[Lazca- Türkçe Masallar-20]: “Üvey
evlat”
Bir zamanlar bir kadın
üvey kızı ve öz kızıyla yaşıyormuş. Üvey annesi, zavallı kıza hiç iyi
davranmıyor, her işe koşturuyor, canını çıkartıyormuş. Öz kızını ise yanından
ayırmayıp lezzetli yiyecekler
yediriyor, yeni elbiseler giydiriyormuş. Üvey kızını her zaman aç biilaç
bırakıyormuş. Yine üvey kızı için durmadan şöyle diyormuş:
--Bir geberseydi de
kurtulsaydık!
Kendi kızı her zaman ne
kadar çok mutluyla, üvey kızı da o kadar çok hüzünlü ve hep başı önündeymiş.
Kış mevsimi gelince çok
fazla kar yağmış. Her yeri kar kaplamış.
Kadın, üvey kızını
çağırıp şöyle demiş:
--Hınzır, buraya gel, güzel
kızımın canı çilek çekti. Çabuk gidip çilek getir, yoksa eve hiç gelme!
Kız, üvey annesine
şöyle demiş:
--Anneciğim, kış
mevsimindeyiz. Ben şimdi çileği nerede bulayım?!
Zavallı kız ağlıyormuş.
Zalim kadın kıza
bağırmış:
--Çilek getirmeden
gelme!
Kızın eline de sepeti
tutuşturmuş.
Zavallı kız ağlaya
ağlaya hava kararıncaya kadar gitmiş de gitmiş.
Derken kulübe gibi
derme çatma bir ev görünce gidip kapısını tıklatmış. Kapıyı oldukça yaşlı bir
kadın açmış. Yaşlı kadının üstü başı pislik içindeymiş.
Yaşlı kadın, kızı
içeriye almış.
Sonra da şöyle demiş:
--Evladım, biraz
saçımdaki bizleri ayıklayıver!
Kızın midesi bulandıysa
da, yaşlı kadının bitlerini ayıklamış. Kadını yıkamış. Evini süpürüp, kap
kacağını da yıkamış. Sonra da gidip bir köşede uyumuş.
Sabahleyin kalkıp tam
giderken yaşlı kadın şöyle demiş:
--Kızım, sen kimsin?
Kış ortasında burada ne arıyorsun?
Kız, her şeyi olduğu gibi yaşlı kadına
anlatmış. Meğerse yaşlı kadın periymiş. Kıza acımış:
--Sen çok iyi bir
kızsın. Benim on iki çocuğum var. Her çocuğumda yalnızca bir ayın anahtarı var.
Sen hangi ayın meyvesini istiyorsan, o ayın anahtarını çevireceksin. O zaman sana
o ayın meyvesini verecek.
Yaşlı kadın,
çocuklarının yerini de tarif etmiş. Kız da gitmiş, gitmiş. Sonunda da bir evle
karşılaşmış. Burası on iki çocuğun eviymiş. Kız, kapıyı tıklatınca bir adam
dışarı çıkıp sormuş:
--Ne istiyorsun?
Kız cevaplamış:
--Ben çilek arıyorum.
On iki kardeş, kızı eve
buyur edip şöyle demişler:
--Üst katın
temizlenmesi lazım. Orayı temizle!
Kız, süpürgeyi kaptığı
gibi kısa sürede orayı temizlemiş. Sonra da aşağı kata inmiş. O ihtiyar Peri
kadının Mayıs adlı evladı, kızın yanına gelip şöyle demiş:
--Sen çok iyi bir
kızsın. Temiz kalplisin. Dışarı çıktığın
zaman, istediğin yerdeki karları temizleyip oradan istediğin kadar çileği
topla!
O ihtiyar Peri kadının
Ekim adlı evladı da kız şöyle demiş:
--Ağladığın zaman
yanaklarından yaş değil, incirler dökülsün!
Peri kadının Nisan adlı
ise şöyle demiş:
--Gülümsediğin zaman da
yanaklarında çiçekler açsın!
Kız evden ayrılmış.
Yolda bir yerlerde karları temizleyince çilekler ortaya çıkmış. Hepsini toplayıp
sepetine doldurmuş.
Kız evine dönerken
yolda dünkü o yaşlı kadınla karşılaşmış. Yaşlı kadın eliyle kızın başını
okşayıp şöyle dua etmiş:
--Başını her
yıkadığında vücudundan altınlar yağsın!
