7 Mart 2024 Perşembe

“Böyle bir kitabı hazırlamak kolay değil!”

 

 

 


 “Böyle bir kitabı hazırlamak kolay değil!”

 

 


[Ön açıklama: Yazar Yılmaz Erdoğan, bana telefon edip “Benimle bir söyleşi yap da, bizim kültürel meselelerden bir güzelce konuşayım,” dedi. Doğrusunu isterseniz, ben de uzun zamandan beri kendisiyle şaşırtıcı tezlerine ilişkin konuşmak istiyordum. Böylece ben söyledim, o dinledi. Ben sordum, o cevapladı. O söyledi, ben dinledim. Sonunda da bu Türkçe söyleşi ortaya çıktı. Yazar Yılmaz Erdoğan ile tarih tezlerine, Laz diline, İskender Tzitaşi’ye, Laz alfabelerine, Türkiye’deki Laz aydınlarının kültürel faaliyetlerine ve yeni bir dernek kurma çalışmalarına ilişkin Türkçe bir söyleşi yaptık. Türkçe söyleşiden kısa zaman sonra, yazar Yılmaz Erdoğan’a Lazca sorular da gönderdim. Yazar Yılmaz Erdoğan, “Ben hiç duyulmamış Lazca kelimeler kullanmadan yapamam; öyle alışığım. Duyulmamış Lazca kelimeler kullandığımda da, öyle herkes anlayamaz. Kimse anlayamadığında da polemik çıkar. Polemik çıkınca da benim tansiyonum çıkar; ben de bunu istemiyorum. Onun için de sana Lazca cevap vermeyeceğim,” dedi.  29 II 2024, Ali İhsan Aksamaz]

[Goʒ̆otkvala: Mç̆aru Yilmaz Erdoğanik t̆ilifoni moğodu do “Hele, çkimi k̆ala ar int̆erviu doqvi do çkineburi k̆ult̆uruli meselepeşen k̆oçepes mskvaşa ambai mepça!”-ya miʒ̆u. Mtini giʒ̆vatna, mati dido ginže oraşen doni, muşi gok̆vironi tezepeşen muşi k̆ala oğarğalu mint̆u.  Eşopeten ma dovuʒ̆vi, emuk memisiminu. Ma emus p̆k̆itxi do emuk man nena gemiktiru.  Emuk miʒ̆u do mati emus mevusimini. Çodinapasti Turkuli int̆erviu aşopeten yeçkindu.  Turkuli int̆erviuşen mule oraşule,  mç̆aru Yilmaz Erdoğani k̆ala muşi tarixuri tezepeşen, Lazuri Nenaşen, İskender ʒ̆itaşişen, Lazuri albonepeşen, Turkiyeşi Lazi gamantanerepeşi k̆ult̆uruli faaliyetepeşen do muşi ağani derneğişi dodguşi noçalişeşen Lazuri int̆erviu oxvenuti mint̆u. Mule oraşule mç̆aru Yilmaz Erdoğanis Lazuri k̆itxalapeti mevuncğoni.  “Ma çkar uşegnapu Lazuri zit̆ape va vixmaraşi, va maxvenen; eşos gegaperi vore. Uşegnapu Lazuri zit̆ape vixmaraşiti, eşo iristi va oxvaʒ̆onen. Mitis va oxvaʒ̆onaşiti olemia yeçkindun. olemia yeçkindaşiti t̆ansiyoni komomanžinen; mati aya va minon. Emuşeniti  nena va gegiktirare,”-ya miʒ̆u mç̆aru Yilmaz Erdoğanik. Ali İhsan Aksamazi]


Yılmaz Erdoğan'ın yayınlanmış eserleri (Kolkhis Yayınları)

+

Ali İhsan Aksamaz: Facebook sayfanızdan biliyorum. Laz tarihine ilişkin bir kitabınız var: “Güneşin Çocukları: Lazlar”. Kitabınıza neden bu adı koydunuz? Lazların Müslümanlık ve Hıristiyanlık öncesi “Paganlık” veya “Şamanlık” dönemlerini mi göstermek istiyorsunuz?

[Ali İhsan Aksamazi: Tkvani “Facebook”-işi sayfaşen komiçkin. Lazepeşi tarixişen ar ketabi kogiğunan: “Mjoraşi Berepe: Lazepe”.  Ketabi tkvanis muşeni am coxo gyodvit? Lazepeşi Muslimanoba do Xrist̆iyanobaşen ʒ̆oxleni “P̆aganoba” varna “Şamanoba”-şi orapeti oʒ̆iru ginonani? ]

Yılmaz Erdoğan: “Güneşin Çocukları: Lazlar” adını özellikle seçtim. Bu adı seçerken; Kolkhis Kralı Ayet’in; Güneş Tanrı Helios’un oğlu olması ve şimdilerde başkaları tarafından kullanılan Güneş Kursumuza da gönderme yapmayı amaçladım. Amaçlarımın içinde Hristiyanlık-Müslümanlık-Yahudilik gibi ne dinsel ne Paganist döneme gönderme yapmak diye bir olgudan söz etmek olanaksız. Zaten karakter olarak bu tür yaklaşımlardan da hiç hoşlanmam. Bu kitabı hazırlarken 11 bin sayfayı aşkın tuttuğum özel arşivimden aldığım bilgileri esas kaynağına, sahibine izafe ederek; Tarih-Uygarlıklar konusunda yapılan çarpıtılmış gaspçı Batı yaklaşımının yanlışlarını söz konusu etmek için hareketlendim. Şimdi düşünün; benim adım Yılmaz. Tutup da sen bana Abdülcabbar veya bilmem ne Gaffar diyemezsin. Oysa Batılı Tarihçiler aynen böyle yapmış. Tarihi adım adım yapan uygarlık yolcuları Lazlar ve Kolkhis Kafkasya’sında Lazlaşmış Ön Türklerden hatta Laz Sümerlerden bile alarak; Grek- Helen-Yunan aidiyetinde bırakmış. Bunu yaparken de o Grek-Helenlerin atalarının Pelasg- Pelaz Lazları olduğunu yok sayarak hem de.

 

Ali İhsan Aksamaz: Kitabınız henüz yayınlanmadı. Fakat zaman zaman kitabınızdan bazı bölümleri facebook sayfanızda yayınlıyorsunuz. Kitabınızı tamamen ne zaman yayınlayacaksınız? Şimdiye kadar yayınladığınız makalelerinizden gördüğüm kadarıyla söylüyorum; kitabınızda verdiğiniz bilgiler çok şaşırtıcı. Ancak kaynaklarınızın adlarını niçin hiç vermiyorsunuz?

