[Lazca- Türkçe Masallar-9]: “İki
kardeş; biri akıllı, diğeri deli”
Bir zamanlar bir köyde iki
erkek kardeş yaşıyormuş. Bu kardeşlerden biri akıllı, diğeri tam deliymiş. Hayvan
sürüleri varmış. O sürülerinden elde ettikleri kazançla geçiniyorlarmış. Uzun
zamandır arazide hayvanları otlatan deli kardeş, bir gün evi hatırlamış. Bütün
sürüyü önüne katıp evlerine götürmüş. Kardeşine şöyle demiş:
--Çabuk bana bir inek
ver!
Akıllı kardeş sormuş:
--Bir ineği ne
yapacaksın?
--Benim payıma bir inek
düşüyor!
İneği alıp ormana gitmiş.
Deli kardeş, ormanda bir ağaç görüp sormuş:
--İnek ister misin? Bu
ineği sana vereyim mi?
Rüzgârlı bir günmüş. Ağacın
dalları sallanıyormuş.
Ağacın, dallarını
sallayıp ona “evet” verdiğini düşünmüş:
--“Evet,” dedi! Demek ağaç, ineği istiyormuş!
Sonra ağaca şöyle demiş:
--İneği veririm ama bir
hafta içinde paramı vereceksin!
Rüzgâr estiği için ağacın
dalları sallanıyormuş.
Deli kardeş, ağacın
“evet” dediğini düşünmüş yine:
--Bak, bak, bak; demek
parası da varmış!
Deli kardeş, ineği ağaca
bağlamış. Sonra da köyüne gitmiş.
Aradan bir hafta geçmiş. Deli
kardeş yine o ağaca gitmiş:
--Geldim! Hadi paramı ver!
O sırada rüzgâr
esmiyormuş. Rüzgâr esmediği için de ağacın dalları sallanmıyormuş. Ağaçtan
cevap alamamış! Yine sormuş. Ağaçtan yine cevap alamayınca söylenmiş.
Ağaca bakarken yerde
kemik parçaları görmüş:
--İneğimi yedin! Param
nerede? İneği yerken iyiydi, değil mi? Etini yemişsin, kemikleri atmışsın!
Paramı neden vermiyorsun?
Deli kardeş, çok kızıp ağacı
kesmiş.
Koca ağaç yere devrilirken
köküyle birlikte bir testi de ortaya çıkmış. İçi para doluymuş:
--Oy, oy, oy! Seni kâfir oğlu,
kâfir ağaç! Azıcık para vermedin ama, bak, ben şimdi senin bütün paranı aldım!
Deli kardeş, güle oynaya bir
testi parayı eve götürmüş.
Akıllı kardeşine tembih
etmiş:
--Sakın ha, bu paraya
elini sürme!
O da korkup paraya elini hiç
sürmemiş.
Deli kardeş, Camiye gidip
Hocaya şöyle demiş:
--Hem yağmur yağsın hem de
cuma günü olsun; işte o zaman gel de paramı seninle bölüşelim!
Hoca durmadan dua ediyormuş:
--Ne olur Allah’ım, cuma
günü yağmur yağsın!
Delinin, Hocayı davetinin
üzerinden tam üç cuma günü geçmiş. Ama o cuma günleri de hiç yağmur yağmamış. Nihayet
dördüncü cuma günü yağmur yağmış. Hoca koştura koştura delinin evine gitmiş.
Deliye şöyle demiş:
--İşte geldim! Hem yağmur
yağıyor hem de cuma günü! Hadi artık şu parayı getir de bölüşelim!
Deli, parayla dolu o testiyi
getirip ortaya koymuş. Oturup parayı bölüşmeye başlamışlar. Hoca, parayı üçe
bölüyormuş:
--Bir senin, bir benim,
bir onun! Bir senin, bir benim, bir onun!
Hoca, parayı böyle
bölüştürüyormuş.
Deli bir süre düşünmüş.
Sonra da Hocaya şöyle demiş:
--Hele, bir dur bakalım!
--Bu testi benimdi; ağzına
kadar para doluydu. Şimdi bir bakayım! Testi yine dolacak mı?
Bakmış testinin yarısının
yarısı bile parayla dolmamış. Hocaya şöyle demiş:
--Hocasın diye, parayı
artırman için seni buraya getirdim. Sen buraya gelmiş beni soyuyorsun!
