[Lazca- Türkçe Masallar-11]: “Haram
yemeyen adam”
Bir zamanlar bir köyde
bir adam yaşıyormuş. Bu adam hiç haram bir şey yemiyormuş. Haram yemeyen bu adamın
oğlu bir gün akıp giden derede bir elmayı görüp almış. Sonra da o elmayı
götürüp babasına göstermiş.
Babası sormuş:
--Bu elmayı nerede
buldun?
--Dere, elmayı denize
doğru sürüklüyordu. Dereden kapıp aldım.
--Evladım, sen benim
başıma nasıl bir çocuk oldun böyle! Sen de çok iyi biliyorsun ki ben
yabancıların hiçbir şeyini yemiyorum!
Adam, oğlundan o elmayı
alıp dere tepe dolaşmış. Elmanın sahibini arıyormuş. Elmayı sahibine iade
edecekmiş.
Bir derenin üst
taraflarındaki bir arazide elma ağaçları görmüş. Gidip o elma ağaçlarının
sahibine sormuş:
--Selam, emmi! Elimdeki
elma gibi, senin de böyle elmaların var mı? Sen de böyle elmalar yetiştiriyor
musun?
--Benim ağaçlarımda senin
elindekine benzer elma yetişmiyor!
Adam, elindeki elmayla
yine sağa sola bakınıp yürümeye başlamış. Derken bir ağanın evine ulaşmış:
--Selâm, ağam! Elimdeki
elma gibi senin de elmaların var mı? Sen de böyle elmalar yetiştiriyor musun?
Ağanın arazisinde o cins
elma yetişmiyormuş.
Ağa, içinden şöyle
geçirmiş:
--Bu akıl alacak gibi bir şey değil!
Sonra da haram yemeyen
adama şöyle demiş:
--Bu cins elmanın
yetiştiği ağaçtan bende bir tane değil, yirmi tane var! Niye bana soruyorsun ki?
Ne yapacaksın?
--Dere, bu elmayı
sürükleyip denize götürüyormuş. Oğlum da bu elmayı kapıp almış. Onun için ben de
bu elmayı alıp sana geldim. Ben, haram bir şeyi asla yemem!
-- Sen bana bir yaklaş
hele! Sana bir şey söyleyeceğim! Madem haram yemeyen bir adamsın, benim yanımda
üç yıl çalış! Üç yıl sonra sana üç kıssa anlatacağım!
Haram yemeyen adam, “bana
üç kıssa anlatacak” diye sevinmiş. Üç yıl boyunca o ağanın yanında canla başla çalışmış.
Üç yıl sonra da ağaya
şöyle demiş:
--Ağam, üç yıl boyunca
sana çalıştım. Şimdi bana o üç kıssayı anlat!
Ağa, anlatmaya başlamış:
--Birinci kıssa: “Dere kıyısında
uyuma!” İkinci kıssa: “Gönlünden nasıl geçiyorsa, öyle yap!” Üçüncü kıssa: “Gözünle görmedikçe, kulağınla
işitmedikçe başkasının lâfıyla iş yapma!”
Ağanın anlattığı bu
kıssalar, haram yemeyen adamın pek hoşuna gitmiş.
Ağayla helalleşmişler.
Haram yemeyen adam, oradan ayrılıp köyüne gitmek üzere yolu koyulmuş.
Uzunca bir süre yürümüş. Yolda
birden eşkıyalarla karşılaşmış. Vakit de tam da akşam olmak üzereymiş. Eşkıyalar,
haram yemeyen adamı da yanlarına almışlar.
Eşkıyalar, geceyi dere
kıyısında geçirmek için hazırlanıyorlarmış. Bunu gören haram yemeyen adam,
yanında üç yıl çalıştığı ağanın kendisine söylediği kıssayı hatırlamış:
-- Dere kıyısında uyuma!