 

[Ali İhsan Aksamazi: Ketabi tkvani aʒ̆işakis va gamiçkvinu, va gamaxtu.  Mara oradoora ketabi tkvanişen namtini noʒ̆ilepe “facebook”-işi sayfa tkvanis ç̆it̆a ç̆it̆a gamoçkumert.  Ketabi tkvani tişen k̆udelişa mtelixeşa mundes gamoçkvaten? Aʒ̆işakis nagamoçkvit mak̆alepe tkvanişen namažiru k̆onariten giʒ̆umert: Ketabi tkvaniten nameçapt  ambaepe dido gok̆vironi ren. Mara referansepe tkvanişi coxope muşeni çkar va momçapt? ]

Yılmaz Erdoğan: Kitabım henüz bitmedi. Onca geniş bir arşivden süzerek bilgiler verecek çokça 1000 sayfa kıstası içinde kalacak böyle bir kitabı çok geniş arşiv bilgilerinden ayıklayarak hazırlamak kolay değil. Onun için bir plan geliştirerek herkesin kolayca erişebileceği M.Ö. 800’lerden Urartu tarihinden bir belge ile başlattıkları yanlış Laz Tarihini çok çok gerilere çekerek birinci kitabı tamamlamak istiyorum. Lazların geçmişini M.Ö. 800’ lerden başlatan kolaycıların cahilliği beni hep güldürmüştür. O da, bir dilin en az 4500- 6000 yıl içinde oluşabileceği gerçeğidir. Bundan bile habersizlerin internet ortamında Lazlara Tarih vermeleri bana gülünç geliyor. Belge yayınlamaya sıra gelince; yaklaşık 1650 kitap ve belge kitabın ekinde zaten olacak. Kaldı ki birçok bölümde, paragraf aralarında zaten o belgelerin adını veriyorum. Ayrıca belgeleri sıralayarak, yanlışa alışkın birilerinin “ben yaptım oldu” hazırcılığına malzeme vererek; onların tekrar Laz Tarihi ve Uygarlığı konularında saçmalamalarına tanık olmak istemiyorum. Bu sözlerim bir ego veya kibir ifadesi değil; Laz olmanın ta kendisidir. Ben hakkımı arıyorum. Kimseden hak dilenmiyorum. Bir avuç Gürcü Fanatiğin (Gürcü kardeşlerimi tenzih ederim), dünya üzerinde hiç gitmedikleri bölgelere gitmiş olduklarını kanıtlamak için Lazları kullanması ve “Ha Lazlar, ha biz. Lazlar değil mi ki bizim soyumuzdur!” şeklindeki akıllı çatlatan sallamaları beni rahatsız ediyor. Senin, benim ve bizden öte sadece üç arkadaşımızın içinde olduğu Ogni Miladını, biz Tandilava’nın “Lazlar’ın Tarihi” adlı kitabına tepki olarak gerçekleştirmedik mi? Gerçekleştirdik. Bu konuları daha önce konuştuğumuz için sözümü uzatmak istemiyorum. Kitabımdaki bilgileri şaşırtıcı bulmanız çok doğal. Laz Sümer Tabletlerinde; M.Ö. 432 bin yıldan başlayan bir anlatı sırası var. Ve ben sadece Laz Sümer Tablet veya yazılarına bakmadan, onların da sağlamasını yaparak anlatımlarımı tek tek belgelemek ve belgeleri de örneğin sonuçları yadsınamaz uluslararası bir DNA laboratuarından aldığım sonuçlarla birlikte veriyorum. Kitabımda bu bilgiler hep var, belgeleriyle. Şimdi sen dahil; Nibiru’dan gelenlerin (Nibiru Lazca “Dışarıdan gazel okuyan” anlamına gelir ve Nibiru Gezegeninin güneş sistemimize kuralsız girmesi de hep kaos doğurmuştur.) yani Su ve Yer ile Bilgeliğin Tanrısı Enki’ye Lazuta dendiğini biliyor muydun? Sanmam! Yine Yeraltı Tanrısı Ereşkigal (Hekate. Prensesimiz Medeanın annesi, Güneşin oğlu Ayet’in eşi) Laz olarak adlandırılmışsa, bu herkes için ilginç değil mi? Bu tanımlar bizi çok çok gerilere götürmez mi? Götürür. Anunakilerin Dilmun/ Tilmun adını verdikleri Cennet eğer Büyük ve Küçük Kafkas Dağları arasındaki geniş vadiye binlerce yıldır isim olduysa, bunun bir anlamı yok mu? Bunlar şaşırtıcı değil, saklanan bilgiler.

 

 

Roma ve Pers (Sasani) impartorlukları arasında jeopolik çatışma alanlarından biri: Kafkasya (Fotoğraf: omniatlas.com/ wikipedia)

 


Ali İhsan Aksamaz: Önceden de dediğim gibi, Facebook sayfanızdan görüp okuyorum. Yayınlanmış makalelerinizle bizlere Laz Tarihine ilişkin ilginç ve şaşırtıcı bilgiler veriyorsunuz. Şimdiye kadar hiç duyulmamış, şimdiye kadar hiç yazılmamış bilgileri bize veriyorsunuz. Tezlerinizi dikkatle okuyorum. Yalnızca Lazların tarihine ilişkin değil, bütün eski dünya tarihine ilişkin de yeni bilgiler veriyorsunuz. Yeni bir Tarih tezi yaratmaya çalışıyorsunuz; öyle gözüküyor. Bu ilginç ve şaşırtıcı tarih tezlerinize ilişkin bize neler söylemek istiyorsunuz?

 

[Ali İhsan Aksamazi: ʒ̆oxleşenti nagiʒ̆vit teri, “Facebook”-işi sayfa tkvanis udodginu kobžirop do mskvaşa vik̆itxup. Gamoçkvineri mak̆alepe tkvaniten,  Lazepeşi tarixişen onç̆eloni do gok̆vironi ambaepe momçapt. Tkvan aʒ̆işakis uşegnapu do aʒ̆işakis uç̆aru ambaepe momçapt. Tkvani tarixişi tezepe tişen k̆udelişa mç̆ipaşaşi ar vardo ar-jur fara ğnoserixeşa vik̆itxup. Xvala Lazepeşi tarixişen var, mtel mcveşi dunyaşi tarixişenti onç̆eloni do gok̆vironi ambaepe momçapt. Ağani Tarixişi tezi oxvenu şeni içalişept; eşo momixteps. Am onç̆eloni do gok̆vironi tarixişi tezepe tkvanişen muepe miʒ̆vaten?]

Yılmaz Erdoğan: Bir daha yineleyeyim; akıl ve mantık çizgisinde kimseye karşı değilim. Salt haksızlıklardan hoşlanmam. Şimdi bizim Lazlar; Mitra Dininin eski dönemlerde kendileri için ne kadar önemli olduğunu bilmesin diyemem. O Mitra Dininin tüm Avrupa’yı nasıl etkilediğini yok sayamam. Çünkü Lazların Avrupa’da çok önemli olmaları önce Mitra,  ondan önce de Tanrıça Laz Ana Kybele -Didinana- Lato- Cybel- Kuvava- Kubaba- Lad- Lat- Ellad- İllad: Laz adlarıyla bilinen kendilerine Laz adını veren Tanrıçalarına borçludur. Burada tez öne sürmüyorum. Bilgi paylaşıyor ve belgeliyorum. Gerisi Laz ve Türklerden bu bilgileri gasp eden bilim insanlarının işi.