Baltayı kaptığı gibi
Hocayı öldürmüş. Sonra da düşünmüş:
--Ben şimdi bu Hocayı
nereye götüreyim? Öldürdüğün gibi, ortalığı temizle bakalım!
Deli, Hocayı sırtlayıp
götürmüş. Sonra da bir kuyunun içine atmış.
Vakit namazlarına gitmeyen
Hocayı cemaat aramaya başlamış.
Deli, sokaklarda cemaati
aranırken görüp sormuş:
--Ey cemaat, buralarda ne
arıyorsunuz böyle?
--Hocayı arıyoruz! Camiye
gelmiyor!
--A, sizin haberiniz yok
mu? Ben, Hocanızı öldürdüm!
Köylüler sormuş:
--Nereye götürdün?
--Falanca kuyunun içine
attım!
Köylüler, deliyi
yakalamış.
Akıllı kardeş daha önce kendi
kendine şöyle düşünmüş:
--Kardeşim, Hocayı
öldürdüğü başkalarına mutlaka söyler!
Akıllı kardeş, kuyudan
Hocayı çıkartmış. Bir yerlere gömmüş. Sonra da bir keçiyi kuyuya atmış.
Köylüler, deliyi, tarif
ettiği kuyuya götürmüşler:
--Hadi bakalım, şimdi de
kuyuya inip Hocayı yukarı çıkar!
Deli, kuyuya inmiş. Bakınmış.
Ama kuyunun dibindeki Hocaya hiç benzemiyormuş. Kuyunun başındakilere
seslenmiş:
--Hocanızın kaç ayağı
vardı?
Yukarıdan cevaplamış:
--İki!
--İyi ama bunun dört
ayağı var!
Sonra kuyunun dibinden
yine seslenmiş:
--Hocanızın boynuzları
var mıydı?
Kuyunun başındakiler
dayanamamış:
--Kuyudan çıkar da bir
bakalım nasıl bir Hocaymış o!
Deli, keçiyi ipe
başlamış. Yukarıdakiler çekmiş.
Bir de bakmışlar ki
büyükçe bir keçi!
Köylüler kendilerine
kızmışlar:
--Böyle delinin aklıyla
hareket ediyorsak, demek biz de onun gibi deliyiz! Bu deli, Hocayı öldürebilir
mi hiç?
Cemaat, deliyi serbest
bırakmış. Sonunda deli kurtulup evine gitmiş!
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/10/lazca-turkce-masallar-1-tebdili-kyafet.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-2-tovbekar-eskya.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-3-akl-ile-kader.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-4-kardesin.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-5-ay-ile.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-6-ylan-ile-adam.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masal-7-kotu-niyet.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-8-iki-arkadas.html
++
“Jur Cumalepe- Ay Ğnosai, Ay Unose!”
Hemtepes uyonunan dido
cogi, germas oǯk̆̆en hemtepes. Hamus a’ndğas kogaşinu oxoi. Mteli cogi moyuonu
oxoşa. Cumas muşis uǯu-ki:
--Ar puci komomci-a.
K̆̆itxu ğnosaik:
--Ar puci mu ğodare-a?
Uğnosek uǯu:
--Ma ar puci emonç̆un-ya.
Puci eç̆opu do igzalu
germaşa. Kožiru nca. Ncas k̆̆itxu:
--Puci ginoni-a?
İxi bart̆u, t̆ot̆i
ink̆̆anu:
--Aha, hamus unt̆udoren-ya! Ar dolonis doloxe
para momça-ya!
İxi bart̆u, t̆ot̆i
ink̆̆anu:
--Ha, hamus para
uğut̆udore-a.
Puci konok̆̆ou, igzalu.
Ar doloniş-k̆̆ule komextu
he ncaşa.
K̆̆itxu:
--Para momçi-a!
İxi va bars, t̆ot̆i va
ink̆̆ans. Xolo k̆̆itxu. Ncas oǯk̆̆esu, mutu var ognu.
--Puci oç̆k̆̆omi, para so
ren-ya.
Goyǯk̆̆edu iliş parça
kožiru.
--Xorʒi na oç̆k̆̆omi-a,
ili-na doskidu-ya, para çkimi muda momçam-ya.