Sonra da eşkıyalara şöyle demiş:
--Aman, eşkıyalar! Ben
bir kıssayı öğrenebilmek için tam bir yıl boyunca çalıştım. Ben üç kıssa
biliyorum; size söyleyeyim! Birinci kıssa: “Dere kıyısında uyuma!” İkinci kıssa:
“Gönlünden nasıl geçiyorsa, öyle yap!”
Üçüncü kıssa: “Gözünle görmedikçe, kulağınla işitmedikçe başkasının
lâfıyla iş yapma!” Ben, bu üç kıssayı öğrenebilmek için tam üç yıl bir ağanın
yanında çalıştım. Ama sizden on para para almadan bu üç kıssayı sizinle
paylaştım! Onun için size yalvarıyorum; böyle bir yerde uyumayalım!
Eşkıyalar, haram yemeyen
adamın bu söylediklerine kulak asmışlar. Sonra da hep beraber ormanın üst
taraflarındaki tepeliklere çıkmışlar. Orada geceleyeceklermiş.
Eşkıyaların atları çok
susamış. Eşkıyalar Sormuş:
--Acaba buralarda bir yerlerde
su var mıdır?
Biri, suyun bulunduğu
yeri tarif etmiş:
--Ötede, üst taraftaki yayla
yolunu geçince oyuk bir yer var. İşte orada su var. Gel gör ki oraya giden geri
dönemez!
Haram yemeyen adam, iki
kova alıp o yere su getirmeye gitmiş. Tarif edilen yere varınca oradaki girintili
yere girmiş. Bakınırken bir odanın kapısı açılmış. Odada elinde hançer olan bir
delikanlı duruyormuş. Bu delikanlının önünde de bir kurbağa ile bir genç kız
duruyormuş. Delikanlı sormuş:
--Sen olsan, bunlardan
hangisini alırdın, bu kızı mı, bu kurbağayı mı?
--Gönlünden nasıl
geçiyorsa, öyle yap! Böyle işler başkasına sorulmaz! Herkes istediğini alır,
kimi kurbağayı seçer, kimi de kızı! Ne bileyim ben!
Meğerse oraya su almaya
giden hiç kimse geri dönemiyormuş. Ne var ki haram yemeyen adam, iki kova suyla
eşkıyaların yanına dönebilmiş. Çünkü delikanlı, “Bu kurbağa mı daha iyi, yoksa bu kız mı?” diye sorduğunda, o
güne kadar “kız iyi, kurbağayı ne yapacaksın ki?” diye cevap verenlerin
hepsinin kafasını kesmiş. Oysa haram
yemeyen adam, delikanlıya “gönlünden nasıl geçiyorsa, öyle yap!” dediği için
öldürülmekten kurtulmuş. Üstelik delikanlı, iki kova su doldurup dönmesine de
izin vermiş.
Sabah olmuş. Ertesi sabah
baktıklarında, dün gece eşkıyaların durup uyumak istedikleri yerleri sel basıp
götürmüş. Bunu gören eşkıyaların reisi, haram yemeyen adama şöyle demiş:
--Sen dün akşam bizimle
karşılaşmamış olsaydın, biz dere yatağında konaklayacaktık. Sonra da sele
kapılıp ölecektik. Atlarımız, altınlarımızla birlikte yok olacaktık. Bize kıssanla
verdiğin akıl, gösterdiğin yol için, ben de sana üç at yükü altın ile üç at
vereceğim. Yükleyip hemen evine gitmek üzere yola koyul! Yolun açık olsun!
Bundan sonra ailenle beraber güzel günler yaşa!
Eşkıyalar, haram yemeyen
adama üç at yükü alın vermişler.
Haram yemeyen adam
köydeki evine gitmek üzere atlara yüklü altınlarla yola koyulmuş.
Köyüne vardığında eskiden
evinin bulunduğu yeri bir türü bulamamış. Eski komşularına sormuş:
--Falanca adamın evi
nerede?