 

Ali İhsan Aksamaz: Lazlar, Megreller, Gürcüler, Abhazlar, Svanlar gibi bugünkü az nüfuslu halkların tarihleri büyük ölçüde imparatorlukların tarihleri içinde saklıdır. Bugünkü az nüfuslu halkların tarihleri çoğunlukla Roma- Bizans, Sasani, Türk- Osmanlı ve Rus imparatorluklarının tarihleri içinde saklıdır. Bu eski tarihten söz ediyorum tabii. Önceden Kolkheti krallığı, Lazika krallığı vardı; Abhaz krallığı vardı; Gürcü krallıkları vardı. Fakat o krallıklar, o dönemin imparatorluklarının vasal krallıklarıydı. Kolkheti krallığının içinde Lazlar/ Megreller, Abhazlar, Svanlar ve diğerleri de yaşıyordu. Ben böyle biliyorum. Lazika Krallığı içinde Lazlar/ Megreller, Abhazlar, Svanlar, “Gürcüler” de yaşıyordu. Ben böyle biliyorum. Abhaz Krallığı içinde Lazlar/ Megreller de, Abhazlar da, Svanlar da, “Gürcüler” de yaşıyordu. Ben böyle biliyorum. 1000- 1500 sene önceki o vasal krallıkların ekonomik- siyasî- egemenlik anlayışlarıyla bugünkü etnik durumu, ne de bugünün etnik anlayışla 1000- 1500 sene önceki o vasal krallıkların ekonomik- siyasî- egemenlik anlayışlarını anlayabiliriz. Bütün bunları doğru olarak bilmemiz ve tarihi de öyle anlamamız gerekiyor. Tarih önemlidir ancak tarih yalnızca tarihtir. Sonra bin sene önce kim kimdi, kim neredeydi, bunu ancak Tanrı bilebilir. Bin sene önceki, iki bin sene, ne bileyim on bin sene önceki tarih size neden lâzım?

 

[Ali İhsan Aksamazi: Andğaneri ç̆it̆a nufusoni xalk̆epeşi; Lazepeşi, Mergelepeşi, “Gurcepeşi”/”Kortupeşi”, Apxazepeşi, Svanepeşi tarixepe didopeten şinaxeri ren imp̆eriapeşi tarixepeşi doloxe. Andğaneri ç̆it̆a nufusoni xalk̆epeşi tarixepe didopeten şinaxeri ren Roma-Bizansuri, Sasanuri, Turkul- Osmanluri do Rusuli imperiapeşi tarixepeşi doloxe. Mceveşi tarixişen giʒ̆umert, moro mu! Dido ʒ̆oxleni orapes, K̆olxetişi omape, kort̆u; Lazik̆aşi omape kort̆u; Apxazetişi omape kort̆u; “Gurcepeşi”/ “Kortuepeşi” omapepe kort̆es. Mara am omapepe rt̆es emidroneri imperiapeşi vasalepe. K̆olxetişi omapeşi sinorepeşi doloxe Lazepe/ Mergelepe, Apxazepe, Svanepe do majurape skidut̆es. Ma eşo miçkin. Lazik̆aşi omapeşi sinorepeşi doloxe Lazepe/ Mergelepe, Apxazepe, Svanepe, “Gurcepe” do majurapeti skidut̆es. Ayati eşo miçkin ma. Apxazetişi omapeşi sinorepeşi doloxe Lazepe/ Mergelepeti, Apxazepeti, Svanepeti, “Gurcepeti” do majurapeti skidut̆es. Ma eşo miçkin. Varti Vit̆oşi- vit̆oşidoxut̆oşi ʒ̆ana ʒ̆oxleni vasaluri omapepeşi ek̆onomiur- p̆olit̆ik̆uri- hegemonobaşi gagnapaten andğaneri etnik̆uri xalepe, varti andğaneri etnik̆uri gagnapaten vit̆oşi- vit̆oşidoxut̆oşi ʒ̆ana ʒ̆oxleni vasaluri omapepeşi ek̆onomiur- p̆olit̆ik̆uri- hegemonobaşi oxomaʒ̆onenan. Mara antepe mteli mtinixeşa aşo oçkinu do tarixi eşo k̆aixeşa oxoʒ̆onu domaç̆irnan. Tarixi beciti ren mara tarixi xvala tarixi ren. Eşo giʒ̆vat, vit̆oşi ʒ̆ana ʒ̆oxle mi mirt̆u do mi so rt̆u, aya xvala Ğormotis açkinen. Vit̆oşi ʒ̆ana ʒ̆oxleni, mu miçkin, vit̆vit̆oşi ʒ̆ana ʒ̆oxleni tarixi dido beciti reni? Muşeni? Çkin andğaneri ndğas va pskidurti? Vit̆oşepeten ʒ̆anapeşi ʒ̆oxleşen yeçkinderi tarixişi tezi mot dogaç̆irnan? ]

Yılmaz Erdoğan: Bu konularda çok fazla konuşarak incitici bir imaj bırakmak istemem. Benim ve Lazların,  Gürcülerle uzaktan yakından ilgileri yoktur, dilleriyle de. Müşterek yaşam alanı olmuştur, kelime alışverişi yapılmıştır. Lâkin Gürcüler Kolkhis Kafkasya’sına Lazlardan binlerce sene sonra gelmişlerdir. İberya adı onların değildir, örneğin. Onlar, Lazlar tarafından Hazar’ın Güney-doğusundan toplanarak, Lazlarca terk edilen İberya’ya yerleştirilmiştir. Ahamenid Devletinin yıkılışı sonrasında hem de. Bu şekliyle nasıl biz onların soyu veya boyu oluruz? Bu büyük bir yalan! Karşı durmayayım mı? Fanatik bir ırkçı veya şucu- bucu değilim. Basit ama Evrensel görevi olduğuna inanan bir fâniyim. Bu görevimi yaparken de hiç engel tanımam. Ben bu kitabı 30 yıl önce de yayınlayabilirdim. Ama şan ve şöhret peşinde değildim ki yayımlayayım. Lazların nüfusu olayına sıra gelince; öyle azımsanacak bir azınlık hiç değiliz. Altay Dağları’ndan Adriyatik’e kadar uzanan Pontika Bozkırları, Osmanlı’nın Balkan Lazistan’ı, Karadeniz’in bütün kıyıları asimile olmuşsa, da Lazona’dır. Bugün Laz Devleti yok diye, Svan-Megrel- Laz aynılığının oluşturduğu, Tzani, Çan, Çanetti, Canca, Canik, Alazya (Kıbrıs) yerleşmeleri ve Laz Amazonların kurduğu kentler, Kent Devletler tarihin içinde. İkinci kitabım bunları uzun uzun belgeleriyle gözler önüne serecek.

