma “Lezgi” de denilen kolun atası),
8- Kavkas (Koban/ Kuban) ırmağı boyundaki Çerkeslerin ulu atası).

Yukarıda ataların her birinin farklı kavim ulu atası olduğu fikrini benimsiyor musunuz? En eski ve destanî Kartel (İberya/ Gürcistan) tarihi Ermenileri, Gürcüleri, Lezgileri, Çerkesleri, Megrelleri ve diğerlerini farklı kavimler olarak anlatmasına rağmen, siz nasıl oluyor da ataları Egros olarak gösterilen Megrel-Lazları, Gürcü sayabiliyorsunuz? Bu mantıkla Ermenileri, Lezgileri, Çerkesleri de Gürcü saymanız gerekmez mi? Bu destanî tarihinizi okumadınız mı? Yoksa “tarihiniz” yalan mı yazıyor? Bu “destanınızı” yayımlamayı düşünüyor musunuz?

Soru 4) Abhazya’daki nüfus kayıtlarına 1926 nüfus sayımlarına kadar “Megrel- Laz” olarak geçen insanlar neden 1939 nüfus sayımlarından itibaren kayıtlara “Gürcü” olarak geçirildi? Eğer bu insanlar sizin iddialarınıza göre; “Gürcü” idiyseler neden daha önceki nüfus kayıtlarına “Megrel- Laz” olarak geçirildiler?

Soru 5) Laz Alfabesine çok tepki gösteriyorsunuz. Oysa bilmediğiniz bir gerçek var: 1929 yılında Laz Alfabesiyle Lazca olarak
სოხუმი/ Sohum’da “მჭითა მურუნწხი /Mç̆ita Murunʒxi” adlı gazeteyi ve 1935 yılında yine Lazca Alfabeyi (Alboni) Lazca eğitim verilen okul öğrencileri için yayımlayan İskender ʒ̆itaşi’nin adını hiç duydunuz mu? Lazların büyük şairi ve bilim adamı İskender ʒ̆itaşi’ye ne olduğunu biliyor musunuz? Stalin’in emri üzerine ისქენდერ წითაში/ İskender ʒ̆itaşi’nin 1938’de katledildiği iddialarına ne diyorsunuz?

Soru 6) 1949’larda hiçbir neden yokken Kazakistan’a sürülen ve yollarda katledilen Lazlardan haberiniz var mı? Bu olayı araştırıp bu insanların haklarını aramayı düşünüyor musunuz?

Soru 7) 1989 yılında Abhaz Televizyonuna çıkan ve özetle Megrel- Lazların Gürcü olmadığını açıklayan Megrel-Laz Nugzar Dzhodzhua’ya ne olduğunu biliyor musunuz?

Soru 8) Gürcü resmî ideolojisinin inkârcı politikasının kana buladığı Abhazya’dan ayrılmak zorunda kalan on binlerce Megrel- Laz ve Gürcü için neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Bugün Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan herkesin, teoride etnik kökeni ne olursa olsun, yurttaş olarak kendi kültürlerini yaşatma hakkı vardır. Bu bölücülük değil, ülke bütünlüğünün “harcı” ve yurttaş olmanın gereğidir. Ancak hiç kimse “kültür kisvesi altında” yabancı bir ülkenin “gizli servis elemanı” gibi çalışma ayrıcalığına sahip değildir. Hele hele de, Lazları “Gürcü resmî ideolojisine alet etmeye” ve bunu beceremeyince de Lazları bir takım Bizans oyunlarıyla “jurnalleyip”, “bölücü” ilân etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.

[Kaynak: Ali İhsan Aksamaz (/Lot̆i K̆olxurişi), "Bazı Gürcü Aydınlarına (!) Kolay Sorular” ,Ogni Kültür Dergisi, Sayı 4, Mayıs-Haziran 1994]


[Önerilen okumalar: Ali İhsan Aksamaz, “Bilinçli Olarak Geciktirilmiş Bir Değinme”, Tarih ve Toplum Dergisi”, Sayı 161, Mayıs 1997, İletişim Yayınları (“Doğu Karadeniz’de Resmî İdeolojiler Kuşatması, 1. Baskı, Sorun Yayınları, 2003; 2. Baskı, Belge Yayınları, İstanbul, 2011)/ circassiancenter.com.tr; Ali İhsan Aksamaz, "2002 Yılı İtibarıyla Lazca ve Lazlarla İlgili Bazı Yayınlar", lazuri.com/ circassiancenter.com.tr, 2002; Ali İhsan Aksamaz, “Demagoji uzmanları”, 05. VI. 2002, (“Doğu Karadeniz’de Resmî İdeolojiler Kuşatması, 1. Baskı, Sorun Yayınları, 2003; 2. Baskı, Belge Yayınları, İstanbul, 2011)/ circassiancenter.com.tr; Ali İhsan Aksamaz, “Hayri Hayrioğlu’nun Ardından”, (“Laz Aydınları ve Sorumluluk”, Sorun Yayınları, İstanbul, 2011), / yusufbulut.com/ circassiancenter.com.tr, 5. VII. 2011; Ali İhsan Aksamaz,  “Ahmet Özkan Melaşvili ve Hayri Hayrioğlu’yu Andık!” (“Laz Aydınları ve Sorumluluk”, Sorun Yayınları, İstanbul, 2011)/ yusufbulut.com/ circassiancenter.com.tr, 4- 5. VII. 2011); Ali İhsan Aksamaz, Kafkasyalı Aydınlara Açık Mektup/ (8 Ağustos 2008’i Hatırlarken Aklıma Gelenler)”, demokrathaber.org, 08. VIII. 2011; Ali İhsan Aksamaz, “Ogni” başarısız oldu mu?!”, yusufbulut.com/ sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr,12 IX 2013; Ali İhsan Aksamaz, “Hayri Hayrioğlu”, (“Dil-Tarih- Kültür- Gelenekleriyle Lazlar”, 2. Baskı, Belge Yayınları, İstanbul, 2014)/ circassiancenter.com.tr, 26. V. 2006; Ali İhsan Aksamaz, “Ahmet Özkan Melaşvili’yi kim öldürdü?”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 09. VII, 2020; Ali İhsan Aksamaz, "İçindekilerle ‘Ogni Kültür Dergisi’ (1993-1994)", sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 12. XI. 2020; Givi G. Karçava: “Megrel mutfağı, dünyanın çok zengin mutfaklarından biri!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 27. IV. 2021; “Kartlis Tshovreba/ ქართლის ცხოვრება”, tr wikipedia.org; Mustafa Yakut (Himşiaşvili), “Gürcüceyi Nerden Biliyorsun?”, Çveneburi Kültürel Dergi, Sayı 1(8), Ocak- Şubat 1993, Bude Ltd. Şti., Bursa; Nugzar Dzhodzhua, (Çeviren: Ali İhsan Aksamaz), “Ben Bir Megrel’im”, Ogni Kültür Dergisi, Sayı 6, 1994/ kolkhoba.org/ circassiancenter.com.tr; Şemseddin Sami, (Çevirim yazı. Fahrettin Çiloğlu), “Kâmüs-ul Alam, Lazlar ve Lazistan, Ogni Kültür Dergisi, Sayı 2, Ocak 1994; Zakaria Laşkaraşvili, (Çeviren: Hayri Hayrioğlu), “Yüzyıl Önce Ç̆aneti, Ogni Dergisi, Sayı 1, İstanbul, Kasım 1993]

aksamaz@gmail.com


https://www.circassiancenter.com/tr/bazi-gurcu-aydinlarina-kolay-sorular/