Kogyoç̆k̆̆u ncaşi
ok̆̆vatus. Didi nca gyoktu. K̆vanʒate para moşalu:
--Oy, kyafiroğli,
kyafiroğli, ç̆uta var do teli kebzdi!
Mediğu oxoişa. Cuma muşis
uǯu-ki:
--Ha paras xe mo
mentxim-ya!
Hemus-ti aşkurinu. Xe var
mentxu.
Uğnose mendaxtu a’ndğas
Cameşa, Xocas uǯu:
--Hem ç̆ima do hem
P̆arask̆̆eşi ndğas moxti do para ok̆̆obirtat-ya!
Xocak ixvamen:
--P̆arask̆̆eşi ndğas
mç̆ima moxtas-ya.
Sum P̆arask̆̆e golilu.
Maotxanis mç̆ima moxtu. Xoca gedgitu, oxorişa komoxtu. Uğnoses uǯu:
--Moyli para,
ok̆̆obirtat-ya!
Uğnosek komoydu
k̆̆vanʒate para. Doxedes, ok̆̆irtaman. Xocak sumis ok̆̆urtams. Haşote:
--Ar skani, ar çkimi, ar
hemuşi. Kok̆ortu haşote.
Uğnosek uǯu:
--dodgim/ti-a!- Niduşunu:
--Çkimi xvala t̆u-ş-k̆ule
k̆vanʒa yopşa t̆u-ya. Haǯi goboǯk̆eda, haǯ oypşaşen-i-a?!
Muşi xete muktu k̆vanʒa.
Gverdişi gverdi va ivu. Xocas uǯu:
--Xoca re do monžinuşa
mogoyoni-a, si ak moxti do gomçvi-a.
Nuk̆̆ap̆u nacağis do Xoca
doylu.
Ğnosiaik iduşunu:
--Xoca so bionat-ya!
Uğnoses uǯu:
--Na ili’stei mendyoni,
dopaği-a!
Uğnosek moyk̆̆idu do
menoyonu. K̆̆uis kodolot̆k̆oçu.
Hekoni oput̆arepek Xoca
mutepeşi gorumt̆es. Uğnosek kožiru hemtepe, k̆̆itxu:
--Mu gorumthak-ya?!
Oput̆arepek uǯves:
--Xoca bgorumt-ya!
--Xoca tkvani-a dido
ora’n, ma dop̆ili-a- uǯu uğnosek.
Oput̆arepek “so iği”-a do
k̆̆itxes.
Uğnosek:
--Hastei k̆̆uis
kodolobt̆k̆̆oçi-a,- uǯu.
Oç̆opes. Ğnosaik
iduşundort̆u. Hamuk-na ilu’stei tkvas-ya do kuçkit̆u: K̆uis xoca keşiğu do ntxa
kodolot̆k̆oçu.
Oput̆arepek uğnose
komoyones k̆̆uişa:
--Gexti do kemoyoni
Xoca-ya,-uǯves.
Uğnose kogextu.
Mendaǯk̆̆edu-s- Xocas var nugams. Ducoxu:
--Xoca tkvanis nak̆̆o
k̆̆uçxe uğut̆u-ya?
Jinişen uǯves:
--Jur-ya.
Hemuk uǯu:
--Hamus otxo k̆̆uçxe
uğun-ya.
Xolo ducoxu k̆̆uişen:
--Xoca tkvanis krape
uğun-ya!
Uǯves:
--Keşiği, muperi Xoca
ren, bžirat!
Gyudu tok̆̆i, keşiğes.
Mendaǯk̆̆ede-şi, ar didi kçe ntxa!
--Hamuşi hamk̆̆ata
uğnoseşi ğnosite-na gobulut, çku-ti hamusteri boret-ya. Hamus Xoca dailen-i-a?
do oxuşkves. Uğnose muçitu do igzalu oxoişa.
[Kaynak
kitap: Sergi Jğent̆i, “Ç̆anuri T̆ekst̆ebi/ Arkabuli K̆ilok̆avi”, S S R K̆
Meʒnierebata Ak̆ademiis Sakartvelos Piliali, Ak̆ad N. Maris Sax. Enis,
İst̆oriasa da Mat̆er. K̆ult̆uris İnst̆it̆ut̆i, T̆pilisi, 1938, (Gürcü
Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Lazcadan Türkçeye çeviri:
Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 1999)]