 

Ali İhsan Aksamaz: Makalelerinizde “Kolkhis/ Kolhis” diyorsunuz? “Kolkhis/ Kolhis” yerine “Kolkheti/ Kolheti” veya “Kolkhida”/ “Kolhida” niçin demiyorsunuz? “Kolkhis/ Kolhis” diyorsunuz ancak o ülkede yaşayan “Kolkhlardan/ Kolhlardan” bahsetmiyorsunuz. Niçin? Kolkhların bugünkü mirasçıları kimlerdir? Kolkh dili bugün hangi dillerin içinde yaşıyor?

 

[Ali İhsan Aksamazi: Mak̆alepe tkvanişi doloxe muşeni “Kolkhis/ Kolhis” ixmart? Muşeni “K̆olxeti” varna  “K̆olxida” va ixmart? “Kolkhis/ Kolhis” miʒ̆umert mara em dobadonas  skideri  mcveşi “K̆olxepeşen” mutu va miʒ̆umert. Mot? Mcveşi K̆olxepeşi andğaneri motalepe miepe renan? K̆olxuri nena andğaneri ndğas namu nenapeşi doloxe skidun?]

Yılmaz Erdoğan: Kolkhis diyorum; doğru. Kolhetti-Egrisi- Kolhida’nın bütünü Kolh’ların Lazonasıdır. Kolhların, Lazların Atası olduğu o yanlı tarihçilerin nasılsa kabul ettiği bir gerçektir. M.Ö 1300’lerde kurulan Laz Devletidir Kolkhis. Daha Gürcüler, Lazların adını verdiği İberya’da yokken hem de… Kolhlardan çok söz ediyorum. Kaçırmış olabilirsiniz. Kolhların mirasçıları sadece Lazlardır.

 

 

Roma ve Pers (Sasani) impartorlukları arasındaki sınır  (Fotoğraf: Wikipedia)

 

 

Ali İhsan Aksamaz: Siz Lazcayı çok iyi biliyorsunuz. Lazcayı aktif olarak da kullanıyorsunuz. Lazcayı çok iyi bilen, Lazca güzelce makale, masal ve şiirler yazabilen bir insansınız. Lazca makale, masal ve şiirlerinizi beğeniyorum. Fakat bazı Lazca makale ve şiirlerinizin konusunu beğenmiyorum. Dediğim gibi, Lazca oldukları için yine de beğeniyorum. Çünkü bilmediğim eski Lazca kelimeleri sizin makale, masal ve şiirlerinizden de öğreniyorum. Lazca çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Lazca çalışma arşivinizden bahseder misiniz?

 

[Ali İhsan Aksamazi: Tkvan Lazuri nena k̆aixeşa do mkvaşa giçkinan. Lazuri nena nauçkin, nağarğalaps do naç̆arups molenarepeşi doloxe tkvani steri dido k̆oçi reni?  Man giʒ̆vat; var! Lazuri nena ak̆t̆iurixeşa ixmart. Lazuri nena k̆aixeşa nauçkin, mskvaşa Lazuri mak̆alepe, p̆aramit̆epe, şiirepe naaç̆aren k̆oçi ret. Lazuri mak̆alepe, p̆aramit̆epe do şiirepe tkvani k̆ai maʒ̆onen. Mara namtini Lazuri mak̆alepe, p̆aramit̆epe do şiirepe tkvanişi temape va momʒ̆ondun. Mara nagiʒ̆vit steri, mak̆alepe, p̆aramit̆epe do şiirepe tkvani Lazuri narenan şeni xoloti momʒ̆ondun; navamiçkin zit̆ape tkvani noçalişepeşenti dovigurap. Lazuri noçalişepe do arkivi tkvanişenti molamişinit, iqveni?]

 

Yılmaz Erdoğan: Ben sadece Lazca şiir yazmıyorum ki! Karadeniz şivesiyle ve özellikle Türkçe şiirler de yazıyorum. Lazca şiir yazmamın asıl nedeni; kayıp kelimeleri kullanmak ve birkaç fanatik Gürcü propagandasının çok istediği, her kelimenin sonuna “i”  ekleyerek Lazca konuşulup yazılmayacağını da kanıtlamak istiyorum. Lazca çalışmamın temelinde çağdaş bir yazın diline sahip olunması amaçlıdır. Hazırcı değilim. Değiştirilmesi gereken her ne varsa,  değiştirilmesinden yanayım ve savunucusuyum. Günümüzde Atalarının izlerini Karadeniz dağlarında bulan Germanylerin fonetik tarzına uygun yeni bir Laz Fonetiği oluşturacağım. Hazırladığım cümleler içinde Lazca kelimeler kullanarak uygulamalı Lazca haline getirdiğim Türkçe- Lazca sözlüğün yayımını şimdilik durdurdum. Sanıyorum Laz grameriyle birlikte kalıcı bir hale getirmek için basımını yapacağım. Her konuda taviz veren bir kişiliğim var. Lâkin Lazlık benim malım değil. Başkasının da malı değil. Laz olgusuna en iyi şekilde nasıl hizmet vereceğimin planını yapıyorum. Bir yıl filan sonra; “Nuh’un Ayak İzlerine Yolculuk” adıyla belki de bu konuların filmini de yapacağız.

 


 İskender Tzitaşi (1904, Fındıklı- 1938, Tiflis); zamanın Merkezî Sovyet Hükümeti’nin siyasî kararı ve Abhazya  Yerel Sovyet Hükümeti’nin desteğiyle Latin alfabesi temelli alfabeyle Sohum’da yayınlanan ilk Lazca gazete (1929) ile Lazca ders kitapları (1932- 1937).  Bu ders kitapları, Sovyet vatandaşı ebeveynlerin çocuklarına Lazca öğretmek için değil, anadilleri Lazcayla eğitim vermek için hazırlandı. (Fotoğraflar: Google)

 