Kız evine gelmiş. Üvey
annesi çilekleri görünce şaşmış. Kız güzelleşmişti de. Gülünce yanaklarından
yanaklarında çiçekler açıyor; ağlayınca incirler dökülüyormuş. Bu da ne ki?!
Başını yıkayınca da vücudundan altın yağıyormuş.
Üvey annesi sormuş:
--Kız, seni bu hâle kim
getirdi?!
Kız her şeyi olduğu
gibi söylemiş. Üvey annesi, öz kızını da çilek toplamaya göndermiş.
O da yaşlı kadının
evine gitmiş. Yaşlı kadına kötü sözler söyleyip yanına hiç yanaşmamış bile. O
kız da, şafak sökerken yola koyulup yaşlı kadının on iki çocuğunun evine
gitmiş. Kapıyı tıklatınca, onu da eve buyur etmişler. Evin çocuklarının odasını
süpürmemiş. Onlara kötü sözle de söylemiş. Dışarıya çilek aramaya çıktığında
yaşlı kadının on iki çocuğundan biri şöyle demiş:
--Ağlayınca, gözlerinden
akrepler çıkmış!
On iki kardeşten bir
diğeri de kıza şöyle beddua etmiş:
--Güldüğünde
yanaklarından kurtçuklar dökülsün!
Kız yolda bir yerlerde
karları küreyince çilek değil, yılanlar ortaya çıkmış. Kız korkup oradan
kaçmış. Evine dönmüş. Annesini görünce sevinip gülümsemiş. Gülümseyince
yanaklarından kurtçuklar dökülmüş. Kurtçukları
görünce de ağlamaya başlamış. İşte o zaman da gözlerinden yaş yerine akrepler dökülmüş. Annesinin
çok fenasına gitmiş. Kızını akreplerden kurtarmak için öne atılmış. İşte o
zaman da akrepler hem üvey anneyi hem de kızını sokup ikisini de öldürmüşler.
Ev de, her şeyleri de üvey kıza kalmış. O da istediği gibi yaşamış.
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2025/10/lazca-turkce-masallar-1-tebdili-kyafet.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/02/lazca-turkce-masallar-16-coban.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-17-kedi-ile-cakal.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-18-uc-erkek-kardes.html
https://aliihsanaksamaz.blogspot.com/2026/03/lazca-turkce-masallar-19-padisahn-oglu.html
“P̆roğoni”
Ar orapes ar oxorcas ar
p̆roğoni do arçkva muşi bozo uqount̆u. Emuk p̆roğonis k̆ai var oğodap̆t̆u do birtum
şuri iumert̆u. Muşi bozo muk ilixunapt̆u. K̆ai giai do dolokunepe muşi bozos
meçapt̆u. P̆roğoni bozo birtum mşkironeri dit̆alept̆u. Xoloti p̆roğonişeni,- ar
doğurat̆uia do kamouçit̆atia!- zop̆ont̆u. Bozo muç̆o xelebei rt̆una, p̆roğoni ek̆o
gemzuli do ti-gemaleri rt̆u.
Qinoba moxtuşi, dido
didi mtviri domtu. Oxorcak p̆roğonis ducoxu do uǯu:
--Ak moxti xinžiri,
bozo çkimik k̆andğu gorups. K̆ap̆ineri idi do komuği, vana oxorişa var komoxtaia.
Bozok:
--Nana çkimi, qinobas
voret, man aǯi k̆andğu so bžiraia do imgaru.
Oxorcak duluquru:
--K̆andğu var muğaşa,
var komoxtaia do xenǯk̆eli komeçu.
Zavali bozo, limcişakis mgarineri, mgarineri idu, idu. Paʒxastei ar oxori kožiruşi, nek̆nas nok̆ank̆u. Nek̆na ar xçinik
kagonǯk̆u. Xçini dido pinti rt̆u.
Xçinik bozo
kamiqonuşk̆ule uǯu:
--Skiri çkimi, mʒika
toma domit̆işonia.
Bozos guri maktutina,
xçinis mt̆i dut̆işonu. Xura dubonu, oxori dukosu do angepe duçxuşk̆ule idu do
kodinciru. Ç̆umanik̆ele kiselu do nit̆uşk̆ule, xçinik:
--Sin mi re, am qinobas
mu ak gorup?- iado k̆itxu.
Bozok iri şei duǯu.