Eski komşusu, haram yemeyen
adamı tanıyamamış:
--O adamın karısı o evden
çıkıp söktü. Evi aşağı tarafa kurdu. Eskisiyle kıyaslanmaz.
Meğerse haram yemeyen
adamın karısı bir yerden çok para kazanmış. Daha aşağıda yeni bir ev yaptırmış.
Eskiden evinin olduğu
yere gitmiş ama o evi olduğu yerde yokmuş; aşağısına indiğinde orada bir ev görmüş.
Yavaş yavaş yeni eve
yaklaşmış. Sakına sakına evin penceresinden içeriye bakmış. Karısının, yatağın
üstüne uzanmış bir adamın saçındaki bitleri ayıkladığını görmüş. Şöyle düşünmüş:
--Ben, bu kadını hemen öldüreyim!
Ölçüp biçmiş sonra da öğrendiği
o kıssayı hatırlamış:
--Yahu ben, bir kıssa
için tam bir yıl çalıştım. O kıssa şöyleydi: “Gözünle görmedikçe, kulağınla
işitmedikçe başkasının lâfıyla iş yapma!” Böyle işleri inceden inceye anlamak
lazım!
Haram yemeyen adam, evin kapını tıklamış. Kapı
açılınca karısına sormuş:
--Yatağın üzerinde
başındaki bitleri ayıkladığın o adam kim?
--O adam benim oğlum!
Böylece haram yemeyen
adam meselenin aslını kavramış. Kadın da
kocasını tanımış.
Ondan sonra da haram
yemeyen adam, karısı ve oğlu mutlu mesut yaşamaya başlamışlar. Hâlâ da güzel güzel yaşıyorlarmış.
Haram yemeyen adam, o üç
kıssa için üç yıl boyunca çalışmış. O üç kıssa da kendisini belâlardan korumuş.
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/10/lazca-turkce-masallar-1-tebdili-kyafet.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-2-tovbekar-eskya.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-3-akl-ile-kader.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/11/lazca-turkce-masallar-4-kardesin.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-5-ay-ile.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-6-ylan-ile-adam.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masal-7-kotu-niyet.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/12/lazca-turkce-masallar-8-iki-arkadas.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-9-iki-kardes-biri.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/01/lazca-turkce-masallar-10-dev.html
++
“Xarami-Na Var İpxors K̆̆oçi”
Xarami-na var ipxors, k̆̆oçişi
berek a’ndğas ğalişen ar uşkurik eliğu do uşkuri baba muşis koǯiru. Baba muşik
uǯu-ki:
--Ha uşkuri so žiri?
Berek uǯu-ki:
--Ğalik gelimet̆u-şi, ma
bicubali.
Baba muşik uǯu-ki:
--Skiri, si muperi bere
ma mavi, var oxoboǯonam! Si k̆̆ai xeşa kogiçkin-ki, ma xark̆̆epeşi mutu var
bibxor!
Ha k̆̆oçik uşkuri kezdu
do ğali-ğali dido amayonu. Ğali-jin, so-ti uşkuri yodgit̆u-te k̆̆onari, he
oxormaceşe idu do k̆itxomt̆u:
--Ma-na miğun
uşkuri’steri si gegidgin-i?
Oxormancek uǯu-ki:
--Heşo uşkuri var miğun!
Ha k̆̆oçik xolo-ti
oxtimus kogyoç̆k̆̆u do ar ağaşi oxoşa mendaxt̆u. Ağas k̆̆itxu-ki:
--Hasteri uşkuri
gegidgin-i?
Ağas var gyudgit̆u, ama
“haya ğnosişi’mk̆̆ali şeri var ren”-ya do uǯu-ki:
--Haşo uşkuri ar var, ma
eçi kogemidgin! Muşeni mk̆̆itxum? Mu ğodare?
Xarami-na var ipxort̆u,
k̆̆oçi ağas uǯu-ki:
--Bere çkimik, ğalik
uşkuri gelimet̆u-şi, arteği kožirudoren. Hemuşeni ma ha uşkuri dokaçeri skanda
mobti. Ma xark̆işi xarami var bibxor.