Ali İhsan Aksamaz: Önce kısaca İskender Tzitaşi hakkında bilgi vermek istiyorum. 1904 yılında Fındıklı’da doğdu. 1929’da Latin harfleriyle Laz alfabesini hazırladı. 7 Kasım 1929 tarihinde Sohum’da ilk Lazca gazeteyi yayınladı: “Kızıl Yıldız”. Abhazya’da Lazların yaşadığı bazı köylerde ve Acaristan’ın Sarpi köyünde Laz okulları açtı. Moleni Sarpi köyünde ve Новый Афон/ Yeni Afon’da Lazca tiyatrolar kurdu. Bu okullar için Lazca ders kitapları hazırladı. Abhazya/ Oçamçire’de Скурча/ Skurça Limanı vadisinde ve Бзыбь/ Bzıb vadisinde fakir Laz köylüleri için kolhozlar kurdu. Sovyet vatandaşı Lazların kültürel, ekonomik ve siyasî hakları konusunda canla başla çareler aradı. Lazcayı bir standart bir kent dili haline getirmek için çalıştı. Tabii bütün bunları Sovyet yönetiminin o zamanki doğru politikaları, yine o zamanki Abhazya hükümetinin desteğiyle, diğer önder arkadaşlarıyla birlikte yaptı. 1936- 1938 yılları arasındaki “Büyük Terör” zamanında tasfiye edildi. Diğer önder arkadaşlarıyla birlikte Tiflis’te idam edildi ve yeri şimdi de bilinmeyen bir toplu mezara gömüldü. Bolşeviklerin önceki ve sonraki yaptıklarını beğeniriz veya beğenmeyiz. Ancak bütün bunlar tarih ve bilmemiz gerekir. İskender Tzitaşi, bizlere önemli bir kültürel miras bıraktı, yazılı kültürel materyaller bıraktı. Siz, İskender Tzitaşi’yi eleştiriyorsunuz. Siz, “İskender Tzitaşi, Lazları Gürcüleştirmek istiyordu,” diyorsunuz. Oysa bazı “Gürcü” aydınları da, “İskender Tzitaşi, Kremlin’in adamıydı. Lazları Gürcülerden ayırmak ve Ruslaştırmak istiyordu,” diyorlar. İskender Tzitaşi’nin Lazcaya ilişkin çalışmaları hakkında şimdi ne düşünüyorsunuz?

 

[Ali İhsan Aksamazi: İpti mk̆uleşa İskender ʒ̆itaşişi skidalaşen giʒ̆vat, eya minon ma. Vit̆onçxorooşidootxo ʒ̆anas Viʒ̆es dibadu. Vit̆onçxorooşidoeçidoçxoro ʒ̆anas Latinuri temaloni Lazuri alboni doxaziru.  Şkvit ʒ̆ilva vit̆onçxorooşidoeçidoçxoro ʒ̆anas Soxumis iptineri Lazuri gazeta kogamoçku: “Mç̆ita Murunʒxi”. Apxazetis namtini Lazuri oput̆epes do Aç̆aristanişi oput̆e Sarpis Lazuri nʒ̆opulape gonʒ̆k̆u. Oput̆e meleni Sarpi do Новый Афон/ Ağani Afonis Lazuri teat̆repe kogonʒ̆k̆u. Em nʒ̆opulape şeni Lazuri dersişi ketabepe doxaziru. K̆remlinişi Sovyeturi hukumetişi siyasuri k̆arari do Sovyetur- Apxazetişi Svalyaruli Hukumetişi meşveluten,  Oçamçireşi limani “Скурча/ Skurça”-şi vadis do “Бзыбь/ Bzipi”-şi vadis fuk̆ara Lazi oput̆arepe şeni k̆olxozepe/ k̆olmanepe doteşkilu. Sovyetistanişi dobadonari Lazepeşi k̆ult̆uruli, ek̆onomiuri do siyasuri hak̆epeşi saxas şurdoguriten diçalişişu do gzalepe dogoru. Lazuri nena ar st̆andart̆uli nena oxvenu şeni dido diçalişu. Moro mu, antepe mteli Sovyeturi hukumetişi emindroneri mtini siyasetiten doqu majura lideri manebrape k̆ala artot. Vit̆onçxorooşidoeçidovit̆oanşi- vit̆onçxorooşidoeçidovit̆oovro ʒ̆anapeşi şkas yeçkinderi “Didi T̆erorişi” oras tasfiye xveneri ren. Majura lideri manebrape muşi k̆ala nananoğa Tiflisis goʒ̆ik̆idinu, k̆urşumiten iqvilu do sva muşi aʒ̆iti navaiçkinen mpuleri ok̆oxveri mezares manebrape muşi k̆ala artot kodixvinu. Bolşevik̆epeşi ʒ̆oxleni do ok̆uleni noxvenepe, tkvan k̆ai gaʒ̆onenan varna var; aya miçkit̆an. Mara antepe mteli tarixi ren do çkin oçkinu domaç̆irnan. Eşo varna aşo, İskender ʒ̆itaşi do gzamşinepe muşik beciti k̆ult̆uruli mirası memişkves,  ç̆areli do gamoçkvineri k̆ult̆uruli mat̆eryalepe memişkves. Tkvan İskender ʒ̆itaşis ak̆rit̆ikept. Tkvan, İskender ʒ̆itaşis Lazepeşi gokortu unt̆u” yado ç̆arupt, Mara andğaneri namtini “Kortu” gamantanerepekti, “İskender ʒ̆itaşi K̆remlinişi k̆oçi rt̆u Lazepeşi gorusu unt̆u,” -ya tkumerman. İskender Ʒ̆itaşişi Lazuri noçalişepeşen tkvan aʒ̆i mu isimadept?]

Yılmaz Erdoğan: İskender Tzitaşi dâhil tüm Laz konularından bilgi sahibiyim. Eleştirdim; evet. Çünkü Laz diline “-şi” ve “-i” eklerini ulamak onun işi. Rus Dilbilgisi kurallarına veya Halkların Kardeşliği ilkesinin çalışmaması gereken kuramına göre, Lazcayı hiç kimse berbat edemez. Bu ulusların diliyle Lazca kelime türetmek de ayıp. Bugün Kürtçe’de Laz Dilinden geçme 300’ e yakın kelime var. Bizim kullanamadığımız “çur”  kelimesini, en basitinden onlar “çukur” olarak rahatlıkla kullanabiliyor. Geldiğimiz çağda Lazcayı Tzitaşi’nin prangaları altında tutmak olanaksız. Kendi değerini bulacak bir dildir Lazca. Bir kökten bu kadar çok kelime üretilen ikinci bir dil yok ki dünyada!


 Gürcistan’da akademik amaçla Gürcü alfabesiyle yayınlanan “Lazca Metinler” adlı kitaplar: Tea Kalandia (Tiflis, 2008), İrine Asatiani (Tiflis, 2012), Nodar Kakabadze (Tiflis, 2018), Tsiala Narakidze (Batum, 2015) (Fotoğraflar: Google)

 


Ali İhsan Aksamaz: 1993’den beri kullandığımız Latin kökenli Laz alfabesine karşı çıkıyorsunuz. 1993’den bu yana, bu alfabe ile yüzü aşkın Lazca kitap, binlerce makale yazıldı ve yayınlandı. Siz, bu alfabeye karşı çıkıyorsunuz çünkü kendinize özel Latin kökenli bir Laz alfabesi kullanıyorsunuz. Buna niçin ihtiyaç duyuyorsunuz? Bu konuda bir tezinizin olduğu anlaşılıyor, öyle mi? İskender Tzitaşi, Fahri Lazoğlu ve Wolfgang Feurstein Laz alfabelerini yetersiz mi buluyorsunuz? Bu alandaki teziniz nedir?