Xçini perişi oxorca t̆u do bozo guis naç̆u:
--Sin dido k̆ai bozo
re. Man vit̆ojur [12] bere miqorun. K̆ata beres ar tutaşi nk̆ila okaçun. Sin
nam tutaşi meiva ginonna, em tutaşi nk̆ila goloktagion do em meiva mekçasunon
ia,- uǯu.
Berepe muşişi svati
konuguru. Bozo idu, iduşi, ar oxori konargu. Aia vit̆ojur berepeş oxori t̆u.
Nek̆nas nok̆ank̆uşi, ar k̆oçi kagamaxtu. Emuk bozos:
--Mu ginonia?- k̆itxu.
Bozok uǯu:
--Man k̆andğu bgorupia.
Bozo oxorişa kamiqones
do uǯves:
--Jinik̆ati okosuşi
miğunan do domikosit ia.
Bozok okosales
nank̆ap̆u do ar dek̆ik̆aşa dokosu. Tude gextu Maisişi bere emus konanç̆u do
uǯu:
--Sin dido k̆ai bozo re.
K̆ai guri gegžin. Gale gamaxtaşi, naginon svas mtviri elağaği do naginonşakis
k̆andğu k̆orobi.
Gimuaşi berek uǯu:
--Sin imgaraşi, ğvas
luğepe goǯagak̆idas.
Aprilişi berekti:
--İžiʒinaşi, ğvaepes
pukirepe goganǯk̆as ia,- uǯu.
Bozo kagamaxtu do
mtviri elapağuşi, k̆andğupe kagamit̆u. Emuk iri xolo doǯilu do xenǯk̆eli
kiopşu.
Oxorişa nit̆uşi,
ğomaneri xçini konargu. Xçinik bozos tis xe gilusu do:
--K̆arta ti ibonaşi,
altunepe dogabğas iado kogexvamu.
Bozo oxorişa komoxtu.
Nanaşant̆işik k̆andğupe žiruşi, guişaşu. Bozo dimskvaneet̆u. İžiʒapt̆uşi,
ğvapes pukirepe gonǯk̆ipt̆u; imgaraşi, luğepe goǯvak̆idet̆u. Eti mutu var, ti
ibonaşiti altunepe dvabğet̆u.
Oxorcak k̆itxu:
--Sin aşo mik kǯipxuia?
Bozok irişeina t̆ustei
duǯu. Oxorcak bozo muşiti k̆andğuşa mendoçku. Eti xçiniş oxoişa mextuşi, xçinis
dido p̆at̆i nenape duǯu do varti nanç̆u. Dotanuşi, gzas kogedgitu do berepeş
oxoişa mendaxtu. Nek̆nas gok̆ank̆uşi, eti oxoişa mendaxtu. Nek̆nas gok̆ank̆uşi,
eti oxorişa kamiqones. Oxoiş berepes ne oda
ukosu, p̆at̆i nenapeti uǯu do gale k̆andğu ogouşa gamit̆uşi, ar berek uǯu:
--İmgaraşi, tolepeşen
ank̆repepe goǯagak̆idasia.
Majuranik:
--İžiʒaşi, ğvaepeşen
munt̆urepe dogabğasia do mejamu.
Bozok mtviri elakosaşi,
ǯiǯilape kamoşaxt̆es. Aşkurinu do oxorişa imt̆u. Nanamuşi ziruşi, xelebaten mʒika
kelvažiʒinuşi, ğvaepeşen munt̆urepe kodvabğu. Munt̆urepe žiruşi, omgarinus
kogioç̆k̆u. Em orasti tolepes ank̆repepe kogoǯvak̆idu. Nanamuşis dido p̆at̆i
aǯonu do ank̆repepes nank̆ap̆uşi, oxorcasti do bozosti lemşepe noʒiges do
juriti doğurines. Oxoriti p̆roğonis kodoskidu do na unt̆usteri komolaxedu.
[Kaynak kişi: Nalan Çakiri, 1968
doğumlu, Sarpi Köyü, (Kaynak kitap: Ʒiala Narak̆iže, “Lazuri T̆ekst̆ebi”, Gamomʒemloba Batumis
Şota Rustavelis Saxelmʒ̆ipo Universit̆et̆i, Batumi, 2015), (Gürcü Alfabesinden
Latin Alfabesine çevriyazı, düzenleme ve Lazcadan Türkçeye çeviri: Ali İhsan
Aksamaz, İstanbul, 2020)]