Hemindos ağak, xarami-na
var ipxort̆u k̆oçis uǯu-ki:
--Oki heşo ren, si hak
memanç̆i, muntxani giǯvare. Oki, si xarami-na var ipxo k̆̆oçi re, sum ǯanas ma
miçalişi do si sum nena giǯvare.
Xarami-na var ipxort̆u
k̆̆oçik sum ǯanas duçalişu ağas. Sum nena miǯva-şen-ya-do. Sum ǯana-ş-k̆ule
ağaşa, xarami-na var ipxort̆u, k̆oçi mendaxt̆u do uǯu:
--Ağa, sum ǯanas
dogiçalişi, haǯi sum nena kodomoguri!
Ağak uǯu-ki:
--Ğalişi ak̆̆ras mo
incir! Majurani: guris-na giğun’steri, heşo vi! Masumani: Toli do uci skanite var
ogna, var žira-şakis dulya mot ikom xark̆işi nenate.
Ağak ha nenape, xarami-na
var ipxort̆u k̆̆oçis uǯu. Ha k̆̆oçis dido k̆̆ai daǯonu do igzalu. Xarami-na var
ipxort̆u k̆oçi dido gzas idu-şi, hamus çalandarepe konages do hem-ti
dolumcudort̆un. Ağak hamus-na uǯudort̆u nena kogaşinu- “ğalişi ak̆̆ras mot
incira” do –hemindoras çalandarepes uǯu-ki:
--Ç̆e, çalandarepe! Ma ar
nena şeni ar ǯanas biçalişi, sum nena komiçkin. Maartani: Ğalişi ak̆ras mot
incira! Majurani: guris na giğun’steri, heşo vi! Masumani: Toli do uci skanite
var žira do var ogna-şakis xark̆işi nenapete dulya mot ikom! Ha sum nenaşeni ma
sum ǯanas biçalişi do tkvan upareli koxogoǯonapit, hemuşeni haǯi ma dido
goxveǯamt, hasteri hak mot bincirt̆at!
Çalandarepek ha k̆̆oçis
konuruces do germaşi jin rak̆̆anişa keşaxt̆es. Ʒxenepes p̆at̆i ǯk̆̆ari arumines do goyk̆itxes-ki:
--Hak so-ti ǯk̆̆ari
koyeni p̆ea?
Ar mitxanik hatepes
uǯu-ki:
--Hek jin gola gza
mek̆̆ila-şi, ar dolok̆̆lant̆a sva ren. Hek ǯk̆̆ari koren, ama na idasen k̆̆oçi
var malen!
Xarami-na var ipxort̆u
k̆̆oçi jur vedre ezdu do ǯk̆̆arişa igzalu. İdu-şi,ar meşak̆̆lamt̆a svas
komeşaxt̆u do doloxe ar mskva oda kogoynǯku. Hek ar biç̆i xes didi xençeri
dokaçeri kodgit̆u do he biç̆işi ǯoxle ar mari do ar çkva bozo kogoǯudgit̆u.
Hemindoras ha biç̆ik xarami-na var ipxort̆u k̆oçis k̆itxu:
--Si namu-na ren,
eç̆opumt̆u, bozo vana mari?
Xarami-na var ipxort̆u
k̆̆oçik uǯu-ki:
--Namu mogǯondasen, heya
eç̆opi! Haşo dulyaşeni mitişa ik̆̆itxinen. İris-na unon’steri, heşo ikoms-ki,
mik mari eç̆opums-ki, mik- bozo!