 

[Ali İhsan Aksamazi: (1993) vit̆onçxorooşdootxoneçidovit̆osum ʒ̆anaşen doni Turkiyes ak̆t̆iurixeşa  navixmart Latinuri cinconi Lazuri albonişi oxmaruşa tkvan nodgitapt. (1993) vit̆onçxorooşdo otxoneçidovit̆osum ʒ̆anaşen akşa (100) oşişen dido Lazuri ketabi am alboniten kogamaxtu. (1000) vit̆oşepeten mak̆ale am alboniten iç̆aru. Tkvan am albonişa nodgitapt, xvala tkvanda doxmeli alboni ixmart do emuşeni. Muşeni aya dogaç̆irnan. Eşo ižirenki, tkvan ar tezi kogiğunan am saxas, eşoi? İskender ʒ̆itaşi, Fahri Lazoğli do Volfgang Feurşt̆ainişi Lazuri albonepe udobağine renani? Mu ren tkvani tezi am saxas?]

 


 

(Sovyetler Birliği; 1929- 1930’lar) anadilinde Lazca eğitim amaçlı İskender Tzitaşi alfabeleri ile (Batı Almanya; 1984) akademik amaçlı Fahri Lazoğlu/ Wolfgang Feurstein alfabesi

 

Yılmaz Erdoğan: Neden o dilde yazıldı demiyorum ki! Yazmayın artık! Lazca bu değil diyor ve bine yakın Lazca şiirle bunu örnekliyorum. Elbette onlar da Laz diline, tarihine katkıda bulundular. Lâkin ben bir idealistim. Ya doğrusu ya hiç çizgisinde hem de. O alfabeleri yetersiz bulduğumdan değil, tek başına bazı harf diye oluşturulan şekillerin aslını vermediğini söylüyorum. Lazca bilme yen biri; “çiçila” (yılan) kelimesini 3 ile başlatırsan; “çiiyçila” söylemini ağzından çıkaramaz ki. Hele Laz değilse, hiç çıkaramaz. Yeni fonetik şekiller tüm bunları önleyecektir inancındayım. Ayrıcalık olsun diye “x” gibi harfleri de özellikle kullanmıyorum. Çünkü Lazca bir kelime cümle içinde kullanılışına, yüklendiği göreve göre anlam kazanır.

 

Ali İhsan Aksamaz: Sovyetler Birliği döneminde ve sonrasında Gürcistan’da Gürcü harfleriyle derlenmiş, yazılmış ve yayınlanmış binlerce sayfa Lazca masal, anlatı ve şiir var. Bütün bunlar çok önemli. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Gürcü alfabesini biliyor musunuz? Bilmiyorsanız, öğrenecek misiniz?

[Ali İhsan Aksamazi: Sovyetistanişi hukumetişi oras do ok̆uleni orapes, Gurcistanis, “Gurculi/ Kortuli” alboniten doloç̆areli do gamoçkvineri (1000) vit̆oşepeten sayfa Lazuri p̆aramiti, ambari do şiiri şinaxeri ren çkvadoçkva ketabepeşi doloxe. Antepe mteli dido beciti ren. Am saxaşen tkvan mu isimadept? “Gurculi”/ “Kortuli” alboni giçkinani? Va giçkinanna, oguru ginonani?]

Yılmaz Erdoğan: Laz, her dilde yazar. Laz belki batan Atlantis’e saygısından, belki de Bilge Tanrı Enki (Lazuta)’nın isteği gereği, kendi alfabesini oluşturmamış olabilir. Fransızca yazdığı için Laz Fransız olmuyor elbette. Gürcüce alfabeyi o devlet sınırları içinde kullanmaları çok doğal. Burada da Latin alfabesiyle Türkçeyi kullanıyoruz. Verilen eserler Gürcü alfabe ile yazıldığı için değer ifade etmez. Değeri varsa, kantarda ağırlık oluşturur!

Ali İhsan Aksamaz: Özelikle İstanbul ve Ankara ile başka bazı şehirlerde benim bilebildiğim bir sürü yöresel kültürel dernek ve vakıf var. Kültürü ve Lazcayı yaşatmak için canla başla çalıştıklarını biliyorum. Öyle veya böyle faydalı kültürel faaliyetler yapıyorlar. “Facebook” sayfanızdan anlayabildiğim kadarıyla, yeni bir dernek kurmak için çareler arıyorsunuz. Niçin yeni bir dernek kurmaya ihtiyaç duyuyorsunuz?

 

[Ali İhsan Aksamazi: Didopeten noğa İst̆anbuli do nananoğa Ankara k̆ala namtini noğapes namamaçkinen k̆onariten (10) vit̆epeten svalyaruli k̆ult̆uruli derneği do vakifi koren. Edo eşo varna pelaperi k̆ult̆uruli faaliyetepe ikipan. K̆ult̆uri do Lazuri nena oskedinu şeni şurdoguriten içalişepan, ma eşo miçkin. “Facebook”-şi sayfa tkvanişen naoxomaʒ̆anu k̆onariten, tkvan ağani derneği dodgu şeni gzalepe gorupt. Muşeni ağani derneği dodgu dogaç̆irnan? ]

Yılmaz Erdoğan: Yeni bir dernek kurmak filan istemiyorum ki! Sadece “Laz Sempozyumu” veya “Laz Konferansı” toplayıp her konuyu enine boyuna tartışmaktan yanayım. Bugün dışarıdan en az etkilenmiş; Fındıklı- Arhavi Lazcası Sideri- Pilarget ağzı ortak Lazca olmak durumundayken bunu yapmamak doğru değil. Türkiye’de Karadeniz, Doğu veya Ege şivesi Anadili olabilir mi?  Olamaz! İşte bunun için ortak bir Lazcamız olsun istiyorum.

 

Ali İhsan Aksamaz: Gürcistan’da Meleni Sarpi’de bir “Laz Etnografya Müzesi”, Arhavi’de, Dikyamaç/ Kamparna’da bir “Yaşam Tarzı Müzesi” var. Bu müzeleri gördünüz mü? İzlenimlerinizi söyler misiniz?

 

[Ali İhsan Aksamazi: Gürcistanişi oput̆e Meleni Sarpi “Lazuri Etnografyaşi Muze”, Turkiyeşi noğa Arhavişi oput̆e / K̆amp̆arnas  “Skidalaşi St̆ilişi Muze” koren. Am muzepeşen  muepe gatkvenenan?]