He ǯk̆̆arişa na idat̆u
k̆̆oçi var malet̆u, ama ha k̆̆oçi komoxtu, hemuşeni-ki ǯk̆̆arişe-na idat̆u
k̆̆oçis he biç̆i k̆itxomt̆u: “Mari k̆ai en-i, va-na bozo?” Na idat̆u k̆oçi
uǯumert̆u-ki: “Bozo k̆ai ren, mari mu ğodare”,- heşo-na tkvat̆u k̆oçis ti
nok̆̆vatamt̆u. Xarami-na var ipxort̆u k̆oçik “guris-na giğun’steri, heşo vi”-a
uǯu do hemuşeni mutu var ağodu. Hemuk-ti ǯk̆ari ezdu do igzalu. Ç̆umen
ç̆umandele mendaǯk̆ede-ş-k̆ule, ğoma-na t̆es svapes do onciru guris-na uğut̆es,
svapes ğvarala gextudoren do kodokaçudoren. Hemindoras çalandarişi tigemçalek
xarami-na var ipxort̆u k̆oçis uǯu-ki:
--Ğoman si
vart̆ik̆̆onari, çkun hak̆̆o ʒxenepe okro do k̆̆oçepe-ti gomdunut̆it, hemuşeni
haǯi si mekçare sum ʒxenişi oğmalu okro do sum çkva ʒxeni, mok̆idi do skani
oxoşa idi do k̆ai-k̆ai skidi!
Xarami-na var ipxort̆u
k̆̆oçis çalandarepek sum ʒxeni oğmalu muşite komeçu do k̆̆oçi oput̆e muşişe
mendaxt̆u, ama oxori muşi-na dgit̆u sva var yaʒxunu do martepe muşis k̆itxu:
--Hasteri k̆̆oçişi oxori
so ren-ya?
Mcveşi marte muşik
uǯu-ki:
--He k̆̆oçişi oxorca
kogamaxtu, oxori ǯk̆̆u do ǯalendo k̆̆eleşi kogelak̆̆odu. Mcveşi var gorişinams.
Xarami-na var ipxort̆u
k̆̆oçişi oxorcak dido para mogu do ǯalendo k̆̆eleşi ağne oxori dok̆odapudoren.
Xarami-na var ipxort̆u k̆oçi oxo muşişa-na dgit̆u svaşa mendaxt̆u, ama he svas
oxori var dgit̆u. Ǯalendo k̆ele gelaxtu-şi, hak ar oxori kodgit̆u. Haya
not̆k̆obu do pencereşen noxosaru-şi, oxorca muşik ar k̆oçis ti ut̆işinamt̆u
oncires elancireri do ha k̆oçik nifik̆iru ki: “Ma ha oxorca dop̆ila”, ama
a’çkva nixesabu-ki: “Ma ar ǯanas biçalişi do ar nena-na miǯvesdort̆un, he neta
hasteri t̆u: Toli skanite var žira-şakis do uci skanite var ogna-şakis,
çkvalepeşi nenate dulya mo ikom!” Haşo dulyape mteli xolo mç̆ipaşaşi
koxoǯonu-şi, oxorca muşis nek̆na nuk̆ank̆u do amaxtu-şi k̆itxu:
--Ha k̆̆oçi minoren-ya?
Oxorcak uǯu-ki:
--Haya bere çkimi
ren”-ya!
Haşopete komolik iri xolo
koxoǯonu do oxorcak-ti içinu komoli muşi do, hemindora-ş-k̆̆ule k̆ai-k̆ai
oskedinus kogyoç̆k̆es do k̆ai skidunan. Sum ǯanas sum nenaşeni-na içalişu, he
sum nena daxmaru.
[Kaynak
kitap: Sergi Jğent̆i, “Ç̆anuri T̆ekst̆ebi/ Arkabuli K̆ilok̆avi”, S S R K̆
Meʒnierebata Ak̆ademiis Sakartvelos Piliali, Ak̆ad N. Maris Sax. Enis,
İst̆oriasa da Mat̆er. K̆ult̆uris İnst̆it̆ut̆i, T̆pilisi, 1938, (Gürcü
Alfabesinden Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Lazcadan Türkçeye çeviri:
Ali İhsan Aksamaz, İstanbul, 1999)]