Yılmaz Erdoğan: Hayır, görmedim. Araştırmalarım başka yönde olduğu için yüzeysel konulara Lazona’dayken zaman ayıramıyorum.

 

Ali İhsan Aksamaz: UNESCO’nun “21 Şubat Anadili Günü”, bana komik geliyor. 21 Şubat, hem bazı siyasetçiler hem de anadillerini yaşatmak için çalışıyormuş gibi yapan kimi aydınlar  için bir “günah çıkarma günü”; ben böyle görüyorum. Bu yılki “anadili günü”nde milletvekili Tahsin Ocaklı, Meclis’te annesi için birkaç cümle konuşmak istedi; izin verilmedi. Bu konuya ilişkin ne söylemek istersiniz? Önce şunları da söyleyeyim: Daha önceki “anadili günleri”nde milletvekili Mehmet Bekaroğlu Meclis’te Lazca mesajlar vermişti. Biliyorsunuz; Tahsin Ocaklı’nın çok güzel Lazca şarkıları var. Mehmet Bekaroğlu da Laz Enstitüsü’nün kurucu başkanı.

[Ali İhsan Aksamazi: “UNESCO”- şi “21 K̆undura- Nananenaşi Ndğa” oži3inoni momixteps.  Aya ren gyunaxepeşi moʒ̆k̆uşi ndğa hemi namtini masiyasetepe şeni hemiti nananena mutepeşi şeni mitam naiçalişapen steri naikipan namtini gamantanerepe şeni; eşo momixteps, mu p̆a?! Anʒ̆ineri “Nananenaşi Ndğa”-s, mebusi Tahsin Ocaklis nana muşi şeni ar-jur Lazuri cumle otkvalu unt̆u Meclisis mara gza va niçinu. Tkvan am xali şeni mu otkvalu ginonan?  Ayati giʒ̆vat: ʒ̆oxleni ʒ̆anapes, mebusi Mehmet Bekaroğlik ç̆it̆a- ç̆it̆a Lazuri mesajepe meçapt̆u Meclisis. Tkvanti k̆aixeşa giçkinan; Tahsin Ocaklis kuğun dido mskva Lazuri birapape do Mehmet Bekaroğliti Lazuri Enst̆it̆ut̆işi iptineri dudmaxvence rt̆u.]

Yılmaz Erdoğan: İzledim. Burada siyaseten yapılan kargalıkları söz konusu etmek istemem. Konuşmaya kalkmak da yanlış, susturmak da yanlış.

Ali İhsan Aksamaz: Şimdi siz de isterseniz artık söyleşimizi sonlandıralım.  Artık başka sorum yok. Ancak yine de sizin söylemek istedikleriniz veya mesajlarınız varsa, buradan duyuralım. Teşekkür ederim!

[Ali İhsan Aksamazi: Aʒ̆i tkvanti ginonanna, int̆erviu çkini aʒ̆i dovoçodinat. Açkva çkva  k̆itxala va miğun tkvanda. Mara xoloti tkvan çkva otkvaluşi mutu giğunanna, mu miçkin,  mesajepe giğunanna, miʒ̆vit do çkinti vognapat. Şukuri goğodapt! Ğormotik bere- bari k̆ala iro goxelan! İxelat do nʒaşa yextat!]

Yılmaz Erdoğan: Ben, her gün sanal âlemde, ama her gün internet ortamında hiç durmadan konuşup yazıyorum. Son sözüm şöyle olabilir: Hak dilenmiyorum. Hiç kimsenin beni desteklemesini de beklemiyorum. Ben Atatürk mirasçısıyım ve her işimi tek tabanca görürüm ki sen çok uzun yıllardan bu yana dostum olduğun için bunu en iyi bilenlerdensin.

 


 Milletvekili Tahsin Ocaklı’nın, annesine hitaben Meclis’te Lazca birkaç cümle söylemesine izin verilmedi      (21. II. 2024)


(Önerilen okumalar: Ali İhsan Aksamaz, "Kapsamlı Lazca- Gürcüce Sözlük Yayınlandı", sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr/ gurcuhaber.com, 20. XI. 2021; Ali İhsan Aksamaz, "Yeni Lazca Bir Sözlük", sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 25. I. 2025; Avni Ertaş: “Tarım, eğitim ve dış politika değişmez devlet politikaları olmalı!”, sonhaber.ch, 19. VII. 2024; Bayram Ali Özşahin: “Kapitalizm her şeyi aşındırıyor, öğütüyor, eritiyor, kaybediyor!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 14. VIII. 2019; Besim Özel: “Köyümüzde Lazca türküler söylenirdi”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 11. IV. 2022; Cemil Telci: “Çay Üreticileri de Özel Şirketlerin İnsafına Kaldı!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 19. VI. 2021; Cihangir Bilgin: “Anadolu’da yaşamış ozan ve âşıkların divanını okudum!”, sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/ circassiancenter.com.tr, 11. XII. 2021; Cihangir Bilgin: “Kendi kültürümüze ve anadilimize dair tek kalem oynatmamak çok zoruma gitmişti!”, sonhaber.ch sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/ circassiancenter.com.tr, 12. XII. 2021; Cihangir Bilgin: “Batum, Tiflis, Rustavi’de arşiv çalışmaları yaptım!”, sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/ circassiancenter.com.tr, 14. XII. 2021; Cihangir Bilgin: “Lazca mücadelemize devam edeceğiz!”, sonhaber.ch / gurcuhaber.com/ circassiancenter.com.tr, 16. XII. 2021; Demir Akın “Ne Kadar Çok Dil, O Kadar Çok Zenginlik!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 30. XI. 2018; Ergün Konakçı: “Vatandaşların Eğitim ve Kültür İhtiyaçları İçin Çeşitli Faaliyetlerde Bulunmak Siyasî Bir Eylem Değildir!”, circassiancenter.com.tr, 24. VIII. 2019; Erol Kant “Antik çağlardan günümüze gelen bu kadim dili yaşatmamız gerekiyor!”, sonhaber.ch, circassiancenter.com.tr, gurcuhaber.com, 31. VIII. 2022; Fatma Başural: “Anadilimizi, Kültürümüzü, Geleneklerimizi Bilelim!”, circassiancenter.com.tr, 1. XII. 2018; Givi G. Karçava: “Bir dilde başka dillerden ne kadar çok ödünç kelime varsa, o dilin o kadar eski,  zengin ve bir kültür dili olduğunu anlayabiliriz!”, sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/ circassiancenter.com.tr/ hyetert.org,  6. V. 2021; Gülcan Yüksel Asılyazıcı: “Dört Elle Lazca İçin Savaşan Biri Olup Çıktım!”, sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/ circassiancenter.com.tr, 29. III. 2021; Gülhan Alkan: “Batum Muhaciri olarak gelmişiz!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 25. III. 2024; Hasan Uzunhasanoğlu: “Lazca, Bir Dialekt (Ağız, Şive) Değil, Bir Dildir!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 21. VIII. 2019; İnci Derya Turna, “Anadilimiz ve Köklü Güzel Kültürümüz Yok Olmasın!”; circassiancenter.com.tr, 11. IX. 2019;  İnci Derya Turna: “Hoca olan dedem, babama; ‘müziğinle insanları eğlendirip Sevap  kazan’ demiş!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 06. XI. 2024; Kemal Özbıyık:  “Olgun  insanlar bir araya gelmezsek, dilimiz de ölecek!”, sonhaber.ch/circassaiancenter.com.tr, 30. XI. 2018; Kemal Özbıyık: “Tam kırk yıl oldu; bırakmadım”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 30. XI. 2018;  Kemal Özbıyık: “Paylaşamadığımız ne var?!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 30. XI. 2018;  Maksut Kesici: “Lazca Eğitim Görebilseydim, Türkçeyi Güzelce Öğrenebilseydim, Böyle Zor Bir Hayatım Olmayacaktı!”, circassiancenter.com.tr/ sonhaber.ch, 25. XI. 2018; Mecit Çakırusta ile Haber& Söyleşi, Yeni Kafkasya Gazetesi, Sayı 9, 2003/ circassiancenter.com.tr; Mircan Kaya: “Çocuklara Ninnilerimizi Duyurmak İstiyorum!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 11. V. 2020; M. Recai Özgün ile Haber& Söyleşi,  Yeni Kafkasya Gazetesi, Sayı 8, Nisan 2003/ circassiancenter.com.tr; M. Yılmaz Avcı ile Haber& Söyleşi, Yeni Kafkasya Gazetesi, Sayı 6, Ekim 2002/ circassiancenter.com.tr; Muhammed Paşaşi: “Çocuk, dili anneden öğrenecek!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr,  02. II. 2025; Murat Karadeniz: “Gazete Noğa’yı Tamamen Lazca Yayınladık!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 18. II. 2022; Musa Karaalioğlu: “Ağlamayana Süt Vermezler!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 29. IV. 2020; Nibirulu Yılmaz Erdoğan, "Lazlar; Işığından Sayılır Güneşin 1. Kitap", Sarmal Kitabevi, İstanbul, 2025; Nibirulu Yılmaz Erdoğan, "Laz Kozmolojisi/ Nuh'un Ayak İzlerinde 432 Bin Yıllık Gizemli Genetik Kale", Sarmal Kitabevi, İstanbul, 2026; Orhan Bayramin ile Haber& Söyleşi, Yeni Kafkasya Gazetesi, Sayı 5, Mayıs 2002/ circassiancenter.com.tr; Orhan Bayramin: “Laz Edebiyatı 1996’dan Fersah Fersah İleride!”, sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/ circassiancenter.com.tr/ simavakfi.org, 15. III. 2021; Osman Şafak Büyüklü: “Lazlar, çalışmalarını kolektif ortam içinde yapmalı!”, circassiancenter.com.tr/ sonhaber.ch, 21. VIII. 2019; Ozan Sarı: "Eğer bu  çalışmaları biz yapmazsak bizim yerimize  başkaları yapar ve kendilerine göre anlamlandırıp yorumlarlar!", sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 04. XII. 2024; Önder Acar: “Oçamçire’deki Laz Okulu’nda da Öğrenim Görmüş Anneannem!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr/ gurcuhaber.com, 11. X. 2019; Özlem Şendeniz: “Yerelin gündelik yaşam bilgisine kıymet veriyorum!”, sonhaber.ch, circassiancenter.com.tr; gurcuhaber.com, 10. II. 2020; Rıdvan Özkurt Anç̆aşi: “Çoğunlukla Aşk, Doğa, İnsana İlişkin Şiirler Yazıyorum!”, sonhaber.ch, circassiancenter.com.tr, 04. II. 2022; “Radio Kolha’nın Redaktörü Mişa Numanişi, Tbilisi’de Ali İhsan Aksamaz İle Bir Söyleşi Yaptı”, Çveneburi Kültürel Dergi, Sayı 58- 59, Total Müşavirlik ve Mümessillik Ltd. Şti., İstanbul, 2006; Ruhan Odabaş, “Yitmek Üzere Olan Dilimizi Yaşatabilme Çabasındayım!”, sonhaber.ch, circassiancenter.com.tr, 3. VII. 2021; Sabri Aslışen: “Yüksek yerleşim yerlerinde saha çalışması yapmak da istiyorum!”, sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr, 22. VII. 2023; Sami Fitoz: “Çocuklarımızın anadilimizi öğrenmesini istiyorum!”, circassiancenter.com.tr/ sonhaber.ch, 7. X. 2019; Selma Koçiva: “Son Aktif Yıllarımı Laz Edebiyatına Vermek İstiyorum!”, sonhaber.ch/ gurcuhaber.com/ circassiancenter.com.tr/ turklaz.com/ avrupaforum4.org, 24. II. 2021; Semih Akgün, (Ali İhsan Aksamaz ile Söyleşi): “Anadilleriyle ilgili insanların söyledikleri hamaset dolu lâflarının içini bir proje etrafında doldurmak üzere bir araya gelmeleri ve neyi nasıl yapacakları konusunda işbaşı yapmaları gereklidir.”, cherkessia.net, 28. VII. 2011; Semih Akgün, (Ali İhsan Aksamaz ile Söyleşi): “Ana dillerin “ağız, şive, lehçe ve diyalekt” farklılıklarını öne sürenler, bu anadilleri küçümsemek için bunu yapıyorlar”, cherkessia.net, 19. VI. 2012; Yaşar Tandilava: “Müze tarihtir!", sonhaber.ch/ circassiancenter.com.tr/ gurcuhaber.com,  21. I. 2021; Yılmaz Erdoğan: “Bizimkiler Sohum’a Yerleşmiş!”, circassiancenter.com.tr, 22. XI. 2018; Yılmaz Erdoğan: “Ogni Kültür Dergisi” ikinci çocuğum olarak kucağımdaydı!” , sonhaber.ch/circassiancenter.com.tr, 7. VI. 2022; Yılmaz Erdoğan: "Sözlük Lazca-Türkçe olmayacak. Türkçe- Lazca olacak!", aliihsanaksamaz.blogspot.com, 27. I. 2025; “Laz Vakfı Girişim Komitesi’nden Yüksel Yılmaz ile Görüşme”, Ogni Kültür Dergisi, Sayı 1, İstanbul, 1993)

 

 

 

 aksamaz@gmail.com


 

 https://www.circassiancenter.com/tr/boyle-bir-kitabi-hazirlamak-kolay-degil/

 

https://sonhaber.ch/yilmaz-erdogan-ile-soylesi-1-bolum/

https://sonhaber.ch/yilmaz-erdogan-ile-soylesi-2-bolum/